Kolaylaştırın, zorlaştırmayın!

Konu 28 Hadis 28: “Kolaylaştırın, zorlaştırmayın!” hakkında

يَسِّرُوا وَلاَ تُعَسِّرُوا وَبَشِّرُوا وَلاَ تُنَفِّرُوا

“Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.” Buhârî, İlm: 12; Müslim, Cihâd: 6

يُرِيدُ اللّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلاَ يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ

“…Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez…” Bakara, 185
İslâm dininde asla bir zorlama yoktur. Haddi aşan uygulamalara da izin verilmemiştir. Buna paralel olarak da İslâm’da aşırılık ve zorluk bulunmaz. İslâm insanların dünya ve ahiret mutluluğuna kavuşmaları için gelmiş bir dindir. Dinimizin bir kolaylık dini olması da bunun bir göstergesidir. İnsanları sıkıntıya sokmak için değil, tam tersi onları ebedi mutluluğa giden en kolay yolu göstermek için gönderilmiştir. Bu konuda Allahu Tealâ Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:

وَجَاهِدُوا فِي اللَّهِ حَقَّ جِهَادِهِ هُوَ اجْتَبَاكُمْ وَمَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ فِي الدِّينِ مِنْ حَرَجٍ مِّلَّةَ أَبِيكُمْ إِبْرَاهِيمَ هُوَ سَمَّاكُمُ الْمُسْلِمينَ مِن قَبْلُ وَفِي هَذَا لِيَكُونَ الرَّسُولُ شَهِيدًا عَلَيْكُمْ وَتَكُونُوا شُهَدَاء عَلَى النَّاسِ فَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَآتُوا الزَّكَاةَ وَاعْتَصِمُوا بِاللَّهِ هُوَ مَوْلَاكُمْ فَنِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ

“Allah uğrunda hakkıyla cihat edin. O sizi seçti ve dinde üzerinize hiç bir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim’in dinine uyun. Allah sizi hem daha önce hem de bu Kur’an’da Müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit (ve örnek) olsun, siz de insanlara şahit (ve örnek) olasınız. Artık namazı dosdoğru kılın, zekatı verin ve Allah’a sarılın. O sizin sahibinizdir. O ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır!” Hacc, 78
Yine Allahu Tealâ Kur’an-ı Kerim’de başka bir ayette şöyle buyurmaktadır:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِذَا قُمْتُمْ إِلَى الصَّلاةِ فاغْسِلُواْ وُجُوهَكُمْ وَأَيْدِيَكُمْ إِلَى الْمَرَافِقِ وَامْسَحُواْ بِرُؤُوسِكُمْ وَأَرْجُلَكُمْ إِلَى الْكَعْبَينِ وَإِن كُنتُمْ جُنُبًا فَاطَّهَّرُواْ وَإِن كُنتُم مَّرْضَى أَوْ عَلَى سَفَرٍ أَوْ جَاء أَحَدٌ مَّنكُم مِّنَ الْغَائِطِ أَوْ لاَمَسْتُمُ النِّسَاء فَلَمْ تَجِدُواْ مَاء فَتَيَمَّمُواْ صَعِيدًا طَيِّبًا فَامْسَحُواْ بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُم مِّنْهُ مَا يُرِيدُ اللّهُ لِيَجْعَلَ عَلَيْكُم مِّنْ حَرَجٍ وَلَكِن يُرِيدُ لِيُطَهَّرَكُمْ وَلِيُتِمَّ نِعْمَتَهُ عَلَيْكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

“Ey iman edenler! Namaz kılacağınız zaman, yüzlerinizi ve dirseklerinize kadar ellerinizi yıkayın ve başlarınızı ve ayaklarınızı da topuklarına kadar meshedin! Cünüp iseniz tastamam temizlenin. Eğer hasta olup da veya seferde iseniz yahut sizden biri tuvaletten gelmiş ise ya da hanımlarınıza temas etmiş de su bulamadı iseniz, bu takdirde temiz toprağa yönelip teyemmüm edin! Yüzlerinizi ve ellerinizle birlikte dirseklerinize kadar kollarınızı o toprakla meshedin! Allah, herhangi bir şekilde size güçlük çıkarmak dilemez. Fakat sizi maddî manevî bütün kirlerden tertemiz yapmak ve üzerinizdeki nimetini tamamlamak diler. Umulur ki şükredersiniz.” Maide, 6
Görüldüğü üzere daha pek çok ayette de buyurulduğu gibi, Allahu Tealâ, insanlara yük olacak bir emir vermediğini ve aksine insanların işlerini kolaylaştırmak üzere emirler verdiğini buyurmaktadır. Bu emirler doğrultusunda da elbette ki Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem her konuda olduğu gibi bu konuda da bizlere davranışlarıyla örnek olmuştur. Kolaylık ilkesini hem emretmiş, hem de yaşamıştır.
“Muhakkak ki din kolaylıktır.” Nesai, İman, 28
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Allah’ın koymuş olduğu sınırların aşılmamasını sık sık belirtmiş ve kendisi de buna dikkat etmiştir. Dinin bir kolaylık olduğunu emretmiş ve buna uyulmasını ve bu şekilde tebliğ edilmesini buyurmuştur. Elbette ki dini kolaylaştırmak demek işimize geleni yapmak demek değildir. Eğer bir iş günah ise zor da olsa bundan kaçılmalı ve asla bu iş yapılmamalıdır. Caiz olan iki şeyden kolay olanın tercih edilmesidir. Zaruret halinde Allah’ın emrinin, en uygun şekilde nasıl yapılacağının anlatılmasıdır. Eğer kişi hastaysa ve abdest alamıyorsa teyemmüm yapması örenğinde olduğu gibi veya seferi hallerde namazın takdimi veya cem edilmesi gibi. Bu örnekler çoğaltılabilir. Ancak bunlarda elbette ki ilim iledir. Kişinin ilmihalini bilmesi, eğer bilmiyorsa da bilene sorması lazımdır.
“Bu din, kolaylık dinidir. Kimse dini geçmeye çalışmasın, üstünlük dinde kalır.” Buhari, İman, 29
Aişe validemizden gelen bir rivayete göre: “Resûlullah iki şey arasında muhayyer bırakıldığında, günah olmadığı sürece mutlaka en kolayını seçerdi. Günah olursa, bundan en uzak insan O, olurdu.” Müslim, Sahih, Fedail, 20,77
Her işin bir takva yolu bir de fetva yolu vardır. Dileyen takva yolunu seçer, dileyen de fetva yolunu seçer. Bu dinen caizdir. Kimse kimseyi suçlayamaz. Ammar bin Yasir Allah ondan razı olsun, yaşadıkları buna güzel bir örnektir.
Yâsir ailesi müşrikler tarafından Müslüman oldukları için Mekke’de işkenceye maruz kaldılar. Ammar, babası Yasir ve annesi Sümeyye radıyallahu anhum, başta Ebu Cehil olmak üzere müşriklerce eziyet gördüler. Sümeyye’yi iki devenin arkasına bağlayıp, yerlerde sürüklediler. Kamçılayıp, taşlayıp, elle sopayla vurarak kanlar içerisinde bıraktılar. Tek istedikleri İslam’dan dönmeleri ve kendi putlarına tapınmalarıydı. Ancak onlar kabul etmediler. Sonunda Yasir ve Sümeyye şehit edildi. Gözlerinin önünde anne ve babası şehit edilen Ammar radıyallahu anh, kendine yapılan zulüme dayanamadı ve ölümden kurtulmak için onlara teslim olmak ve  Lât ve Uzza’ya inanmış gözükmek zorunda kaldı.
Müşriklerin elinden kurtulur kurtulmaz Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanına gitti. Olanları anlattı. Bir yandan da hüngür hüngür ağlıyordu. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ona: “Bu sözleri söylerken kalbini nasıl buldun?” diye sordu. O da: “Kalbimde Allah’a imanda en ufak bir değişiklik olmadı.” dedi. Bu cevap üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem: “Ammar’ı başından ayağına kadar iman kapladı. İman kemiklerine işledi.” buyurdu.
Kalpte iman varken, diliyle ölüm gibi büyük bir zarûret nedeniyle imanı red etmek tarzında sözler söylemek bile imana zarar vermemektedir. Hatta bu konuyla ilgili olarak Allahu Tealâ indirdiği ayet ile tüm iman edenlerin kalbini ferahlandırdı:
Kalbi imanla dolu olduğu halde inkâra zorlanan müstesna, inandıktan sonra Allah’ı inkâr edip gönlünü kafirliğe açanlara Allah’ın gazabı vardır. Büyük azâb da onlar içindir.” Nahl, 106
Kolaylaştırmak temelde sevdirmek demektir. Eğer bir kişi yaptığı işi seviyorsa o iş ona kolay gelir. Elbette ki sevmiyorsa da o iş ona ağır gelir. O işten nefret eder ve onu yapmaz ve terk eder. Bir işi bir kişiye sevdirmenin en kestirme yolu da o kişiye öncelikle işi vereni sevdirmektir. Örneğin bir dersi sevmeyen öğrenci o dersten başarısız olacaktır. O dersi sevmemesinin sebebi de öğretmenini sevmiyor oluşudur. Öğrenci eğer öğretmenini severse, dersi de sever ve neticede o dersten başarılı olur.
Din tebliği yaparken güler yüzlü olmak, her olur olmadık şeye kızmamak, öfkeye hakim olmak, tatlı dille konuşmak, kibar ve saygılı söz söylemek, temiz olmak, kılık ve kıyafetine özen göstermek, sözüyle davranışı bir olmak, ilgili, bilgili ve adil davranmak karşımızdaki kişide sevgi ve saygı hasıl eder. Böylece size güven oluşur ve sözünüzün dinlenmesine sebep olur. Sonrasında da dini emirleri insanların durumlarına göre anlatmak ve onların anlayacağı şekilde açık ve net bir biçimde izah etmek, örneklemeler vermek akılda kalıcı olmasını sağlar. Son olarak da kişilere öğrenmek, çalışmak, söylenenleri hayatlarına geçirebilmek için zaman verilmelidir. Birden her şeyin olmasını beklemek aceleciliktir. Başarısızlığa neden olur. Unutmayalım ki Kur’an-ı Kerim tam yirmi üç senede tamamlanmıştır.
Bu nedenledir ki ilk defa dinin emirleriyle karşılaşmış kişilere öncelikle müjdeleyici olmalı, korkutucu şeylerden bahsetmemelidir. Anlatımlarımızda sertlikten kaçınmalıdır. Yumuşak davranmalıdır. Yavaş yavaş, alıştıra alıştıra öğretmelidir. Sözlerimizle olduğu kadar, davranışlarımızla da örnek olmaya gayret etmelidir. Öğüt vermekten uzak kalmamalıdır. Ancak en güzel öğütün de davranışlar olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır. Ana baba evladına, müdür memuruna, usta işçisine, öğretmen öğrencisine nasihatten geri durmamalı ve her fırsatta hakkı tavsiye etmelidir. Çünkü Allahu Tealâ Zariyat suresi 55 nci ayette “Öğüt, mü’minlere fayda verir.” diye buyurmaktadır.
Tüm bu nasihatler yapılırken de Allah’ın affı, mağfireti, bağışlayıcılığı anlatılıp sevdirmeli ve sevindirmelidir. Cezalar, kıyamet halleri, cehennem abartılı anlatılarak korku uyandırmamalıdır. Kişilerin korkmayacağı ve severek kabul edip yöneleceği hususları öncelikle söylemek, o kimseleri dine ısındırır. İman edip, ibadete yönelmelerini sağlar. En mühim olanlarından birisi de aşırı tenkit etmekten kaçınmaktır. Haddi aşacak tarzda eleştirmek insanı o işten soğutur. Bu yüzden eleştiriden uzak durmalıdır. Elbette ki bunları tebliğ edenlerinde söylediklerine, öncelikle kendilerinin uyması gereklidir.
Kalın sağlıcakla. Resulullah ışığınız, Kur’an rehberiniz olsun.

Sevgi Paylaştıkça Artar
Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir