Tövbe edeni bağışlamak ve kin gütmemek

Hoşgörülü olmak ve affetmek ne kadar da güzel bir huydur. Erdemli insanın sahip olması gereken ahlaki bir vasıftır. Kin gütmek, düşmanlık yapmak ise bunların zıddıdır. İntikam duygusu bir ağacı kemiren kurtlar gibi insanı içten içe yer bitirir. Oysaki anlayış ile adalet üzere hareket etmek hem Hakkı tesis eder, hem de nefsi teskin eder. Affetmenin sınırı adalettir. Adalet ise Hakkın ihyasıdır.
Suç işlemiş bir kişiye verilecek ceza, onun ıslah edilmesi içindir. Ceza kelimesinin manası iyilik veya kötülük fark etmeksizin yapılan işin karşılığı demektir. Eğer kişi iyilik yapmışsa iyi karşılık görür veya kişi kötülük yapmışsa kötü karşılık görür. Ceza kelimesi yalnızca kötülükleri karşılığı anlamına gelmez.
O halde cezanın nevinin belirlenmesi, işin iyi veya kötü olup olmamasının tespitiyle mümkün olabilir. Öyleyse iyi ve kötü nedir? Bu soruya cevap vermemiz gerekir. İyi de kötü de Allah’ın bildirmesiyle net bir şekilde belirlenmiştir. Hak olan Kur’an ile artık Hak ile batılın arası belirginleşmiştir. Demek ki bu konuda referansımız Allah’ın emirleri ve Resulullah’ın sünnetleridir. Allah bir işe iyi demişse o iyidir, kötü demişse de kötüdür. Bu noktada da bize düşen Allah’ın emirleri ve Resulullah’ın sünnetlerini öğrenmek ve bu kapsamda iyi olan işleri yapmak ve kötü olanlardan da kaçınmaktır.
Ancak insan beşerdir, elbette şaşar ve hayatı boyunca isteyerek veya istemeyerek kötü yollara sapar. Elbette gayemiz baştan itibaren kötü işler yapmamaktır ama insan, hayat yolunda pişip olgunlaşabilmek adına pek çok yanlış tercihlerde bulunabilir. Bazen nefsinden, bazen şeytanların vesveselerinden, bazen de olumsuz çevrelerin baskısından dolayı günah batağına saplanabilir. Böyle bir durumda insana iki seçenek sunulur. Ya bulunduğu halden memnun olup kötü yoldaki hayatına devam edecek, ya da bu çamurlu yoldan bir an önce kurtulmak için mücadeleye girişecek ve istikametini doğru yola çevirecek. Eğer kişi ikinci yolu seçer ve doğru yoldan gitmek isterse, Allah’ın mağfiretine mazhar olur. Allah ona tövbe kapılarını açar ki kişi tövbe eder. Rahman ve Rahim olan alemlerin Rabbi tarafından affedilir ve temizlenmiş bir halde doğru yolda yürüyenlerin arasına karışır. Allah o kulunu dosdoğru yoluna hidayet eder ki artık o kişi aklanmışlardan, affedilmişlerden olur. Böylece kişinin batılı, Hak ile zail olur ve içine düştüğü karanlığı nur ile aydınlanır. Çünkü Allah bağışlayıcıdır ve affetmeyi sever.
İşte bizler de eğer haksızlık etmişsek, günaha girmişsek, hiç vakit kaybetmeden, gönülden bir pişmanlık ile tövbe etmeli ve Allah’ın affını, mağfiretini talep etmeliyiz. Günahta ısrar etmek bir Müslüman’a yakışmaz. Günahına samimi bir surette tövbe edenlerin de Allah’ın affına nail olduğunu unutmamalıyız. Günahımız her ne olursa olsun ümitsizliğe düşmeden yüzümüzü Allah’a çevirmeliyiz. Sonrasında da doğru yolda yürümekte sabırlı olmalı ve artık hayırlı işler peşinde koşmalıyız.
Bu aşamada bize düşen bir başka ahlaki davranış da Allah’ın affediciliğini örnek almaktır. Eğer bize karşı bir kusur işlenmişse ve eğer bu işi yapan kişi de pişman olmuş ve af diliyorsa, aynı Allah’ın ahlakı gibi af dileyeni affetmeli ve o kişiye yeni ve tertemiz bir yolda yeniden yürüme şansını vermeliyiz. Unutmayalım ki affeden affedilir. Eğer bağışlamaz, kin güder, intikam peşinde koşarsak, kendi kusurlarımız için, hangi yüzle Allah’tan bağışlanma dileriz.
Ey Müslüman kardeşlerim! Affedin ki affedilesiniz. Tövbe edin ki bağışlanasınız. Yaptığı yanlışı görüp özür dilemek ve özür dileyeni affetmek ne güzel bir huydur. Kin gütmeyin, intikam peşinde koşmayın. Yumuşak huylu ve bağışlayıcı olun ki Allah’ın ahlakı ile ahlaklanmış olasınız.
Sevgi ışığınız, kalbiniz rehberiniz olsun.

Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir