1945-1990 Soğuk Savaş Dönemi

1939 ve 1945 yılları arasında meydana gelen İkinci Dünya Savaşı’ndan galip çıkmış iki güçlü devletin arasındaki anlaşmazlıkların sebep olduğu, silah yoluyla çatışmaya girilmeden rekabetin sürdüğü, zaman zaman savaşın eşiğine gelindiği 1945-1990 yılları arasındaki döneme “Soğuk Savaş Dönemi” denir.

İkinci Dünya Savaşı insanlık tarihinin şüphesiz en kanlı, en korkunç savaşıdır. 4.3 milyon Polonyalı, 4.2 milyon Alman, 1.7 Milyon Yugoslav, 600 bin Fransız, 410 bin İtalyan, 390 bin İngiliz, ve sayıları net olmamakla beraber 6 milyona yakın Yahudi Avrupa’da hayatını kaybetmiştir. Avrupa’daki büyük kentler bombardımanlar sırasında yıkılmış, ülkeler tahrip olmuştur. SSCB’de 1700’ü aşkın kent, 700 binden fazla köy ve 31 binden fazla fabrika yıkılmıştır ayrıca 25 milyona yakın insan ölmüş, bir o kadarı da evsiz kalmıştır. Avrupa’nın tamamında 50 milyonu aşkın insan göç etmek zorunda kalmıştır. Sanayinin neredeyse bitme noktasına geldiği Avrupa’da işsizlik, kıtlık ve siyasi istikrarsızlıklar sonucu komünist yapılanmalar oluşmaya başlamıştır. ABD Başkanı Harry Truman’ın Japonya’nın teslim olmasından hemen sonra Ödünç Verme ve Kiralama Kanunu’nu yürürlükten kaldırmasıyla İngiltere güç duruma düşmüştür. Ancak İngiltere’yi diğer devletlerden ayıran en önemli özelliği içten içe yükselen bir komünist akımın mevcut olmamasıdır. ABD diğer devletlere göre savaşta daha az kayıp vermiş ve savaş sırasında ülkenin gayri safi milli hasılası ikiye katlanmıştır. Savaş ABD’nin süper güç olmasının en önemli etkenlerindendir.

Nazi Almanya’sının lideri Adolf Hitler’in anlaşmazlık paktını bozarak Sovyetler Birliğine saldırması ve Pearl Harbor baskınının akabinde Amerika Birleşik Devletleri’ne savaş ilan etmesi iki devleti doğal olarak müttefik haline getirmiştir. ABD Başkanı Roosevelt’in ‘‘Büyük Planı’’ SSCB ile askeri bir müttefikliğin ötesinde, savaş sonrası dünya barışının sağlanması ve muhafaza edilmesi içindi. Churchill ve Roosevelt, Newfoundland’da yaptıkları görüşmede toprak genişleme politikası gütmeyecekleri, oralarda yaşayan insanların kendilerini yönetmelerine müsaade edecekleri üzerinde anlaşmada bulundular ancak SSCB, sınırları boyunca oluşturduğu nüfuz bölgeleriyle bu anlaşmanın zıttı bir politikayı izlemekteydi.

ABD savaştan sonra Monroe Doktrini’ni terk ederek bir cihan devleti konumuna gelmiş, uluslararası politikada ön safa yükselmiştir. Aynı şekilde SSCB de gerçekleştirdiği teknolojik gelişmelerle uluslararası politikada ABD’nin karşısında bir güç olarak belirmiştir. Savaştan sonra dünya en az yirmi yıl boyunca bu iki süper gücün çevresinde iki kutuplu bir nitelik kazanmış ve savaştan bitik çıkan Avrupa devletleri de bu iki devletin arasında kümelenmiştir. ABD ve SSCB arasındaki sorunlar savaş sırasında çoğu zaman ertelenmiş veyahut görmezden gelinmişti. Nazi Almanya’sından kurtarılan topraklardan sonra denetimin ve yönetimin nasıl kurulacağına yönelik fikir ayrılıkları şiddetini arttırdı. Churchill ve Stalin’in Doğu Avrupa’daki güç dengesini belirledikleri ‘‘Yüzdeler Anlaşması’’ ABD’nin kendi kaderini tayin etme ilkesine ters düştüğü için Başkan Roosevelt tarafından onaylanmadı.

17 Temmuz – 2 Ağustos 1945 tarihlerinde ABDİngiltere ve SSCB’nin katılımıyla gerçekleşen Postdam Konferansı’nda savaş sonrası statüko belirlendi. Konferanstan bir gün önce ABD atom bombasının ilk başarılı denemesini gerçekleştirmişti. Başkan Truman Sovyetleri her buluşmada ikna edebileceğini düşünüyordu, çünkü elinde dünyada kimsenin sahip olmadığı bir silah vardı: atom bombası. Konferansta Stalin, İngilizlerin ve Amerikalıların Varşova rejimini tanımalarını sağlayarak en önemli diplomatik hedeflerinden birine ulaşmış oldu. 1946 yılına gelindiğinde iki süper güç arasında atom bombası, Doğu AvrupaOrtadoğuDoğu Akdeniz meselelerinde fikir ayrılıkları vardı. ABD’nin ekonomik yardımları ve SSCB’nin Mançurya’daki tavrı ikili arasında çatışma yaratıyordu. Bu durumlar iki müttefikin arasını açmış, soğuk savaşın başlamasına sebebiyet vermiştir.

SSCB savaştan sonra güvenlik sorununu çözmek amacıyla batı sınırlarında ileride çıkabilecek bir savaşa karşılık tampon bölge oluşturma niyetindeydi. 1947 yılına gelindiğinde çoğu Doğu Avrupa ülkeleriyle ittifak anlaşmaları imzalanmış ve ideolojik birliği sağlama amacıyla Kominform kurulmuştu. Nitekim SSCB 1949’da Ekonomik Yardımlaşma Konseyi’nin kurarak batı sınırındaki ülkeleri kendi ekonomisine bağlamayı başardı. Paris Barış Antlaşması’nın 10 Şubat 1947’de imzalanmasıyla iki kutuplu düzen resmen ortaya çıktı. Dünya kapitalist ve komünist olarak ikiye bölündü. ABD taraftarları statükocu, SSCB taraftarları statüko karşıtı tavırlar içine girdiler. Başkan Truman’a göre SSCB Türkiye ve Yunanistan’ı etkisi altına alırsa Ortadoğu’nun ve Doğu Akdeniz’in Sovyetlerin kontrolüne girme olasılığı vardı. Türkiye ve Yunanistan’a askeri ve ekonomik yardımlar başladı. Bu yardım aynı zamanda Sovyetler Birliği’ni Çevreleme Politikası’nı başlatmış oldu. ABD, Dışişleri Bakanı George C. Marshall’ın adını taşıyan 13 milyar doları aşan ekonomik yardım paketi ile Avrupa’nın ekonomisini toparlamayı ve pazara hâkim olmayı amaçladı. Ancak Stalin Doğu Avrupa ülkelerinin bu yardım planına katılmalarını yasakladı. 16 ülkenin katılımıyla 1947-1951 yıllarını kapsayan Avrupa Kalkınma Projesi 12 Temmuz 1947’de başladı.

Sovyetlerin yayılımını durdurmak için ABD’nin aldığı en önemli tedbir NATO’yu kurmaktır. Örgütün kurulması doğu-batı arasındaki ayrışmanın göstergesidir. Örgütün kuruluşundan bir süre sonra ABD’ye bağlı Federal Almanya Cumhuriyeti ve SSCB’ye bağlı Demokratik Almanya Cumhuriyeti kuruldu. Bu şekilde Almanya Soğuk Savaş’ın en önemli simgelerinden biri oldu. Kore ABD ve SSCB önderliğinde ikiye bölündü ve bölgede iki ayrı devlet kuruldu. SSCB’nin ABD’yi Asya’dan kovma çabaları sonucunda kuzey-güney savaşı başladı. Savaş üç yıl sürdü ve Panmunjom Mütakeresi ile son buldu. SSCBNATO’ya karşılık aralarında Romanya, Polonya, Macaristan, Doğu Almanya, Çekoslovakya, Bulgaristan ve Arnavutluk’un bulunduğu müttefikliğin ve işbirliğinin amaçlandığı Varşova Paktı’nı 14 Mayıs 1955’te kurdu.

ABD’nin Birleşmiş Milletler’deki baskısı sonucu Filistin, Araplar ve Yahudiler arasında paylaştırıldı. Bunu kabul etmeyen Irak, Lübnan, Ürdün, Suriye ve Mısır askeri harekât başlattı ancak sonuç istedikleri gibi olmadı. İran Başbakanı Musaddık’ın petrolün millileştirmesi için verdiği mücadele halk bazında destek buldu. Şah ve hükümet arasında çıkan uyuşmazlıklar sonucunda başbakan istifa etti ancak şiddetli gösterilerin artması sonucu tekrar başbakan olarak atandı. 19 Ağustos 1953’te CIA yürüttüğü darbe ile hükümet devrildi. Hükümetin devrilmesiyle siyasi gösteriler ve hareketler son buldu. İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi, devrildiği 1979 İran İslam Devrimi’ne kadar ABD’nin politikalarına tam destek vermiştir.

Albay Cemal Abdül Nasır’ın önderliğini üstlendiği ‘‘Hür Subaylar’’ grubu darbe yaparak Mısır Kralı Faruk’u sürgüne yolladı ve 1953’te krallık kaldırıldı, cumhuriyet kuruldu. Nasır’ın Süveyş Kanalı’nı millileştirmesi İngilizleri rahatsız etti. İngilizler, Fransızlar ve İsrailliler Mısır’a karşı askeri harekât üzerinde anlaştılar ve ilk olarak İsrail 29 Ekim 1956’da Sina Adası’na saldırdı. İngilizlerin kanal bölgesindeki askeri unsurlara saldırmasının akabinde saldırı ABD ve SSCB tarafından kınandı. SSCB saldırıların bitmemesi halinde Londra’yı vuracağını söyleyerek İngilizlere gözdağı verdi. ABD ve SSCB Mısır’ın egemenliğini savundu nitekim Süveyş Kanalı Mısır’da kaldı.ABD Başkanı Eisenhower Süveyş Krizi’nden sonra Ortadoğu’da meydana gelen durumu beğenmemişti. Prestij kaybeden batı ülkelerinin yerine SSCB bölgeye hâkim olmaya başlamıştı. Kendi adıyla anılacak olan doktrini meclise sunan ABD başkanı, bölgeye askeri yardımda bulunmak, ekonomik destek vermek ve komünizm tehlikesine karşı silahlı kuvvetleri kullanmak adına yetki aldı. Daha sonraları İngiltere, Pakistan ve İran’ın da katılacağı Bağdat Paktı, Türkiye ve Irak arasında Şubat 1955’te imzalandı. Paktın amacı Ortadoğu’yu SSCB’ye karşı birleştirmekti. Josef Stalin’in ölümünden sonra iktidara Krusçev geçti. Yeni lider statüsünü sağlama almak ve Stalin efsanesini yıkmak için Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin yirminci kongresinde yaptığı gizli konuşma ile Stalin’i yerden yere vurdu ve politikalarının hata olduğunu öne sürdü. Barış içinde yaşamanın önemini vurguladı. Bu durum uluslararası politikada SSCB’nin yumuşamaya başladığının bir göstergesiydi.

Türkiye’nin İncirlik Üssü’nden 1 Mayıs 1960 tarihinde havalanan Amerikan U-2 uçağı Sovyetler tarafından vuruldu ve pilotu esir alındı. Bu gelişme iki ülkeyi savaşın eşiğine getirdi. Sovyetler sert bir tutum sergileyerek içinde Türkiye’nin de olduğu batılı ülkeleri savaşla tehdit etti. SSCB’nin etki alanındaki Küba’ya balistik füze yerleştirme kararı rakibi tarafından çok sert karşılandı. On üç gün süren Küba Krizi dünyayı nükleer savaşın hatta yok olmanın eşiğine getirdi. ABD’nin önerisiyle ‘‘Stratejik Silahların Sınırlandırılması Görüşmeleri’’ iki ülke arasında başladı ve üç protokolde mutabık kalındı. ABD Başkanı Nixon ile SSCB Devlet Başkanı Brejnev 26 Mayıs 1972 tarihinde Moskova’da SALT-I Antlaşması imzalandı. SALT-II ise Viyana’da 18 Haziran 1979 tarihinde imzalanmıştır.

ABD Başkanı Kennedy’nin Rusya geçmişi olan Lee Oswald tarafından öldürülmesinin ardında Sovyetler aransa da bir kanıt bulunamadı. Günümüzde dahi sır perdesini sürdürmektedir. Kennedy’nin ölümünden sonra başkan olan Johnson Kuzey Vietnam’ı Şubat 1965’te bombalamaya başladı. ABD bu savaştan hiçbir başarı elde edemedi ve kamuoyundan tepki çekti. Vietnam’ın başkenti Saygon 1975’te komünistlere teslim oldu.

Yugoslavya’nın lideri Tito bağımsız sosyalizmi destekleyerek SSCB ile yollarını ayırdı. Macaristan Başbakanı Nagy de aynısını denese de başarılı olamadı ve canından oldu. Çoğunluğunu Asya ve Afrika ülkelerinin oluşturduğu, iki kutuplu düzene girmeyi reddeden, barış yanlısı devletler Bağlantısızlar Hareketi’ni oluşturdu. 1961’den itibaren Mısır, Endonezya ve Yugoslavya hareketin başını çekti.

1979 yılının aralık ayında SSCB Afganistan’ı işgal ederek, İran Körfezi’ni ve Hint Okyanusu’nu etki alanı içine aldı. İşgal ABDÇin ve Pakistan başta olmak üzere çok sayıda ülke tarafından tepki çekti. Afganistan Soğuk Savaş’ın son zamanlarının oyun alanı olmuştur. Berlin Duvarı’nın yıkılmasından sonra 12 Eylül 1990’da ABDSSCB, İngiltere ve Fransa’nın anlaşmasıyla birleşik Almanya doğmuş oldu.

Gorbaçov açıklık ve yeniden inşa kavramlarını ortaya atarak reform sürecini 1986 yılında başlattı. Komünist Partisi faaliyetlerini sona erdirdikten sonra 11 Sovyet Cumhuriyeti, Kazakistan’ın başkentinde bir araya geldi ve Alma-Ata Deklarasyonu’nu onaylayarak bağımsızlıklarını ilan etti. Gorbaçov 25 Aralık 1991’de görevinden istifa ettiğini açıkladı ve böylelikle SSCB tarihe karışmış oldu. Kırk beş yıldır devam eden Soğuk Savaş süreci de SSCB’nin yıkılmasıyla sona ermiş oldu.

Muammer Oğuzhan Yüce

Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir