Öfke

KONU 1 HADİS 1: ÖFKE HAKKINDA

حَدَّثَنَا يَحْيَ بْنُ يَحْيَ وَ عَبْدُالْأعْلَى بْنُ حَمَّادٍ قَالَا كِلاَ هُمَا قَرَأْتُ عَلَى مَالِكٍ عَنْ ابْنِ شِحَابٍ عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَىَّبِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ أَنَّ رَسُولَ اللهِ صلَّى اللهُ عَلَيْهِ وسلَّمَ قَلَ: “لَيْسَ الشَّدِيدُ بِالصُّرَعَة إِنَّمَا الشَّدَيدُ الَّذِي يَمْلِكُ نَفْسَهُ عِنْدَ الْغَضَبِ.”

Bize Yahya b. Yahya ile Abdula’lâ b. Hammad rivayet etti. Her ikisi de dediler ki Malik’e, İbn Şihab’tan, onun da Said b. El-Müseyyeb’ten, onun da Ebu Hüreyre’den naklen rivayet ettiği hadisi okudum. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem dedi ki: “Kuvvetli olmak, pehlivanlıkla olmaz. Ancak kuvvetli, öfke anında kendine hakim olan kimsedir.”
Müslim, iyilik, sıla ve adab bahsi 107 – (2609)
Büyüklerimiz “Öfke gelir göz kızarır, öfke gider yüz kızarır.” demişler. Ne kadar da doğru söylemişler. Öfke karşılaştığı olumsuz bir olaydan dolayı ne yapacağını bilmeyen bir kimsenin kontrolünü yitirmişlik halidir. Aslında öfke duygusu bizlere savunma maksatlı verilmiştir. İnsanın kendisini, namusunu, malını koruması amacıyla bahşedilmiştir. Örneğin ülkesine saldıran düşmana karşı savaş meydanında öfke ile düşmanın üzerine atılmak bir kahramanlıkken, ev halkına, arkadaşlarına olur olmadık sebeplerden dolayı aynı tarzda saldırmak öfkenin olumsuz boyutunu gösterir.
Allahu Teâlâ’nın yarattıklarında faydasız, sadece zarar olması bakımından yaratılmış olan yoktur. Bu ister maddeden olsun isterse manadan. Bu şeyi faydalı veya zararlı kılan, kişinin bu şeyi nasıl kullandığıyla ilgilidir. Örneğin alkolü tıp alanında kullanırsan, faydası ortaya çıkar ama eğer alkollü, sarhoş eden içki yapımında kullanırsan da zarar verir. İşte duygularımız da böyledir. İnsanı insan yapan her özellik onun faydasınadır. Yeter ki bu özelliklerimizi faydalı olan yolda kullanalım. Allah’ın yarattıklarındaki hikmeti anlayıp onları hayırda hizmete sunalım. Bunun aksi ise bizi kişisel ve toplumsal felâkete götürür.
Ahlâk orta yoldur. İslâm da orta yoldur. O halde İslâm ahlâktır. Evet, elbette İslâm ahlâktır. O takdirde eğer ahlaklı bir hayat sürmek istiyorsak, hayatımızı İslâm üzere kurmalıyız. İslâm üzere yaşamaksa, Allah’ın emir ve yasaklarına göre yaşamak demektir.
Her ahlâki konuda olduğu gibi öfkede de orta yolu bulmak gerekir. Öfkenin ortası şecaattir. Altı ise korkaklıktır. Bu duruma ifrat ve tefrit denir. İfrat üst sınır, tefrit ise alt sınırdır. Her ahlaki huyun hem üstü hemde altı vardır. Dinimizde ifrat veya tefrit yoktur. Orta yol mevcuda hakkını vermektir. Yani onu yaratılışındaki hakkı üzere kullanmaktır.
Öfkenin yakın bir arkadaşı vardır ki o, şehvettir. Öfke ve şehvet kuvvetlerinin asli vazifesi bedeni harekete geçirmektir. Bu hareketin başlangıç noktasıdırlar. Bu kapsamda öfke savunma amaçlıdır ve şehvet ise bedene lazım olan levazımatın sağlanmasına yöneliktir.
Öfke kuvvetinin vasatisi “şecaat”tir. Eğer öfke, akıl amirine ki akıl, iyiyi kötüyü ayırt etmeye yarayan ve her zaman iyiye sevk eden bir amir kuvvettir, itaat ederse işte o vakit öfke şecaate döner. Böylece kişide yumuşak huyluluk görülmeye başlar. Kişi öfkesini kontrol edebilir hale gelir ve yerinde ve zamanında kullanmaya başlar.
Muhakkak ki her orta huyun bir de kötü olan altı vardır. Bunlardan en önemlileri dörttür. Cehalet, hikmetin ve korku, şecaatin ve hırs, iffetin ve zulüm, adaletin zıttıdır.
İşte esas olan ne ifrata ne de tefrite kaçmamaktır. Eğer meyledilirse kişi kötü huylara düşmüş olur. Yapılması gereken, orta huy ile huylanmak ve bununla yaşamaktır.
Neresinden bakarsak bakalım bir çoğumuz için öfkemizi yenmek, gerçekten de zor bir iştir. Dini yaklaşımımızın yanında olaya psikolojik açıdan da yaklaşmamız gerekiyor. Bu konuyla ilgili olarak şüphesiz, psikolojik alanda pek çok çalışmalar yapılmış.
Öncelikle belirtmek gerekirse, uzmanların söylediklerine göre  öfke normal ve sağlıklı bir duygudur. Öfkeli bir kişi hasta değildir. Anormal olan ise öfkenin devamlılık göstermesi ve sebepsiz olarak ortaya çıkması ve kontrolün kaybedilmesidir. Böyle yaşanan öfke krizleri, kişiyi ve elbette çevresindekileri olumsuz etkiliyor. Böylece yaşam kalitesi bozulmuş oluyor.
Yine uzmanlara göre bir öfke süreci boyunca kalp atışı ve kan basıncı artar. Ayrıca enerji hormonları yani noradrenalin ve adrenalin seviyesinde de artış görülür. Aşırı derecede yüksek öfke, orta ve uzun vadede vücut için korkunç sonuçlara yol açar. Bu nedenledir ki öfkemizi yenmek ve kontrol altına almak zorundayız. Söylemek istediğim öfkeyi ortadan kaldırmak değildir. Sadece kontrol altına almak ve yerli yerince ve yeterince kullanmaktır.
Psikolojik olarak öfkeye karşı önerilebilecek bazı metodlardan da bahsedelim. Peki bu kötü olan öfke huyumuzu nasıl kontrol edeceğiz, öyle değil mi?
PROBLEMİ ÇÖZMEYE İNSAFLA YAKLAŞMAK
En önemlisi ve en etkilisi öfkeye neden olan problemin çözümüdür. Sorunlar kaçınılmazdır. Hayat bize her zaman arabesk yaklaşacaktır. Tüm bu olumsuzluklar karşılaşmak zorunda olduğumuz hayatın çeşitlilikleridir. Bunların bazılarına biz kendimiz, bazılarına da bizim dışımızdakiler sebep olurlar. Böyle durumlara karşı öncelikle sakin ve ön yargısız bir şekilde yaklaşmalıyız. Barış yanlısı olmak ve her zaman haklı olmaya çalışmamak lazımdır. Bizim haklı olmamızı değil, hakkın bizim olmasını tercih etmeliyiz.
Bu durumda en güzel kelime “Peki” dir. Yani peki diyen öfkeden kurtulur. Elbette bu kelimeyi, karşımızdakine bir korkaklık olarak değil, karşımızdaki Hak olana söyleyeceğiz. Nerede, kimde, neyde bir Hak görürsen peki demek insaftandır. İnsaf ise hakkı kabul etmek ve yalnızca ben haklıyım dememektir.
SAĞLIKLI BİR İLETİŞİM KURMAK
İşte böyle bir durumda ortaya güzel bir iletişim çıkar. Monolog biter, ditalog başlar. Öfke gelince akıl gider derler ama yine de biz akılı zorla da olsa yanımızda tutmalı ve gitmesine izin vermemeliyiz. Bilmeliyiz ki çoğu problemler, akılsız, kısır çekişmelerin sonucudur. Kavgalar da kısır çekişmelerden doğar.
Ayrıca sinirli olunan anlarda da acele ile iletişime geçilmemelidir. Çünkü böyle bir haldeyken ağzımızdan çıkanları kontrol etmek güçtür. Boğaz dokuz boğumdur demiş büyüklerimiz, her boğumda dokuz kere düşün en son boğuma gelince de vazgeç, söyleme! Kişi hem kendine hem de karşıdakine bir süre tanımalıdır. Beklemeli ve öfkesi yatışınca konuşmalıdır.
Büyüklerimiz derler ki: “Birisine mi kızdın? Ceza mı vermen gerekiyor? Bekle! Üzerinden bir gün geçsin. Ertesi gün yine aynı şekilde düşünüyorsan , işte o zaman, adaletin ışığında, gereken karşılığı verirsin.”
HAYATIN KOMİK YANLARINI GÖRMEK
Uzmanlara göre mizah anlayışının öfkeyi yenmek üzere kullanılacak bir yöntemdir. Önceden yaşanılmış komik bir hatıranın göz önüne getirilip, hatırlanması o anda bizi yumuşatacaktır. Yahut bizi güldüren, sevdiğimiz birini veya bir şeyi düşünmek de çok etkilidir. Örneğin çocuğumuzu hatırlamak bizi olumsuz davranışlara karşı firenleyecektir.
BULUNULAN ORTAMI DEĞİŞTİRMEK
Bulunulan ortam gergin ise ve az sonra bir fırtınanın kopacağına işaret ediyorsa mümkün mertebe en kısa zamanda orayı terk etmek çok iyidir. Yahut sürekli bulunduğumuz bir yer ise işimiz, evimiz gibi, oraların gergin ortamını bizi yumuşatacak şekilde dekore etmeliyiz. Duvar boyasının, masa malzemelerinin, duvarlardaki resimlerin değiştirilmesi, etrafın çiçeklendirilmesi, akvaryum veya muhabbet kuşları konulması, su sesi, sözsüz dinlendirici melodilerin ortamda kısık bir sesle çalması gibi yapılabilecek pek çok şey gerginliği yok edecektir.
ABDEST ALMAK VE NAMAZ KILMAK
Her şeye rağmen yine de öfkemizi yenemezsek, suya başvurmalıdır. Hemen bir lavanoya gidip abdest almalı veya abdestimizi tazelemeliyiz. Abdest ile yıkanan uzuvlar vücudumuzun elektrik toplayan sivri uçlarıdır. Su ile topraklama olan bedenimizden elektrik gideceğinden öfkemiz de yatışacaktır.
Sonrasında da seccadeyi serip 2 rekat namaz kılıp, Allah’a dua etmeli ve öfkemiz için Allah’a sığınmalıdır.
Tüm bunlara rağmen yine de öfkeniz geçmiyorse, belki bir espri gibi algılanabilir ama aslında bir espri değil, o zaman en kısa zamanda bir doktora gidin! Muhtemelen nörolojik ve vücut şekerinize bağlı bir sorun olabilir. Mutlaka tedavi olun!
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hadisini bir kez daha zikrederek yazımızı tamamlayalım. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem dedi ki: “Kuvvetli olmak, pehlivanlıkla olmaz. Ancak kuvvetli, öfke anında kendine hakim olan kimsedir.” Allah hepimizi kendisine hakim olabilen pehlivanlardan eylesin! Öfkeden, sinirden, hastalıktan uzak kılsın! Sağlıcakla kalın.
Sevgi ışığınız, kalbiniz rehberiniz olsun.

Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir