"İnsanı helâk eden şu yedi şeyden kaçının!" Onlar nelerdir ya Resulullah?

Konu 32 Hadis 32: “İnsanı helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah’a şirk koşmak, sihir, Allah’ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu.” hakkında

اِجْتَنِبُوا السَّبْعَ  الْمُوبِقَاتِ قَالُوا يَا رَسُولَ للهِ وَمَا هُنَّ قَالَ: اَلشِّرْكُ بِاللَّهِ وَالسِّحْرُ وَ قَتْلُ النَّفْسِ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إلاَّ بِالْحَقِّ وَأكْلُ الرِّبَا وَأكْلُ مَالِ اْليَتِيمِ وَالتَّوَلِّي يَوْمَ الزَّحْفِ وَقَذْفُ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلاَتِ الْمُؤْمِنَاتِ

 “İnsanı helâk eden şu yedi şeyden kaçının!” “Onlar nelerdir ya Resulullah?” dediler. Bunun üzerine: “Allah’a şirk koşmak, sihir, Allah’ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak.” buyurdu. Buhârî, Vasâyâ, 23, Tıbb, 48; Müslim, Îmân, 144
Allah’a şirk koşmak demek Allah’a inanmakla birlikte, O’nun dûnundan aracılar edinmektir ki yaratılmış olanlardan Allah’a ortaklar edinerek onları ilahlaştırıp, onlara tapınarak, şefaatlerini ummak demektir. Şirk koşmak Allah’a inanmamak demek değildir. Bu kişilere müşrik denir. Müşrikler Allah’a iaman ederler ve en tepedeki ilah olarak kabul ederler. Allah’tan bir şey isteyecekleri zaman, sözde diğer tanrılara dua ederler ve onlardan Allah’a ricacı olmalarını dilerler.

وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَهُمْ لَيَقُولُنَّ اللَّهُ فَأَنَّى يُؤْفَكُونَ

“Andolsun, onlara kendilerini kimin yarattığını sorsan elbette, “Allah” derler. Öyleyken nasıl döndürülüyorlar?” Zuhruf, 87

وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ لَيَقُولُنَّ اللَّهُ فَأَنَّى يُؤْفَكُونَ

“Andolsun, eğer onlara, “Gökleri ve yeri kim yarattı, güneşi ve ayı hizmetinize kim verdi?” diye soracak olsan mutlaka, “Allah” diyeceklerdir. O hâlde nasıl döndürülüyorlar?” Ankebut, 61
Kafir demek ise hakkın üzerini örten, gerçeği gizleyen demektir. Kitap ehli olan kimselerden bazıları gerçeği bildikleri halde gizlerler ve kendi çıkarları doğrultusunda açıklama yaparlar. Bunlar inkâr ederler ve dine düşmanlık yaparlar. İşte Allah’a iman ederken, ortaklar edinen gizli ve aşikâr putçularla bu kafir kısmını karıştırmamak lazımdır. Elbette ikisi de büyük günahtır. Hala yaşarken tövbe edip de doğru yola girenler hariç, öldükten sonra  affı yoktur.
Adem aleyhisselam’dan Muhammed aleyhisselatu ve’s selam’a kadar tüm peygamberler vasıtasıyla gönderilen din, tektir ve o da tevhit dinidir. Tevhit birleme demektir. Dini yalnızca Allahu Subhane ve Teala’ya mahsus kılmaktır. Kendisinden önceki gelen diğer kitaplarda olduğu gibi Kur’an-ı Kerim’de de bu husus ana emir olarak yer almaktadır. Bir peygamber gelir ve toplumdaki iman ve şeriat tevhit esaslarına göre düzenlenir ve sonra yine insanlar yoldan çıkar ve aracılar edinirler. Sonra tekrar yeni bir düzenleme gönderilir. Bu iş böylece devam edip günümüze kadar gelmiştir. Maalesef günümüzde de insanlık, şirkin açık ve gizli olan bataklığına yeniden saplanmıştır.
Özellikle Hıristiyanlık, budizm, brahmanizim gibi sözde dinlerde Allah inancının yanında başka ilahlar da edinilerek açıktan şirk yaşanmaktadır. Dini anlatımları her ne kadar kulağa hoş gelse de asla bunlara kanmamalıdır. Gerçekleri gizleyen kafirler, kendi maddi menfaatlerine yönelik, Hak dinleri bozmuşlar, yaratılmış olanları ilahlar edinmişler ve cahil ama saf avamı da kendi amaçlarına inandırarak kandırmışlardır. Bunlara aldanmamalı ve bunların insanları kandırmalarına da izin verilmemelidir. Tek din tevhit dinidir. Arapça ifadeyle İslâm dinidir. Bundan başka din aramamalıdır. Çünkü Allah katında din İslâm’dır.

إِنَّ الدِّينَ عِندَ اللّهِ الإِسْلاَمُ وَمَا اخْتَلَفَ الَّذِينَ أُوْتُواْ الْكِتَابَ إِلاَّ مِن بَعْدِ مَا جَاءهُمُ الْعِلْمُ بَغْيًا بَيْنَهُمْ وَمَن يَكْفُرْ بِآيَاتِ اللّهِ فَإِنَّ اللّهِ سَرِيعُ الْحِسَابِ

“Şüphesiz Allah katında din İslâm’dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah’ın âyetlerini inkâr ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir.” Ali İmran, 19

حُرِّمَتْ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةُ وَالْدَّمُ وَلَحْمُ الْخِنْزِيرِ وَمَا أُهِلَّ لِغَيْرِ اللّهِ بِهِ وَالْمُنْخَنِقَةُ وَالْمَوْقُوذَةُ وَالْمُتَرَدِّيَةُ وَالنَّطِيحَةُ وَمَا أَكَلَ السَّبُعُ إِلاَّ مَا ذَكَّيْتُمْ وَمَا ذُبِحَ عَلَى النُّصُبِ وَأَن تَسْتَقْسِمُواْ بِالأَزْلاَمِ ذَلِكُمْ فِسْقٌ الْيَوْمَ يَئِسَ الَّذِينَ كَفَرُواْ مِن دِينِكُمْ فَلاَ تَخْشَوْهُمْ وَاخْشَوْنِ الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ الإِسْلاَمَ دِينًا فَمَنِ اضْطُرَّ فِي مَخْمَصَةٍ غَيْرَ مُتَجَانِفٍ لِّإِثْمٍ فَإِنَّ اللّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

“Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş, yüksekten düşerek ölmüş, boynuzlanarak ölmüş ve yırtıcı hayvan tarafından parçalanmış hayvanlar ile dikili taşlar üzerinde boğazlanan hayvanlar, bir de fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. İşte bütün bunlar fısk (Allah’a itaatten kopmak)tır. Bugün kâfirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim. Kim şiddetli açlık durumunda zorda kalır, günaha meyletmeksizin (haram etlerden) yerse, şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.” Maide, 3
Sihir, büyü ve fal elbette ki haramdır. Bir şey haram edilmişse bilinmelidir ki o şeyde insanlara zarar vardır. Haramlardan kaçarak, o işlerin zararlarından da kaçınılmış olur. Aslında gerçekte yaratılmış olanlarda mutlak kötülük yoktur. O şeyi veya işi zararlı kılan, onun hayırsız yollarda kullanılmasıdır. Örneğin alkol elbetteki tıp alanında çok önemli ve faydalıdır ama eğer alkol, sarhoş edici içki haline getirilip kullanılırsa insan sağlığına zarar verir. İşte bu noktada haramlığı ortaya çıkar. O şeyin veya işin haram olup olmaması Allah’a bir fayda veya zararı yoktur. Allahu Subhane ve Teala, ahseni takvim üzere yarattığı bu güzel insanı her türlü zarardan korumak ve ona iyilikler vermek için bir şeyi haram kılar. Bize düşen de O’nun emir ve yasaklarına riayet etmektir. Eğer böyle davranırsak işte o zaman iyiliklerle donanır ve kötülüklerden korunmuş oluruz.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالأَنصَابُ وَالأَزْلاَمُ رِجْسٌ مِّنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

“Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.” Maide, 90
Kasıtlı bir şekilde birisini öldürmek, yetim malı yemek ve ihtiyaç olduğunda savaşa gitmeyip, savaştan kaçmak da günahtır. Özellikle günümüzde etrafta silahla dolaşıp, sağa sola rast gele ateş açarak birilerinin ölümüne sebep olanlara asla izin verilmemeli ve en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Trafik içerisinde, düğünlerde, spor müsabakalarından sonra havaya ateş açılması ve birilerinin ölmesi ne büyük günahtır. Böyle yapanlar hemen güvenlik kuvvetlerine haber verilmelidir. Bizlerde sevinçlerimizi bu tarz bir davranışla göstermemeliyiz. Silah kullanmayı öğrenmek istiyorsak da bunu ancak devletin izin verdiği yerlerde, askerlikte veya resmi poligonlarda emniyet etdbirleri alınarak yerine getirmeliyiz. Ayrıca trafik kurallarına son derece dikkat etmeli ve aşırı sürat yapmamalıdır. Araçların zamanı gelen her türlü bakımını yaptırmalı ve arızalı veya eksik donanımlı araçlarla asla trafiğe çıkmamalıdır. Bunlar gibi her işimizde elimizden geleni değil yapılması gerekeni yaparak, sadece insan değil her türlü canlıya zarar gelmemesini sağlamaya gayret etmelidir.
Yetimi koruyup gözetmek ne güzeldir! Eğer bir yetime veli olunmuşsa onun malını kendi menfaatlerine dönük kullanmamalıdır. Yetimin hakkını korumalı ve onun geleceğini düşünmelidir.
Bir Müslüman genç vakti geldiğinde savaşmayı öğrenmelidir. Bu maksatla askerlik görevini yerine getirmek için askere gitmeli ve orada komutanlarının emrinde savaşmayı öğrenmelidir. Gönül istemez ama yine de başa gelirse, savaşmaktan da kaçmamalı, öğrendiği ölçüde, elinden geleni ardına bırakmamalıdır. Vatan sevgisinin imandan olduğu unutulmamalıdır. Dinimize, canımıza, malımıza, namusumuza ve hayat hakkımıza göz diken saldırgan düşmanlara karşı ülkemizi savunmak için seve seve Allah rızası için savaşa gitmelidir. Allah rızası için savaşaıp da savaşta ölenlere şehit denir. Bilinmelidir ki şehitlik mertebesi en yüksek mertebedir. Allah için, vatanı ve milleti için savaşırken şehit olanlar hakkında, Allahu Subhane ve Teala şöyle buyurmaktadır:

وَلاَ تَقُولُواْ لِمَنْ يُقْتَلُ فِي سَبيلِ اللّهِ أَمْوَاتٌ بَلْ أَحْيَاء وَلَكِن لاَّ تَشْعُرُونَ

“Allah yolunda öldürülenlere “ölüler” demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz.” Bakara, 154
Namuslu olan kadınlara, namussuzluk iftirası atmak da büyük günahlardandır. Bu suça “kazf” denir. Kazf, lügatte atmak anlamına gelmektedir. Istılahta ise, ayıpIamak ve şetm maksadiyle bir kimseye zina isnad etmek anlamında kullanılmaktadır. Bu tarz suçlara karşı “hadd” cezası uygulanır. Hadd cezaları Kur’an-ı Kerim’de net bir şekilde belirtilmiştir. İslâm Hukuku esaslarına göre de uygulanır. Hadd suçları ve cezaları Allah hakkı olan hususlardır. Kazf ise hem Allah hakkıdır hem de kul hakkıdır. Bu nedenle ağzımızdan çıkan sözlere çok dikkat etmelidir. Çünkü hem dünyada hem de ahirette karşılığı vardır. Bu konuda Allahu Teala Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

وَالَّذِينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَأْتُوا بِأَرْبَعَةِ شُهَدَاء فَاجْلِدُوهُمْ ثَمَانِينَ جَلْدَةً وَلَا تَقْبَلُوا لَهُمْ شَهَادَةً أَبَدًا وَأُوْلَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ

“Namuslu kadınlara zina isnat edip sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun. Artık onların şahitliğini asla kabul etmeyin. İşte bunlar fâsık kimselerdir.” Nur, 4
Kalın sağlıcakla. Resulullah ışığınız, Kur’an rehberiniz olsun.

Sevgi Paylaştıkça Artar
Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir