18. Ders Arapça Öğreniyorum | Arapça İsimler – Merfu, Mansub, Mecrur – 2. Bölüm

Herhangi bir varlığı ya da kavramı gösteren sözcüklere isim diyoruz. Arapçada isimleri kimi zaman bir cümlenin öznesi, kimi zaman nesnesi olarak, kimi zaman da bir tamlama içinde görürüz. Bir ismin hangi öge konumunda olduğunu, ismin son harfinin harekesinden veya son ekinden anlarız. Son harfin harekesi veya son ek, kelimenin cümle içindeki yerinin değişmesine bağlı olarak değişkenlik gösterir. Örneğin özne konumunda olan bir isim merfû (ref alâmetli), nesne konumunda olan bir sözcük mansûb (nasb alâmetli), harf-i cerden sonra gelen veya tamlayan durumunda olan bir sözcük mecrûr (cer alâmetli) olmak zorundadır.

Bir başka ifadeyle, cümle içinde bir ismi merfû kullanmak suretiyle, o ismi özne olarak kullandığımızı; mansûb kullanmak suretiyle de nesne yerinde kullandığımızı göstermiş oluruz.

Kelimelerin sonlarının almış olduğu hareke veya eklerin gerekçesinin açıklanmasına i‘râb diyoruz. “Şu cümleyi i‘râb ediniz” sorusundan anlamamız gereken “Cümleyi ögelerine ayırınız ve cümle içindeki her bir kelimenin son harfinin alması gereken harekeyi gerekçeleriyle açıklayınız” biçimindedir.

Bu kısa girişten sonra şunu söyleyelim ki, Arapçada isimler cümle içinde üç durumda bulunabilirler: Merfû (ref alâmetli), mansûb (nasb alâmetli), mecrûr (cer alâmetli)

Konuyu anlayabilmek için merfûluk (ref ) alâmeti, mansûbluk (nasb) alâmeti, mecrûrluk (cer) alâmeti nedir, bunu bilmemiz gerekiyor. Önce tekil kelimelerden başlayalım.

Tekil kelimelerin i‘râbı (yani merfûluk, mansûbluk ve mecrûrluk durumları) hareke ile belirlenir. Tekil bir kelimenin son harfi:
a. Merfû durumda, damme المعلّمُ
b. Mansûb durumda, fethaَ المعلّمَ
c. Mecrûr durumda, kesraِ المعلّمِ
ile harekelenir. Bir başka deyişle ref (merfûluk) alâmeti damme, nasb (mansûbluk) alâmeti fetha, cer (mecrûrluk) alâmeti kesra’dır.

İsmin sonu, belirli veya belirsiz oluşuna göre ya tek harekeli ya da tenvînli olur. Tenvîn i‘râba ilişkin bir husus olmayıp, daha önce de anlatıldığı üzere ismin belirsiz oluşunun, “herhangi bir” anlamında oluşunun bir göstergesidir. Önemli olan, harekenin (tek veya çift) ne olduğudur; yani damme mi, fetha mı, ya da kesra mı olduğudur. Dolayısıyla kelime tenvînli olduğunda, i‘râb yapılırken tenvîn zikredilmez; ana hareke, alâmet (gösterge) olarak zikredilir.

Örneğin:
المعلّمُ : öğretmen (merfû, ref alâmeti damme)
معلّمٌ : her hangi bir öğretmen (merfû, ref alâmeti damme)

Bu konu, Arapça dilbilgisinin temelini oluşturduğu için örnek cümleler kurarak daha iyi kavramaya çalışalım. Konuya girerken de belirttiğimiz gibi, Arapçada özne olan sözcük daima merfû kullanılır. Yani bir kelimeyi cümlede özne olarak kullandığınızı, o kelimeyi merfû yaparak gösterirsiniz. Nesne olan kelime de, daima mansûb kullanılır. Harf-i cerden sonra kullanılan kelime de daima mecrûr olur.

Harf-i cerler Türkçedeki bulunma (-de, -da), ayrılma (-den, -dan), yönelme (-e, -a) durum ekleri yerinde veya “ile”, “üzerinde” gibi anlamlarda kullanılan harf veya harf öbekleridir.

Örnek: مِنْ : -den; إلى : -e; بِ, في : -de; على : üzerinde gibi.

Şimdi cümle örneğine geçelim ve bu cümleyi ögelerine ayıralım:
Bu cümlenin i‘râbını şöyle yapıyoruz:
كَتَبَ : Mâzî fiil, 3. tekil şahıs, eril.
الطّالِبُ : Özne (fâ‘il), merfû, ref alâmeti sondaki damme.
رِسالَةً : Nesne (mef‘ûl), mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha.

Bu cümlede nesneyi belirli yaparsak, anlam nasıl değişiyor, onu görelim:
(Öğrenci mektubu yazdı.) . كَتبَ الطّالِبُ الرِسالَةَ

Bu cümlede hem özneyi hem de nesneyi belirsiz kullanırsak anlam nasıl olur, ona bakalım:
(Bir öğrenci bir mektup yazdı.) . كَتبَ طالِبٌ رِسالَةً

Cümleyi yönelme durumunda bir dolaylı tümleç ekleyerek “Öğrenci, bir doktora bir mektup yazdı.” anlamında Arapça kullanacak olursak nasıl deriz, ona bakalım:
كَتبَ الطّالِبُ رِسالَةً إلى طَبيبٍ.

Burada yeni söz öbeği olan ( إلى طَبيبٍ )’i i‘râb edelim:
إلى : Harf-i cer
طَبيبٍ : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.

Yukarıdaki örneklerde de görüldüğü üzere, tenvîn sadece belirsizlik göstergesidir. İ‘râbda alâmet aranırken sadece ana harekeye bakılır; çünkü tenvîn, ya iki damme’dir, ya iki fetha’dır, ya da iki kesra’dır. Bu harekelerin iki veya tek olmasının önemi yoktur.

Sevgi Paylaştıkça Artar
Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir