33. Ders Arapça Öğreniyorum | Sıfat Tamlaması

Arapçada bir ismin ardından gelerek o ismi niteleyen sözcüklere sıfat ) صِفة ( diyoruz. Sıfatlar sözcüklerin anlamlarını sayı, renk, şekil, durum vb. yönlerden nitelerler. “Niteleyen” anlamında Türkçede de kullanılan “sıfat” sözcüğü aslen Arapçadır ve Arapçada da aynı anlamda kullanılmaktadır. Bir sıfat tarafından nitelenen sözcüğe mevsûf ) مَوصوف ( adı verilir.

Bir sıfat tamlamasında sıfat ile mevsûf, diğer bir deyişle niteleyen ve nitelenen dört bakımdan birbiriyle uyumlu olmak zorundadır: Cinsiyet bakımından, sayı bakımından, belirlilik ve belirsizlik bakımından, i‘râb bakımından.

Sözcüklerin sıralanışı açısından sıfat tamlaması Türkçe sıfat tamlamasından farklıdır. Türkçede sıfat, nitelediği sözcükten önce gelir. Arapçada ise tam tersi ister belirli ister belirsiz bir sıfat tamlaması olsun sıfat nitelediği sözcükten sonra gelmektedir. Örneğin Türkçede yeni kitap derken görüldüğü üzere yeni sözcüğünü kitap sözcüğünün önüne getiriyoruz. Arapçada ise durum tam tersidir. Dolayısıyla Türkçe bir sıfat tamlamasını oluşturan sözcüklerin altına Arapça karşılıkları yazıldığında doğru bir Arapça sıfat tamlaması oluşturulmuş olur.

Arapçada mevsûf önce kullanıldığı için, sıfatın mevsûfuna dört bakımdan uyma zorunluluğu vardır:

  1. Ma‘rifelik ve nekiralık (belirlilik ve belirsizlik) bakımından: Mevsûf belirli ise sıfatı da belirli, mevsûf belirsiz ise sıfatı da belirsiz kullanılmak zorundadır. Örneğin;

(zengin adam) الرّجُل الغَنُِّ

(zengin bir adam) رَجُلٌ غَنٌِّ

  1. Cinsiyet bakımından: Mevsûf erilse sıfat da eril, mevsûf dişilse sıfat da dişil olmalıdır. Örneğin;

(çalışkan erkek öğrenci) (eril) الطّالِب المجُْتَهِد

(çalışkan kız öğrenci) (dişil) الطّالِبَة المجُْتَهِدَة

  1. İ‘râb bakımından: Sıfat, mevsûfun i‘râbına tabidir; mevsûf merfû ise sıfat da merfû, mevsûf mansub ise sıfat da mansub, mevsûf mecrur ise sıfat da mecrur olur. Örnek:

خَرَجَ العالمُ الكبيرُ.

رَأَيْتُ العالمَ الكبيرَ.

ذَهَبْتُ إِلى العالمِ الكبيرِ.

  1. Sayı bakımından: Mevsûf tekilse sıfat da tekil, mevsûf ikil ise sıfat da ikil, mevsûf çoğul ise sıfat da ona uygun yapıda gelmelidir.

(ihlaslı öğretmen) المعَُلِّمُ المخُْلِصُ

(ihlaslı iki öğretmen) المعَُلِّمانِ المخُْلِصانِ

(ihlaslı öğretmenler) المعَُلِّمُون المُخْلِصونَ

(ihlaslı kadın öğretmen) المعَُلّمَةُ المخُْلِصةُ

(ihlaslı iki kadın öğretmen) المعُلمَتانِ المخُْلِصَتانِ

(ihlaslı kadın öğretmenler) المعَُلّماتُ المخُْلِصاتُ

Arapçada düzensiz (kırık) çoğul formundaki gayr-i ‘âkil (akılsız) sözcüklerin tekil dişil kabul edildiklerini daha önce görmüştük. Dolayısıyla bu tür sözcüklerin sıfatları tekil dişil yapıda kullanılır. Örneğin,

(eski bir kalem) قَلَمٌ قَديمٌ

(eski kalemler) أقْلامٌ قَديمَةٌ

Şimdi içinde sıfat tamlaması barındıran aşağıdaki cümlelerin i‘râbını yapalım.

(Yeni bir kitap okudum.) . قَرَأتُ كِتابًا جَديدًا

Bu cümle, bir fiil cümlesidir, çünkü fiil ile başlamıştır.

قَرَأتُ : Mâzî fiil, fâ‘il bitişik zamir olan tâu’l-muteharrike ( .(ت

كِتاباً : Mef‘ûlun bih, mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha, aynı zamanda mevsûf.

كِتابًا(: جَديداً (’in sıfatıdır; dolayısıyla onun gibi tekil, eril, belirsiz ve mansûbdur (nasb alâmeti sondaki fetha).

(Cömert adam camiye gidiyor.) . يَذْهَبُ الرَّجُلُ الكَريمُ إلى المسَْجِدِ

Bu cümle, bir fiil cümlesidir, çünkü fiille başlamıştır.

يَذْهَبُ : Muzâri fiil, üçüncü tekil şahıs, eril.

الرّجُلُ : Fâ‘il, merfû, ref alâmeti sondaki damme, mevsûf.

الرَّجُلُ) : الكَريمُ )’nün sıfatıdır; dolayısıyla onun gibi tekil, eril, belirli ve merfûdur (ref alâmeti sondaki damme).

إلى : Harf-i cer المسَْجِدِ : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.

(Başarılı iki erkek öğrenciye yazdım.) . كَتَبْتُ إلى الطّالبَيِْ الناجِحَيِْ

Bu cümle, bir fiil cümlesidir, çünkü fiille başlamıştır.

كَتَبْتُ : Mâzi fiil, fâ‘il bitişik zamir olan tâu’l-muteharrike ( .(ت

إلى : Harf-i cer

الطّالبَيِْ : Mecrûr, cer alâmeti ( ي), çünkü ikil, mevsûf.

الطّالبَيِْ) : الناجِحَيِْ )’nin sıfatıdır; dolayısıyla onun gibi ikil, eril, belirli ve mecrûrdur (cer alâmeti ي ‘dir, çünkü ikildir).

(Üniversiteye iki yeni kadın hoca geldi.) . حَضَرَتْ مُدَرِّسَتانِ جَديدَتانِ إلى الجامِعَةِ

Bu cümle, bir fiil cümlesidir, çünkü fiille başlamıştır.

حَضَرَتْ : Mâzî fiil, üçüncü tekil şahıs, dişil.

مُدَرِّستانِ : Fâ‘il, merfû, ref alâmeti elif ( ا ), çünkü ikil, aynı zamanda mevsûf.

مدَرِّستانِ) : جديدتانِ )’nin sıfatıdır; dolayısıyla onun gibi ikil, dişil, belirsiz ve merfûdur (ref alâmeti elif ا ) ) çünkü ikildir).

إلى : Harf-i cer الجامِعَةِ : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.

(Küçük bir çocuk evden çıktı.) . خَرَجَ طِفْلٌ صَغيرٌ مِنْ البَيْتِ

Bu cümle, bir fiil cümlesidir, çünkü fiille başlamıştır.

خَرَجَ : Mâzî fiil, üçüncü tekil şahıs, eril.

طِفْلٌ : Fâ‘il, merfû, ref alâmeti sondaki damme, aynı zamanda mevsûf.

طِفْلٌ) : صَغيرٌ )’un sıfatıdır; dolayısıyla onun gibi tekil, eril, belirsiz ve merfûdur (ref alâmeti sondaki damme).

مِنْ : Harf-i cer

البَيْتِ : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.

(Kütüphanede birçok kitap okudum.) . قَرَأْتُ كُتُبًا كَثيرَةً في المكَْتَبَةِ

Bu cümle, bir fiil cümlesidir, çünkü fiille başlamıştır.

قَرَأْتُ : Mâzî fiil, fâ‘il bitişik zamir olan tâu’l-muteharrike ( .(ت

كُتُبًا : Mef‘ûlun bih, mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha, aynı zamanda mevsûf.

كُتُبًا) : كَثيرَةً )’in sıfatıdır; كُتُب kelimesi gayr-i âkil düzensiz çoğul olduğu için tekil dişil sayılır, dolayısıyla sıfatı da bu yüzden tekil, dişil, belirsiz ve mansûbdur (nasb alâmeti sondaki fetha).

في : Harf-i cer

المكَْتَبَةِ : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.

في الحَدِيقَةِ أشْجارٌ كَثيرَةٌ.

Bu cümle, bir isim cümlesidir, çünkü isimle başlamıştır.

في الحديقةِ : Şibih cümle (câr-mecrûr) olarak öne geçmiş haber, mahallen merfû.

أشجارٌ : Sona kalmış mubtedâ, merfû, ref alâmeti sondaki damme, mevsûf.

أشْجارٌ) : كَثيرَةٌ )’un sıfatıdır; أشْجارٌ kelimesi gayr-i âkil düzensiz çoğul olduğu için tekil dişil sayılır, dolayısıyla sıfatı da bu yüzden tekil, dişil, belirsiz ve merfûdur (ref alâmeti sondaki damme).

Arapçada sıfat, tek bir kelime olabileceği gibi bir niteleme cümlesi de olabilir. Bir cümlenin niteleme cümlesi olabilmesi için belirsiz bir isimden sonra (bu isim tekil de olabilir, çoğul da) kullanılmış olması gerekir. Başka bir deyişle, belirsiz isimlerden sonra gelen cümleler niteleme cümleleridir, dolayısıyla sıfattır. Hatırlayacağınız üzere cümlelerin i‘râbı mahallendir, yani bulunduğu konum itibariyle i‘râbı “mahallen merfû” veya “mahallen mansûb” ya da “mahallen mecrûr” biçiminde yapılır; ref veya nasb ya da cer alameti aranmaz. Sözgelimi, cümlenin nitelediği isim merfû ise sıfat cümlesi mahallen merfû olur. Örnek verecek olursak;

Şimdi de sıfatı cümle olan birkaç cümlenin i ‘râbını yapalım:

(Fabrikada çalışan bir adam geldi.) . حَضَر رَجُلٌ يَعْمَلُ في المَصْنَعِ

حَضَر : Mâzi fiil, üçüncü tekil şahıs, eril.

رَجُلٌ : Fâ‘il, merfû, ref alâmeti sondaki damme, mevsûf.

يَعْمَلُ : Muzâri fiil, dolayısıyla kendisiyle birlikte yeni bir fiil cümlesi başlıyor; üçüncü tekil şahıs, eril; fâ‘ili gizli zamir ( .(هو

في : Harf-i cer

المَصْنَعِ : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.

يَعْمَلُ في المَصْنَعِ : Fiil cümlesi hâlinde sıfat, mahallen merfû; çünkü mevsûfu olan ( رَجُلٌ ) merfû.

(Sınıfta oturan öğretmenler seni istiyor.) . يَطْلُبُكَ مُعَلِّمُون يَْلِسونَ في الصَّفِّ

يَطْلُبُ : يَطْلُبُكَ : Muzâri fiil, üçüncü tekil şahıs, eril; ( ك) bitişik nesne zamiri, mef ’ûlun bih, mahallen mansûb, çünkü zamirler mebnî.

مُعَلِّمُون : Fâ‘il, merfû, ref alâmeti vâv ( و), çünkü düzenli eril çoğul, aynı zamanda mevsûf.

يَ لْسِونَ : Muzâri fiil, kendisiyle birlikte yeni bir fiil cümlesi başlıyor, fâ‘ili bitişik zamir olan vâvu’l-cemâ‘a ( .(و

في : Harf-i cer

الصَّفِّ :Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.

يَْلِسونَ في الصَّفِّ : Fiil cümlesi hâlinde sıfat, mahallen merfû; çünkü mevsûfu olan ( مُعَلِّمُون ) merfû.

(Bakanlıkta çalışan kadın memurlara gittim.) . ذَهَبْتُ إلى مُوَظّفاتٍ يَعْمَلْنَ في الوِزارَةِ

ذَهَبْتُ : Mâzi fiil, fâ‘il bitişik zamir olan tâu’l-muteharrike ( .(ت

إلى : Harf-i cer

مُوَظّفاتٍ : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra, mevsûf.

يَعْمَلْنَ : Muzârî fiil, kendisiyle birlikte yeni bir fiil cümlesi başlıyor, fâ‘ili bitişik zamir olan nûnu’n-nisve ( .(ن

في : Harf-i cer

الوِزارَةِ : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.

يَعْمَلْنَ في الوِزارَةِ : Fiil cümlesi hâlinde sıfat, mahallen mecrûr; çünkü mevsûfu olan ( (مُوَظّفاتٍ mecrûr.

Sevgi Paylaştıkça Artar
Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir