Irkçılık – Kavmiyetçilik

Konu 4 Hadis 4: Irkçılık – Kavmiyetçilik hakkında

حَدَّثَنَا بْنُ السَّرْحِ حَدَّثَنَا بْنُ وَهَبٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ أَبِي أَيُّوبَ عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَانِ الْمَكِّيَّ يَعْنَي ابْنَ أَبِي لَبِيبَةَ عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ سُلَيْمَانَ عَنْ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ أَنَّ النَّبِيَّ صلَّى اللهُ عَلَيْهِ وسلَّمَ قَلَ: لَيْسَ مِنَّا مَنْ دَعَا إِلَى عَصَبِيَّةٍ وَ مِنَّا قَاتَلَ عَلَى عَصَبِيَّةٍ وَ لَيْسَ مِنَّا مَنْ مَاتَ عَلَى عَصَبِيَّةٍ.

Bize ibn Serh rivayet etti. Bize ibn Vehb, Said ibn Ebi Eyyub ’dan, o da Muhammed b.Abdirrahman el Mekkî yani ibn Ebi Lebiybe’den, o da Abdillah b. Ebi Süleyman’dan, o da o da Cübeyr b.Mut’ım radıyallâhu anh’dan rivayet etti ki Allah’ın Resulu sallallahu aleyhi ve sellem dedi ki: “Toplumu soy sop (ırkçılık) davasına çağıran bizden değildir. Soy sop (ırkçılık) uğruna savaşan bizden değildir. Soy sop (ırkçılık) davası uğrunda ölen bizden değildir.” Ebu Dâvud, Edeb 121, (5121).
Irkçılık, kendi soyunu, sopunu, ırkını diğerlerinden üstün görüp, bunu bir aşağılama vesilesi yaparak, onların dışındakileri hakir görmektir. Hatta ırkçı bir kişi, bu konuda zulme varan davranışlara kadar gidebilmektedir. Böyle bir husus dinimizde kesinlikle yasaklanmıştır.
Allahu Tealâ bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Ey insanlar! Muhakkak ki biz, sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve sizi millet millet, kabile kabile yaptık ki, tanışıp kaynaşasınız. Allah katında en şerefliniz takvaca en ileri olanınızdır.” (Hucurat Sûresi, 13) Takva, Allah’a karşı gelmekten sakınmak demektir. Önceden tedbir almak, vazifelerini yerine getirerek hesaba hazır olmak demektir.
Resullullah sallallahu aleyhi ve sellem’de veda hutbesinde konuyla ilgili apaçık olarak şunları söylemiştir: “…Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem’in çocuklarısınız. Adem ise topraktandır. Arabın Arap
olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlügü olmadığı gibi, kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlügü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah’tan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız O’ndan en çok korkup sakınanızdır. Azası kesik siyahî bir köle başınıza amir olarak tayin edilse, sizi Allah’ın kitabı ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz…”
Doğarken ırkımızı, doğduğumuz yeri, anne ve babamızı elbette biz belirlemiyoruz. Bu mesele bizim irademiz dışındadır. Böyle şeylerin seçimi, milletimizi ve ailemizi tayin etme iradesi, Allah’a aittir. İnsanlar bir zamanlar tek bir ümmetti. Sonradan bazı hikmetler üzere ayrılıklar yaşandı. Yeryüzünde yayıldılar. Değişik ırklar, değişik milletle ve kavimler meydana geldi. Bunda sayısız faydalar vardır. Bu faydalar sosyal alanda kendisini gösterir. Dolayısıyla dini anlamda hiç bir insanın ırk veya milliyet olarak bir başka insandan üstünlüğü yoktur. Üstünlük iman ile ayrım göstermektedir. Kim Allah’a iman ederse üstün olan odur. Bunun dışında ise renginden, ekonomik şartlarından, coğrafya özelliklerinden vb. üstünlük söz konusu değildir.
Bu yazımda bazı terimler üzerinde de durmak isterim. Irkçılık, milliyetçilik demek değildir. Ancak aşırı milliyetçilik ırkçılığa girer. Milletini sevmek dini gayretinden ise elbette takdire değerdir. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de İslâm’a hizmet etmiş ve etmekte olan Türk Milleti’ni sevmek dindendir. Bir rivayete göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur ki: “Vatan sevgisi imandandır.” Ancak bu sevgi haddi aşarsa ve zulme varacak şekilde ırkçılığa varırsa o zaman caiz değildir. Günah olur. Normal seviyedeki, milletini sevmek anlamında olan, milliyetçiliğin ise bir mahsuru yoktur.
Kur’an-ı Kerim’de millet kelimesi bizim anladığımız manada kullanılmamaktadır. Kur’an’a göre millet “Din” demektir. Bizim bu gün kullandığımız millet kelimesinin karşılığı ise Kur’an’da “Kavim” olarak geçmektedir. Yani “Ben İslâm Milletinden ve Türk Kavmindenim.” dediğim zaman doğru bir kullanım olmuş olur. Böylece milliyetçilik kelimesi de aslında kavmiyetçilik olmalıdır. Araf suresi 88.ayet hem millet hem de kavim kelimelerini bir arada barındırması açısından bu konuya güzel bir örnektir.
“Şu’ayb’ın kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dediler ki: “Ey Şu’ayb! Andolsun, ya kesinlikle bizim milletimize / dinimize dönersiniz ya da mutlaka seni ve seninle birlikte inananları memleketimizden çıkarırız.” Şu’ayb, “İstemesek de mi?” dedi.” A’raf  – 7/88
Millet olmayı aynı dini paylaşan insanların beraber yaşaması olarak en iyi anlayan ve uygulayanlar yahudilerdir. Onlar bulundukları, yaşadıkları, doğdukları ülkeleri millet olarak kabul etmezler. “Ben İsrailliyim.” demezler. “Hangi millettensin?” diye sorulduğunda “Yahudiyim.” derler.
Ümmet kelimesine gelirsek, bu kelimede millet anlamında kullanılmaktadır. Ümmet kelimesi “e-m-m” kökünden bir isim olup asıl anlamı, sınıf ve cemaat demek olduğu belirtilir. Bu kelime Türkçe’de, bir peygambere inananlar ve semâvi dinlere mensup kavimler topluluğu, Kur’ân’da ise genel olarak din ve topluluk anlamlarında kullanılmıştır.
“İnsanlar (başlangıçta tevhit inancına bağlı) tek bir ümmet idiler; sonra ayrılığa düştüler. Eğer (azabın ertelenmesiyle ilgili olarak ezelde) Rabbinden bir söz geçmiş olmasaydı, ayrılığa düştükleri hususlarda aralarında derhal hüküm verilirdi.” Yûnus, 10/19
“Rabbin dileseydi, insanları (aynı inanca bağlı) tek bir ümmet yapardı. Fakat Rabbinin merhamet ettikleri müstesna, onlar ihtilafa devam edeceklerdir.” Hûd, 11/118-119
Sonuç olarak ırkçılık, aşırı kavmiyetçilik dinimizde yoktur. Katliamlara varabilecek kadar sosyal zararları çok büyüktür. Din anlamında, yalnızca tevhid inancı kapsamında milliyetçilik ise tam aksine emredilen bir husustur. İslâm milletinden olmak ve gerçek üstünlüğün de Allah’a karşı gelmekten sakınmak olduğunun şuurunda bir hayat sürmek insanlık vazifemizdir. Allah bizi dininden, İslâm milletinden ve Resulullah’ın sallallahu aleyhi ve sellem ümmetinden ayırmasın. Sağlıcakla kalın.
Sevgi ışığınız, kalbiniz rehberiniz olsun.

Sevgi Paylaştıkça Artar
Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir