Eli ve Dili Korumak Hakkında

Konu 10 Hadis 10: Eli ve dili korumak hakkında

أَخْبَرَنَا أَبُونُعَيْمٍ حَدَّثَنَا زَكَرِيَّا عَنْ الشَّعْبِيِّ قَالَ سَمَعْتُ عَبدَ اللهِ بْنَ عَمْرٍ و يَقُولُ قَلَ رَسُولَ اللهِ صلَّى اللهُ عَلَيْهِ وسلَّمَ : الْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَ يَدِهِ

Bize Ebu Nuaym haber verdi. Bize Zekeriyya, O da Şa’bi’den, onun : “Ben Abdullah b. Amr’ı şöyle derken işittim.” dediğini rivayet etti. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem dedi ki: “Müslüman, Müslümanların onun dilinden ve onun elinden güvende oldukları kimsedir.” Darimi, Rikak – İncelikler Kitabı: 8 – (2719); Buhârî, İmân: 3-4; Müslim, İmân: 64-66
Bir Müslüman’ın görevlerinden birisi de hiç bir ayırım yapmaksızın herkese iyilik etmek, zarar vermemek ve iyi geçinmektir.
Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve mâliki bulunduğunuz kimselere iyilik edin.” 4 / Nisa, 36
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, başka bir hadiste bu konunun önemini bir kez daha vurguluyor: “Şerrinden komşusunun güvende olmadığı kimse, gerçek mü’min olamaz.” Buhârî, Edeb: 29; Müslim, İmân: 73 
 Çevresindeki insanlarla iyi geçinmek, Müslüman olsun gayr-i müslim olsun, siyah olsun, beyaz olsun ne olursa olsun tüm insanlara, hayvanlara, bitkilere, kısaca yaratılmış her mahlukâ Hak ile muamele etmek bir insanlık görevidir. Çünkü bunlar her canlının doğuştan sahip olduğu haklarıdır. Müslüman ise insanların en merhametlisi ve en hasıdır.Bu sebeple bu tarz davranmak bir Müslüman’a yakışmaz. Zaten din ve ırk ayrımı yaparak, birbirimize kaba davranmak, birbirimizi aşağılamak caiz değildir. Dinimizde herhangi bir canlının hakkını çiğnemek ve haksızlık yapmak kesinlikle yasaklanmıştır.
Diyelim ki bir kişiyle olumsuz bir şey yaşadık. Bize göre karşıdaki kişi haksızlık yaptı. Hakkımızı aramaksızın sessiz kalmak da bir Müslüman’a yakışmaz. Ancak hak arayacağım diye kendi elimizle müdahale edersek zulüm yapmış oluruz. Devletin kanunlarına, dinin şeriatine göre hak aranmalıdır. Mahkemeye dava açarak hakkımızı aramalıyız. Kavga, dövüşle bir yere varılamayacağı gibi, olan durum daha da kötü hale gelebilir. Evvela sözle ikna edilmeye çabalanır. Eğer yüz çevirirse o zaman da hukuka baş vurulması gerekir. Kaba kuvvetle, kötü sözlerle mesele halledilemez. Aksine işin içinden çıkılamaz duruma gelirde bu noktadan sonra da geri dönüşü zor olur. Bu nedenlerle büyüklerimiz, “Eline, diline, beline sahip ol!” diye nasihat etmişlerdir.
İslâm barış demektir. İslâm Allah’a teslim olmak demektir. Barış dururken savaşmak niye? O halde öncelikle kendimiz barış olmalıyız, nefsimizi İslâm kılmalıyız ve sonra da bunun kıymetini, etrafımıza örnek olsun diye, her türlü davranışlarımızla göstermeliyiz. Bunun en güzel yolu da kimseye el ile, dil ile zarar vermemek ve tatlı dil, güler yüzle gücümüz kadar yardım etmektir. Yardımlaşmak sevgi doğurur. Sevgi de İslâm kapılarını açar. Böylece Rabbimiz de bu kapıyı açana da açtırana da ve bu kapıdan girene de rahmet eder ki bunları cennetine alır inşaallah.
Sağlıcakla kalın. Sevgi ışığınız, kalbiniz rehberiniz olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir