Tur Suresi

TUR SURESİ
Resmi Mushaf: 52 / İniş Sırası: 76 / Mekke’de inmiştir. / 49 ayettir.
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
1. Tur’a (*) andolsun,
(*) Musa’ya Tevrat’ın verildiği Tur Dağı
2, 3. Yayılmış ince deri içinde, satır satır yazılmış Kitap’a andolsun,
4. Beyt-i Ma’mur’a (*) andolsun,
(*) Beyt-i Ma’mur yedinci kat gökte meleklerin ziyaretgâhı olan bir makamdır. Kâ’be için de kullanılmıştır.
5. Yükseltilmiş tavana (göğe) andolsun,
6. Doldurulmuş taşkın denize (Firavun’un battığı denize) andolsun,
7. Muhakkak ki Rabbinin azabı, kesinlikle vuku bulacaktır.
8. Onun için bir engelleyici yoktur.
9. O gün gök çalkalandıkça çalkalanır,
10. Dağlar da yürüdükçe yürür.
11. Artık o gün yalanlayanların vay haline!
12. Onlar ki daldıkları işlerde oynarlar,
13. O gün cehennem ateşine itildikçe itilirler.
14. “İşte bu, yalanlıyor olduğunuz ateştir.”
15. “Yoksa bu sihir mi yahut siz mi görmüyorsunuz?”
16. “Yaslanın ona! Artık sabredin veya sabretmeyin, sizin için birdir. Siz ancak yapmakta olduğunuz şeylerin karşılığını alıyorsunuz.”
17. Şüphesiz ki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, cennetler ve nimetler içindedir.
18. Rablerinin onlara verdiği şey ile sevinçli ve mutlu olanlardır. Rableri de onları alevli ateşin azabından korudu.
19. Yapmakta olduğunuz şey karşılığında afiyetle yeyin ve için!
20. Sıralanmış tahtlar üzerinde yaslanmış olarak. Biz onları güzel iri gözlü hurilerle de evlendirdik.
21. Ve iman edenler ve İmanla onlara tabi olan zürriyetleri! Biz onların zürriyyetlerini onlara kattık ve yaptıklarından ve herhangi bir şeyden onları eksiltmedik. Her kişi kazandığı ile bir rehindir.
22. Ve onlara canlarının çektiğinden et ve meyvelerle imdad ederiz (bol bol veririz).
23. Orada (cennette) içinde ne bir boş söz, ne de günaha girme olmayan bir kadehi çekiştirirler.
24. Çevrelerinde de onlara mahsus, genç hizmetkârlar dolaşır. Sanki ger-çekten onlar, gizlenmiş incilerdir.
25. Bazısı bazısına yönelerek, birbirlerine sorarlar.
26. Dediler ki: “Gerçekten biz daha önce, ailemiz içinde korkardık.”
27. “Ardından Allah bize lütufta bulundu ve bizi kavurucu ateşin aza-bından korudu.”
28. “Şüphesiz ki biz önceden O’na dua ederdik. Şüphesiz ki O, cömertçe iyilik eden, rahmeti sınırsız olanın ta kendisidir.”
29. Artık öğüt ver! Rabbinin nimetiyle sen, ne bir kâhinsin, ne de bir deli.
30. Yoksa onlar “O bir şairdir; Biz ona zamanın felâketlerinin çarpmasını bekliyoruz” mu diyorlar? (*)
(*) İbnu Cerir`in Abdullah bin Abbas radıyallahu anh’tan rivayet ettiğine göre Kureyş müşrikleri Daru`n-Nedve`de toplanarak Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hakkında ne yapacaklarını konuşuyorlardı. Bir adam çıkıp: “Onu tutup bağlayın! Sonra Zuheyr ve Nabiğa gibi ondan önce geçen şairlerin çarpıldıkları şekilde zamanın felaketlerine çarpılmasını gözleyin! Nitekim o onlardan biridir.” dedi. Bunun üzerine bu ayeti kerime indirildi. (Ahmet Varol Kur’an Meali)
31. De ki: “Bekleyin! Doğrusu sizinle beraber ben de bekleyenlerdenim.”
32. Yoksa onlara bunu akılları mı emrediyor yahut onlar, azgın bir topluluk mu?
33. Yoksa “Onu uydurdu” mu diyorlar? Hayır, aksine! Onlar iman etmiyorlar.
34. Öyleyse, eğer doğru sözlü iseler, onun benzeri bir söz getirsinler!
35. Yoksa onlar birşey olmadan mı yaratıldılar yahut yaratıcılar onlar mı?
36. Yoksa gökleri ve yeri onlar mı yarattı? Hayır, aksine! Onlar, şüpheden uzak, sağlam ve kesin olarak bilmiyorlar.
37. Yoksa Rabbinin hazineleri onların yanında mı? Yahut güç ve egemenlik sahipleri onlar mı?
38. Yoksa orada (konuşulanları) dinledikleri, onlara ait bir merdivenleri mi var? Öyleyse dinleyenleri apaçık bir delil getirsin!
39. Yoksa kızlar O’na ve oğullar size mi?
40. Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar borçtan dolayı ağır yük altında olanlar mı?
41. Yoksa gayb onların yanında da onlar mı yazıyorlar?
42. Yoksa tuzak mı kurmak istiyorlar? Doğrusu gerçeği örtüp inkâr edenler, onlar tuzağa düşenlerdir.
43. Yoksa onların Allah’tan başka bir ilahı mı var? Allah onların ortak koştuklarından münezzehtir.
44. Gökten düşmekte olan bir parça görseler derler ki: “Üstüste yığılmış bulutlar!”
45. Artık içinde çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları bırak!
46. O gün tuzakları kendilerine hiç bir yarar sağlamaz. Onlar yardım da olunmazlar.
47. Muhakkak ki zulmedenler için bundan başka da azap vardır. Fakat onların çoğu bilmezler.
48. Rabbinin hükmüne sabret! Muhakkak ki sen, gözlerimizin önündesin ve kalktığında Rabbini hamd ile tespih et!
49. Gecenin bir kısmında ve yıldızların ardından da O’nu tespih et!

Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir