Öjenik – İnsan Türünün Genetik Islahı

Öjenik (eugenics): Bilim Tarihinin En Vahşi ve Karanlık Sayfası

Öjenik (eugenics), insanların genetik açıdan kontrol altına alınarak ve genetik hastalıkları olanlarının ayıklanarak insan türünün ıslah edilmesi demektir. Charles Darwin’in ortaya atmış olduğu evrim teorisinden esinlenerek meydana getirilmiştir. Evrim Teorisini kullanarak Öjenik fikri, sağlıksız, bedenen kusurlu, engelli olanları, diğerlerinden ayıklaması ve buna paralel çiftleşmelerinin de düzenlenerek yani kısırlaştırılarak yok edilmesi ve böylece geriye ortam şartlarına uyum sağlayan üstün bir ırkın meydana getirilmesi anlamına gelmektedir. İsim olarak Yunanca’dan gelmektedir. Eu iyi manasına gelir. Genēs ise doğan demektir. Böylece eu-genēs iyi doğan demek olur.

Öjenik (eugenics)’in Tarihi ve Gelişimi

Ancak öjenik çalışmaları bilim ve insanlık tarihinin yüz karası haline gelmiştir. Maalesef 20. yüzyılın ilk yarısında çok sayıda taraftar toplamış olması içler acısıdır. Engelli insanların yok edilmesine yönelik böylesine çok sayıda taraftar toplayan bu fikir, sonuçta binlerce insanın katledilmesine neden olmuştur. Engelli insanlar grubuna eşcinsel insanlar da dâhildi.

Öjeniğin mucidi Francis Galton’dur. Bu kişi Charles Darwin’in kuzenidir. Bu fikri Darwin’in teorilerine dayandırıyordu. Darwin ise bu görüşe karşıydı. Bu fikirleri bir sapkınlık olarak görüyordu. Kuzenini başlarda engellemeyi başardı. Ancak Darwin’in ölümünden sonra 1883 yılında yazdığı “İnsan Fakültesi ve Gelişimi Üzerine Araştırmalar” isimli kitabında fikirlerini yayımladı. Bizleri şaşkına çevirecek tarzda ne yazık ki İngiltere, Öjeniyi “İnsanın doğum kalitesini arttırma ve en yüksek avantajı sağlama bilimi” olarak tanımlayan Francis Galton’a çalışmalardan dolayı “Sir” unvanı bile verdi.

Kökleri çok daha eskilere dayanan, hatta Antik Yunan’a, Platon’a, Spartalılara kadar uzanan Öjenik düşünce sonrasında Hitler Almanya’sında altın çağını yaşamaya başladı. Öjeniği Almanya’da ilk olarak ortaya çıkaran ve yayan ise evrimsel biyolog ve filozof Ernst Haeckel’di. Saf ve üstün bir Alman ırkı yaratmak isteyen Adolf Hitler, Haeckel’in öjenik yaklaşımına adeta balıklama atladı ve uygulamaya koydu. Bu kapsamda “Kalıtımsal Olarak Hastalıklı Zürriyetin Engellenmesi Kanunu” yürürlüğe sokuldu. Bu kanunla neredeyse 400.000 kişi zorla kısırlaştırıldı. Engelliler, akıl hastaları, yaşlılar gaz odalarında öldürülüyorlardı. Bunlar Naziler için yaşamayı hak etmeyen canlardı. Resmi rakamlarına göre 70,273 kişi yaşamını yitirdi. Ancak sonraları yapılan araştırmalar 200.000 kişinin öldürüldüğünü ortaya çıkardı. Böylece tüm bunları bilim adına yaptıklarını söyleyen ve üstün bir Alman ırkı yaratacaklarına inanan Naziler, Yahudileri, Romanları, eşcinselleri, fahişeleri, engellileri ve hastaları ve daha nicelerini acımasızca katlettiler.

Almanya’da ve Avrupa’da tüm bunlar yaşanırken Öjenik Amerika’da da yayılmaya başladı. Amerika’da bu işin öncüsü Amerikalı bir bilim insanı olan Davenport’tur. 1904 yılında Biyolojik Deney İstasyonu ve 1910’da Öjenik Kayıtları Ofisi kuruldu. Bu kurumlar, öjenik kurallarını belirleyen kurumlardı.

1907’de İndiana eyaletinde de zekâ özürlü, sağır, kör, sakat gibi engellilerin kısırlaştırılması kanunu kabul edilerek zorla kısırlaştırma faaliyetleri yapıldı. 1909 yılında Washington ve Kaliforniya eyaletleri de bu tarz bir yasayı kabul etmiştir. Ayrıca 1927 yılında Virginia eyaletinde zekâ özürlüler kısırlaştırılmıştır. Amerika’da yaklaşık 67.000 insanın kısırlaştırıldığı düşünülmektedir.

 

Öjenik bunların dışında İngiltere, Kanada, Fransa, İsveç, Norveç, Danimarka, Finlandiya, İzlanda, Çin, Japonya, Brezilya gibi ülkelerde de uygulanmıştı.

Öjenik Müdahale Etik midir?

Diğer canlı türleri gibi insanların da bir tür olduğu düşünüldüğünde teorik olarak insan türünün genetik yapılanması olasıdır. Evrimin uzun süreçlerde gerçekleşmesinin yanında Öjenik ile bu sürecin kısaltılması teoride yapılabilir görünüyor. Ancak sadece materyalist bir görüşle yola çıkıldığında, etik, sosyolojik, psikolojik alanlar göz ardı edildiğinde insanlık dışı bir tabloyla karşılaşılabileceği aşikardır. Zaten yoğunluk olarak 20.yüzyılda yapılan bu uygulamalar ve elde edilen sonuçlar bizim bu işi beceremediğimizi göstermektedir. Bilimsel bir buluşun elbette insanlık ve diğer tüm canlı türleri için hayırlı olacak bir yolda kullanılması insanlığın bir gerekliliğidir. Fakat bilimin etik ve insanlık dışı amaçlar için kullanılması tam bir katliam demek olur. Kanaatimce insanlık, henüz bu ve buna benzer alanlarda (kolonlama gibi) etik evrimini tamamlayamamıştır.

Kaynaklar: “Kutsal İnsan”, Giorgio Agamben, Ayrıntı Yayınları. /evrimagaci.org / sizinti.com

Kudret Uğurlu Eminsoy

Yönetici

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir