Aşure Günü ve Hicri Yılbaşı

Aşure günü ve önemi nedir?
Hicri Kameri takvim’in aylarından 1 ncisi olan Muharrem ayının onuncu gecesi, Aşûre gecesi, onuncu günü de Aşûre günüdür. Aşure Arapça’da 10 (on) demektir. Muharrem ayının 10 ncu günü olmasından dolayı bu güne aşure günü yani onuncu gün denilir.
Bu günde olduğuna inanılan pek çok dini hadiselerden dolayı tarihi önem taşımaktadır. Âdem aleyhisselâmın tevbesinin kabul olması, Nuh aleyhisselamın gemisinin tufandan kurtulması, Yunus aleyhisselamın balığın karnından çıkması, İbrahim aleyhisselamın Nemrud’un ateşinde yanmaması, İdris aleyhisselamın diri olarak göğe çıkarılması, Yakup aleyhisselamın oğlu Yusuf aleyhisselama kavuşması ve gözlerindeki perdenin kalkması, Yusuf aleyhisselamın kuyudan çıkması, Eyüp aleyhisselamın hastalıktan kurtulması, Musa aleyhisselamın Kızıldeniz’den geçmesi, Firavunun boğulması ve İsa aleyhisselamın doğumu ve Yahudilerin öldürmesinden kurtulup, diri olarak göğe çıkarılmasının Aşûre günü olduğuna inanılır. Bazıları Kütüb-i Sitte Hadis külliyatındaki hadislerle sabittir. Alevi inançlı kardeşlerimize göre de Peygamberimiz aleyhisselam’ın torunu Hüseyin radıyallahu anh’da Kerbela’da bu gün şehit edilmiştir.
Aşure tatlısının yapılmasının tarihçesi
Rivayete göre Nuh aleyhisselam tufandan sonra karaya çıkınca gemide kalan tüm bakliyat ile aşure tatlısı pişirmiştir. Rivayet olarak bilinen bu hadisenin tarihsel bir ispatı yoktur. Bu tatlının günümüze ulaşan tarifine göre Aşure Tatlısı yapılır. Aşure Arapça’da 10 (on) demektir. İslam şeriatinde aşure günü aşure tatlısı yapmak bir emir değildir. Bir ibadet de değildir. Toplumsal bir gelenek haline gelmiş olup sosyal ve siyasal maksatlar için uygulanmaktadır. Temiz kalpli kardeşlerimiz de bu propagandaya kapılarak aşure tatlısı yapıp dağıtmaktadır. Dini bir ibadet olmaksızın yalnızca tatlı çeşidi olarak yapılıp dağıtılabilir. Sadece aşure günü değil yılın herhangi bir gününde de yapılıp dağıtılabilir. Aşure tatlısının diğer tatlılara oranla dini bir üstünlüğü yoktur. Tatlı tatlıdır.
Hicri Yılbaşı
Muharrem ayı Hicri kameri ayların ilki olup Muharrem ayının 1 nci günü de Hicri kameri takviminin yılbaşıdır. Peygamber efendimizin aleyhisselam Mekke’den Medine’ye hicret ettiği gün olması sebebiyle bu gün yılbaşı kabul edilmiş ve bu takvime de hicri takvim denilmiştir. Hicrette önce de, Resulullah aleyhisselam’dan önce de o zamanki Araplar arasında bu aylar kullanılmaktaydı. Yenilik sadece adının Hicri olmasıdır. Evvelinde de Araplar işlerini Kameri takvime göre yapmaktaydılar. Yani Hicri Kameri takvim bir İslâm Takvimi değildir. Böyle olup olmamasının da İslâm dininin asıl geliş maksatlarına faydası veya zararı yoktur.
İnsanlar oldum olası gökyüzü ile ilgilenmiş ve akıp giden zamanın matematiksel kaderini çözmeye uğraşmıştır. Güneş, ay ve yıldızların hareketleri ölçülerek bulunan sabit değerlere göre pek çok takvim ve saat çizelgeleri icat etmişlerdir. İşte tüm bu takvimlerden yalnızca birisi olan Hicri Kameri takvim kutsal ve mübarek bir takvim değildir. Sadece takvimdir. Mübarek olan yalnızca yaptığın salih işlerdir. Salih, güzel, hayırlı işleri hangi takvime göre yaparsan yap Allah elbette karşılığını sana kat kat verecektir. Peygamberimiz zamanında bu takvim kullanıldığından ve Ay’ın hareketleri güneşe göre aylık olarak daha sabit ve hatasız olduğundan Oruç ibadeti ay yani kameri takvime göre tutulmaktadır. Ülkeler arasındaki farklı kültürler de düşünüldüğünde ve hilalin kapalı havadan dolayı görülememesi gibi nedenlerden dolayı da orucun 30 güne tamamlanması emredilmiştir. Görülüyor ki Hicri yılbaşı konusu dinimizde pek işlenmemiş ve pek önem verilmemiştir. Ayrıca namaz ibadetleri de günlük olarak güneşin hareketlerine bağlanmıştır. Öyleyse ister ay olsun ister güneş olsun yalnızca ibadetlerin icra edilmesinde bir gösterge olarak ele alınmalıdır. Ne Ay’ın Güneş’e, ne de Güneş’in Ay’a bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvadadır. Kuran ve Hadislerde emredilen ibadetlerin, yine  ister Ay olsun isterse Güneş olsun, emredilen zamana göre ihlâs ile ve takva ile uygulanması esas alınmalıdır.
Miladi yılbaşı 1 Ocak ile Hicri Kameri yılbaşı 1 Muharrem arasında bir fark yoktur. Bu günlerin diğer günlere kıyasla bir üstünlükleri yoktur. Üstün olan günler günah işlemeden ve hayırlı işler yaparak kâr ile bitirdiğimiz günlerdir.
Sevgili kardeşlerim, dış ile değil iç ile ilgilenin. Şekil ile değil öz ile bilgilenin. Sevginin, imanın, ibadetin, aklın, düşüncenin, bilimin ve ilmin hakim olarak yaşandığı gün ne güzel bir gündür.
Bir örnek ile yazımı bitirmek istiyorum. Geçenlerde Ramazan ayının Cuma günü bir amcamız vefat etmişti. Allah ondan razı olsun, günahlarını bağışlasın. Cenazesine gitmiştim. Bir kardeşimiz şöyle dedi: “Ne mübarek adammış. Hem Ramazan’da hem de Cuma günü vefat etti.” Dedim ki: “O halde Hasan amca Resulullah aleyhiselam’dan daha üstünmüş. Peygamberimiz aleyhisselam mübarek değilmiş.” Kardeşimiz aniden bana döndü ve hayretle sordu: “O nasıl söz hocam? Olur mu öyle şey.” Ben de yapıştırdım sözü: “Peygamberimiz aleyhisselam Rebiulevvel ayında Pazartesi günü vefat etmişti de.”
Demek ki hangi gün doğduğun veya hangi gün öldüğünün bir önemi yoktur. Önemli olan nasıl yaşadığındır. Demek ki günlerin mübarek veya lanetli olanı yoktur. Her gün Allah’ın günüdür. Günün hayırlı veya hayırsız olması o günü nasıl yaşadığına bağlıdır. Kalın sağlıcakla.

Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir