Koronavirüs Ortamında Uzaktan Eğitim Sorunları ve Çözüm Önerileri

Eğitimde dijitalleşme öngörüde bir fırsat sayılabilir. Çünkü dijital ortamların hayatımızın her alanına girmesi neticesinde eğitiminde öğrencilere ulaştırılması bu yolla sağlanabilmelidir. Bu fırsatların eğitim sistemine olumlu katkı vermesinin yanında maalesef olumsuz sonuçlar da doğurmaktadır.

Korona virüs salgınının ortaya çıkmasıyla birlikte öğrencilerin hizmetine sunulan EBA ve EBA TV kanalları üzerinden eğitim kesintisiz devam ediyor. Daha doğrusu devam ediyor görünüyor. Ne yazık ki katılımlar beklenen seviyelerde değil. Tahminin çok çok altında bir seviyede seyretmektedir. Durum her ne olursa olsun yine de öğrenciler yüz yüze eğitime verilen arada hem günlerini verimli şekilde geçirme imkânına sahip oldu hem de eğitimlerinden geri kalmadı. Ancak öğrencilerin, öğretmen ve veli denetiminden uzak bir şekilde yalnızca dijital eğitim sürecine katılmasının bazı istenmedik sonuçları beraberinde getirdiği de görülmektedir.

Korona virüs Salgınının Çıkmasıyla Eğitim Sektöründe Alınan Tedbirler

Tüm dünyayı etkisi altına alan Korona virüs (Covid-19) salgını hemen her sektörde yeni bir dönemi beraberinde getirdi. Türkiye’de ilk vakanın görüldüğü 11 Mart tarihinden itibaren, eğitim sektörü de üzerine düşeni yaparak Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından dijital ortamda sunacakları hizmetle öğrencilerin evlerinden eğitim süreçlerine devam edecekleri belirtildi.

TRT üzerinden ilkokul, ortaokul ve lise olmak üzere üç farklı kademe için açılan televizyon kanallarıyla ve Eğitim Bilişim Ağı (EBA) sistemiyle internet üzerinden eğitimlere devam edilmeye başlandı. Başlanmasına başlandı ama hem televizyon yayınlarında hem de EBA platformu üzerinden verilen derslerde öğrencilerin aktif katılımının mümkün olmaması uzaktan eğitim sürecinin istenilen düzeyde gerçekleşmemesine sebep oldu.

Televizyon ve EBA platformunda aktif katılımının sağlanamaması uzaktan eğitim sürecinin istenilen düzeyde gerçekleşmemesine sebep oldu. Böylece yeni alınan bir kararla EBA Platformu üzerinden canlı ders yapılmasına karar verildi. Zoom programı kaynaklı canlı dersler de başlamış oldu.

Alınan Canlı Ders Kararı Yerinde Bir Karardı

Korona virüs salgınının hızı ve sonuçları dikkate alındığında alınan ve uygulamaya konulan bu kararların yerinde olduğu söylenebilir. Aksi durumda yüz yüze eğitimin devam ettirilmesi halinde, virüsün yayılmasında, öğrenci ve ailelerine yönelik, Allah Korusun, ölümle sonuçlanan hadiselerin meydana gelmesine sebep olabilirdi.

Bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler Covid-19 öncesinde de her alanda hayatın akışını etkileyerek değişimi tetikliyordu. Eğitimde de bilgi ve bilişim teknolojilerindeki bu hızlı değişime ayak uydurmak kaçınılmaz olacaktı. Fakat belki de bu değişim uzun vadede gerçekleşecekti. Bu değişimin gerekliliği ve önemi koronavirüs salgınıyla iyice kavranmış oldu. Eğitim-öğretim süreçlerinin teknolojik araçlarla desteklenmesinin ve teknolojik altyapının yeterli düzeye çıkarılmasının, acil durumlarda eğitim-öğretim faaliyetlerine devam edilebilmesi için ne denli önemli olduğu tecrübe edildi. Korona virüs salgını bu değişimi hızlandırdı. Böylece yenilenen yeni Dünya anlayışına eğitim sistemimiz de iyi kötü ayak uydurmayı başarmış oldu.

Uzaktan eğitim sürecinin beraberinde getirdiği sorunlar

En başta gelen sorun öğretmenlerin uzaktan eğitim süreçlerine adaptasyonudur. Öyleyse açıkça kendimize sormalıyız. Öğretmenler uzaktan eğitime adapte oldu mu?

Eğitimde dijitalleşme birçok fırsatı beraberinde getirir. Bu fırsatların eğitim sistemine olumlu katkı verebilmesi için eğitimin tüm paydaşlarının dijital eğitime adapte olması gerekmektedir. Özellikle öğretmenlerin teknolojiye adaptasyonu ve teknoloji kullanım becerilerini geliştirmesi tüm eğitim sistemi için hayati öneme sahiptir.

Son yıllarda yapılan yatırımlar ve eğitimlerle sınıfların, okulların teknolojik altyapıları, öğretmenlerin teknolojik bilgi ve becerilerinde olumlu gelişmeler yaşandığı söylenebilir. Bu olumlu gelişmeleri eğitim-öğretim süreçlerinin geneline yayarak ve sistemi dijital araçlarla destekleyerek hem içerisinde bulunduğumuz süreçte hem de sonraki süreçte eğitimde kalite artışı sağlanması mümkündür. Bu süreçte öğretmenlerin teknolojik bilgi ve becerileri desteklenirken, öğretmenlere ders vermekte olduğu sınıf düzeylerine uygun interaktif dijital eğitim içerikleri üzerine gerekli eğitimler ve destekler verilmelidir.

Sistem desteklerinin yanında öğretmenlerin kişisel olarak mesleki gelişimleriyle ilgili alacakları eğitimlerin bu alanlara yönlendirilmeleri de yararlı olacaktır. Hizmet içi eğitimlerin çoğaltılarak öğretmenlere yönelik canlı dersler halinde yapılması da oldukça faydalı olacaktır. Öğretmenlerin, mevcut durumda EBA üzerinden öğrencilere sunulan içerikleri incelemesi ve gerekli görülen noktalarda sisteme dönüş vermeleri dijital eğitim özelinde eğitim sisteminin kalitesine olumlu katkılar sağlayacaktır.

Ayrıca EBA üzerinde vakit geçiren ve yaptığı işlemlerle puan alan öğretmenlerin, aldığı bu puanlara karşılık yazılı takdirname ile ödüllendirilmesi, EBA da daha çok işlem yapılmasını sağlayacaktır.

Dijital Ortamda Öğretmen, Veli ve Öğrenci ilişkisi

Öğrencilerin, öğretmen ve veli kontrolünden uzak bir şekilde dijital eğitim sürecine katılması, öğrencinin normal zamanlardan daha fazla telefon, tablet, bilgisayar ve televizyonla vakit geçirmesi gibi bazı istenmedik sonuçlara sebep olmuştur. Ders dışı zamanlarda teknolojik araçları hangi amaçla kullandığı önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Görünen odur ki dijital eğitim sürecinde velilerin, teknolojik araçların kullanımında öğrencileri denetimsiz bırakmaları, öğrencilerde teknoloji bağımlılığının ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Bunun yanında beden ve ruh sağlığında bozulmalar, uyku düzeninin bozulması, siber ve akran zorbalığı gibi olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına da sebep olduğu görülmüştür. Bu durumlarla karşılaşmamak için velilerin öğrenciler üzerinde denetim mekanizması kurması, bu konularda öğretmenlerden destek almaları çok önemlidir.

Bununla beraber veli eğitimlerine önem verilmelidir. Bu kapsamda velileri Psiko-Eğitim alanında yetiştirmek, veli-öğretmen ilişkilerini geliştirmek ve uzaktan eğitime öğrencilerin katılımının arttırılmasını sağlamak için çözümler üretmek maksadıyla velilerle canlı dersler yapılması oldukça faydalı olabilir.

Öğrencilerin Korona virüs nedeniyle sokağa çıkmasının yasak olduğu şu günlerde oyundan, etkinlikten ve iletişimden uzak kalmasına karşı da çözümler üretilebilir. Öğretmenler ders dışı sosyal faaliyetler ve etkinlikler kapsamında, sanal toplu görüşmeler düzenleyerek öğrencilerin birbirleri ile görüşmelerini sağlayabilir ve böylece sınıf içi iletişiminin kopması önlenebilir ve öğrencilerin yaşayabileceği yalnızlık sıkıntıları giderilmiş olur.

Eğitimde yaşanan değişiklikler öğretmen, veli ve öğrenci üçgeninin önemini ön plana çıkarmaktadır. Bu eğitim üçgenini etkin hale getirmek ve etkin halde tutmak son derece önemlidir. Birisi olmazsa eğitimden istenen başarı elde edilemeyecektir. Okul merkezli eğitim-öğretim süreçlerinde öğretmen ve öğrenci odaktayken, uzaktan eğitim süreçlerinde ise velilerinde bu kümenin bir elemanı olduğu görülmektedir.

Süreç içerisinde öğrencilere etkili öğrenme ortamının ve koşullarının sağlanması ve gerekli materyallerin hazırlanması, çocukların teknik bilgiye hakim olmadığı durumlarda velilerin devreye girmesi velilerin görevleri arasındadır. Bu sebeplerle veli eğitimlerine önem verilmelidir. Teknolojik cihazların ve programların kullanımı, pandemi sürecinde çocuk psikolojisi gibi konularda sanal konferanslar verilmelidir.

Eğitimde Fırsat Eşitliği

Eğitime erişim ve eğitimde herkes için nitelikli eğitim ana düşünce olmalıdır. Çünkü verilen eğitime tüm öğrencilerin ulaşıp ulaşamadığı, ulaştığında ise her bir öğrencinin düzeyine hitap eden bir içerik olup olmadığı göz önüne alınması gereken çok önemli bir süreçtir. Bu nedenle devlet tarafından her öğrenciye bir tablet verilmeli ve ücretsiz internet sağlanmalıdır. Özellikle ailenin sosyoekonomik durumu, yaşanılan bölge, okul türü, ailenin büyüklüğü, evde birden fazla öğrencinin olması gibi farklılıklar birer dezavantajdır. Bu durumlar öğrencinin ve velilerin okuldan ve eğitimden uzaklaşmalarına sebep olmaktadır.

EBA üzerinden yapmış olduğum bir Canlı Derste yaşamış olduğum traji komik bir hatıramı size nakletmek isterim. Ders esnasında bir öğrencim söz istedi ve şöyle dedi: “-Hocam, müsaade ederseniz size bir sürprizim var.” Ben de “Hayırdır. Ne sürprizi?” diye sordum. Öğrencim cep telefonuyla evinin balkonuna doğru gitti. Bir de baktım ki ne göreyim! Ekranda derse katılmayan bir öğrencim var. Sokakta durmuş ve  balkon parmaklıkları arasından neşeyle ama biraz da buruk bir halde bana el sallayarak bakıyordu. Öncelikle selamlaştık ve biraz şakalaştıktan sonra sordum: “Hayırdır, derse niye katılmadın?” Sormaz olaydım. Elbette ki kalbimi sızlatan o meşum cevabı almış oldum. “-Hocam çiğ köfteci de çalışıyorum. Çiğ köfte satıyorum.” Tabi ki yapacak bir şeyim yoktu. Tatlı dille “Aferin oğlum.” diyerek onu kendi küçük ama etrafını sarmış o kocaman dünyasına geri yolladım. Sevgili kardeşlerim işte halimiz budur. Her ne kadar halimiz böyle de olsa yine de umutluyum. İnşaallah el birliği ile ülkemizi daha yaşanası güzel bir ülke haline getireceğimizden hiç kuşkum yoktur. (Bu arada durumu böyle olan öğrencilerimize onlara uygun boş zamanlarında ders vermeyi planladım.)

Şimdi gelelim yasal mevzuatımıza. Bakın Anayasamızın 42. maddesinde ne yazıyor:

II. Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi

MADDE 42. — Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. Eğitim ve öğretim, Devletin başta gelen ödevlerindendir… Temel eğitimin ilk kademesi olan ilk öğretim, öğrenim çağındaki kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunludur ve temel ve orta eğitim Devlet okullarında parasızdır…

Madem ki eğitim, devletin görevidir ve parasızdır, o halde devletin tüm kadroları öğrencilere teknolojik koşulların sağlanması için destek vermelidir. Çünkü EBA platformu üzerinden gerçekleştirilen canlı derslere tüm öğrencilerin eşit şekilde erişim imkânı olmamaktadır. İnternet altyapısı olmayan bölgelerde de canlı dersler yapılmamaktadır.

Benzer şekilde başta Suriyeli öğrenciler olmak üzere dil problemi yaşayan öğrenciler için özel bir içeriğin yaygınlaştırılmamış olması bu öğrencileri de uzaktan eğitim sürecinden koparmıştır.

Netice olarak canlı ders uygulaması fikir olarak elbette ki çok güzel ama önemli olan bu güzel fikrin uygulanabilmesidir. Aksi halde lafla peynir gemisinin yürümediği unutulmamalıdır. Eğitim ortamının ve koşullarının sağlanması Anayasamıza göre devletin görevidir ve en kısa zamanda bu eksikliklerin tamamlanmasını umut ediyoruz.

Uzaktan Eğitim Ölçme ve Değerlendirme

Ölçme ve değerlendirme mümkün mü? Eğitim-öğretim süreçlerinin önemli basamaklarından birisi de ölçme ve değerlendirme sürecidir. Yönetim açısından oldukça elzem olan ölçme ve değerlendirme, sistemin iyileştirilmesi açısından bize değerli veriler sunar. Diyebiliriz ki ölçemediğinizi yönetemezsiniz. Ancak ne yazık ki korona virüs salgını süresince eğitim imkânlarını değerlendirmek çok zordur. Yine de ne yapıp edip bu süreci uygulamak zorunludur.

Bu konudaki görüşlerimi belirtmek isterim. Öncelikle not karşılığı olmadan online olarak deneme sınavları yapılabilir. Bu konuda görev öğretmenlere düşmektedir. Yapıldığına da inancım zaten tamdır.

Ayrıca not karşılığı olan ve karne notu yerine geçecek sınavlar için de her okul bünyesinde bir SINAV MERKEZİ kurulmasını öneriyorum. Sınav dönemleri belirlenebilir. Bu süreç uzun tutulur. Örneğin 2 hafta gibi bir süre tanımlanır. Bu süreçte Öğrenci bu merkeze (isteyen velisiyle beraber) gelerek hijyenik bir ortamda sınava girebilir. Sınav merkezinde görevli öğretmenin nezaretinde, belirlenen sınav döneminde, öğrenci ferdi olarak sınav merkezine gelir ve istediği saatte kendisine verilen sınav saatinde sınavını tamamlar ve görevli öğretmene kağıdını verip okuldan ayrılır. Sorular önceden ilgili dersin öğretmenleri tarafından hazırlanıp, yönetimin onayından sonra sınav merkezine teslim edilir. Soru kağıtları sınav merkezince çoğaltılır. Sınava gelen öğrencilerin sınav kağıtları sınıf sınıf sınav merkezinde tasnif edilir. Nihayet sınavlardan sonra dersin öğretmenine teslim edilir.

Ziya Selçuk

Peki, Bundan Sonra Ne Olacak?

Korona Virüs ile değişen hayatımızda artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır. Buna paralel elbette ki eğitim öğretimde de her şey değişecektir. Sadece gidiş bileti alınmıştır. Geriye dönüş yoktur.

Değişim ihtiyaçları da beraberinde getirmiştir. İlk sırada sağlık vardır. Sonraki de malum geçim derdidir. Bu öncelikler eğitimin önemini azaltmaktadır. Aslında bu çok doğaldır. Gocunmaya gerek yoktur. Eğitim alt sıralara itilse de yine de önemini kaybetmeyecektir. Bu nedenle eğitimden taviz verilmeyecektir. Sadece sanal derslere uzun süreçte hazır olmak lazımdır. Çünkü öğrencilerdeki ve velilerindeki Korona virüs travmasının izlerini silmek uzun yıllar alabilir.

Öyleyse bundan sonraki süreçte telafi eğitimleri söz konusu olacaktır. Dikkatli bir ölçme ve değerlendirme ile öğrencinin geri kalmış olduğu konular tespit edilerek telafi eğitimler yapılacaktır. Yöneticiler, öğretmenler ve veliler bu sürece şimdiden hazır olmalıdır. Alınacak kararlarda öğrencinin düzeyinin belirlenmesi ve korona virüs salgını süresince alınan eğitimin öğrencide kalıcı olup olmadığının tespiti çok iyi yapılmalıdır. Yapılacak telafi eğitim programları öğrencilerin eksik ve geri kaldıkları konuları tamamlamalarına olanak sağlamalıdır.

Korona virüs sonrası eğitim-öğretim süreçlerinin tasarlanmasında ve uygulanmasında ilk belirleyici unsur öğrenciler ve öğretmenler özelinde toplum sağlığı olacaktır. Ancak telafi eğitimin en önemli basamağının muhatap öğrencilerin düzeylerinin doğru tespit edilmesi olduğu unutulmamalıdır.

Tüm bunların ötesinde, öğrencilerin akademik ve sosyal gelişimine verilen önem, onların ruh ve beden sağlığının korunmasına da verilmelidir. Pandemi sonrasında salgının psikolojik düzeyde açtığı travmaların silinmesine yönelik rehberlik hizmetlerine de ağırlık verilmelidir. Psikologlar ve rehberlik hizmeti veren öğretmenler şimdiden bu konunun hazırlıklarını yapmaya başlamalıdırlar.

Eğitim Fabrikasında Ürün Modelinin Belirsizliği

Bir fabrika belirli bir ürünün üretilmesi maksadıyla kurulur. Tüm teçhizat ve ekipmanlar en son elde edilmesi düşünülen bu model ürünün elde edilebilmesine dönük hazırlanır. Giren hammadde, çıkan ürüne göredir. Şimdi bir araba fabrikası düşünelim. Ancak daha işin başından ne üreteceğimizin mühendisliğinin yapılmadığını hayal edelim. Hammaddenin fabrikaya sokulmasından sonra her bölümdeki işçinin kafasına göre önündeki müstakbel arabanın sağına soluna bir şeyleri vidaladığını farz edelim. Önüne gelen işçi bu daha güzel olacak diyerek sağa sola bir şeyler monte etse, şimdi soruyorum size fabrikanın çıkışında acaba nasıl bir otomobil ortaya çıkar? Sanırım oldukça ucube bir otomobil ortaya çıkacaktır.

İşte eğitim öğretim sürecini de bu fabrika sürecine benzetebiliriz. Eğer biz eğitim sürecinin sonunda nasıl bir insan modeli elde etmek istediğimizi bilmezsek işin sonunda okumuş cahiller üretmiş oluruz. Yerli bir eğitim politikasının olmaması, eğitim mühendisliğinde başarısızlık doğurur. O halde öncelikle yerli bir eğitim politikasına ihtiyaç vardır. Gücünü halktan alan, halkın ihtiyaçlarına cevap veren, kendi özünden kaynaklanan yerli eğitim ve öğretim döneminin başlaması lazımdır. Üç kuruşa beş köfte olmuyor beyler! Unutmayın! Ne ekersen onu biçersin.

Sevgi ve saygılarımla.

Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir