Hristiyanlığın Etimolojisi,Tarihi

Hristiyanlığın Etimolojisi, Kısa Tarihi ve Pavlus
Efe Batur ILGIN*
 
Özet
İslam kaynaklarında Nasraniler olarak geçen ve İsa’nın getirdiklerini temsil eden “Hristiyanlık”, Batı kaynnaklarında “Christos veya Christian” olarak kullanılır. Yine İslam kaynaklarında “yardım etmek”, batı kaynaklarında ise “ Yahve’nin kutsanmışı ya da kutsal yağ sürünmüş” anlamına gelir. Hz. İsa 6 Ocak ya da 25 tarihinde doğmuş, Ölümüne kadar teblide bulunarak insanları Tanrı’ya davet etmiştir. O’nun için canını feda eden Simon Petrus ile başlayarak havarileri ve Pavlusla beraber Hristiyanlık yayılmaya başlamıştır. 380 yılına kadar mücadelelerle geçen yayılma sürecinde Hristiyanlık coğrafyaları etkilemiştir.
Anahtar Sözcükler: Hristiyanlık, Hz. İsa, Simon Petrus, Pavlus.
Giriş
Hristiyanlık, bugün tüm dünya dinleri içerisinde mezhebi ister Katolik, ister Ortodoks, ister Protestan olsun hiç şüphesiz inananı en yaygın din olarak varlığını kabul ettirmiş; diğer dinleri, kültürleri her anlamda etkilemeyi başarmış bir inanç olarak karşımıza çıkmaktadır. Bugün, dünya üzerinde 2 milyar inananı bulunmasına rağmen Hristiyanlığın gerek etimolojik anlamı, gerek tarihsel oluşumu üzerinden oluşturduğumuz yanlış anlam-değer küreleri; Hristiyanlıkla ilgili doğru cümle kuramamaya, doğru yargılara varamamaya sebep olmaktadır. Bu yanlış anlaşılmalar diğer dinler açısından da önemlidir. Bu sorunlar giderilmeden herhangi bir metni, düşünceyi doğru yorumlamak mümkün değildir. Bu yazı, bu sorunları gidermek için bir ön bilgi niteliğindedir.
Hristiyanların  peygamberi İsa-Mesih, kutsal metinleri ise Yeni Ahit (Aht-i Cedit)’ tir. Buna göre Tanrı, oğul İsa’yı yeryüzüne insanlığın işlediği ve işleyecekleri günahlardan arındırması ve koruması için göndermiştir. O, bütün bunları yapmış, çarmıha gerilmiş ve Baba’nın huzuruna yükselmiştir. Bu temel inanç daha sonraları bugün adına Hristiyan dediğimiz topluluk tarafından geliştirilerek görüş ayrılıklarının ana kaynağı sayılacaktır.[1]
Kelimenin anlamı
İslam kaynaklarında nasara fiilinden türeyen Nasranî’nin yanında Mesihî ve İsevî olarak da geçer. Kur’ân-ı Kerim’in on dört yerinde nasara fiili kullanılmış olup kökeni ve anlamına dair çeşitli görüşler vardır. Hz. Îsâ’nın havârîleri, O’ndan yardım isteyine olumlu cevap verir.( Âl-i İmrân 3/52; es- Saf 61/14) “ yardım etmek” mealindeki nasara kökünden geldiği ya da Hz Îsâ’nın memleketi olan Nazareth (Nâsıra) şehrinden de türemiş olacağına dair görüşler mevcuttur.
Batı dillerinde ise en yaygın söylenemi Christian: Türkçe’ye Hristiyan olarak geçmiştir. Bu isim, Yeni Ahit’te- Resullerin işleri (11/26-26/28), Petrus’un Birinci Mektubu’nda (4/16)- geçmektedir. Resulllerin İşleri’nde (11/26) geçen ayetler Hristiyan kelimesinin ilk defa Antakya’da kullanıldığına dair bilgi verir. Yeni Ahid’te Grekçe “Christos” olarak geçer: İbranice’de, “kutsal yağ sürünmüş”  anlamına gelir. Latince’ye ve batı dil
lerine Christ olarak geçmiştir. Ancak, kelime Eski Ahit’te Mesih olarak geçerken, daha sonra gelecek olan “Yahve’nin kutsanmışını” ifade eder.
Christianos kelimesi muhtemelen, Antakya putperestleri tarafından ortaya çıkmış olup, kelimeyi özel isim olarak kullanıp, Christos’a bağlı olanları nitelemişlerdir. Roma’lılar ise kelimeyi hukuki bir kavram olarak kullanmış, daha sonraları aşağılayıcı bir kelime olarak genişletmişlerdir.[2]
İlk Hristiyanlığın Doğuşu (Hz. İsa)
İncil’de Hz. İsa’nın doğumu, özellikle Matta’ya göre bir soyağacı ile başlar. ( Matta 1/17 ) Hz. İsa Kral Arhelas zamanında doğmuştur. (luka 23/8)  Arhelas, M.Ö.4 ve M.S. 6 yılları arasında Filistin’i Roma adına yönetmiş; İsa ise bu tarih aralıklarında doğmuş olabilir. Luka’da Fısıh bayramnına atıf vardır. (Luka 26/27) Fısıh bayramı ise, Nisan’ın 15’ine denk gelirken İsa bundan 6 ay sonra Ekim aylarında doğmuş; Hristiyanlığın batısında ise 25 aralık, Doğu Hristiyanlığında da 6 Ocak günü kutlanmıştır[3].
Hristiyan teologlara göre İsa’nın doğum bilgileri net olmasa da bazı tahmini tahliller ve olaylara dayanmışlardır: “Tufan’dan sonra; İbrahim’in doğumundan iki bin yıl sonra; Musa’dan bin besyüz yıl sonra; Kral Davut’tan yaklaşık bin yıl sonra; Daniel’in Peygamberliğinin yetmişbeşinci yılında; Yüz doksan dördüncü Olimpiyatta: Roma’ın kuruluşunun yediyüz elli ikinci ve İmparator Octave Augustus’ün kırk ikinci yaşında ezeli Baba’nın Oğlu ezeli Tanrı İsa-Mesih Yahuda’nın Betlehem (Kudüs) Şehrinde Bakire Meryem’den doğdu.”[4]
Yapılan araştırmalar İsa’nın doğum tarihinin ancak aşağı yukarı hesaplanabildiğini gösterdiği gibi, bu tarihlerde de hiçbir teolog ve tarihçi ittifak edememiştir. Gençliği hakkında da fazla veri olmamakla birlikte, Luka’ya göre 12 yaşında annesinin kocası diye bilinen Yusuf’la Kudüs’e gitmiş, tapınaktaki alimler onun ilmi ve kavrayışına hayran kalmışlardır. 12 yaşından göreve başlama yaşı 30’a kadar olan aralık belirsiz ya da elimizdeki kaynaklar ne yazık ki yetersizdir.
Hz. İsa 30 yaşındayken, onun teyze oğlu Hz. Yahya Ürdün’de yaşıyor, Allah’a iman edenleri vaftiz ediyordu; İsa ise “Vaftizci Yahya” nın yanına giderek kendini arındırıyor, daha sonra çöle gidiyor, burada Şeytan’la mücadele ediyordu. İsa’dan, Şeytan’ın istediği, Tanrı’nın oğlu olma yetkisini kullanarak, dünyayı kral olarak çekip çevirmesiydi. İsa, Şeytana karşı çıkarak önce Galile Şehri; daha sonra sırasıyla Samiriye’ye, Kudüs’e ve Galile’nin kuzeyinde tebliği görevine başlamıştır. Bu tebliğleri gerçekleştirirken O’nu can kulağıyla dinleyen havarileri[5] oluşmaya başladı ve tebliğsinde O’na yardım etmeye çalıştılar.[6]
Hz. İsa’nın, bütün bu tebliğ sürecini gerçekleştirirken göstermiş olduğu bazı mucizeler şunlardır: Şeytan ve kötü ruhları insanlardan çekip almak, ölü kızı hayata döndürmesi, körleri iyileştirmesi, fırtınayı dindirmesi, vb.
Hz. İsa, ölümüne kadar gecen sürede bütün bunları insanlık için yapmış ve ömrünün son zamanlarına geldiğinde Kudüs’e tebliğ için gitmek istiyordu, ancak Kudüs O’un karşıtlarının çok sayıda bulunduğu bir şehir olduğu için havariler, Kudüs’e girmesini istememiş, fakat O,  şerhe girerek görevini yerine getirmiştir. Bunu gören Yahudiler,  Sanhedrin Mahkemesinde O’nu Tanrı’yı inkar suçundan idamına karar verdiler. Ve İsa Roma valisinin de onayıyla çarmıha gerildi. Bu bilgiler Hristiyan inancına göre olup İslam ve Kur’an’ın reddi ile yeniden müslümanlarca yeniden yorumlanmıştır. ( Bakara/87,136), (Al-i İmran/45,…84), (Nisa/155,…172), (Maide/46,…118), (Enam/85), (Tevbe/31), (Meryem/16,…35), ( Mü’minun/50), (Ahzab/7), vd…
Yayılışı, Pavlus ve Sonrası
Hz.İsa’nın vefatından sonra tebliği görevini ilk defa Simon Petrus, büyük bir konuşma yaparak kendisini dinleyen 3000 kişiyi Hz. İsa’ya ve öğretilerine inandırmış ve ilk İsevi topluluğunun lideri olmuştur. Lidda, Şaron, Yafa şehirlerine gider, daha sonra tebliğine 57 yılında Roma’ya gider. Yeni Ahit’in içinde bulunan 1 ve 2. Mektupları yazar; 64 yılında ise Roma İmparator’u Neron tarafından öldürülür. Bütün bunların yanında bu tebliğ hareketlerinin nasıl bu çapta etki ettiği ve havarilerinin de hayat hikayeleri  net bir şekilde bilinmemektedir.
Hz. İsa’nın havarilerinin düşmanlarından sayılan ve bugün Tarsuslu Saul olarak bilinen, Yahudi ailesinden olup MS. 5-15 yıllarında Tarsus’ta dünyaya gelen Pavlus: Ferisiler diye bilinen mutaassıp Yahudi Mezhebine bağlıydı. Hz.İsa için canını veren İstefehan’ın taşlanmasını seyretmiştir. Yahudilerin dini lideri Başkahin tarafından MS. 33’te Hz. İsa’nın öğrencilerini mahkum etmek için görevlendirmiş fakat Şam’da Hz. İsa’nın silüetini görüp İsa’ya iman etmiştir. Daha sonra Şam ve havalisinde Hristiyanlığı tebliğ etmeye başlamış fakat Ferisiler’e ihanetinden dolayı öldürülmek istenmiştir. Pavlus, Şam’dan kaçarak Arabistan çölüne gider ve orada 3 yıl kaldıktan sonra Kudüs’e geri döner. Burada Barbana sayesinde Petrus’la tanışmıştır. Barbana O’nu Antakya’ya yeni yeni Hristiyanlığı öğrenmek isteyen kimselere öğretmen olması için çağırdı. Bu süreç Hristiyanlığın yayılmasında etkili olmuştur:  Antakya, o dönemde ticaret yollarının kesiştiği, başka şehirlerden gelen tüccarlar için önemli bir şehirdi. Anadolu’dan başlayarak Efes’ e kadar yolculuklar yapmış, bu yolculukları sırasında mektuplarını yazmış ve sonunda Kudüs’e geri dönmüştür. Kudüs’te Yahudiler tarafından tutuklanmış, bu sürede Koloselilere, Efeslilere, Filipililere meşhur mektuplarını yazmıştır. Tam olarak bilinmese de 64 yılında Roma İmparatoru Neron tarafından idam ettirilmiştir. [7]
Pavlus, hayatı boyunca iki konu üzerinde durmuştur: “İsa ve Mesihliği, Yahudi şeraitinin ilgası. Yahudi şeriatını yerine ‘Tanrı’nın izzeti’ ve ‘Tanrı’nın herkese ulaşabileceği’ anlayışını koyarak bu evrensel mesejı desteklemiş görünür. Hristiyanlığın gentile topraklarında hızla yayılmasına vesile olan teolojik doktirin budur. Bu tarihten sonra Hristiyanlık hem coğrafya hem de doktrin olarak Filistin dışına çıkacaktır.”[8]
313 yılının Mart ayına kadar Hristiyanlık, Efes, Korint ve Roma İmparatorluğunun ezeli rakibi Kartaca içinde hızlı bir yayılma gösterdi. Bu tarihe kadar Hristiyanlar Paganlara karşı büyük kayıplar verdi ve bu tarihlerden sonra İmparator Konstantin 313’de yayınladığı bir fermanla herkesi Roma vatandaşı ilan etti. Bu, Hristiyanlar için inançlarını özgürce yaşayabilmek demekti. 325’ te İznik Konsili toplandı, 380’de ise I. Teodosyus, Hristiyanlığı Roma’nın tek dini ilan etti: Hristiyanlık haricinde tüm inançlar özellikle paganlık yasaklandı. Artık inançlarını özgürce yaşamak için şiddetli kayıplar veren Hristiyanlar, paganları öldürmeye başlamıştır.
Roma’nın resmi olarak Hristiyanlaşması, elinde tuttuğu siyasi güç ve nüfuz alanını genişliği sebebiyle 1000 yıllarına kadar Bulgarlar’ın, Franklar’ın, Slavlar’ın; Norveç; Anglo-Sakson dünyanın ve birçok coğrafyanın Hristiyanlaşmasında etkili olmuştur.
Pavlus Üzerine Değerlendirme
Bu zamana kadar Hristiyanlık tartışmalarının odak noktası hiç şüphesiz Pavlus olmuştur. Mektuplarında (Galatyalılar 1:13; Filipililer 3:6) İsa’ya iman etmeden önce O’nun yandaşlarına zulm eden biri olarak karşımıza çıkar. Ancak Pavlus Hristiyanlığın ilerlemesinde hatta bilinir şekilde ortaya çıkmasında İsa’nın rolünü mü üstlenmiştir? Bu soruya cevaben “Wilhelm Bousset ve Wilhelm Heitmüller gibi araştırmacılar, tarihsel İsa’nın dininin Hıristiyanlık olmadığını ifade ederek, Pavlus’un tarihsel İsa’nın mesajını değiştirerek bozan kişi olduğunu ifade etmektedir. Hıristiyanlığı Pavlus ile temellendiren bu görüş, Küng ve Fitzmeyer gibi teologlar tarafından eleştirilmiştir. Küng ve Fitzmeyer gibi önemli simaları örnek olarak verebileceğimiz ikinci yaklaşıma göre, Hıristiyanlıkta merkezi figür, Pavlus değil, İsa’dır; Pavlus ancak bir Hıristiyan misyoner ve teolog olarak değerlendirilebilir.”[9] Demişlerdir.
Pavlus ile İsa arasındaki farklılık gözle görülür şekilde bellidir: İsa, Tanrı’nın egemenlğini kabul edip O’na iman etmeye çağırırken (Markos 1:38, Luka 4:8, Matta 4:17), Pavlus, iman tanımının ortasına Mesih anlayışını yerleştirmiştir. “İsa’nın öğretilerinde İsa’nın kimliği ve şahsiyetinden ziyade tebliğ ettiği mesaj ön planda iken, Pavlus, tarihsel İsa’nın tebliği ettiği mesajı değil onun şahsını öne çıkarmıştır. Bu nedenledir ki Pavlus, mektuplarında tarihsel bir şahsiyet olarak İsa’nın yaşamı ve tebliğ ettiği öğretilere hemen hemen hiç yer vermez. Çünkü onun için önemli olan, insanların günahlarına kefaret olarak çarmıha gerilmek üzere bedenleşen Oğul Rab İsa Mesih’tir.”[10]
Sonuç
Hristiyanlık, üzerinde doğru cümleler kurabilmemiz için bu kavramın ana ayrım noktalarını iyi tayin edebilmek şarttır. İsa, Hristiyanlığın kurucusu olmuş, sonra havariler ve özellile de Pavlus’un Hristiyanlığa geçmesiyle yayılma göstermiştir. Fakat Pavlus ve İsa’nın öğretilerinin arasında bariz farklar belirmiştir. Bugün Hristiyanlık Pavlus merkezli mi, yoksa İsa Merkezli bir doktrine mi sahiptir? Bizce bunlar gerek İncil’e başvurulduğunda, gerek kelimenin anlamına dair bir çıkarım yaptığımızda Pavlus’un Hristiyanlığı ne kadar etkilediğini göstermektedir. Bu değerlendirmeler ışığında İsa’yı Hz. Muhammed’in getirdiği mesajın temsilcisi ve öncesi olarak görmeyen batı Hristiyan dünyası Pavlus merkezli bir anlayışa sahip olmalıdır. Aksi halde İsa’nın mesajının iman, tevhid ve tüm insanlığın kurtuluşu olduğu çok açıktır.
* Adnan Menderes Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü,  Tarih Anabilim Dalı Yüksek Lisans Öğrencisi.
[1] Kürşad Demirci, “Hristiyanlık” Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi(TDVİA)” C.XVII, İstanbul, 1998, s. 328
[2] Demirci, 1998, “Hristiyanlık”, s.328-340
[3] İbrahim Erbaş, İbrahim Hatipoğlu vd., Yaşayan Dünya Dinleri, Anadolu Üniversitesi Yayınları, Ankara, 2013, s. 182-183
[4] Erbaş, Demirci  vd., Yaşayan Dünya Dinleri, s.183
5” Havariler: Kelime anlamı ‘Beyaz giyinenler, İnsanların ruhlarını din ve ilimle arıtanlar ‘demektir. Ancak bu ifade zamanla özel bir anlam kazanmış ve Hz. İsa’nın yardımcılarını kasteden bir terim halini almıştır. Tebliğ faaliyetinin başında Hz. İsa bu oniki kişiyi seçmiş ve bunlara havari ismini vermiştir. Bunların isimleri bazı küçük farklılıklarla Matta (10:2-4), Markos (3:16-19), Luka (6:14-16) ve Resullerin İşlerinde (1:13) yer almaktadır: Simon Petrus, Aanderas, Yakup (Zebedi’nin oğlu), Yuhanna, Filipus, Bartolomeus, Thomas, Matta, Yakup (Alfeos’un oğlu), Taddeus, Gayyur Simun, Yahuda İskariyat.” (Orijinal)
[6] Erbaş, Demirci vd., Yaşayan Dünya Dinleri, s.184-185
[7] Erbaş, Demirci vd., Yaşayan Dünya Dinleri, s.188
[8] Erbaş vd., a.g.e, s.188
[9] Süleyman Turan, “İsa ve Pavlus Aynı Fikirde miydi? Peter Barnes”, Milel ve Nihal, S.1, c. IV, İstanbul, 2007,s.180
[10] Turan, 2007, “İsa ve Pavlus Aynı Fikirde miydi?, s.180-181

Sevgi Paylaştıkça Artar
Efe Batur Ilgın

Efe Batur Ilgın

Tarih Yüksek Lisans Öğrencisi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir