Savaş Pancar ile İbretlik Hikayeler Sohbet Videosu

Nasihat, Allahü teâlânın bir kimseye verdiği nimetin onda kalarak, dinine ve dünyasına faydalı olmasını istemek demektir. İlim sahipleri, imkan nispetinde emr-i maruf ve nehy-i münker yapmalı, yani iyiliği yaymaya, kötülükten sakındırmaya çalışmalıdır! Nasihatten uzak kalan kalb kararır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Dinin temeli nasihattir.) [Buhari]
(Duyduğu hak sözü, bir müslüman kardeşine söylemek ne güzel hediyedir.) [Taberani]
(Hayra sebep olana, bunu yapanın ecri kadar sevap verilir.) [Müslim]
(Kendi için istediğini din kardeşi için de istemeyen, iman etmiş olmaz.) [Buhari]
(Allahü teâlânın en çok sevdiği kimse, çok nasihat edendir.) [İ. Ahmed]

Peygamberimizi rüyasında gören alkolik genci araştırdım. Bosnalı Mestan imiş. Hikayesini aşağıya yazıyorum.
Mestan Bosnalı, ayyaş bir genç Müslüman. Herkesin illallah dediği, görünce yolunu değiştirdiği belalı biri.
Yıl 1999. Bosnalı Mestan, bir gece rüyasında Peygamber Efendimiz (sav)´i görür. Peygamber Efendimiz, onu yakasından tutup iyice sarsar. “Yeter, bu hali bırak ve çabuk bana gel.” der. Mestan, muhtarın kapısını çalar, gördüğü
rüyayı heyecanla anlatır. “Muhtar, sen bu köyün emirisin, beni Peygamberime götür.” der.
Muhtar, içki için para istiyor diye bir miktar para verip başından gönderir. Mestan, köyü kapı kapı dolaşıp rüyasını anlatır. Herkes muhtar gibi biraz para verip başından savar. Mestan, tekrar muhtara gelip “İşte para, beni Medine’ye Peygamberime götür muhtar! Beni Resulullah (s.a.v)´a götür. O beni çağırdı, bekliyor.” diye inler.
Muhtar, çaresiz üç beş hayvanını satıp Mestan´la beraber hacca yazılır. Otobüsle hacca yolculuk başlar. Günler sonra Medine´ye otelin önüne otobüsleri yaklaşır. Mestan, otobüsten iner inmez birine Peygamber Efendimiz (sav)´i sorar. Sorduğu kişi, eliyle mescidi tarif eder etmez Mestan koşmaya başlar.
Muhtar: “Dur, nereye gidiyorsun, valizleri odamıza yerleştirelim.” dese de Mestan “Valizler de, otel de senin olsun, ben Rasulullaha(s.a.v) gidiyorum.” deyip koşmaya devam eder. Muhtar, çaresiz arkada, Mestan önde Mescid-i
Nebevi´nin avlusuna varırlar. Mestan, heyecanla “Ben geldim Ya Rasulallah(s.a.v). Sen çağırdın, ben geldim. Bir yolunu bulup geldim.” der. Hem ağlar, hem aynı sözleri tekrar eder.
Hac mevsimidir, mescid son derce kalabalıktır. Mestan, o kalabalıkta nasıl Ravza-i Mutahhara´ya ulaşır, kimse bir şey anlamaz. Mestan, Resulullah´ın huzurunda gözyaşları sel olup inler. “Tevbe edip geldim ya Rasulullah. Beni çok mu sevdin, davet ettin?” diyerek yere çöker. O zamanlar Mescid-i Nebevi, gece on ikide kapanıp sabah teheccüt vaktinde açılıyor olmasına rağmen Mestan, Ravzada kalır. Tam üç gün üç gece sadece zemzem içip ibadet eder.
Sonunda mescidin görevlileri Mestan´ı çıkarma emri alır. Bir şeyler yiyip tekrar gelirsin diye onu iknaya çalışırlar ama nafile, Mestan direnir. “Beni ayırmayın Resulümden, ben O´nun misafiriyim!” dese de karga tulumba Mestan´ı çıkarırlar. Mestan, çıkarken “Beni senden ayırıyorlar, gönderme ya Rasullah (s.a.v)!” der ve orada ruhunu teslim eder. Mestan´ı dışarıda mermere yatırıp hayata döndürmeye çalışsalar da çabalar boşadır.

Savaş Pancar

Savaş Pancar

Emekli Kağıt Teknisyeni

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir