Darul Harp Nedir? Darul Harp’te Faiz Caiz midir?

Darul İslam ve Darul Harb Ne Demektir?

Öncelikle Darul İslam ve Darul Harb’in ne olduğuna bakalım. Müslümanların egemen olduğu ülkelere Darul İs¬lam, egemen olmadığı ülke¬lere de Darul Harp adı verilir. Dar kelimesi ev, yer, bölge, ülke gibi anlamlara gelmektedir. Yani tam Türkçe karşılık olarak Darul İslam’a İslam ülkesi ve Darul Harb’e de Düşman ülkesi diyebiliriz. Bu tanımda dikkat edileceği üzere Darul İslam Müslümanların çoğunlukta yaşadığı yer demek değildir. Müslümanların egemen olduğu ülke demektir. Şöyle de denilebilir ki yasaları İslam’a göre yapılmış, tüm yöneticileri Müslüman olan ve bir İslam Bayrağı altında birleşmiş insanların oluşturduğu devlet demektir.

Riba ve Faiz Ne Demektir?

Şimdi de Riba ve Faiz kavramlarının ne demek olduğuna göz atalım. Faiz kelimesi bildiğimiz manada Kur’an’da geçmez. Buna karşılık Riba kelimesi kullanılır. Ancak günümüzde genel olarak aynı manada kullanılmaktadır. İster Riba olsun, ister buna faiz densin, bu işlemin haram olduğu Kuran’da ve Hadislerde açık bir şekilde belirtilmiştir.
Ribanın veya Faizin tanımını kısaca şöyle yapabiliriz: “Ödünç işlemlerinde ve alışverişte karşılığı bulunmayan hakiki veya hükmî fazlalık.”

Türkçe ’deki yaygın karşılığı “faiz” olan Arapça riba kelimesi sözlükte “fazlalık, nema, artma, çoğalma; yükseğe çıkma; (beden) serpilip gelişme” gibi anlamlara gelir. Fıkıh literatüründe ise riba, borç verilen bir parayı veya malı belli bir süre sonunda belirli bir fazlalıkla yahut borç ilişkisinden doğan ve süresinde ödenmeyen bir alacağa ek vade tanıyıp bu süreye karşılık onu fazlalıkla geri almanın veya bu şekilde alınan fazlalığın adıdır. Türkçe ’de kullanılan “faiz” kelimesi de Arapça kökenli olup genelde ribâ ile eş anlamlı kabul edilir.

Bu yazımızdaki meselemiz Ribanın haramlığı değildir. Net bir şekilde belirtmek lazımdır ki Darul İslam sayılan yerlerde yani İslam devletlerinde Müslümanlar arasında Riba işlemi kesinlikle haramdır. O halde şimdi meselemize girebiliriz. Riba veya Faiz Darul Harp’te haram mıdır yoksa caiz midir?

Darul Harb’te Riba ve/veya Faiz

Ebu Hanife ve İmam Muhammed’e göre Darul Harb’de Müslümanla harbî arasında faiz muamelesi câizdir. O şahıs isterse orada Müslüman olmuş ve henüz İslam ülkesine (Darul İslam’a) göç etmemiş olsun. Aynı şekilde Hanefî mezhebine göre fasit kabul edilen alışveriş ve ticarî muameleler, bu arada kan, domuz ve ölü hayvan eti satmak, bahis ve kumar oynamak da câizdir. Ancak Müslümanın bu işlemlerden kazançlı çıkması şarttır.
Şafii, Maliki ve Hanbelî mezhepleriyle Hanefilerden Ebu Yusuf gibi hukukçuların çoğunluğuna göre ise Müslümanların Darul Harb’de faizli işlemlerde bulunmaları haramdır. Zahirî mezhebi de bu görüştedir

Bu Konuyla ilgili Hadisler ve Olumlu Olumsuz Görüşler

1. Hadis

لا ربا بين المسلم والحربي في دار الحرب
“Darul Harb’ta Müslüman ile harbî arasında riba/faiz ol¬maz.”
Bu hadis Mekhul’den rivayet edilmiştir. Ebu Hanife ve İmam Muhammed bu görüştedir. Bu görüş doğrultusunda içtihat etmişlerdir.

Kemaleddin b. El Humam bu hadisin garip olduğunu belirtmiştir. Garip hadis, rivayet ettikleri hadisler birçok kimse tarafından toplanan meşhur hadis imamlarından birinden yalnız bir kişinin rivayet ettiği hadistir.

İmam Şafiî’ye göre Ebu Yusuf şunu söylemiştir: “Bu yalnızca Ebu Hanife’nin sözüdür. Çünkü bir üstat bize, Mekhûl’ün şöyle dediğini bildi¬rdi: Allah’ın Elçisi dedi ki, “Darul Harbin halkı arasında faizli işlem olmaz.” Zannede¬rim bir de “ve Müslüman halk.” dedi.

İmam Şafiî dedi ki; “Bu hadis sabit değildir. Bunun delil olacak bir yanı yoktur.” Bu sözü İmam Şafiî’ye dayandıran Beyhaki’dir.

Hanefi fıkıh kitaplarından el-Mebsût’a göre “Bu hadis Mürsel’dir. Mekhûl de gü¬venilir (sika) bir kişidir. Böylelerinin Mürsel’i kabul edilir. Mürsel hadis, tabiînden bir zatın, sahabe ismi söylemeden doğrudan Peygamber’den naklettiği hadistir. Yukarıdaki hadisi Peygamber’den Mekhul b. Zeyd nakletmiştir. Bu zat tabiindendir. Yani Peygamber’i değil, onun ashabını görenlerdendir. Hanefî mezhebi tabiînden güvenilir kişilerin Mürsel hadisini delil sayar.

2. Hadis

Caferî mezhebine göre de darul harpte Müslüman ile oranın halkı arasında faizli işlem olmaz. Onlar bunu Ali’den yaptıkları bir rivayete dayandırırlar.

Ali şöyle dedi: Allah’ın Elçisi sallallâhu aleyhi ve sellem dedi ki:
ليس بيننا وبين أهل حربنا ربا فإنا نأخذ منهم ألف درهم بدرهم ونأخذ منهم ولا نعطيهم
“Bizimle, bize karşı savaş halinde olan halk (dar’ul-harp ahalisi) arasında faizli işlem olmaz. Bir dirhem verip onlardan bin dirhem alabiliriz, onlardan alırız ama vermeyiz.”

Ebu Cafer Muhammed b. el-Hasen et-Tûsî (öl. 460 h.), el-İstibsâr, Tahran 1390, c. II, s. 70, (Fî enneh lâ ribâ beyn’el-müslim ve ehl’il-harb) Paragraf 230.

3. Hadis (Veda hutbesi)

وربا الجاهلية موضوع وأول ربا أضعه ربانا ربا عباس بن عبد المطلب، فإنه موضوع كله.
“Cahiliye faizi kaldırılmıştır. Kaldırmakta olduğum ilk faiz bizim faizimiz, Abdülmuttalib’in oğlu Abbas’ın faizidir. Onun tamamı kaldırılmıştır.”

İbni Rüşd, bu hadise dayanarak darul harpte faiz alınabileceğine hükmetmiş ve şöyle demiştir:“ Bu hadiste, Ebu Hanife ve Muhammed’in görüşüne uygun olarak darul harpte harbîlerle faiz işlemi yapmanın caiz olacağına işaret vardır. Çünkü önceleri Mekke darul harp idi ve Abbas (r.a.) orada yaşayan bir Müslümandı.”

Ayrıca İbni İshak‘ın rivayetine göre de Haccac b. Allât, Abbas’ın Hayber’in fethinden önce Müslüman olduğunu söylemiştir. Faizli işlem ise Hayber’in fethi sırasında haram kılınmıştır.

Böylece anlıyoruz ki Veda Hutbesinde Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in, Abbas’ın Müslüman olduğu andan itibaren aldığı tüm faizleri değil de Mekke’nin İslam yurdu olmasından sonra henüz tahsil etmediği faiz alacaklarını kaldırması, onun Darul Harp’te faize müsaade ettiğini göstermektedir.

4. Hadis (Ebubekir’in Müşriklerle Bahse Girmesi)

Rum suresinin ilk 4 ayetinde Roma ile Persler arasındaki savaştan bahsetmektedir. O dönemde Romalılar Perslere yenilmişti. Ancak bu konuyla ilgili olarak Romalıların tekrar galip gelecekleri bildirilmişti.

“Elif lâm, mim. Romalılar yenildiler; çok yakın bir yerde. Ama onlar bu yenilgilerinin ardından galip geleceklerdir. Hem de bir kaç yıl içinde…” (Rum 30/1-4)

Müşrikler Ebu Bekir’le dalga geçmişler ve bahse girmek istemişlerdi. O da bahse girmişti. Sonra bu bahis meselesini peygambere bildirince peygamberimiz şöyle demişti:

“Git, bahis miktarını artır.” dedi; o da artırdı. Romalılar Persleri yenince Ebu Bekir bahse konu malı aldı. Bu, Mekke müşrikleri ile Ebu Bekir arasında oynanan bir kumardı ve Allah’ın elçisi bunu onaylamıştı. O zaman Mekke şirk yurduydu yani Darul Harp idi.

Gayri Müslimlerin Mallarının Mubah olması

Darul Harp’te faizli işlem olur, diyen Ebu Hanife ile İmam Muhammed’in bir delili de Darul Harp vatandaşı olan kişilerin mallarının esasen mubah olduğu, yani dokunulmaz olmadığı görüşüdür. Eğer onlarla bir anlaşma yapılırsa onların mallarını anlaşmaya aykırı olarak almak haram olur. Anlaşmaya aykırı değilse nasıl alınırsa alınsın helaldir.

Bir yabancı ülkeye vize ile yani onların verdiği güvence (eman) ile giren kişi, o güvencenin gereğini yerine getirmelidir. O güvence, bu şahsın, o ülkenin kanunlarına ve geleneklerine göre haksız sayılacak bir yolla onların mallarına dokunamayacağı anlamını da içerir. Faizin haksız kazanç sayılmadığı bir gayrimüslim ülkeye vize (eman) ile giren bir Müslüman onların mallarını faiz yoluyla alırsa bu eman anlaşmasına aykırı olmaz. Çünkü onlar faizi kendi rızalarıyla verirler.

Bizden eman (vize) alarak ülkemize gelen harbîler böyle değildir. Onların mallarını faizli işlem yoluyla alamayız. Çünkü verdiğimiz emanla onların malları dokunulmaz olur. Bizce meşru olmayan bir yolla onların malını alan, eman anlaşmasına aykırı davranmış olur.

Sonuç

Bu konuda Ebu Hanife ve İmam Muhammed’e itiraz edenler olmuşsa da itirazlarının temelinde Takva’ya dönük görüşler vardır. Ancak Ebu Hanife ve İmam Muhammed’in içtihadı ise fetvaya dönüktür ki fakihlerin bu tarz yaklaşmalarının daha uygun olacağı elbette daha doğrudur. Ayetlerde bahsedilen konuların Peygamberin uygulamalarıyla açıklığa kavuştuğu da ayrı bir gerçektir. Bu nedenle kanaatim odur ki bu konuda Ebu Hanife ve İmam Muhammed haklıdır.

Günümüz şartları için bu fetvayı uygularsak bir Müslüman’ın yabancı bir bankaya parasını yatırıp ondan faiz alması Ebu Hanife ve İmam Muhammed’e göre caizdir. Ancak faizle kredi çekmesi ise haramdır. Çünkü kredi çekmesi kendi lehine değildir. Gayri Müslim olanı kazandırmaktadır. Ancak faizle parasını yatırıp gelir elde etmesi Müslümanın menfaatinedir. Elbette ki bu fetva yoludur.

Her şeyin doğrusunu Allah bilir.

Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir