Rum Suresi

RUM SURESİ
Resmi Mushaf: 30 / İniş Sırası: 84 / Mekke’de inmiştir. 60 ayettir.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
1. Elif, Lam, Mim
2. Rumlar yenildi,
3. En yakın yerde. Onlar yenilgilerinden sonra yeneceklerdir,
4. Bir kaç yıl içinde. Emir önceden de ve sonradan da Allah’ındır. O gün iman edenler sevinir,
5. Allah’ın yardımıyla. O dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.
6. Allah’ın vaadidir. Allah vaadinden dönmez. Fakat insanların çoğu bilmezler.
7. Onlar dünya hayatından sadece dış görünüşü bilirler. Ahiretten ise habersizdirler.
8. Kendi nefisleri üzerinde hiç düşünmediler mi? Allah gökleri ve yeri ve bunların arasındakileri ancak hak ile ve belirlenmiş bir süreyle yarattı. Muhakkak ki insanların çoğu Rablerine kavuşmayı gerçekten inkâr edenlerdir.
9. Yeryüzünde dolaşmadılar mı? Kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlardan kuvvetçe daha üstündüler. Toprağı kazıp alt üst ettiler ve onu, bunların imar ettiklerinden daha çok imar ettiler. Resulleri de onlara açık delillerle geldi. Demek ki Allah onlara zulmetmiyordu. Fakat onlar kendilerine zulmediyorlardı.
10. Sonra kötülük edenlerin sonları çok kötü oldu ki onlar, Allah’ın ayetlerini yalanladılar. Onunla alay da ediyorlardı.
11. Allah yaratmaya başlar, sonra onu iade eder, sonra O’na döndürülürsünüz.
12. Kıyametin koptuğu gün, suçlular umutsuzca susarlar.
13. Onların ortak koştuklarından şefaatçileri olmadı ve ortak koştuklarını da inkâr edenler oldular.
14. Kıyametin koptuğu gün, işte o gün (mü’minlerle kâfirler) birbirlerinden ayrılırlar.
15. İman edip salih ameller işleyenlere gelince, işte onlar bir bahçede sevindirilirler.
16. Ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı inkâr edenlere ve yalanlayanlara gelince, işte onlar da azabın içinde hazır bulunanlardır.
17. O halde, akşama girdiğiniz (akşam ve yatsı namazı) vakitde ve sabaha erdiğiniz (sabah namazı) vakitde, Allah’ı tesbih edin!
18. Hamd, göklerde ve yerde O’na aittir. Gündüzün sonunda (ikindi) ve öğleye erdiğiniz (öğle namazı) vakitde de (Allah’ı tesbih edin!)
19. O ölüden diriyi çıkarır, diriden de ölüyü çıkarır ve yeryüzünü ölümünden sonra diriltir. İşte siz de böyle çıkarılacaksınız.
20. Sizi topraktan yaratması, O’nun ayetlerindendir. Sonra bir de bakarsınız ki siz beşersiniz, çoğalıp yayılıyorsunuz.
21. Kendileriyle huzur bulmanız için, kendi nefislerinizden, sizin için eşler yaratması ve aranıza bir sevgi ve merhamet koyması da O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir topluluk için ibretler vardır.
22. Göklerin ve yerin yaratılışı, dillerinizin ve renklerinizin farklılığı da O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda bilenler için ibretler vardır.
23. Geceleyin uyumanız, gündüz ise O’nun lütfundan aramanız da O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda işiten bir topluluk için ibretler vardır.
24. Size korku ve ümit olarak şimşeği göstermesi ve gökten su indirip onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesi de O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda akıl eden bir topluluk için ibretler vardır.
25. Göğün ve yerin O’nun emriyle ayakta durması da O’nun ayetlerindendir. Sonra sizi yerden bir çağrıyla çağırdığı zaman bir de bakarsınız ki çıkıyorsunuz.
26. Göklerdeki ve yerdeki kimseler O’na aittir. Hepsi O’na boyun eğmişlerdir.
27. Ve O ki yaratmaya başlar, sonra onu iade eder. O, O’na çok kolaydır. Göklerde ve yerde en yüce örnek O’nundur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
28. Size kendinizden bir örnek verdi: “Sizin sağ ellerinizin sahip olduklarından (köle ve cariyelerinizden), size verdiğimiz rızıkta kendileri ile eşit olduğunuz, kendinizden korktuğunuz gibi onlardan da korktuğunuz ortaklarınız var mı? İşte akıllarını çalıştıran bir toplum için âyetleri böyle ayrıntılı açıklıyoruz.”
29. Hayır, aksine! Zalimler bilgisizce keyiflerine uydular. Artık Allah’ın saptırdığını kim hidâyet eder? Onlar için yardımcı da yoktur.
30. Yüzünü bir hanif olarak dine çevir! İnsanları onun üzerine yarattığı Allah’ın fıtratına. Allah’ın yaratması için değişiklik yoktur. İşte bu, doğru yoldur. Fakat insanların çoğu bilmiyorlar.
31. Gönülden boyun eğerek O’na yönelenler olarak, O’na karşı gelmekten sakının ve salâtı (namazı) ikâme edin ve müşriklerden olmayın!
32. Dinlerini parça parça edenlerden ve grup grup olanlardan da (olmayın!). Her grup kendi yanında olanla sevinmektedir.
33. İnsanlara bir darlık dokunduğunda, gönülden boyun eğerek O’na yönelenler olarak, Rablerine dua ederler. Sonra kendinden onlara bir rahmet tattırdığında, bir de bakarsın ki onlardan bir grup, Rablerine ortak koşuyorlar.
34. Kendilerine verdiklerimize nankörlük etmek için. Şimdilik yararlanın! Fakat ilerde bileceksiniz.
35. Yoksa onların üzerine kesin bir delil / bir ferman indirdik de O’na ortak koşmakta oldukları şeyi o mu söylüyor?
36. İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler. Eğer kendi elleriyle takdim ettikleri şeyler sebebiyle başlarına bir kötülük isabet ederse, bir de bakarsın ki onlar ümitsizliğe düşerler.
37. Allah’ın dilediği kimse için rızkı genişlettiğini ve daralttığını görmediler mi? Şüphesiz ki bunda iman eden bir topluluk için ibretler vardır.
38. Yakınlığı olana hakkını ver ve yoksula ve yolda kalmışa da! Bu Allah’ın yüzünü (rızasını) isteyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar var ya, onlar kurtuluşa erenlerdir.
39. İnsanların mallarında artış olması için, faizden her ne verirseniz, Allah katında artmaz. Allah’ın yüzünü (rızasını) isteyerek, zekâttan her ne verirseniz de işte onlar, kat kat artıranlardır.
40. Allah sizi yaratan, sonra sizi rızıklandıran, sonra sizi öldürecek olan, sonra sizi yeniden diriltecek olandır. Bunlardan her hangi bir şeyi, sizin ortak koştuklarınızdan yapacak olan var mı? Onların ortak koştuklarından münezzehtir ve pek yücedir.
41. İnsanların ellerinin kazandıkları şeylerden dolayı karada ve denizde fesat zuhur etti. Yaptıklarının bazılarını onlara tattırmak için. Umulur ki dönerler.
42. De ki: “Yeryüzünde dolaşın da daha öncekilerin sonları nasıl olmuş bir bakın! Onların çoğu müşriklerdi.”
43. O halde Allah’tan, onun için bir geri çevrilme olmayan bir günün gelmesinden önce, yüzünü dosdoğru dine çevir! O gün (insanlar) bölük bölük ayrılacaklardır.
44. Kim inkâr ederse inkârı kendi aleyhinedir. Kim de salih amel işlerse, kendileri için (cennette) yer hazırlamaktadırlar.
45. İman eden ve salih amel işleyen kimselere, kendi lütfundan karşılığını vermesi içindir. Şüphesiz O, gerçeği örtüp inkâr edenleri sevmez.
46. O’nun ayetlerindendir ki müjdeleyiciler olarak rüzgârları gönderir. Rahmetinden size tattırması için ve gemilerin emriyle akıp gitmesi için ve lütfundan (rızık) aramanız için ve umulur ki şükredersiniz.
47. Andolsun ki senden önce de resulleri kendi kavimlerine gönderdik. Onlara apaçık deliller getirdiler. Suç işleyen kimselerden de intikam aldık. Mü’minlere yardım ise üzerimize bir haktır.
48. Allah ki rüzgârları gönderir de o, bir bulutu kaldırır. Ardından gökyüzünde, nasıl dilerse onu yayar ve onu parça parça kılar. Böylece yağmuru görürsün ki onun arasından çıkar. Sonunda onu kullarından dilediğine isabet ettirdiği zaman, bir de görürsün ki onlar, sevinirler.
49. Oysa onlar, ondan önce, üzerlerine (yağmurun) indirilmesinden evvel, elbette ümidini kesmiş kimselerdi.
50. Allah’ın rahmetinin eserlerine bak! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor? Şüphesiz ki O, ölüleri de elbette diriltendir. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
51. Andolsun ki eğer biz, bir rüzgâr göndersek, sonra onu (*) sararmış görseler, elbette onun ardından inkâr etmeye başlarlar.
(*) Eseri, ekini, bulutu
52. Öyleyse muhakkak ki sen, çağrıyı ölülere duyuramazsın ve arkalarını dönen kimseler olarak yüz çevirdikleri zaman sağırlara da duyuramazsın.
53. Sen körleri sapkınlıklarından doğru yola iletecek değilsin. Sen ayetle-rimize iman eden kimselerden başkasına duyuramazsın. İşte onlar Müs-lümanlardır.
54. Allah ki sizi bir zayıflıktan (*) yarattı. Sonra zayıflığın ardından kuvvetli kıldı. Sonra kuvvetli olmanın ardından, zayıflık ve yaşlılık kıldı. O dilediğini yaratır. O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.
(*) “Zayıflıktan” demek “Sizi zayıf olarak yarattı.” demektir. “İnsan zayıf olarak yaratılmıştır.” Nisa, 28 ayetinde buyurduğu gibi. Başka bir manası da “Sizi aslı zayıf olandan, bir meniden yarattı.” demektir.
55. Kıyametin koptuğu gün, suçlular, bir saatten başka kalmadıklarına yemin eder. İşte onlar böyle döndürülüyorlardı.
56. Kendilerine ilim ve iman verilenler ise dedi ki: “Andolsun ki Allah’ın kitabında (yazılı) olan, yeniden diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu yeniden diriliş günüdür. Ancak siz bilmiyordunuz.”
57. Artık o gün, zulmeden kimselere mâzeretleri bir yarar sağlamaz ve artık onların hoşnut edecek bir şey yapmaları da istenmez.
58. Andolsun biz bu Kur’an’da, insanlara her tür örneği verdik. Onlara bir mucize getirsen de gerçeği örtüp inkâr edenler mutlaka: “Siz batıl olanlardan başkası değilsiniz.” derler.
59. İşte Allah, bilmeyenlerin kalplerinin üzerini böyle mühürler.
60. O halde sen sabret! Şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir. Şüpheden uzak, sağlam ve kesin olarak inanmayanlar sakın seni hafifliğe / gevşekliğe yöneltmesinler.

Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir