Hapşıran Kimsenin “Elhamdulillah” Demesi

Konu 23 Hadis 23: Hapşıran kimsenin “Elhamdulillah” demesi hakkında

حَدَّثَنَا مُحََّدُ بْنُ كَثيرٍ حَدَّثَنَا سوفْيَانُ حَدَّثَنَا سُلَيْمَانُ عَنْ أنَسِ بْنِ مالِكٍ رضيَ اللهُ عَنْهُ قال عَطَسَ رَجُلَانِ عِنْدَ النَّبِيِّ صلَّى اللهُ عَلَيْهِ وسلَّمَ فَشَمَّتَ أحَدَهُمَا وَ لَمْ يُشَمِّتْ الآخَرَ فَقِيلَ لَهُ فَقَالَ هَذَا حَمِدَ اللهَ و هَذَا لَمْ يَحْمَدْ اللهَ

Enes İbni Malik, Allah ondan arazı olsun, şöyle dedi: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında iki kişi hapşırdı. Bunun üzerine Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem birisine “Yerhamekellah.” dedi. Diğerine ise bir şey demedi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e bunun sebebi sorulduğunda şöyle buyurdu: “Bu adam hapşırdıktan sonra “Elhamdulillah” dediği için ben de ona “Yerhamekallah” dedim. Diğer hapşıran ise “Elhamdulillah” demediği için ben de kendisine “Yerhamekallah” demedim.” Buhari, Edep: 123 – (6221)
Hapşırınca “elhamdulillah” demek  sünnettir. Bu sebeple hapşıran bir kişinin elhamdülillah demesi lazımdır. Hapşıran kardeşimize de yerhamükellah diye karşılık vermelidir. Bu hayır duaya teşmit denir. Alimlerin çoğunluğuna göre teşmitin hükmü sünnettir.
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem aynı konuda başka bir hadiste ise şöyle buyurmuştur: “Allah, aksırmayı sever, fakat esnemeyi sevmez. Bir kimse aksırıp “elhamdulillâh” derse, bunu işiten Müslümanların, “yerhamukellah” diye karşılık vermesi gerekir. Esneme ise, şeytandandır. Bunun için, esneme ihtiyacı duyan kişi mümkün olduğu kadar buna mani olsun. Çünkü biriniz esnediği zaman şeytan ona güler.” 
Buhâri, Edeb, 124, (6223); Müslim, Zühd: 54; Tirmizî, Edeb: 1, 4
Bu nedenledir ki bir kimse esnediğinde elini ağzının üzerine koyup, ağzını eliyle kapamalıdır. Elhamdulillah demek hamd Allah’a aittir demektir. Hamd ise övgü demektir. Böylece elhamdulillah, “Övgü Allah’ındır.” olur ki bu durumda kula düşen, her nimetin sahibinin Allah olduğunu bilmek ve neticede Allah’ı överek yüceltmek,  bu övgülerinde yalnızca Allah’a mahsus olduğunu takdir etmektir. Her iyiliğin ardında, her işin yaratıcısı olan Allah’tır. O halde yapılan işe vesile olan tüm canlılar ancak Allah’ın vermiş olduğu kuvvet ile o işi yapıyor görünürler. Bu sebebple muhatap olduğumuz canlıya teşekkür ederken, bu teşekkürün gerçek sahibinin, yalnızca Allah olduğunu idrak etmektir.
“Yerhamukelah” ise Allah sana rahmet etsin demektir. Bunun akabinde, hapşıran kimsenin de söylemesi gereken “Yehdina ve yehdikumullah” da Allah bize ve size hidayet versin, manasına gelir. Böylece hapşıran bir Müslümanın “elhamdülillah” demesi, orada bulunanların da hapşıran kişiye, “yerhamükellah.” diyerek karşılık vermesi, hapşıran kişinin de kendisine bunu diyenlere “Yehdina ve yehdikumullah.” demesi, sünnettir.
Ebû Hüreyre’den, Allah ondan razı olsun, rivayet edildiğine göre, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
“Sizden biriniz aksırdığı zaman, elhamdulillah desin. Kardeşi veya arkadaşı da ona, yerhamukellah desin. Aksıran da yehdikümullahu ve yuslihu bâlekum desin.” (Buhârî, Edeb, 126; Ebû Dâvud, Edeb, 91; Tirmizî, Edeb, 3; İbn Mâce, Edeb, 20)
“Yehdîkümullahu ve yuslihu bâleküm.” cümlesi, “Allah, size de hidayet versin ve işinizi düzeltsin / kalbinizi ıslah etsin.” Manasına gelmektedir.
Uzmanlar insan hapşırınca birkaç saniye için kalp atışının durduğunu ve sonra tekrar çalışmaya başladığını belirtiyorlar. Saniyeden de kısa bir süreliğine gözlerimizin ve solunum sistemi giriş çıkışlarının kapandığını da ifade ediyorlar. Bu esnada ise vücuttan binlerce zararlı baktarinindışarı atıldığını söylüyorlar. Böylesine mükemmel bir nimate karşılık olarak da “Elhamdulillah” diyerek Allah’a şükretmemiz, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem tarafından emredilmiştir. Kendisi de buna uyar ve hapşırınca “Elhamdulillah” derdi. Hapşıran ve sonra “Elhamdulillah.” diyen kişilere de “Yerhamukellah” diye karşılık verirdi. O hepimize ne güzel bir örnek olmuştur.
Hapşıran kişinin, çevresine sağlık açısından zarar vermemesi ve çirkin bir görüntü oluşmaması maksadıyla, eliyle veya bir mendille veya elbisesiyle ağzını kapatması güzel bir davranıştır ve sünnettir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in de bu şekilde davrandığına dair bir rivayette şöyle denilmektedir: “Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hapşırdığında elini veya elbisesini ağzına koyar, sesini gizler veya hapşırmayı içinden yapardı.” Ebû Dâvûd, Edeb 90; Tirmizî, Edeb 6
İçimizde adet olmuş bazı ifadelerin, örneğin “Çok Yaşa!” gibi, kullanılmasında bir sakınca yoktur. Ancak sünnete uygun olan sözlerin söylenmesi daha makbuldur. Bu tarz dua içerikli metinlerin anlamlarını düşünerek Arapçasını okumak ve Arapçasını ezberleyemiyorsak, Türkçesini kendi dilimizin döndüğü kadarıyla ama anlamını bozmadan söylemekte bir mahzur yoktur. Ancak Kur’an-ı Kerim hatminde, namaz kılarken, ezan okunurken, okunması gereken dua, zikir ve Kur’an-ı Kerim ayetleri Arapça orjinal haliyle okunmalıdır. Bunları Türkçe söylemek caiz değildir.
Sağlıcakla kalın. Resulullah ışığınız, Kur’an rehberiniz olsun.

Sevgi Paylaştıkça Artar
Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir