Gündem Değerlendirmesi Eylül 2018

EKONOMİK SAVAŞ
Son günlerde ABD’nin Türkiye’ye yönelik uygulamaya başladığı ekonomik yaptırımlar, etkilerini çarşı pazarda göstermeye başladı. Fiyat artışları enflasyonu körüklerken halkın geçimini de zora soktu. Böyle bir uygulamanın ABD tarafından yapılıyor olması oldukça manidar. Yıllarca ortak çıkarlara birlikte imza atan bu iki ülke nasıl oluyor da bugün zıtlaşabiliyor?
Malum hadise Papaz Brunson hadisesiyle patlak verdi. Kanaatimce yüzeydeki basit bir görüntüden ibaret olan Papaz Brunson meselesi sadece bardağı taşıran son damladan başka bir şey değil. Yapılması gereken perde arkasında planlanan pek çok planın, yürürlüğe konulabilmesi için elle tutulur hukuki bir nedeni olmalıdır. İşte bu da o nedendir.
Fethullah Gülen’i sayısız hukuki gerekçelere rağmen, Türkiye’ye iade etmeyen ABD’nin, yüzsüzlüğünü elden bırakmadan Türkiye’den suçluluğu delillerle ispat edilmiş Papazı geri istemesi Türkiye-ABD sözde dostluğuna sürülmüş bir lekedir. Bir kez daha emperyalist güçlerin, çıkarları devam ettiği sürece dost gözüktüklerini, çıkarları zedelendiğinde veya bittiğinde de düşman olduklarını açıkça görmüş olduk.
Elbette ki bağımsız bir ülke olan Türkiye, tüm bu haksızlıklara sessiz kalamazdı. Brunson’un geri iade edilmemesi çok doğru bir karardı. Ancak bu kararında bir bedeli olacaktı. Bağımsızlık kazanmak ne kadar zor ise de kazanılan bağımsızlığın sürdürülmesi ve muhafazası da bir o kadar zordur.
ABD ekonomik alandan saldırmayı tercih etti. Dolar fiyatlarındaki anormal yükseliş tüm para piyasalarını alt üst etti. En baştan en alta kadar bir millet olmanın karşılığını ödemeye başladık. Muhakkak ki her şeyin bir bedeli var. Millet olmanın da bir bedeli var.  Her şeye boyun eğmekle, her denileni yapmakla hayatımız çok güzel gidiyor gibi görünebilir ama özünde hürriyet olan ve damarlarında bağımsızlık akan bu büyük milletin istenildiği gibi davranmayacağı çok aşikardır. Böylece bir ekonomik savaş başlamış oldu.
ULUSLARARASI TİCARETTE MİLLİ PARA KULLANIMI
Uluslararası ticarette dolar dışında başka para birimi kullanılması formülüne sıcak bakan Çin, Rusya ve Hindistan üçlüsü aralarında bir ortak pazar kurmak istiyor. ABD ise buna engel olmak için çabalıyor. ABD ne derse desin tüm Dünya’yı baskısı altına almış Dolar’ın artık suyu ısınmaya başladı. ABD hesapsız bir şekilde Dolar basımına izin verirken para babalarınca tek Dünya devleti’nin kurulmasını hayal ediyor. Ticarette milli para kullanımı eğer tutarsa dolar’ın tahttan inmesi çok yakındır. Bu da ABD’nin işine gelmediğinden Türkiye’nin bu hamlesine agresif karşılıklar veriyor. Ancak ne olursa olsun ABD’nin Türkiye’ye saygı duymayı öğrenmesi lazım.
DİĞER ANLAŞMAZLIKLAR
Türkiye’nin Rusya’ya yakınlaşması ve İran ile ortak işler yürütmesi bölgedeki ABD çıkarlarına aykırıdır. Rusya ve İran’a yönelik fiili veya terör kapsamlı bir savaş planlayan ABD, bu planında Türkiye’yi kullanmak istediğinden elindeki Türkiye kozunu kaçırmanın ezikliğini yaşıyor. Bazı stratejilere göre, ABD, NATO eli ile Rusya’ya karşı muhtemel bir savaş planı hazırlıyor. ABD, Rusya ile muhtemel savaşta Türkiye’yi cephe ülkesi olarak kullanmak istiyor. Türkiye ise savaşın bölgede oluşturacağı yıkımdan dolayı sorunların diyalogla çözülmesi için çaba harcıyor. ABD ise Türkiye’nin bu süreçte bağımsız hareket etmesinden rahatsız oluyor.
Irak ve Suriye’de etkili bir dış politika yürüten Türkiye Ortadoğu’daki ABD çıkarlarını da engellemektedir. Bu sebeple ABD, Türkiye ilişkileri kilitlenmiş durumdadır.
Bir diğer anlaşmazlık da BRİCS üyeliği ve AB’ye yaklaşımlarımız. ABD hem içinde hemde dışında artık bir çöküşün eşiğine gelmiş durumdadır. Eskisi gibi sözü de geçmemektedir. Ekonomik üstünlüklerini de kaybediyorlar. Halbuki son zamanlarda yıldızı parlayan BRİCS ülkeleri (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) ekonomik alanda hızla yükselmeye başladılar. Türkiye’nin BRICS’e üyelik yaklaşımları ABD’yi son derece endişelendirmektedir. Türkiye gibi bir pazarı elinden kaçırmanın paniği içindeler.
Bir diğer husus da ABD yönetiminin Kudüs’ü İsrail’in sözde başkenti olarak tanımasıdır. Malum en sert tepkiyi Türkiye verdi ve Birleşmiş Milletler’in ABD’nin Kudüs kararını geri almasına yönelik oylama yapmasında etkili oldu.
15 Temmuz darbe girişiminde ki ABD parmağının deşifre edilmesi ve PKK terörüne verdiği desteklerin açığa çıkarılması da iki ülke arasındaki gerginliğin sebeplerindendir.
Sonuç olarak hükümetin dış politikadaki ABD uygulamalarını destekliyorum. Artık ayağa kalkmanın zamanı gelmiştir. Ezilen onurumuzun yeniden canlandırılması çok önemlidir. Bu millet bunlara layık değildir. Tarihi şan ve şerefle dolu büyük Türk Milleti’nin artık kendi özüne, dinine, ahlakına, birlik ve beraberlik ruhuna dönme vaktidir. Haydi, şahlan Türkiye!

Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir