Kendisi için istediğini, kardeşi içinde istemek imandandır

Konu 25 Hadis 25: Kendisi için istediğini, kardeşi içinde istemenin imandan olduğu hakkında

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ قال حَدَّثَنَا يَحْيَ عَنْ شُعْبَةَ عَنْ قَتادَةَ عَنْ أنَسٍ رَضِيَ اللهُ عَنْهُ النَّبِيِّ صلَّى اللهُ عَلَيْهِ وسلَّمَ وَ عَنْ حُسَيْنٍ المُعَلِّمِ قال حَدَّثَنَا قَتادَةَ عَنْ أنَسٍ النَّبِيِّ صلَّى اللهُ عَلَيْهِ وسلَّمَ قَلَ ﻻ يُؤْمِنُ أحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبُّ لِأَخِيهِ ما يُحِبُّ لِنَفْسِهِ

Enes radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dediğini bildirdi: “Sizden hiç biriniz, kendisi için istediğini kardeşi için de isteyinceye kadar iman etmiş olmaz.”
Buhârî, İman: 7 – (13)
Manası ikisi şekilde olur. Birincisi hayır olarak nefsi için neyi seviyorsa, kardeşi içinde sevmektir. Burada hayır veya iyilik ise dünyevi ve uhrevi mübah olan şeyleri kapsar. Buradaki maksat ise tevazu sahibi olmaya teşvik etmektir. Kendisinin bir başkasından üstün olmasını sevmez. Bu ise eşit olmayı gerektirir. Allahu Tealâ’nın buyurduğu gibi:

تِلْكَ الدَّارُ الْآخِرَةُ نَجْعَلُهَا لِلَّذِينَ لَا يُرِيدُونَ عُلُوًّا فِي الْأَرْضِ وَلَا فَسَادًا وَالْعَاقِبَةُ لِلْمُتَّقِينَ

“İşte âhiret yurdu! Biz onu, yeryüzünde üstünlük taslamayanlarla bozgunculuk peşinde koşmayanlara veririz. Sonuç, takva sahiplerinindir.” Kasas, 83
Bu ise ancak haset, kin ve riyanın terkiyle mümkün olur. Bunların hepsi de yerilmiştir. Sevilmeyen hasletlerdendir. İkincisi de şer olarak nefsi için neyi sevmiyorsa, kardeşi için de sevmemektir. Kendisi için istemediğini kardeşi için de istememektir. Buradaki kardeş kelimesinden kasıt, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in “Mü’min Mü’min’in kardeşidir.” hadisinde buyurduğu gibi, din kardeşidir. Bu özellikler imandan sayılmıştır. Demek ki din kardeşi için iyilik istemek ve kötülük istememek imanlı olmanın bir göstergesidir. Aynı zamanda birbirini sevmenin de alametidir.

لاَ تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا وَلاَ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız.” Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu’l-Kıyâme, 56
Bir başkasına iyilik istemek veya bir başkasının kötülüğe uğramasını istememek ancak sevgiden gelir. Bu ise Allah’tan kaynaklanır ki eğer bir kimse, Allahu Tealâ’yı severse, Allah’ta onun kalbine sevgi katar. O da sevgi dolu bir insan olarak yaratılmışı sever, merhametli ve şefkatli olur. Dolayısıyla insanlar da onu sever. Allahu Tealâ’yı sevmenin alameti ise hubbu fillah, buğzu fillah’tır.
“Hubbu fillah, buğzu fillah” Allah için sevmek ve Allah için buğuz etmek demektir. O’nun sevdiklerini sevmek ve O’nun sevmediklerini sevmemektir. Demek ki Allah’ın ve Resulünün düşmanlarını sevmemek lazımdır. O’nun dostlarıyla dost olmalı ve ancak iman etmiş kimselerle beraber bulunmalıdır. Çünkü Allah, Müslüman’ın dostudur ve O ne güzel bir vekildir.
“Onlar, mü’minleri bırakıp kafirleri dostlar (veliler) edinirler. Kuvvet ve onuru (izzeti) onların yanında mı arıyorlar? Şüphesiz, bütün kuvvet ve onur, Allah’ındır.” Nisa, 139
“Sizin dostunuz (veliniz), ancak Allah, O’nun elçisi, rüku edenler olarak namaz kılan ve zekatı veren mü’minlerdir.” Maide, 55
“Kim Allah’ı, Resûlü’nü ve iman edenleri dost (veli) edinirse, hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, Allah’ın taraftarlarıdır.” Maide, 56
“Ey iman edenler, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi, alay ve oyun (konusu) edinenleri ve kafirleri dostlar (veliler) edinmeyin. Ve eğer inanıyorsanız, Allah’tan korkup-sakının.” Maide, 57
Allahu Tealâ’nın sevgisine ulaşmanın en kestirme ama en zor yolu da elbette, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i sevmek ve ona tabi olmaktır.  Ona ve onun getirdiklerine iman etmekle, emirlerini yerine getirmekle bu sevgiye ulaşılır.

قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ اللّهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

“De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” Al-i İmran, 31
Öyleyse iman sevgiyle yoğrulmuştur. Ancak her sakallıyı dede, her güleni de dost bilmemelidir. Bazen din düşmaları, kuzu postuna bürünen kurtlar gibi sinsice yaklaşırlar da imanınızı çalmak isterler. Bu saldırılara karşı da her an hazır olmalıdır. Kimin dost, kimin düşman olduğunu ayırt edecek firasette olmalı ve Allah dostlarının arasından uzaklaşmamalıdır. Allah bize yeter, O ne güzel bir dosttur. Kalın sağlıcakla.
Resulullah ışığınız, Kur’an rehberiniz olsun.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ مَن يَرْتَدَّ مِنكُمْ عَن دِينِهِ فَسَوْفَ يَأْتِي اللّهُ بِقَوْمٍ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُ أَذِلَّةٍ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ أَعِزَّةٍ عَلَى الْكَافِرِينَ يُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللّهِ وَلاَ يَخَافُونَ لَوْمَةَ لآئِمٍ ذَلِكَ فَضْلُ اللّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَاء وَاللّهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ

“Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Onlar mü’minlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı güçlü ve onurludurlar. Allah yolunda cihad ederler. (Bu yolda) hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. İşte bu, Allah’ın bir lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.” Maide, 54

Sevgi Paylaştıkça Artar
Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir