Bir Yağmur Duası Hikayesi

Bir Yağmur Duası Hikayesi -1

Geçen cuma namazı sonrası,,
Yağmur Duası’’’
yapıldı,,,,????,
,,,,,,?
Kurak geçen bir yaz gününde cemaat Cuma namazı sonrası Camii imamı ile beraber kurumaya yüz tutmüş mahsülleri kurtarma ümidiyle bozkıra yağmur duasına gider..
Hacet namazları kılınır, dualar edilir, kurbanlar kesilir ama gökyüzünden tek damla yağmur düşmez yine!.
Cemaat boynu bükük tekrar kasabaya geri döner, aradan bir kaç gün geçer ve bir Allah dostunun yolu kasabaya düşer..
Kasaba halkı Allah dostunun yanına gelerek kendileri için yağmur duasına çıkmasını söyler ancak Allah dostu yağmur duası yerine kasabayı beraber gezmeyi önerir hakla..
Halk şaşkınlık ve merakla birlikte Allah dostunun ardına düşer, evleri dolaşmaya başlarlar..
3-5 evi dolaştıktan sonra damı çökük kapısı kırık bir eve rastlarlar ve Allah dostu kapıdan içeri doğru seslenip ev hanesini dışarı çağırır..
İçerden orta yaşlarda üzeri yamalı bir kadın ve iki yetim kız çıkar..
Allah dostu hâl hatır sorduktan sonra evin beyinin kalp krizi geçirip erken yaşta öldüğünü ve kadının da iki yetim kızıyla yalnız başına kaldığını öğrenir..
Allah dostu kadın ile hasbihal ettikten sonra küçük kızlara kendisinden istekleri olup olmadığını sorunca kızlardan birisi çatıları için kiremit diğeri de kendisi için yeni bir ayakkabı ister..
Allah dostu hemen yanındaki cemaate evin damı için kiremit ve diğer kız için ayakkabı alınmasını buyurur..
Kiremitler ve ayakkabılar geldikten sonra Allah dostu küçük kızlara “En çok ne için dua edersiniz, söyleyin bakalım dedenize” diye sorar!.
Kızlardan birisi, “Yağmur yağdığında damımız eski olduğu için evimiz ıslanmasın diye Allah’tan yağmur yağdırmamasını isterim hep” der!.
Diğer kız ise, “Ben de eski ayakkabım delik, ayaklarım yağmurlu havalarda ıslanıyor diye Allah’tan yağmur yağdırmamasını istiyorum hep” demiş!.
Allah dostu bu sözlerden sonra yanındaki cemaate dönerek, “Sadece Allah’ın kudretinde olan bir duayı etmeden önce kendi kudretinizle birinin duasını yerine getirmediğiniz sürece duanız kabul olmaz ey cemaat” diyerek meseleyi özetlemiş!.
Yani kardeşler; bugün yaşadığınız kuraklık için yağmur duası yanı sıra o Allah dostunun yaptığını yapmamız da gerekli ve makbuldür Vesselam!.
kaynak: anonim

Bir Başka Yağmur Duası Hikayesi-2

Bir köyde uzun süren kuraklığın ardından köylüler toplanıp yağmur duasına çıkmışlar. Bir kişi hariç hiç kimse yağmur duasına çıkarken şemsiye götürmemiş. Bırakın götürmeyi şemsiye akıllarına bile gelmemiş.

Bir kısmı “çıkıyoruz ama nasılsa yağmaz yağmur” diye düşünmüşler. Hayatlarının her anında kendilerini ele geçirmiş  olan, birçok şeyi olabilecekken olamaz hâle getirmiş olan karamsarlık hâli ve “kötülük gelecek, her şey daha kötü  olacak” beklentisi yine göstermiş kendini ve alıp götürmüş ümitlerini. Yapmış olmak için yapmışlar dualarını; inanmadan,  güvenmeden… Aynı hayatlarındaki birçok şeyi inanmadan, güvenmeden, yapmış olmak için yaptıkları gibi.

Bir kısmı duaya çıkmışlar ama istememişler yağmurun yağmasını. Çünkü yağmurun yağması demek ellerindeki başarısızlık ve  tembellik için kullandıkları malzemenin gitmesi demekmiş. Dolayısıyla her ne kadar mağdur olsalar, sıkıntı çekseler de bir yandan  sıkıntıya sebep olan dışsal sebepler ortadan kalksın istemeyip, içten içe devam etsin dilemişler. Çünkü dış sebepler ortadan kalkarsa içsel sebeplerin mevcut durumu değiştirmedeki anahtar rolü ortaya çıkar ki bu da sebebin o, bu, şu değil kişinin bizzat  kendisi olduğu gerçeğini gün gibi açığa çıkartır. Suçlayacak kendisinden başka kimsenin kalmaması her şey için birilerini ve bir  şeyleri suçlayan birinin elindeki bütün malzemeyi almak ve onu başkalarını suçlamanın verdiği rehavetten ve görece rahatlıktan  çekip çıkartmaktır ki yıllarca buna alışkın biri için oldukça zorlu bir değişim/dönüşüm sürecini beraberinde getirir.

Bir kısmı ise “benim duam zaten kabul olmaz ki” düşüncesiyle “duam kabul olmaz o zaman yağmur yağmaz” denklemini kurup  şemsiye götürmemişler. Kendileri için hayatlarının diğer alanlarında hissettikleri değersizlik duygusu orada da karşılarına çıkmış ve  yaptıkları duanın kabule değer olmayacağına onları inandırdığı için dua dilden kalbe inememiş, dilin ucunda öylece ezberlenmiş tekerleme gibi kalakalmış. Halbuki o an dilde kalmayıp kalbe inen dua kimin olursa olsun kabul olabilecekken kendi zihinlerinde  kendileri için kurdukları tuzak bu düşünceyi, bu düşünce şemsiye alma davranışını engellemiş. Sonuçta bu grupta olan köylülerin de bu sebeple duası kabul olmamış.

Bütün bu köy halkının içinde yanında şemsiye götüren tek kişi ise şemsiyesini almış çünkü duanın ardından yağmurun kesinlikle  yağacağına inanıyormuş.

Ve duanın ardından yağmur yağmış.

Şemsiyesini yanında götürenin hatırına…

Biz günlük hayatımızda her gün yağmur duasına çıkmıyor olsak da söz konusu köylülerin tutum ve davranışlarını her gün  gösterdiğimiz için; aynı bu tutum ve davranışların sonucu yağmurun yağmaması gibi bizim de hayatımızda bir türlü dualarımız kabul  olmuyor, ümitlerimiz gerçekleşmiyor. Çünkü aynı o köylülerin yaptığı gibi ya hayata hep karamsar bakıyor, ya istediğimiz gibi gitmeyen şeyleri bir şeyler yapmamak için mazerete olarak kabul ediyor ya da kendimize değer verip duamızın kabul olacağına, emeklerimizin  karşılık bulacağına bir türlü inanıp gayretle işlere girişmiyor ve küçük gündemlerde boğulup yeni ufuklara açılamıyoruz.

Halbuki hayat düşündüğümüz kadar karışık, kötü ve ümitsiz değil. Yapmamız gereken sadece yağmur duasına çıkmak ama  şemsiyemizi yanımıza alarak…

Kaynak: Mehmet Dinç

Sevgi Paylaştıkça Artar
Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir