Cumhuriyeti Anlayabilmek ve Yaşayabilmek; Cumhuriyet Kutlu Olsun

Cumhuriyetin Tanımı

Cumhuriyet, hükûmet ya da devlet başkanının, halk tarafından belli bir süre için ve belirli yetkilerle seçildiği yönetim biçimidir. Egemenlik hakkının belli bir kişi veya aileye ait olduğu monarşi ve oligarşi kavramlarının karşıtıdır.

TDK’ye göre cumhuriyet kelimesi anlamı şu şekildedir: Ulusun, egemenliğini kendi elinde tuttuğu ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullandığı devlet biçimi.

Cumhuriyet kelimesi, Arapça dilinden Türkçe’mize geçmiştir. Arapça kökten 18. yüzyılda Osmanlı Türkçesinde türetilmiş bir isimdir. Arapça cumhur kökü “bir araya toplanma, topluluk oluşturma”, bu kökten türeyen cumhūr ise “cemiyet, toplum, kamu” anlamına gelir. Fransızca: republique kelimesinin Türkçe çevirisi olarak benimsenmiştir.

Cumhuriyet’ten Ne Anlıyoruz?

Madem ki Cumhuriyet, milletin, egemenliği kendi elinde tutması ve bunu belirli süreler için seçtiği milletvekilleri aracılığıyla kullanması demektir o halde seçimlerde son derece dikkatli olmamız gerekiyor demektir. Fakat buna mukabil biz ne yapıyoruz? Tek kelimeyle belirtmem gerekirse “PARTİCİLİK”

Milletvekili seçmemiz gerekirken Parti veya Parti Genel Başkanı seçiyoruz. Zaman zaman sağımdaki solumdaki kişilere sorduğumda Mersin Milletvekillerini tanıyan yok denecek kadar az. Oysa ki Mersin’i temsil edebilecek, kendi bölgesel sorunlarımıza çözümler üretebilecek ve haklarımızı savunabilecek yöresel bir kişiyi seçip Ankara’ya göndermemiz lazım. Zaten seçimlerin adı milletvekili seçimi değil mi? Ancak bizler böyle yapmıyoruz. Bizlerin konuya ilgisiz kalmamızdan dolayı da parti merkezleri başka şehirlerden milletvekili adayı getirip verdiğimiz oylardan bu kişileri Mersin milletvekili seçtirebiliyorlar. Halbuki olması gereken parti değil adam seçilmesidir.

Bu konuda olması gereken olarak teklifim şudur. Seçim kağıtlarının yöresel hazırlanması gerekmektedir. Seçim kağıtlarında partiler değil milletvekillerinin isimleri ve resimleri olmalıdır. Seçmen de partiye değil milletvekili adaylarının isimlerini mühürleyerek seçime katılmalıdır.

Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun

Bayramdan bayrama hatırladığımız bir Cumhuriyet rejimimiz var. Cumhuriyet rejimin de doğru anlaşılıp uygulandığı konusu ise tartışmalıdır. Bu bayram bahanesiyle biraz eleştiri yapmak ve eleştirdiğim konulara da acizane çareler önermek istiyorum. Eleştirsek de Cumhuriyet bizim yönetim rejimimizdir. Bize yakışan da bu yönetim şeklidir. Kanaatime göre de maalesef Cumhuriyetin hakkını vermiyoruz.

Cumhuriyet dediğimiz şey ki biz bunu demokratik cumhuriyet olarak anlamalıyız.  Kısaca bize öğretildiği gibi yazarsak “halkın kendi kendini yönetmesidir”. Peki halk kendisini nasıl yönetecek? Cumhuriyet sisteminde bu görevi bizim adımıza, yine bizim seçtiğimiz milletvekilleri yapar.

Ancak milletvekili seçimlerinde seçilen milletvekilleri yeteneği olan halk tarafından desteklenen şahıslardan ziyade parası ve çevresi olan güçlü kişilerden seçilmektedir. Partiyi parasal olarak en çok destekleyen kimse o seçilmektedir. Geçtiğimiz seçimlere katılan, ancak kazanamayan bir milletvekili adayı ile yaptığım konuşmada, milletvekili adayı partiye verdiği bağışlar ve seçim kampanyasına harcadığı para miktarını söyleyince ağzım bir karış açık kalmıştı. Şimdi sorarım sizlere karşılıksız kim kime ne verir? Demek ki bu milletvekilliği işi oldukça kârlı bir iş olsa gerektir ki bu kişiler bu işe bu kadar parayı gözü kapalı yatırıyorlar. Bu bir iş olmuş ve ticarete dönmüş. İlerde kat kat karşılığı alınacak muazzam bir yatırım olarak görülen millet tüccarlığından Vatana ve Millete ne hayır gelir? Zaten gelmiyor da değil mi?

Ayrıca seçilen milletvekillerini seçimden sonra gören de olmuyor. Ankara’ya yerleşen milletvekili izini kaybettiriyor. Partisi ne karar alınırsa mecliste o karara evet ya da hayır diyor ki sonrasında da ortalıkta görünmüyor. Seçildiği şehrin çıkarlarından ziyade partisinin çıkarlarını gözetiyor. Oysa ki orada millet adına bulunuyor ama bunun farkında değil.

İşte bizim Cumhuriyet anlayışımız. Ben derim ki bu işler böyle olmamalıdır. Elbette bunun aksini yapan ve gerçekten şehri için mücadele eden milletvekillerini burada tenzih ederim. Fakat bunlar o kadar az ki yine de umutsuz değilim. Bir gün Cumhuriyet’in gerçek uygulamasını anlayacağız ve yaşayacağız.

Lütfen videoyu izleyin. Seversiniz sevmezsiniz ama ülkesi için uğraşarak sıfırdan yeni atılımlar yapmaya çalışan gerçek yönetici davranışlarını görün. Doğrusu da yanlışı da bizimdir. Biz büyük bir aileyiz. Ailemizin her ferdi bizimdir. Tarih ise bizim ibret aldığımız atalarımızın yazmış olduğu bir nasihat kitabıdır.

Kanaatime göre olması gereken ise ülke genelinde seçilen tüm vekillerin, ülkeyi hep beraber yönetmesi gerektiğidir. Ne yazık ki halktan en çok oyu alan parti, ülkenin tamamının onu seçtiği sanarak hareket etmektedir. Aksine en çok oyu alan parti ve ona bağlı milletvekilleri kendisine oy vermese bile halkın diğer kesimlerinin fikirlerine önem vermelidir. Eğer böyle yaparsa o parti, ülkenin tamamını temsil etme olgunluğuna erişmiş demektir.

Güçlü Muhalefet Güçlü Denetim

Tüm bunların yanında şüphesiz ki güçlü bir muhalefet olmalıdır. Ancak muhalefet demek iktidar partisinin yaptığı doğru veya yanlış her işi eleştirmek, onu yerden yere vurmak demek değildir. Muhalefet kıskanç olmamalıdır. Ülkenin bir problemine dönük eğer bir çözümü varsa bunu iktidar ile açık seçik paylaşmalıdır. Çözümü paylaşmayıp, iktidar partisinin işi berbat etmesini izleyip sevinmek, kime ne kazandırır? Aksine millet kaybeder. Sen yardımını yap. İnan ki millet bunu görecektir ve seni takdir edecektir.

Birbirinin açığını aramak, zaman zaman belden aşağı vuruşlar yapmak ve hatta ailelere kadar varan çirkin suçlamalar peşinde koşmak ancak zavallıların işidir. Düşmanlığın ancak millete zarar verdiğini görmüyor musunuz? Öyle ki mecliste tekme tokat kavgalara bile tanıklık ediyoruz. Bu sizi şimdi milletin gözünde yükseltti mi? Hayır, yine hayır! Tam tersine sizler milletin gözünde küçülüyorsunuz.

Sonuç

Ey Cumhuriyetin uygulayıcıları olan milletvekilleri kavga etmeyi bırakın ve Cumhuriyetin gereği olan el birliği içinde halk için halka hizmet edin.

Her ne kadar eleştirel bir yazı olsa da bunlar yapıcı eleştirilerimdir. Her vatanını ve milletini seven kimsenin yapması gerekendir. Durum ne olursa olsun yüzyıllık bir Cumhuriyet tecrübesi yabana atılamaz. Eminim özlenen o gün çok yakındır. O gün ki o günde, Cumhuriyetin Türk milletine yakışan en ideal bir rejim olduğunun bilincinde olarak, kendi çıkarlarımızın ötesinde, yalnızca vatan için el birliği ile muasır medeniyetler seviyesine hatta daha da yukarısına hep birlikte yürüyeceğiz. Ben buna inanıyorum. Başaracağız.

Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun.

Sevgi Paylaştıkça Artar
Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir