Kıbrıs Meselesine Tarihi Bir Bakış

Bu yazımızda Kıbrıs meselesinin tarihi gelişimi başlığını Kıbrıs’ın fethinden başlayıp başlıklar halinde Kıbrıs sorunu özet olarak sizlere sunuyoruz.

Kıbrıs’ın Osmanlı Devleti tarafından fethi

1570’de Vezir Lala Mustafa Paşa, Kıbrıs Serdarı tayin edilerek Piyale Paşa kumandasındaki Osmanlı Donanması adaya çıkartma yaptı. Lefkoşe ve Magosa fethedildi. Papalığın teşviki ile Haçlı Donanması Kıbrıs’a gönderilip, 1571 İnebahtı Muharebesi’nde Osmanlı Donanması yakılmışsa da 1572’de ikiyiz elli parça gemi ile Akdeniz’e açılan Kılıç Ali Paşa karşısında dayanamayacaklarını anlayan Haçlılar, 1573’te anlaşmak zorunda kaldılar. Venedik Cumhuriyeti, Kıbrıs’ın Osmanlı Devleti’ne terkini ve yıllık 300.000 florin vergi vermeyi kabul etti. Kıbrıs’ta Osmanlı Devlet Teşkilatı kurulup eyalet haline getirilerek, beylerbeyi tayin edildi.

Kıbrıs’ın İdaresinin İngiltere’ye Bırakılması

1876’da I. Meşrutiyet’in ilanı ile Osmanlı Devleti Rusya ile harp içine sokuldu. Ancak harbin mağlubiyetle bitmesi üzerine 3 Mart 1978’de çok ağır şartlarla Ayastefanos (Yeşilköy) Antlaşması imzalandı. Saltanatının ilk yıllarında olan II. Abdülhamit Han devleti daha o tarihte yıkıma götürebilecek olan bu antlaşmayı bir türlü hazzedemedi. 4 Haziran 1978’de İngiltere ile gizlice antlaştı. Ayastefanos Antlaşmasını tatbik ettirmemek karşılığı Kıbrıs Adası’nın idaresini İngiltere’ye bıraktı. Adanın gelirleri her yıl İstanbul’a yollanacak ve Osmanlı Devleti’nin bir parçası kalacaktı. Bu durum I. Dünya Harbi’ne kadar muhafaza edildi.

Kıbrıs’ın İngiltere’ye İlhak Edilmesi

1923 Lozan Antlaşması ile İngiltere’nin ilhakına bırakılan Kıbrıs 1925’te Büyük Britanya İmparatorluğuna başlanarak, sömürge statüsüne girdi. Adanın İngiltere’nin ilhakına geçmesi ile, günümüzde de devam eden Kıbrıs meselesi ortaya çıktı. İngilizleri Rumlara idari, siyasi ve iktisadi kolaylık göstermesine rağmen asıl gayeleri Yunanistan’a ilhakı olan Kıbrıs Rum Cemaati, 1931’de isyan ettilerse de bu isyan bastırıldı. Rumlar arasında Yunanistan’a katılma fikri devamlı empoze edilerek Kıbrıs’ta nüfuslarını arttırmak için adaya göçmen getirme ve Türklere taciz etme siyaseti içine girdiler.

İki Toplumlu Kıbrıs Cumhuriyeti’nin İlan Edilmesi

İngiltere, Kıbrıs’ın sömürge statüsünü değiştirme taraftarı olduğundan, 1950 yılında İngiltere – Türkiye – Yunanistan ve Türk – Rum cemaatleri arasındaki meseleler arttı. Türkleri taciz edip, göçe zorlama ve katliamlarla nüfuslarını azaltan Kıbrıs Rum Kilise’si, adaya getirttiği göçmenlere güvenerek, halkoylaması ile idarecilerini seçme hakkı istemeye başladı. Hadiseler üzerine Kıbrıs Türk Cemaati tepki gösterince, Türkiye meseleyi dikkate aldı. Adadaki Türkler Türkiye tarafından desteklenerek, mesele yalnız İngiltere ve Yunanistan’ın olmaktan çıktı. 1954 hadiseleri Yunanistan tarafından Birleşmiş Milletler Teşkilatı’na götürüldüyse de siyasi komisyon görüşülmemesi kararını aldı. 1955 Rum – Yunan tedhiş hadiseleri üzerine, İngiltere Türkiye’yi meseleyi halletmek üzerine toplantıya çağırdı. İngiltere’nin Türkiye’ye toplantı çağrısı, Yunanistan tarafından Türklerin hakkının resmen tanınıp, meşrulaşması demek olarak kabul edildi. Yunanistan ikinci defa Birleşmiş Milletler Teşkilatı’na müracaat etti. Kıbrıs meselesinin sulh yoluyla halledilmesi kararlaştırılınca, 1959 yılında imzalanan Zürih ve Londra Antlaşmaları ile buhran geçici olarak sona erdi ve 16 Ağustos 1960’da ortaklık temeli üzerine kurulan bağımsız ve iki toplumlu Kıbrıs Cumhuriyeti ilan edildi. Adaya altı yüz elli kişilik bir Türk alayı yerleştirildi. Kıbrıs’ın güvenliği için İngiltere – Türkiye – Yunanistan “Garanti Antlaşması” Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Türklere eşit haklar tanınıp, cumhurbaşkanı Rumlardan, yardımcısı da Türklerden seçilecekti.

Kıbrıs Geçici Türk İdaresinin Kurulması

Türkiye’nin garantör devlet olarak Türklerin haklarını müdafaa etmek ve hadiselere müdahale hakkı verilen Garanti Antlaşması’nı Rumlar bir türlü kabul edemediğinden hadiselerin önüne geçilemedi. Rumlar Enonis gayesini gerçekleştirmek, Türkleri yıldırmak, Türkiye’yi zor duruma düşürmek için 21 Aralık 1963’te Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası’nı tanımayarak, 22 Aralık’ta Kıbrıs’taki Türklere karşı tedhiş ve katliamlara başladılar. Garantör devlet olarak Türkiye hadiselere müdahale etti. Türkiye’nin kararlı tutumu Rumların hadiseleri durdurmasına, Birleşmiş Milletler de meselenin sulh yoluyla halledilmesi için garantör devletler arasında görüşmelerin başlamasına ve adada barış gücünün bulundurulmasına karar verdi. Yunanistan’daki 1967 askeri darbesi sonunda Enonisçi iktidar tedhişçi Grivas’ın teşkilatlandırdığı Rum milli muhafız kuvvetlerini destekleyerek Türklerin toplu bulunduğu Boğaziçi ve Geçitkale köylerine karşı harekete geçince TBMM 16 Kasım 1967 tarihli toplantısında üyelerinin tamamına yakını Kıbrıs’a asker çıkarma kararı aldı. Türk çıkarma birliklerinin ve donanmasının İskenderun’da toplanması, jetlerinin de Kıbrıs semalarında görünüp, alçak uçuşlar yapması Grivas’ın ve 12.000 kişilik Yunan ordusunun adadan çekilmesine sebep olup, A.B.D.’nin araya girmesi ile Türkiye çıkarma yapmaktan vazgeçirildi. Kıbrıslı Türkler, Türkiye’nin anavatanı olarak haklı tepkisine şahit olunca kendi işlerini kendileri görmek üzere 29 Aralık 1967’de Kıbrıs Geçici Türk İdaresi’ni kurarak, 19 maddelik de esas tespit etmişlerdir. Kıbrıs meselesinin halledilmesi için Toplumlararası görüşmeler 1968’de başlamasına rağmen 1974 yılına kadar bir netice alınamamıştır.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Kurulması

Yunanistan ve Kıbrıs Rumları, Enonis gayesinin gereği doğrultusunda hareket edip Türkiye ve Türklere düşmanca hareket içine girdiler. Atina’daki askeri cunta, adanın Kıbrıs’ta bulunan Yunan kuvvetleri ve EOKA – B aracılığı ile 15 Temmuz’da darbeye teşebbüs ettirip, Türklere hayat hakkı tanımayan katliamlara girişince, Türkiye garantör devlet olarak 20 Temmuz 1974’de birinci, 14 – 16 Ağustos 1974’de de ikinci barış harekâtını gerçekleştirmek mecburiyetinde kaldı. Türk Ordusunun muvaffakiyetle gerçekleştirdiği askeri harekatlar neticesinde Kıbrıs’ın istiklali muhafaza edilip, aradaki Türkler imha edilmekten kurtarılarak, Kıbrıs Türk Devleti için zemin hazırlanmıştı.

Türk ve Rum toplumları arasındaki görüşmelerde bir ilerleme sağlanamaması üzerine Kıbrıs Türkleri, adanın kuzey kesiminde Kıbrıs Türk Federe Devleti’ni kurduklarını açıkladılar. Kıbrıs Türk toplumunun önderi Rauf Denktaş Federe devletin başına getirildi. İki kesim arasında Birleşmiş Milletler genel sekreteri gözetiminde, 1975’te Viyana’da yapılan görüşmeler sonunda taraflar arasında nüfus değişimi kabul edildi. Toplumlararası görüşmelerde Rum kesiminin iki bölgeli federasyon ilkesine karşı çıkması üzerine Türk Toplumu 15 Kasım 1983’te Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurarak istiklalini ilan etti. Kıbrıs meselesinin halli için toplumlararasında Birleşmiş Milletler genel sekreterinin gözetiminde sürdürülen görüşmeler henüz bir çözüme ulaşamamıştır.

KAYNAK: https://hidayetrehberim.com

Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir