Merkantilizm ; 16-17. Yüzyıl Ticari Anlayışı

Merkantilizm Nedir?

Merkantilizm 16. yüzyılda Batı Avrupa’da başlamış ekonomik bir teoridir. Türkçe’ye yaklaşık olarak “Ticaretçilik” olarak çevrilmesi mümkündür. Merkantilizm güçlü bir ekonomi için ihracatı en üst düzeye çıkarmak ve ithalatı en aza indirmek üzere tasarlanmış bir ekonomik politikadır.

Merkantilizm kelimesi, dilimizde oldukça kullanılan kelimelerden birisidir. Merkantilizm, Fransızca dilinden Türkçe’mize geçmiştir. TDK’ye göre merkantilizm kelimesi anlamı şu şekildedir:

– Ülkenin refahını sahip olduğu altın, gümüş vb. değerli madenlere bağlayan, ülkedeki değerli maden yataklarının işletilmesine önem veren ve ihracatı artırıp ithalatı azaltmaya çalışan iktisat öğretisi

Orta Çağ ve öncesi dünyasında hüküm süren derebeylerin, emirlerin, beylerin, aristokratların, hükümdarların, sultanların ve imparatorların zenginliğinin ölçütü toprak idi. Güç sahibi kişinin kudretinin büyüklüğü sahip olduğu toprakların yüz ölçümüne ve verimliliğine göre belirlenirdi. Uzun yıllar boyunca zenginlik anlayışının toprak olmasının sebebi ise üretimdir. Hükmeden kişinin toprakları ne kadar geniş ve verimli araziler ise o kadar çok üretim yapabiliyor, ne kadar çok üretim yaparsa o kadar güçlü ve zengin oluyordu. Bu basit orantının günümüzde tam anlamıyla işlememe sebebi teknolojidir. Özellikle Sanayi Devriminden itibaren üretim alanındaki teknolojilerin gelişmesi sebebiyle günümüzde zenginliğin belirtisi toprakların hacmi değil devletlerin üretim kapasitesi, ticaret hacmi ve teknolojik seviyesi olmuştur. Bizim ilgileneceğimiz konu ise iki dönem arasında kalan geçiş dönemi: 15. yüzyıl civarı çökmeye başlayan feodalizmdeki toprak ağalığı ile 18. yüzyıl İngiltere’sinde başlayan bilimsel yeniliklerin öncülüğünde gelişen Sanayi Devrimi arasında kalan 300-400 senelik dönem, merkantilizmin hüküm sürdüğü dönem.

Merkantilizmin kökeni “merkant” kelimesinden gelmekte olup Latince tüccar anlamına gelmektedir. 16. yüzyılda Batı Avrupa’da ortaya çıkmış ekonomik bir terim olup, kısaca anlatmak gerekirse devletin zenginliğini madene bağlamıştır. Fakat merkantilizmi doğru anlamak için ortaya çıkışını, gelişimini ve devletler üzerindeki etkisini de incelemek gerekiyor.

Feodalizmin Çöküşü ve Merkantilizmin Ortaya Çıkışı

Şaşalı Roma İmparatorluğunun çöküşü ile başlayan otorite eksikliği, yüzlerce toprak beyinin kendi ufak topraklarında hüküm sürmesini kolaylaştırdı. Esasen Kutsal Roma İmparatoruna bağlı olan bu devletler, dış politikada Kutsal Roma İmparatorluğu altında birleşmişken iç politikalarda serbesttiler. Biz bu ufak devletlere feodal devletler, yani derebeylikler, ismini veriyoruz. Feodal devletler tarihte birdenbire çökmemiş, zamanla merkezi krallıklara yenik düşerek güçlerini kaybetmişlerdir. Feodalizmin çöküşü merkantilizmi ve ticaret tarihini anlamak isteyenler için oldukça önemlidir. Çünkü feodal devletleri yıkan güç olan merkezi krallıkların (örneğin Fransa Krallığı) güçlenmesini sağlayan temel etken ticaret, yani merkantilizmdir. Özellikle Haçlı Seferlerinin ardından doğu ile tanışan Venedik, Ceneviz, Pisa gibi İtalyan şehirlerinin yanı sıra Fransa, İngiltere, İspanya gibi merkezi krallıkların doğu ile ticaret yapması ve kralların da bu ticaretler üzerinden vergilendirme yoluyla para kazanması mutlak krallık rejimlerini güçlendirdi. Bunun sonucu olarak feodalizm Sanayi Devrimine kadar varlığını koruyabilse de büyük güç kaybetmiş oldu.

Rönesans ve Reform Dönemlerini halihazırda geçiren 16. yüzyıl Avrupası, çeşitli konularda fikir üretmeye ve yenilikçi hareketleri başlatmak için gayet müsaitti. İktisat biliminin doğduğu dönem olarak değerlendirebileceğimiz 16. yüzyılda John Hales, John Locke, David Hume, Adam Smith ve John Stuart Mill, Nikolas Kopernik gibi düşünürlerin ekonomi hakkındaki düşünceleri merkantilizmin kapılarını aralamış ve bunun sonucu olarak ilk ekonomi teorisi oluşturulmuş oldu.

Merkantilizm Teorisinin Amaçları ve Temel Özellikleri

  • Zenginliğin ölçü birimi değerli madenlerdir. Avrupalıların merkantilizmin hâkim olduğu dönemde coğrafi keşiflere önem vermesinin bir diğer nedeni de budur. Döneminde de para birimleri altın gibi değerli madenler kullanılarak basılıyordu. Günümüzde de devletler para basarken paranın değersizleşmesini önlemek için ellerindeki altın miktarıyla orantılı olacak şekilde para basarlar. Böylece gerektiğinde piyasaya altın satılarak para geri çekilebilir ve enflasyon denetim altında tutulabilir.
  • Merkantilizm, güçlü bir ekonomi için ihracatı en üst düzeye çıkarmak ve ithalatı en aza indirmek üzere tasarlanmış bir ekonomik politikadır. Bu sayede devletler hazinelerinde bolca değerli maden saklayabilecekti. Milletin refahı devlet hazinesinin zenginlik miktarı ile orantılı şekilde artacaktı.
  • Milli ekonomiyi savunan merkantilizm ayrıca reform hareketlerinin sonucu olarak ortaya çıkan üç büyük mezhepten Protestanlık ile de uyuşur. 16. yüzyılda Martin Luther öncülüğünde Papanın otoritesine karşı oluşturulan bu mezhepte “biriktir ama harcama” şeklinde özetlenebilecek bir görüş Tanrı’nın emri olarak kabul edilmiş ve Protestanlar tarafından uyulmuştur. Merkantilizmde de amaç bahsettiğimiz üzere ithalatı olabildiğince kısıp ihracatı arttırarak hazinede zenginliği biriktirmekti.

Merkantilizm Döneminde Osmanlı Ekonomisi ve Ticari İlişkileri

Osmanlı’nın devlet politikaları çoğunlukla gelenekçidir. Çünkü Osmanlı padişahlarının ve üst düzey bürokratlarının birçoğunun Avrupa’daki gelişmeleri yakından takip etmediği ve gereken reformları gerçekleştirmediği çok açıktır. Bu tespitin en açık delilleri ise Avrupa’da gerçekleştirilen Rönesans hareketleri, coğrafi keşifler, Sanayi Devrimi gibi birçok olayın Osmanlı’da etkisinin pek görülmemiş olmasıdır. Bu nedenledir ki ekonomi alanındaki merkantilizm teorisinin Osmanlı’yı derinden etkilediğini söylemek pek güçtür. Avrupa devletleri iktisadi anlayışlarını çoğunlukla merkantilizme göre şekillendirirken Osmanlı bu dönemde geleneksel ekonomi politikalarından ödün vermemiştir. Bu nedenledir ki 16. ve 18. yüzyıllar arası dönemi kapsayan merkantilizm döneminde Osmanlı’nın ticaretini değerlendirmek için Osmanlı’nın o dönemki konumunu ve ticaret yaptığı devletlerle ilişkilerini incelemek daha doğru olacaktır.

Merkantilizmin etkisinin başladığı 16. yüzyılda Osmanlı, özellikle Akdeniz de dahil olmak üzere birçok ticari yolu ve denizi kontrol ediyordu. Özellikle Kanuni Sultan Süleyman’ın hüküm sürdüğü 1522 yılında Rodos’un Haçlı şövalyelerinden alınması ile Akdeniz’de güçlenmeye başlayan Osmanlı, Kuzey Afrika’daki fetihleri ile beraber 17. yüzyıla gelindiğinde Akdeniz’de söz sahibi olan en güçlü devletlerden biriydi. Merkantilizm Avrupa’sının ticari açıdan en önemli bölgelerinden birisi ise Akdeniz’di.

Devletin kurulmasından itibaren Venedikliler, 16. yüzyıldan itibaren Fransa ve İngiltere, 16. yüzyıl sonuna doğru ise Hollandalılar ticari amaçlarla Osmanlı’nın kapısını çalmaya başladılar. Osmanlı’nın ticari dostlukları 16. yüzyılda özellikle Güney Avrupalılarla daha sıkıyken daha sonra Kuzey Batı Avrupalılar ile ilişkiler daha sıkı olmuştur. Bu dönem içinde Osmanlı 1569’da Fransa’ya, 1580’de İngiltere’ye ve 1612’de Hollanda’ya kapitülasyonlar vermiştir.

Merkantilizme Tepki Olarak Ortaya Çıkan İktisadi Düşünceler

  • Mutlak Üstünlükler Teorisi: Adam Smith tarafından Ulusların Zenginliği kitabında oluşturulmuştur. Dış ticarette ithalatın yapılmasının zorunlu olduğu ve her ülkenin en iyi olduğu alanda üretip satmasını ve en kötü olduğu alanda ise dışardan almasını savunmuştur.
  • Karşılaştırmalı Üstünlükler Teorisi: David Ricardo tarafından Ekonomi Politik adlı kitabında oluşturulmuştur. Dış ticarette ithalatın yapılmasının zorunlu olduğu ancak karşılaştırmalı olarak en verimli olduğu alanda üretip satmasını ve iyi olsa bile sektörler arasında karşılaştırmalı olarak en verimsiz olduğu alanda ise dışardan almasını savunmuştur.

Merkantilizmin hedeflediği en düşük seviyede ithalat, en yüksek seviyede ihracat ilkesinin devletlerin tümü tarafından gerçekleştirilemeyeceği ve bu ilkenin her zaman faydalı olmayacağını savunan düşünürler zamanla bir araya gelerek liberalizm iktisadi teorisini oluşturdular. Bunun sonucunda da günümüzde adını sıkça duyduğumuz kapitalizm oluştu. Kısacası 15. yüzyılda başlayan iktisadi fikir akımları zamanla değişerek günümüzü dahi etkilemeyi başardı.

MERKANTİLİZMİN UYGULAMALARI:

Merkantilizmde bu müşterek fikirler çeşitli ülkelerde farklı uygulamalara sahne oldu. Şimdi bunlardan en önemlilerini inceleyelim.

A-İSPANYOL MERKANTİLİZMİ:

İspanyol merkantilizmine “ Külçeli Merkantilizm” yahut “Billionizm” adı verilir. İspanyollar yeni keşfedilen sömürgelerden ülkelerine akan değerli madenlerin biriktirilmesini temel ve mutlak bir erek olarak kabul etmişlerdir. İspanyolların en önemli amaçlarından biri de ülkeye giren bu değerli madenlerin dışarıya çıkmasını önlemekti.
16. yüzyılın başında İspanya sömürgelerinden gelen altınlar sayesinde dünyanın en güçlü devleti oldu. Fakat bu durum uzun sürmedi. Altının dışarıya kaçırılmasına karşı çok sıkı önlemlerin alınması sonucunda, aynı yüzyılın sonlarına doğru, İspanyanın siyasi ve askeri gücü felce uğradı. Şöyle ki, İspanya’ ya sömürgelerinden değerli maden gelmezden önce paralarda yapılan tağşiş sonucunda fiyatlar genel düzeyinde bir artış görülmüştü. Kolonilerden değerli maden içeriye girmeye başlayınca normal olarak fiyatlarda yine bir yükselme meydana geldi. Bu durum karşısında ülkeden dışarıya değerli maden çıkarılmasına karşı yasaklar konulunca, bu önlemler doğal olarak geri tepti. Eşya fiyatları yabancı ülkelere göre çok yüksek, bir düzeye ulaşınca büyük miktarlar halinde mal ithali yoluna gidildi.
Durum İspanyol ekonomisini çıkmaza sokmuştu. Devlet ihracat yapamıyor, dış ticaret de gittikçe kötüleştiğinden ithalata izin verilmiyordu. Fiyatlar devamlı olarak artıyor buna karşın bireylerin satın alma güçleri azalıyordu.
Sonuç olarak İspanyol ticaret bilançosunun açıkları kapanmaz hale gelmiş ve iktisadi bakımdan altın ihraç etmeye mecbur kalmıştır. 16. Yüzyılın başında dünyanın en zengin ülkesi olan İspanya bu yüzyılın sonunda değerli maden ihraç eden ülke haline gelmiştir.
İspanya’nın komşusu Portekiz ise daha ihtiyatlı davranmıştır. O zamanlarda İspanya gibi Portekiz’in de ne tarımı, ne sanayi ne de ticareti henüz gelişmişti. Ülke oldukça ilkel bir halde bulunduğundan, değerli madenleri kendi yapısı içinde işletecek alanlar bulamıyordu. Bu bakımdan İspanya’nın aksine Portekiz, İspanyol merkantilizmine zıt bir politika izlemiştir. Geniş ölçüde deniz ticaretiyle ilgilenmeyi kendi yararına uygun bularak kendi sömürgelerinde çıkarılan değerli madenlerin, başka ülkelere gitmesine göz yumdular. Bu yönde hareket ederek de İspanya’nın içine düştüğü zor durumlar karşısında kalmadılar.

B-FRANSIZ MERKANTİLİZMİ:

Fransa ne anavatanında ne de sömürgelerinde işletebileceği değerli madenlere sahipti. Buna rağmen merkantilizmin uygulandığı “klasik” ülke yine de Fransa’dır. Fransız merkantilizminin temsilcisi “devlet demek ben demek”sözü ile meşhur “Güneş Kral” 14.Lui’nin maliye bakanı J. B. COLBERT’dir.
Fransızlar endüstri kanalıyla değerli maden stoku üzerinde etki yapıp sistemlerini kurmuşlardır. Yabancı ülkelere satışları geliştirmek için, ticaret şirketleri ve fabrikalar özendirilmiş, dış ticaretin bunlar tarafından yapılması için her türlü önlem alınmıştır. Bu arada büyük ticaret filoları hazırlanmış, Fransa’nın çeşitli eyaletleri arasındaki gümrükler kaldırılmış, kanal ve yol yapımına başlanmış, endüstri kolunda dokuma ve lüks maddeler sanayi kurularak devlet himayesi altına alınmıştır. Bunların dışarıya sattıkları malların karşılığı altın olarak ülkeye girecek ve böylelikle değerli maden stoku arttırılacaktır.
14.Louis devrinde Fransa aynı zamanda da büyük bir koloni imparatorluğu haline gelmiştir. Kanada, Yeni Fundland, Yeni İskoçya, N. Crléans, Batı Hindistan, Senegal… Fransa’nın eyaleti haline gelmişti. Zamanla Fransız malları, özellikle ipekli dokumalar, halı, cam, dantel, parfümeri, porselen eşyalar Avrupa’nın hemen, hemen bütün ülkelerinde aranır hale gelmiştir.
Bunun yanında dış ticarete de oldukça sıkı önlemler getirilmiştir. Himayecilik getiren gümrük tarifeleri 1667’den itibaren yürürlüğe konmuştur. Ulusal ürünlerle rekabet eden yabancı mamül maddeler çok ağır gümrük resimlerine tabi tutulmuş, buna zıt olarak da endüstriyi beslemek için yabancı hammaddelerden resim alınmamıştır. Kıtlıkları önlemek ve Fransa’nın uluslar arası rekabete açık alanlarını tehlikeye sokmayacak düşük ücretler ödenmesini sağlamak için de tersine tahıl ihracatı yasaklanmıştır.
Fransa’da yukarıda görüldüğü gibi alınan önlemlerde baş rolü Colbert (1619-1683) oynamıştır. Colbert yirmi yıllık yoğun bir çalışma sonucunda Fransa’yı endüstri devleti haline getirmiştir.
Colbert’in başlıca amacı ülkede toplanmış bulunan ve temel serveti oluşturan değerli maden stoklarına bir kullanma yolu bulmak bu suretle de devlet maliyesini ıslah etmekti.

C-İNGİLİZ MERKANTİLİZMİ:

İngiltere’de Fransa’nın aksine endüstri daha geç gelişmiştir. İngilizler 15. Yüzyıllın sonlarına kadar hemen, hemen hep tarımla ilgilenmişlerdir.
İngiliz merkantilizminin diğer bir adı da “Ticari Merkantilizmdir.” Bu tip sistemde özellikle ticaret, gemicilik, kredi ve para sorunlarıyla uğraşılmış, birbirleriyle olan ilişkileri incelenmiş, gerekli önlem ve kararlar alınmıştır.
16. yüzyılın başında İngiltere’de endüstri alanında büyük hamleler ve gelişmeler göze çarpmaktadır. Öteki yabancı ülkelerden gelen uzman ve işçiler sayesinde dokuma dalında özellikle üretim tekniği bakımından bir çok değişiklik olmuştur. İmalathaneler çoğalmış, ipek, cam, saat, kağıt sanayileri kurulmuştur. Bu ürünlerin sürümü meselesinde ortaya çıkan sorunlar dolayısıyla İngilizler deniz ticaretine kaymışlardır. İngiltere doğal ve barınak oluşturan denizler tarafından sınırlandırılmış olduğundan avantajlı bir duruma da sahiptir.
Ülkeye olumlu bir dış ticaret dengesi sağlamaya gayret edilmiştir. Bunun bakiyesi ise yalnız mal ithal ve ihracatı değil, yabancı ülkelere yapılacak bütün ödemeleri de göz önünde tutmak suretiyle, altın ya da gümüş ödenecek, taşımalar yapabilecek ticaret filosuna da özel bir ilgi gösterilmiştir.
Fakat bütün bunların yanında Cromwel’in büyük gayretleri de unutulmamalıdır. Hatta bazı iktisatçılar İngiliz merkantilizmini Cromwel’in kişiliğinde bütünleştirmektedirler.
Cromwel denizcilik alanında, İspanya ve Hollanda’nın ticari ve siyasi üstünlüklerine son vermek için, gerekli önlemleri almış ve özellikle İngiltere’nin güçlü bir deniz ticaret filosuna sahip olmasına ön ayak olmuştur. Bu arada “Deniz Ticaret Kanunları” –Act of Navigation –nı çıkarmıştır. Yasalara göre İngiltere’den Avrupa dışındaki kıtalara yapılacak taşımaların tekeli İngiliz ticaret filosuna verilmekte ve menşe ülkelerden gelmeyen malların İngiltere’ye yabancı gemilerle ithali yasaklanmıştı. Bu önlemler 19. Yüzyılın ortalarına kadar uygulama alanında kalmıştır. Fazla abartılmalara karşın önlemlerin, İngiltere’nin özellikle denizde gelişmesinde büyük yardımı olmuştur. Cromwel’den sonra bu yasalar şiddetlendirilmiş, sömürgelerin sırtından geçinmek ve gelişmek birer araç olarak kullanılmıştır.
Cromwel, denizcilik yasalarından başka bir çok önlem almış, devletçe yönetilen planlı bir ekonomi çerçevesinde bir yandan İngiltere’de üretilen mallarla dış pazarları tekeli altına almış, öte yandan da ülke dahilinde geniş bir otarşi sistemi kurma yoluna gitmiştir.

D- ALMAN MERKANTİLİZMİ(KAMERALİZM):

Temel ilkeler bakımından Almanlarda Avrupa ülkelerinin paralelindeydi. Coğrafi bakımdan İngiltere’den çok Fransa’ya benzediğinden onlar da ulusal endüstrinin gelişmesiyle ilgili önlemler almışlardır. Dahili üretim ve tüketim düzenlenmiş, uluslar arası ticaret ön plana gelmiştir. Bununla birlikte, tarımı da göz ardı etmemişler, çiftçilerin korunmasına dikkat etmişlerdir.
Nüfus sorununda da geniş davranmışlar, nüfusun artması yollarını aramışlardır. Nüfusun içerden ve dışardan artması için gerekli çalışmalar yapılmış, özellikle göçmenlerin nitelikli olmalarına özen gösterilmiştir.

KAYNAK:

Ozan Ali Çelik / stratejikortak.com

Ames, Glenn J. (1996), Colbert, Mercantilism and the French Quest for the Asian Trade

Braudel, Fernand (1979), “The Wheels of Commerce”, Civilization and Capitalism 15th–18th Century

Heckscher, Eli F. (1935), Mercantilism, London: Allen & Unwin

Anadolu Üniversitesi (Genel İktisat), Peter C. Dooley.

İktisadi Düşünce Tarihi, William J. Barber.

İktisadi Düşünce Tarihi, Doç.Dr. Ö. Rona Turanlı.

İktisat İdeolojisinin Eleştirisi, Ahmet İnsel.

İktisadi Düşünce, Gülten Kazgan.

Sevgi Paylaştıkça Artar
Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir