Vav Harfinin Çeşitleri ve Kur’an’daki Kullanımı

Arapça’da Vâv و Harfinin Çeşitleri ve Kur’an’daki kullanımları nelerdir?
Vav, Arap alfabesinin yirmi yedinci harfidir. Ancak vâv, sadece kelimeleri oluşturan bir harf değil aynı zamanda cümleyi oluşturan sözcükler ve kavramlar arasındaki anlam ilgisini kurmaya yarayan yardımcı unsurdur. Bu anlamda vâv, cümlenin anlamını tamamlayan ve etkileyen önemli bir edat görevi görmektedir. Hemen hemen her cümlede karşılaşma ihtimalimiz olan bu edatın, cümlede bağlantıyı kurma ve anlamı tamamlama fonksiyonu bakımından birçok çeşidi bulunmaktadır. Bu çeşitlerinden yalnızca en önemlileri ve en yaygın olanı olan 4 çeşidi şunlardır:
1-Atıf vavı
2-İstinaf vavı
3-Hal vavı
4-Maiyye vavı
1-Atıf Vavı – Vavu’l-Atf
Aralarında atıf  harflerinden biriyle bağlantı kurulmasını ve delalet ettiği mananın atıf harfinden önceki yazıya göre belirlenmesini ifade eder.
Hüküm ve görev bakımından aralarında ortaklık bulunan kelime, kavram ve cümleleri birbirine bağlayan atıf vâv’ı cümlede iştirak, tertîb, tahyîr, taksîm ve pekiştirme işlevi görmektedir.
Atıf vâv’ının öncesindeki ma’tûf aleyh ve sonrasındaki ma’tûf aynı irab konumundadır. Ma’tûf ile ma’tûf aleyh arasındaki irab bakımından ortaklık bazen lafza yansır bazen de manadan çıkarılır.
2- İstinaf Vavı – Vâvu’l-İstinâfiye
Konuşanın ifadeye dökmediği mukadder bir soruya cevap gibi söylenen ifadeye istinâf cümlesi denir. Önceki cümleyle irab bakımından bir ortaklığının ve mana bakımından aralarındaki bağlantının olmadığını ve yeni bir cümlenin başladığını bildirmek maksadıyla bu cümlenin başında yer alan vâv, vâvu‘l-istinâfiyye’dir. İstinaf kelimesi, “Sözün başı”, “cümlenin başı” anlamındadır. Bu vâv’ın cümleleri birbirinden ayırır ama bu işlevi dışında cümleye yansıyan somut bir karşılığı bulunmamaktadır. İstinaf vavı sadece cümle başını gösterir ve tercümelerde Türkçe’ye “ve” olarak çevrilmez.
3- Hal Vavı – Vâvu’l-Hâl
Arap dilinde fail veya mefulün lafzen durumunu açıklayan ifadeye hâl denir. Bu ifade, tek bir kelime olabileceği gibi cümle şeklinde de olabilir. Bu cümlelerinin başında gelip hâl ile hâl sahibi arasındaki bağlantıyı sağlayan vâv ise vâvu’l-hâliyye’dir.
Hal olan (durum bildiren) cümlelerin başında yer alan bu vâv’dan sonraya bir isim cümlesi veya bir fiil cümlesi gelir. Fiil cümlelerinde fiili mazi olan cümle, olumlu ise قد olumsuz ise ما- لم giriş kalıpları ile başlatılır. Şayet fiil cümlesi muzari ise ister olumlu olsun ister olumsuz her iki durumda da vâv kullanılmaz.
4-Maiyye Vavı – Vâvu’l-Maiyye
Vâv edatından sonra gelip fiilin mefule refakat (eşlik) etmesini ifade eden meful çeşidine mefulü maah denir. Mef’ûlü maah’ın başında bulunan vâv’a ise vâvu’l-maiyye denir.
Cümleye beraberlik anlamı katan bu vâv, fiilde ortak olmamaları sebebiyle öncesi ve sonrasının birbirine atfedilmesinin mümkün olmadığı durumlarda kullanılır.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere vâv ile ilgili isimlendirme tamamen kendisinden sonraki isim veya kelimenin kullanım amacıyla alakalıdır. Yani vâvın çeşidini belirleyen öncesi değil sonrasıdır. Yani;
Vâv’dan sonraki kısım önceki ile aynılığı ifade ediyorsa atıf,
Farklılığı ifade ediyorsa istinâf,
Nasıllığı ifade ediyorsa hâl
Beraberliği ifade ediyorsa ise mef’ûlü maah olmaktadır.
Bu vâv çeşitlerinden vâvu’l-maiyye amil olup kendisinden sonraki kelimeyi mansûb yapar. Diğer üçü ise amil değildir. Kendisinden sonra gelen ifadenin i’rabına bir etkisi yoktur.
Kur’an’dan örnekler
1-Kur’an’da Atıf vâvı bulunan ayetlerden bazıları şunlardır;

الَّذِي خَلَقَ الْمَوْتَ وَالْحَيَاةَ لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا وَهُوَ الْعَزِيزُ الْغَفُورُ

Amel bakımından hanginizin en güzel olduğunu denemek için hayatı ve ölümü yaratan O’dur.  (Mülk 2)

كَذَلِكَ يُوحِي إِلَيْكَ وَإِلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِكَ

İşte bu şekilde Allah sana ve senden öncekilere vahyediyor… (Şura 3)
Bu iki ayetten birincisinde ‘hayat’ kelimesinin öncesindeki ikincisinde ise, ‘ilâ’ harfi cerinden önceki vâv, atıf için kullanılmıştır. Çünkü bu vâvların öncesindeki kelime ile sonrasındaki kelime aynı konumdadır. Her ikisi de fiilin ifade ettiği eylem bakımından ortaktır. Bu yüzden aralarındaki vâv ile birbirine bağlanmıştır. Tercüme ederken “ve” olarak kullanılır.
2-Kur’an’da İsti’nâf vâvı bulunan ayetlerden bazıları şunlardır;

وَلاَ يُضَآرَّ كَاتِبٌ وَلاَ شَهِيدٌ وَإِن تَفْعَلُواْ فَإِنَّهُ فُسُوقٌ بِكُمْ وَاتَّقُواْ اللّهَ

Yazıcıya ve şahide zarar verilmesin! Eğer yaparsanız o takdirde muhakkak ki o, size bir kötülüktür. Allah’tan sakının! (Bakara 282)

مَن يُضْلِلِ اللّهُ فَلاَ هَادِيَ لَهُ وَيَذَرُهُمْ فِي طُغْيَانِهِمْ يَعْمَهُونَ

Allah’ın şaşırttığı kimseleri doğru yola ulaştıracak yoktur. Allah onları azgınlıkları içinde bocalar halde terk eder. (Araf 186)
Bu iki ayetin birincisinde وَإِن cümlesinin; ikincisinde ise, وَيَذَرُهُمْ cümlesinin başındaki vâv, vâv-ı istinâfiyye’dir. Çünkü hem anlam bakımından hem de gramer kaidesi açısından vâv’ın başında bulunduğu bu cümlelerin kendilerinden önceki herhangi bir cümleye atfedilmeleri mümkün değildir. Tercüme ederken vav dikkate alınmaz “ve” yazılmaz.
3-Kur’an’da hâl vâvı bulunan ayetlerden bazıları şunlardır;

يَا قَوْمِ لِمَ تُؤْذُونَنِي وَقَد تَّعْلَمُونَ أَنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلَيْكُمْ فَلَمَّا زَاغُوا أَزَاغَ اللَّ

Hz. Musa kavmine şöyle dedi: Ey kavmin! Benim size gönderilmiş Allah’ın Resulü olduğumu bildiğiniz halde niçin bana eziyet ediyorsunuz. (Saf 5)

فَلَا تَهِنُوا وَتَدْعُوا إِلَى السَّلْمِ وَأَنتُمُ الْأَعْلَوْنَ وَاللَّهُ مَعَكُمْ وَلَن يَتِرَكُمْ أَعْمَالَكُمْ

Üstün olduğunuz halde ne gevşeyin ne de barışa barışa davet edin. (Muhammed 35)
Birinci ayette وَقَد تَّعْلَمُونَ edatının başındaki, ikinci ayette ise وَأَنتُمُ zamirinin başındaki vâv, vâv-ı hâliyye’dir. Çünkü hem edatla başlayan cümle hem de zamirle başlayan cümle ayet içerisinde konum itibariyle hâl cümlesidir. Durum bildirmektedir. Tercüme ederken “halde”, “rağmen” olarak kullanılır.
4-Kur’an’da Maiyyet vâvı bulunan ayetlerden bazıları şunlardır;

فَعَلَى اللّهِ تَوَكَّلْتُ فَأَجْمِعُواْ أَمْرَكُمْ وَشُرَكَاءكُمْ

Artık ben Allah’a tevekkül ettim. Siz de yapacağınız işi kararlaştırmak için ortaklarınızla birlikte bir araya gelin. (Yunus 71)
Bu ayette ise وَشُرَكَاءكُم kelimesinin başındaki vâv, vâvu’l-maiyye’dir. Vâv’dan sonraki ibarelerin öncesine atfedilmesi doğru olmadığından bu vâv, atıf harfi değildir. Birliktelik ifade eder. Tercüme ederken “birlikte” olarak kullanılır.
Yararlanılan kaynak:
Fatih TİYEK Yrd. Doç. Dr., Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İlahiyat Fakültesi

Sevgi Paylaştıkça Artar
Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir