Hayatları Kucaklamak

HAYATLARI KUCAKLAMAK
Birisini kucakladığında, bir hayatı kucaklamış olursun. Bunu göze alamıyorsan, ne diye kollarını açıyorsun? Sahte gülücüklerle verdiğin artıklarına kim kanar? Vermek gönül işidir. Sevdiğinden vermedikçe, aldıklarından asla mutlu olamazsın. Senin bu yaptığın, ancak geceleri başını yastığa koyduğunda, rahat bir uyku çekebilmen içindir. Gerçekten veren kişi ise artık verecek bir şeyi olmayandır ve bunlar geceleri, başkalarının derdinden uyuyamayan, hayatları kucaklayanlardır.
İşte bu gibi kişilerden olan Fâtıma ve Ali (Allah ikisinden de razı olsun) ailesi de cömert bir aile idi. Veren elin, alan elden üstün olduğunu bilenlerdendi. Yalnızca Allah rızası için verirler ve verdiklerine de bir karşılık beklemezlerdi. Başkaları için üzülür, ellerine geçen her fırsatta yardım ederlerdi.
Günlerden bir gündü ki oruçlu oldukları bu günün akşamı, iftar için hazırladıkları bir miktar yiyeceği sofraya koymuşken, kapı çalındı. Kapıda bir yoksul yardım istiyordu. Onlar da hiç düşünmeden sofralarındaki ancak kendilerine yetecek olan yiyeceklerini kapıya gelen yoksula verdiler. Kendileri ise suyla iftar edip ertesi gün yine oruç tuttular. İkinci akşam da kapılarına bu kez bir yetim, üçüncü akşam ise bir esir geldi. Her defasında bir parça yiyeceklerini aç oldukları, canları çektiği halde yoksula, yetime ve esire yedirdiler. Kendileri de sadece su ile üç gün oruç tuttular. Elbette alemlerin Rabbi onları karşılıksız bırakmadı. Onlara yakışan bir mükafat ile ödüllendirdi. Böylece Kur’an-ı Kerim’de İnsan suresinin 8-13. ayetleri bu olay üzerine nâzil oldu.
“… Ve sevdiği yemeği, yoksullara, yetimlere ve esir olanlara yedirirler. “Biz sadece Allah’ın vechi için sizi doyuruyoruz. Sizden bir karşılık ve teşekkür istemiyoruz. Muhakkak ki biz, yüzlerin asık olduğu, belâlı, zor günde Rabbimizden korkuyoruz.” Oysa Allah, onları işte böyle bir günün şerrinden korudu. Ve onları, pırıl pırıl bir yüze ve sevince kavuşturdu. Ve sabırlarından dolayı onları cennetle ve ipek elbiselerle mükâfatlandırdı. Orada tahtlar üzerinde yaslanırlar. Orada güneş ve şiddetli dondurucu soğuk görmezler…”

Sevgi Paylaştıkça Artar
Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir