ABD Yunanistan’da Neden Askeri Üsler Kuruyor?

ABD’nin başta Dedeağaç olmak üzere Yunanistan’ın pek çok yerinde askeri üs kurması duyarlı her vatandaşımızın kafasında soru işaretlerine sebep olmuştur. Acaba ABD buralarda neden askeri üs kurmaktadır? Bu nedenlerin içinde Türkiye’ye karşı bir askeri harekât da var mıdır? Yunanistan Türkiye’ye dönük savaş planları mı yapıyor? Şimdi gelin bu sorulara önce özet bir şekilde cevap verelim ve sonra da bu düşüncelerimizi genişçe anlatalım.

Öncelikle belirtmeliyim ki ABD’nin bu faaliyetlerinin sadece tek bir amacının olduğunu düşünmüyorum. Çok yönlü amaçlara hizmet eden bu faaliyetler netice de uluslararası anlaşmalara göre icra edilmektedir. Bazı kardeşlerimiz ABD ve Yunanistan’ın birlikteliğine karşı “Bu durum bir savaş sebebidir.” diyerek gereksiz bir yaygara koparmaktadır. Bir savaş kararı öyle bir anda alınacak bir şey değildir. Olaylara akl-ı selim ile yaklaşmalı ve her mütecaviz harekete karşı tedbirler alınarak karşı bir hamle ile cevap verilmelidir. Yani savaş savaşta değil barışta kazanılır. Barışta güçlü olursan, her an savaşa hazır bir şekilde tetikte beklersen, ağzı sulanan çakallara karşı caydırıcı bir unsur olursun. Kötü niyetli zalimlerin bin kez düşünmesine neden olursun. Böylece sana saldıramazlar ve sen savaşı önlemiş olursun.

Şimdi geleyim ABD’nin olası amaçlarına. İlk olarak ABD boğazları kontrol etmeyi amaçlamaktadır. Rus savaş gemilerinin Akdeniz’e inişinin önünde bir engel olmak istemektedir. Rusya’yı Karadeniz’e hapsetmenin peşindedir.

Sonrasında da Yunanistan’da olduğu gibi Bulgaristan, Romanya ve Ukrayna’da da askeri üsler kurmaktadır. Bu da demektir ki ABD, Rusya’yı Karadeniz üzerinden ablukaya almak istemektedir.

Yan maksatlara gelirsek Yunanistan ile Türkiye arasında çıkarılması planlanan savaş ’ta Yunanistan’ı destelemek niyetindedir. Bu savaş elbette ki çıkarılacak olan 3.Dünya savaşının bir parçası olacaktır. Bu aşamada da İstanbul’u ele geçirmek nihai hedefleri olacaktır.

Ayrıca Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarına hâkimiyet dalaşmalarından karlı çıkmak istemektedir. Türkiye’ye gözdağı vererek doğu Akdeniz’deki arama faaliyetlerine son vermesi için baskı yapmaktır. Yine de eğer Türkiye ABD’ye başkaldırırsa ve aramaya devam ederse üzerine ABD destekli Yunanistan’ı göndermeyi planlamaktadır. Bu senaryoda Fransa’yı da ihmal etmemelidir. Çünkü Yunanistan ile Fransa askeri yardımlaşma anlaşması imzalamışlardır.

Son olarak belirtmeliyim ki ABD, gönül istemez ya, olur da Türkiye’ye savaş açarsa artık bu durumda dünya savaşı çıkmış demektir ki bu da doğumuzda Ermenilerin ve güney doğumuzda da Kürtlerin ayaklanması anlamına gelir. Böylece Batıda ABD, Yunanistan ve Fransa ile uğraşırken doğuda da Ermeniler ve Kürtlerle uğraşacağız demektir. Azerbaycan’dan destek gelemez zira o da İran ile çarpışmaya başlamıştır.

Bu özetten sonra konulara biraz daha derinden girelim.

Türkiye Yunanistan askeri güç dengesinin, F35 savaş uçağı ortak yapımından saf dışı edilmesiyle Yunanistan lehine bozulduğunu görüyoruz. Yunanistan’ın ise F35 almasına ABD sıcak bakıyor. Bu olumsuz durumun Türkiye’nin Rusya’dan S 400 Hava savunma sistemi satın almasıyla başladığını söylemek yerinde olur. Peki, Türkiye S 400 almamalı mıydı?

Bu sorunun cevabı tam bağımsız bir devlet için elbette ki almalıydı olmalıdır. Netice olarak ülke savunmamızın kararı bize ait olmalıdır. Ancak tüm ekonomimiz Avrupa’ya ve ABD’ye bağlı olunca bu zalimler de bizim her işimize burunlarını sokmaktadırlar. Onlardan habersiz iş yapamayız derler eğer yaparsak, ekonomik ambargolar başta olmak üzere her türlü zalimliği ederler.

Öyleyse bu durum bize göstermektedir ki güçlü olmak için sadece askeri alanda güçlü olmak yetmez. Ekonomik, siyasal ve sosyal alanlarda da güçlü olmak zorundayız. Kuşkusuz Türkiye artık eski Türkiye değildir. Her alanda güçlenmektedir. Toplumsal ve ekonomik sancılarımızın sebebi de budur. Büyümemizi istemeyen, eskisi gibi kendilerine boyun eğen bir Türkiye olmamızı isteyen emperyalist güçler bize içerde ve dışarda köstek olmaktadırlar.

Türkiye artık içerde de dışarda da konuşan bir ülkedir. Kendi menfaatlerimizi özgürce haykırmaya başladık. Elbette ki bunun bir bedeli vardır. O da şeytanın askerleriyle mücadele etmektir. Onlardan bir tanesi ve büyükbaşları, ABD’dir. Bizim bekâ meselemiz olan 3 konuda bizden boyun eğmemizi istemektedir. ABD ile ilişkilerimizin kopma noktasına gelmesinin nedeni biz değiliz bilakis onlardır. Çünkü istekleri yenilir yutulur şeyler değildir.

1 ncisi Irak-Suriye bölgelerindeki Kürt yapılanmalara karşı çıkmamızdır. Türkiye’nin güneydoğu bölgeleri de dahil olmak üzere Irak ve Suriye’nin kuzeyini de kapsayan bir Kürt devleti kurulmak istenmektedir. Bu bizim için olacak bir şey değildir. Bu çerçevede ABD PYD-PKK terör örgütlerini her türlü maddi olarak desteklemektedir. Bu durum da bizi ABD ile karşı karşıya getirmektedir.

2 ncisi Doğu Akdeniz enerji pastasından Türkiye olarak ve elbette haklı olarak payımızı almak istiyoruz. Ancak ABD bizim doğu Akdeniz’de arama faaliyetleri yürütmemizi istemiyor. Libya ile yaptığımız deniz anlaşması gereği hukuki bir üstünlük kazanmış durumdayız. Fakat ABD bölgede İsrail’in menfaatlerine dönük olarak Fransa ile beraber, Yunanistan’ı bize karşı kışkırtmaya başlamıştır. Akdeniz’de ilişkiler pamuk ipliğiyle bağlıdır ve bu ip de çok gerilmiştir.

3 ncüsü ABD, Kıbrıs’ın birleşmesini istemektedir. Aslında biz de bunu istiyoruz ama adadaki Türk varlığının kabul edilerek birleşmelerinden yanayız. En son Annan planının halk oylamasında Güney Kıbrıs Rum kesimince kabul edilmemesiyle barış görüşmeleri suya düşmüştür. ABD bu konuda Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum kesiminin yanındadır.

Türkiye Doğu Akdeniz’de Libya ile yaptığı anlaşma ile bir bölgeyi mavi vatan ilan etti ve çektiği sınırın ihlali veya arama gemilerine denizden veya havadan yapılacak herhangi bir askeri müdahaleyi savaş sebebi saydı. Yapılan işlem tamamen uluslararası hukuka uygun olmasına rağmen elbette ki emperyalist güçlerin işine gelmedi. Onlar için hukuk ancak kendi menfaatlerine olursa hukuktur. Ancak yine de açıktan karşı çıkan ABD, Fransa ve İsrail devletleri fiili olarak Türkiye ile bir savaşı göze alamadılar ki bu oldukça yerinde bir siyasi karardır. Öyleyse onlara bir maşa lazımdı. İşte bu maşa da her zaman Avrupa’nın ve ABD’nin şımarık çocuğu olan Yunanistan’dı. Kurtuluş savaşı zamanlarında Anadolu’ya gönderilen Yunanistan’ın maalesef tarihten ders alması gerekirken hala çocuksu bir siyaset gütmesi ve kendisini kullanan emperyalist devletlerin yanında yer alarak onlara maşa olması gerçekten içler acısıdır. Böylece Yunanistan ile ABD ve Fransa arasında ortak savunma anlaşmaları yapıldı. ABD-Yunanistan Savunma İşbirliği Anlaşması, 5 yıllığına yenilendi ve genişletildi.

Bu anlaşmalar neticesinde Yunanistan Ege adalarını silahlandırmaya başladı. Bununla da yetinmeyerek Yunanistan’ın 20 yerinde ABD’nin askeri üs kurmasına izin verdi. Böylece ABD Dedeağaç başta olmak üzere Kavala, Selanik, Larisa, Stefanovic, Girit ve diğer irili ufaklı 20 yerde askeri üs kurdu.

Özellikle Dedeağaç, Trakya’yı ve sonrasında İstanbul’u tehdit eden askeri stratejik bir konuma sahiptir. ABD bu üsleri almakla çok maksatlı bir hedefe yönelmektedir. Ege Denizini kontrol ederek deniz sahası, Fır hattı ve Kıbrıs problemlerinde Yunanistan’ı destekleyecek. Türkiye’nin Güneydoğudan batıya asker kaydırmasına neden olacak ve Irak-Suriye’deki askeri gücümüzü azaltmış olacak. Böylece doğuda da Ermenistan ve Kürt ayaklanmaları ile Büyük Ermenistan ve Türkiye-Irak-Suriye bölgelerini kapsayan bir Kürdistan devleti kurma planına da destek vereceklerdir.

Dünya geneline bakacak olursak tüm bunların yanında ABD’nin sadece Türkiye’ye dönük faaliyetleri olmadığını görmekteyiz. Boğazları kontrol ederek Rus savaş gemilerinin Akdeniz’e geçişini kontrol edecektir.

Tüm bunların ötesinde gizli gizli planlanan 3. Dünya savaşının stratejik hazırlıklarını yapmaktadır. Oldukça ürkütücü olan bu senaryonun askeri bacağı tamamlanmak üzeredir.

Şeytanın uşakları boş durmuyorlar. Siyonizm’in taşeron ülkeleri orta doğuyu kan gölüne çevirirken, Korona virüs ve diğer türevleri Dünya nüfusunu katlederken, ekonomik buhranlar insanları açlığa sürüklerken, bu zalimler ordusu, sessiz sedasız kurulması planlanan şeytanın yenidünya düzenine doğru ilerlemektedirler.

Türkiye ile Yunanistan’ı ister ege adaları olsun, ister doğu Akdeniz enerji kaynakları olsun, isterse de Kıbrıs sorunları olsun herhangi bir sebepten dolayı savaştırıp yenidünya düzeni kurulmasını sağlayacak olan yenidünya savaşını başlatmanın gayreti içindedirler.

Maalesef her yerde savaş, kan, katliam kol gezmeye başlamıştır.

ABD, Rusya’ya karşı stratejik üstünlük kurabilmek ve Rusya’yı Karadeniz’den kuşatmak maksadıyla Bulgaristan, Romanya ve Ukrayna’da askeri üsler kurmaya devam etmektedir. Rusya’nın Ukrayna’ya müdahale etmesi için elinden gelen her şeyi yapmaktadır.

Çin’e karşı ise Kamboçya’yı destekleyerek Uzak Doğu’da çıkması planlanan Çin savaşına hazırlanmaktadır. Ayrıca Kuzey Kore’yi kışkırtarak Güney Kore ve Japonya’ya savaş açmasının temelleri atılmaktadır. Afganistan zaten Turan bölgesinin baş belası haline getirilmiştir. ABD, Afganistan’dan çekilirken son derece modern askeri silah ve araç ve gereçlerini Afgan Talibanlara bırakmıştır. Azerbaycan ile İran’ın güney Azerbaycan nedeniyle savaşmaları için savaş provaları yapılmaya başlanmıştır.

Velhasıl nereye bakarsanız bakın orada bir kargaşa, gözyaşı ve acı var. Ölümler, yaralanmalar, göçler almış başını gidiyor.

Ey insanlar aklınızı başınıza alın! Artık uyanın! Bu zalimleri dost sanmayın! Onlar kuzu postuna girmiş kendini kurt sanan aç çakallardır. Milli birlik ve beraberliğimize sahip çıkmak, manevi değerlerimizi bu zalimlerden koruyabilmek için el ele vermeliyiz. Kendi içimizdeki kavgalara son vermeli ve gerçek düşmanı artık görmeliyiz. Maddi ve manevi olarak güçlenmeli ve Yüce Yaratıcının ipine sımsıkı sarılarak zalimlere asla boyun eğmemeliyiz.

Ey Türk! Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe, senin ilini ve töreni kim bozabilir.

Bu duygu ve düşüncelerle hepinize sevgi ve saygılarımı yolluyorum. Allah’a emanet olun. Hoşça kalın. Sevgi ışığınız, kalbiniz rehberiniz olsun.

Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.