İslâm'da Yardımlaşma ve Dayanışma

Konu 22 Hadis 22: Müminlerin birbirleriyle yardımlaşmaları hakkında

حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يُوسوفَ حَدَّثَنَا عَنْ أبي بُردَةَ بُرَيْدِ بْنِ أبي بُردَةَ قالَ أخْبَرَنِي جََدِّي أبو بُردَةَ عَنْ أبِيهِ أبي موسى عَنْ النَّبِيِّ صلَّى اللهُ عَلَيْهِ وسلَّمَ قَلَ المؤْمِنُ لِلْمؤْمِنِ كالبُنْيانِ يَشُدُّ بَعْضُهُ بَعْضًا ثُمَّ شَبَّكَ بَيْنَأَصَابَعِهِ

Ebu Musa Allah ondan razı olsun, şöyle dedi: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Bir Mümin, bir Mümin’e karşı tıpkı birbirini güçlendiren, takviye eden bir duvarın tuğlaları gibidir.” Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bunu söylerken parmaklarını birbirine geçirdi.
Buhari, Edep: 36 – (6026)
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Müslümanları bir duvarın tuğlalarına benzetmiş. Bundan mana, birlik ve beraberlik içerisinde olmak lazım geldiğidir. Atalarımız “Bir elin nesi var? İki elin sesi var.” demişlerdir. El ele verildiği takdirde güçlü olunacağı anlatılmaktadır. Her konuda birbirini destekleyen bir toplum, her konuda da gelişir ve ilerler. Toplumda güven, huzur ve refah artar. Bahse konu yardımlaşma ve birlik ve beraberlik maddi ve manevi tüm alanlarda olmalıdır. Bu dayanışmayı sağlayamayan toplumlar ise yok olup gitmeye mahkumdur.
İnsan sosyal bir varlıktır. Birlikte yaşaması mefaati gereğidir. Çünkü ihtiyaçlarını tek başına karşılayabilecek bir güce sahip değildir. Böyle olunca da yardımlaşma, toplum halinde yaşamanın doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenledir ki bütün insanlar bir şekilde birbirine muhtaçtır. Hiç kimse “Benim kimseye ihtiyacım yoktur.” diyemez. Çünkü toplum halinde yaşayan insanlar, seviye olarak farklıdırlar. Kimisi zengin, kimisi fakirdir. Kimisi sağlıklı, kimisi de hastadır. Böylece insanların hayatta kalabilmek ve ihtiyaçlarını temin edebilmek için yardımlaşması gerekmektedir. İşte İslâm bu durumu dile getirir ve yardımlaşmayı emreder. İslam, diğer bütün yönleriyle birlikte aynı zamanda bir yardımlaşma ve dayanışma dinidir. İşte insanların böyle birbirine muhtaç olmaları, karşılıklı olarak yardımlaşmaları zorunluluğunu ortaya çıkarmaktadır. İslamiyet yardımlaşmayı, maddî ve manevi alanlarda ele almış ve ahlâkî bir görev olarak ortaya koymuştur. Allahu Tealâ Kur’an-ı Kerîm’de bu konuda şöyle buyurmaktadır:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تُحِلُّواْ شَعَآئِرَ اللّهِ وَلاَ الشَّهْرَ الْحَرَامَ وَلاَ الْهَدْيَ وَلاَ الْقَلآئِدَ وَلا آمِّينَ الْبَيْتَ الْحَرَامَ يَبْتَغُونَ فَضْلاً مِّن رَّبِّهِمْ وَرِضْوَانًا وَإِذَا حَلَلْتُمْ فَاصْطَادُواْ وَلاَ يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَآنُ قَوْمٍ أَن صَدُّوكُمْ عَنِ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ أَن تَعْتَدُواْ وَتَعَاوَنُواْ عَلَى الْبرِّ وَالتَّقْوَى وَلاَ تَعَاوَنُواْ عَلَى الإِثْمِ وَالْعُدْوَانِ وَاتَّقُواْ اللّهَ إِنَّ اللّهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ

“Ey iman edenler! Allah’ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab’lerinden bol nimet ve hoşnutluk isteyerek Kâ’be’ye gelenlere sakın saygısızlık etmeyin. İhramdan çıktığınızda (isterseniz) avlanın. Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoydular diye birtakımlarına beslediğiniz kin, sakın ha sizi, haddi aşmaya sürüklemesin. İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah’a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir.” 5 / Maide, 2
Yardımlaşmanın özünü fedakârlık oluşturur. Maddi ve manevi sahip olunan şeylerden vermek, fedakarlık gerektirir. Dinimiz bu hususu infak etmek şeklinde ifade eder. Ayrıca vermek, farz ibadetler olarak da emredilmiştir. Zekat vermek bir farzdır. Zengin olan kimselerin malının belli bir kısmını ihtiyaç sahiplerine Allah rızası için vermesidir. Bu da dinimizin yardımlaşmaya verdiği önemin büyüklüğüne bir örnek teşkil eder. Bu kapsamda Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’de “Veren el, alan elden üstündür.” diye buyurarak infak etmeye, vermeye teşfik etmiştir. Buradan da anlıyoruz ki bazı vermeler, emirdir ama diğerleri isteğe bağlıdır. İsteğe bağlı olanlar sadakadır ve kişinin lütfundandır. Bu istek de övülmüştür. Kim bu övgüye ve sonuçta sevabına kavuşmak isterse muhtaç olan kardeşlerine yardım eder. Zekat, belli bir miktarda verildiği halde, sadaka için bir sınır konulmamıştır.
Bu maddi yardımların yanında elbette ki manevi yardımlarda vardır. Kişinin isteğine bağlı olarak siteyen istediği yardımı yapar. Önemli olan ihtiyacın giderilmesidir. Bir başkasına güler yüz göstermekten, yerdeki taşın kaldırılmasından tutun da zekat vermeye kadar her konuda yardımlaşma olur. Yardıma muhtaç kişinin, hangi konuda yardıma ihtiyacı varsa, o problemin giderilmesi esastır. Artık buna kimin ne kadar gücü yetiyorsa onu verir. Kimi maddiyatıyla, kimi emeğiyle, kimi ilmiyle ve kimisi de duasıyla destek olur.
Bir Müslüman’ın yine bir başka Müslüman kardeşine borç veya ödünç vermesi de yardım etmesi demektir. Ancak bu yardımlarda faiz alınmamalıdır. Ayrıca borçlu kişiye de ödemesinde kolaylık sunulmalı ve ilerde de başına kalkarak kişiyi, minnet altında bırakmamalıdır. Allahu Tealâ Kur’an-ı Kerîm’de bu konuda şöyle buyurmaktadır:

إِنَّ الْمُصَّدِّقِينَ وَالْمُصَّدِّقَاتِ وَأَقْرَضُوا اللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا يُضَاعَفُ لَهُمْ وَلَهُمْ أَجْرٌ كَرِيمٌ

“Şüphesiz ki sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar ve Allah’a güzel bir borç verenler var ya, verdikleri onlara kat kat ödenir. Ayrıca onlara çok değerli bir mükâfat da vardır.” 57 / Hadid, 18
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yine başka bir hadiste, yardımlaşma ile ilgili şöyle buyurmaktadır:

اَلْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ لَا يَظْلِمُهُ وَلَا يُسْلِمُهُ، مَنْ كَانَ ف۪ى حَاجَةِ أَخ۪يهِ، كَانَ اللّٰهُ ف۪ى حَاجَتِهِ، وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللّٰهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ، وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللّٰهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

“Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşmanın teslim etmez. Kim mü’min kardeşinin bir ihtiyacını giderirse, Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir müslümanın kusurunu örterse, Allah da Kıyamet günü onun bir kusurunu örter.” Müslim, Birr, 58.
Bu gün kardeşinin başına gelen şeyin, yarın da senin başına gelmeyeceğini garanti edebilir misin? Elbette ki hayır! O halde yardımlaşma ve dayanışmayı toplumda yaymak, hepimizin menfaatinedir. Artık kim yardım ederse o, yardım edilir. Allah’ın rahmetine kavuşur. Kim de pintilik eder de Allah’ın ona verdiği rızıktan yerli yerince harcamazsa, onun için ne bir yardımcı vardır, ne de bir koruyucu. Çünkü içinde yaşadığı toplumu zalimler topluluğuna çevirmiştir. Yardım için çevresine bakındığında, yine kendisi gibi zalimlerden başka bir kimseyi göremeyecektir. Ne kadar da üzücü bir durum! Ancak iman edenler, Allah rızası için infak edenler, zekatını verenler hariç. Böyle bir toplumda yaşamak ne kadar da güzel! Ne dersiniz? Beğendiniz değil mi?
Kalın sağlıcakla. Resulullah ışığınız, Kur’an rehberiniz olsun.

Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir