Dolar Şahlandı | Ekonomide Gizli Bir Plan mı var?

Dolar 10, 7 ve Altın 650. Maalesef bu rakamları yazmak zorunda kalıyorum. Parmaklarım acıyor. Yine de inanasım gelmiyor. Diyorum ki bu işler nasıl bu seviyelere geldi? Başımızdaki bizi yönetenler benim gibi bir adamın bile gördüğü bu acınası tabloyu görmüyorlar mı? Bunun imkanı yok. Mutlaka görüyorlardır. O halde neden kimse bu işi düzeltemiyor? Düşünüyorum ama işin içinden çıkamıyorum. Aklıma sadece tüm bu işlerin bir oyun olması ihtimali geliyor. Aksine düşünürsem bu işlerden sorumlu kişilerin yeteneksiz veya bilerek kasıtlı iş yapan gafiller olduklarını söylemem gerekecek. Yine de biz böyle düşünmeyelim. Devletimizin muhakkak bir planı vardır diyelim. Ama ne?

Ne kadar düşünsem de gizli bir planın olduğunu sanmıyorum. Son zamanlarda bir faiz algısı oluşturulmaya çalışılıyor. İktidar faizleri düşüreceğiz diyor. Ancak bu faizle savaş naraları son aylarda ortaya çıkmış durumda. 20 senedir aklınız neredeydi demezler mi adama? Yoksa partinin taban seçmenlerinin İslami görüşte olmaları değerlendirildiğinde iktidar partisi tribünlere mi oynuyor? Doların yükselmesi kaçınılmazdı. Gelecek olan geliyordu. O halde bu acınası tabloya bir kılıf bulmak gerek diyerek siyasi bir üstünlük oluşturacak, İslami bir mazeret üretmek mi bu gizli plan? Evet faiz haramdır. Ancak Dünya ekonomi sahasında faiz topuyla futbol oynarken, faiz topunu ortadan kaldırınca futbolu neyle oynayacaksın? Çare bu değil. Gerçek çare futbolu bırakmaktır. Topla uğraşacağına, sahadan çekilmek daha akıllıca değil mi? Sonuçta batan bir ekonomi var ve bu batışın da bir sebebe ihtiyacı var. Faizle mücadele ettik. Gördünüz. Ne yazık ki başarılı olamadık. Faiz lobileri buna izin vermedi. Doları yükselttiler. Yoksa biz masumuz.

Bu arada demek lazım ki faiz temeline kurulu bir devletten faizi nasıl kaldıracaksın? Bu çok şaşılası bir durumdur. Başarısız olunması kaçınılmaz bir başlangıç tirajı komik değil mi? Bu siyasi çırpınışları bir kenara kayalım beyler! Gerçekler elbet bir gün açığa çıkar. Samimi ve dürüstçe itiraf edelim. Biz başaramadık. Bunu itiraf etmeye korkmayalım. Çünkü her başarısızlık, sonrakilerin aynı yolu kullanmamaları için kazanılmış bir tecrübedir.

Genelde çoğumuzda, dolar düşerse ekonomi iyi demektir gibi yanlış bir algı var. Aslında doların artması düşmesi ekonomik uygulamaların sadece bir sonucudur. Demek ki doların düşürülmesi veya yükseltilmesi gibi ekonomik bir mücadele olamaz. Bu tür çabalar muhaldir. Sadece gösteriştir. Göz boyamadır. Esas olan üretimdir. Gelir ve giderin eşitlenmesi veya gelirin giderden fazla olmasıdır.

Bu konuyu aile ekonomisinden örnek getirecek olursak, daha iyi anlamış oluruz. Bir ailede sadece baba çalışıyor diyelim. Gelen sadece babanın maaşıdır. Baba 5000Tl. kazanıyor diyelim. Evde anneyle beraber 2 de çocuk olsun. Anne ve çocuklar çalışmıyor. Eve herhangi bir getirileri yok. Fakat buna rağmen giderleri arttırıyorlar. Eğer bu aile 5000Tl. içerisinde giderlerini tutarlarsa ekonomileri güzeldir ve aile yıkılmaz. Ancak 5000Tl. den fazla giderleri olursa bu açığı borçla kapatmak zorunda kalacaklardır. Her geçen ay bu borç artacak ve ya şahıslara ya da bankalara borçların artmasıyla borç batağının içinde yavaş yavaş batacaklardır. Batmamanın ve ailenin ekonomisini düzeltmesinin çaresi ise çok basittir. Eve gelen para miktarının arttırılmasıdır. Eğer ihtiyaç 5000Tl.den fazla ise bu açığı borçla değil geliri arttırarak halletmelidir. Örneğin anne çalışmaya başlasa bu mesele çözülmüş olur. Daha da ileri zamanlarda çocuklar da büyüyünce çalışmaya başlasalar, böylece eve giren para 4 kat artacaktır. Her biri 5000Tl. alsa ailenin geliri olur 20 000Tl. İşte ekonomi kurtuldu ve hatta fazlalık verdi. İlave mal almaya başladılar. Ev aldılar, araba aldılar.

İşte böyle olur ekonomi. Parlak ve anlaşılmaz ekonomik terimlerle günlerce konuşarak bu işler düzeltilmez. O halde örneğimizdeki gibi devletin ekonomisi de üretimle kurtulur. Devlet üretmelidir. Tarım da, hayvancılıkta, sanayi de vb. her ne alan olursa olsun bir şeyler üretmeli ve satmalıdır. Böylece gelir elde etmelidir. İşte bu kadar basit.

Şimdi sen babadan kalanı yersen, yerine bir şey koymazsan, üretmezsen ve hatta mevcut üretimi ortadan kaldırırsan bu kralvari yaşantının sonucunun ne olmasını bekliyorsun?

Peki iş işten geçti mi? Bir şeyler yapılamaz mı?

Elbette hayır! Can çıkmadan ümit kesilmez.

El ele vereceğiz bir. Üretim alanları oluşturacağız iki. Borçları durduracağız üç. Üretip satacağız ve kısacası para kazanacağız. Tabi ki tüm bunları tam bir vatanseverlik duygularla yapacağız. Vatanını sevmeyen adamdan ne hayır gelir?

Adam kayırma, tanıdığına iş verme, rüşvetle iş yapma, çalma, menfaatlerini milletin menfaatlerinden önde tutma, zengini kayırıp fakiri hor görme, yalan söyleme, işçiye hakkını vermeme, milletin hakkını millete vermeme gibi gayri ahlaki davranışlardan da uzak duracağız. Kısaca Allah’tan korkup ahlaklı olacağız.

Bunları yapabilir miyiz? Yapabilir miyiz bilemem ama çare budur. Basit ama işleri karıştırmak daha mı çok şık görünüyor? Hayatı Osmanlı Divan Edebiyatının sözleriyle değil de Yunus Emre’nin halk diliyle yaşamak lazımdır. Basit, anlaşılır ve ahlaklı.

Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir