Bir Ateist ile Varlığa Dair Kısa Bir Sohbet

BİR ATEİST İLE VARLIĞA DAİR KISA BİR SOHBET
-“Sen bir zamanlar hiç idin. Yaratıcı seni yokluktan varlığa getirdi. Teşekkür etmen gerekirken isyan ediyor ve tanrının varlığını sorguluyorsun. Kendi varlığın, O’nun varlığının delili değil mi? Bir kendine bak, bir de şu kocaman aleme! Ne görüyorsun? Her şey bir yaratıcıyı işaret etmiyor mu? Yeri, gökleri ve ikisinin arasındakileri yaratan Rabbine karşı bu öfkenin sebebi nedir? İçinde, derinlerinde bir yerlerde, biliyorum ki O’na inanıyorsun.”
-“Bunu da nereden çıkardın? Ben Allah’ın varlığına inanmadığımı söylüyorum ama sen, içinde inanç var diyorsun. Hiç bir bilimsel açıklaması olmayan şeylere inanmamı mı istiyorsun? İşte bu yüzden senin gibilerden hoşlanmıyorum.”
-“Demek ki benim gibileri yani Müslümanları veya Allah’ın varlığına iman etmiş olanları sevmiyorsun. Ne diyebilirim ki sana? Neticede sevgi zorlamayla olmuyor.”
-“Evet, aynen öyle.”
-“Sana Rabbini hatırlatan ne varsa, ondan kaçmayı çözüm mü sanıyorsun? Peki ya sen? Alemlerde gördüğün şu her şey? Bunlardan nasıl kaçacaksın? Rahman her şeye hava gibi nüfus etmiş, sana şah damarından daha yakın. Nereye gidersen git, O’ndan kaçamazsın.”
-“Olmayan bir şeyden mi kaçıyorum? Ne saçma!”
-“O seni yaratırken şifrelerinin arasına iyiliğini de kötülüğünü de ilham etti. İkisinden birisini seçmeni istedi. İstedi ama O, her zaman iyi olanı seçmeni bekledi. Bu seçiminde sana yardım etti. Kitaplar, elçiler, nasihatçiler gönderdi. Ayetlerini alemlerde sergiledi. Bunları görmen için göz, anlaman için akıl verdi. Sen hala ibret almayacak mısın?”
-“İbret alacak bir tek şey var o da ilimdir.”
-“Bilmez misin ilim Allah’ın sıfatıdır. O her şeyi bilen, Alim olandır. İnandığın ilmi yaratan da O’dur. Ne kadar da büyük bir hataya düşmektesin. İnsana verilen ilim, sadece mevcut olanın keşfedilmesidir. İnsan asla bir ilim yaratamamıştır. Yaratılmış olanı bulmuş ve insanlığın faydasına veya zararına kullanmıştır. Ayrıca Allah asla ilimsiz düşünülemez. Çünkü O, her şeyi ilimle, ölçüyle yaratmıştır. O halde bil ki her aklı başında Müslüman, o senin inandığını söylediğin ilme inanır ve bunun da Allah’tan olduğunu söyler. Allah’a iman eden kişi nasıl olur da ilme karşı olur? Madem sen ilme inanıyorsun, o halde bu ilmi yaratana da inanmalı değil misin?”
-“Kelime oyunları ile kafamı karıştırmaya çalışıyorsun.”
-“Hayır, aslında böyle bir niyetim yok. İnanmak veya inanmamak elbette özgür iradenle vereceğin sana ait bir karar. Biz sadece sana doğru yolu göstermeye çabalıyoruz. Bu bizim sana karşı olan Dünyevî kardeşlik görevimiz. Gel, vazgeç! Gittiğin bu yoldan dön! İlerde pişman olursun da elinde sadece kocaman bir hiç kalır.”
-“Boş laflarla bir yere varamazsın. Açıklayamayınca lafların etrafında dönüp duruyorsun.”
-“Peki, o halde bu konuyu sana, inandığın ilim ile izah edelim. Bak evladım! İlim dediğin şeyin konusu maddedir, değil mi?”
-“Evet, maddedir. Her şey maddeden oluşur.”
-“İşte biz de sana, bundan başka bir şey söylemiyoruz. Aramızdaki fark sadece düşünce farkı. Sen maddenin tesadüfen bir araya geldiğini söylemektesin, biz ise bu maddelerin, Allah tarafından bir araya getirildiğini söylemekteyiz. Burada hem fikir miyiz?”
-“Evet, hem fikiriz.”
-“Ayrıca bu noktada bir fikir daha ortaya koymak istiyorum. Her şey zıttıyla bilinir ve zıttıyla var olur.”
-“Nasıl yani?”
-“Mesela sıcak-soğuk, uzun-kısa, aydınlık-karanlık, bir renk-başka bir renk. Tüm bu zıtların hepsini kısaca şöyle bir zıtlıkla söyleyebiliriz. Varlık-yokluk.”
-“Halâ anlamadım. Nereye varmak istiyorsun?”
-“Aslında çok basit. Israrla sorduğun Allah’ın varlığının, senin ilim dediğin şey ile ispatına varmak istiyorum. Alaycı bakışlarından dolayı hakikate kapalı olduğunu seziyorum. İnsaflı olmanı tavsiye ederim. Benim için değil kendin için. Doğruları kabul etmen veya edebilmen senin menfaatinedir.”
-“Yok, yok, dinliyorum. Devam edin!”
-“Şimdi madde varlığın temeli diyorsun, doğru mu?”
-“Evet.”
-“Güzel. Belki biraz sıkıcı olabilir ama maddeye ait bazı temel bilgilere göz atalım. Çünkü konumuzla çok yakından alâkalıdır.
Gözlerinle gördüğün tüm bu cisimler maddeden oluşuyor ve madde denilen şey ise kimya tablosunda adı geçen elementlerden meydana geliyor. Toplamda şimdilik 118 adet olan elementler, kimyanın yapı taşlarıdır. Element bir çeşit atom içeren maddedir.
Her elemente bir numara verilir. Örneğin karbonunki 6’dır. Bu sayılar, atom içindeki proton sayısını gösterir. Protonlar pozitif elektrik yüklüdür ve atomun çekirdeğinde bir araya toplanmış haldedir. Protonları dengeleyen negatif yüklü elektronlar ise daha hafiftir ve çekirdeğin etrafında dönerler.
Hidrojen atomu dışındaki atomların çekirdeğinde ayrıca protonların kütlesine eşit bir kütleye sahip nötronlar bulunur. Bunlar elektrikle yüklü değildir. Nötr vaziyettedir. Bir elementin atomları farklı sayıda nötronlara sahip olabilir. Bu çeşitlenmelere de izotop denir. Nötronlar protonları bir arada tutmak için yapıştırıcı görevi yapar. Onlar olmasaydı protonlar yüklü oldukları pozitif elektrik nedeniyle birbirini iterdi. Böylece atomlar da dağılırdı. Buraya kadar bir sorun var mı?”
-“Yok, yok, devam edin. Bunları elbette kabul ediyorum.”
-“Pekala, anlatmaya devam edelim o halde. Kısaca bir elementin atomik yapısını hatırlamış olduk. Bahsettiğim bu durum, günümüzde net olarak bilinmekle birlikte yapılan ilmi çalışmalar, bunların da alt yapılarını ortaya çıkarmaya başladı. Yani protonun, nötronun da alt yapısının ne olduğunu belirlemeye başladık. Atom altı parçacık çalışmaları o kadar ilerledi ki Higgs adında bir bilim insanı, Higgs bozonu veya halk dilindeki söylenişiyle tanrı parçacığı fikrini ortaya attı. Bunun yanında ülkeler ortak olarak Avrupa Nükleer Araştırma Merkezini kurdular. Fransızca’dan gelen Conseil Européen pour la Recherche Nucléaire’in kısaltması olan CERN, İsviçre ve Fransa sınırında yer alan dünyanın en büyük parçacık fiziği laboratuvarıdır. İşte bu ve buna benzer labaratuvarlarda, atom altı parçacıklar incelenmeye başlandı. Tanrının zerrecikleri ya da tozu da denilen, bilimsel adı Higgs Bozonu zerreciği olan bu anti-madde partikülleri, Atlas Deneyi ile 2012 yılında keşfedildi. Böylece bilim belki de uygarlığın en önemli keşfini yapmış oldu. Bu alanlardaki çalışmalar mevcut Newton fiziğinin sonunu getirdi ve çökmesine neden oldu. Artık günümüzde bu sorulara cevap bulmak üzere kuantum fiziği kullanılmaktadır. İnşaallah sıkmıyorumdur, dinliyorsun değil mi?”
-“Hayır, sıkılmıyorum. Dinliyorum.”
-“Evet, işte bu çalışmaların neticesinde, geçtiğimiz günlerde, Cern’de görev yapan Dünya’nın seçkin bilim insanları bir rapor yayınladı.  Yayınlanan raporda, var olan bütün maddelerin anti maddesinin de olduğu ifade edildi. İşte yukarıda bahsettiğim konuya şimdi geldik. Zıtlıklar. Her şey zıttıyla bilinir ve zıttıyla var olur. Bilim insanları da bunu onayladılar ve bu sebepten dolayı da fiziğe göre dünyanın kendisini yok etmesi gerektiğini söylediler.
Ancak mevcut durum böyle değil. Dünya var ve dönüyor. Bu durumu açıklayamayan fizikçiler, evrenin kendisini neden yok etmediğini bilmediklerini, bilimin tümevarım sonucuna göre bu sonucun çıktığını ve Independent’ da yayınlanan Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi (CERN) raporunda Dünyada var olan her maddenin, anti maddesinin de olduğu, bu nedenle Dünya’nın aslında var olmaması gerektiğini belirttiler.
Sonuç olarak bilimsel çalışmalar gösteriyor ki aslında senin gördüğün ve var olduğunu sandığın her şey kocaman bir yokluktan başka bir şey değil. Şimdi söyle bakalım, madde dediğin şey hakikate ve bilime göre var mıymış?”
-“…”
-“Elbette susmanı çok iyi anlıyorum. Çünkü verilecek cevap “yokmuş” olmalı ama bunu itiraf etmek, nefsine çok zor geliyor. Ancak başta da söylediğim gibi lütfen insaflı ol, hakkı kabul et! Yoksa hakikatlere varamazsın.
İşte gerçekte yok olan ama varlık boyutunda boy gösteren tüm maddenin, var gibi görünmesini sağlayan anti maddesi yani zıttı, Allah’ın kudretidir. Tüm alemi bir arada tutan bu kudret, Kur’an’daki ifadeyle nurun nurudur.
İslâm tevhit üzerine kurulmuştur. Yaratıcının istediği en önemli şey olan tevhit, birlemek demektir. Bunu kısaca ifade etmek üzere “La ilahe illallah” olan kelime-i tevhit söylenir. Bu cümle iki kısımdan oluşur. Birincisi “Lâ ilâhe”, ikincisi ise “illallah”tır. Birinci kısım yok eder, ikinci kısım var eder. Öyleyse Allah’ın varlığını ancak yokluk ile ispatlayabiliriz. Yani kaldırırsan her şeyi ortadan, geriye kalır sadece yaradan.
Allah’ın varlığı ile ilgili tereddütlere düşüyor olmandaki en büyük etken, işte o senin var zannettiğin maddedir. “La ilahe” ile ne kadar madde varsa ortadan kaldırırsan, “illallah” ile de yaratıcının varlığını müşahade ve idrak edebilirsin. Demek ki neymiş? Her şey zıttıyla bilinir ve zıttıyla var olurmuş. Şimdi düşünüp de halâ ibret almayacak mısın?”
-“…”
-“O halde biz vazifemizi yaptık. Gerisi senin tercihin. Biz sadece yol gösterdik. Hidayet ancak her şeyi yoktan yaratan ve alemi kudretiyle varlıkta durduran Allah’a mahsustur.”

Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir