Dini Allah'a mahsus kılmak ve yalnızca Allah'a kul olmak

MEKKE VE PUTPERESTLİK
Kuran-ı Kerim’in inmeye başladığı dönemde Mekke şehri başkent gibi merkezi bir şehirdi. Şehirlerin anası olan Mekke’de yaşayan halk, İbrahim aleyhisselam dininin o günlere kalan bozulmuş haline göre dini hayatlarını sürdürmekteydi. İbrahim aleyhisselam dinine Hanif dini, inanırlarına da hanifler denilirdi. Bundan geriye kalan sadece şekilsel ibadetler, içi boşaltılmış bir inanç sistemi ve pek çok hurafelerdi. Bunun dışa yansıyan en belirgin özelliği de putlara tapmaktı. Lat, Menat ve Uzza en meşhur putlardı. Kabe bu putlarla doldurulmuş ve halkın büyük çoğunluğu bu putlara tapmaktaydı. Putperestliğin temelinde tanrısızlık bulunmaz. Aksine en tepede bulunan bir tanrıya inanılırdı. Putlar ise ya bu tanrının maddesel olarak sembolize edilmiş görüntüsünü ya da tanrıyla kendileri arasındaki aracı olan diğer küçük tanrıları ifade ederdi. Bir dinin bozulması demek o dinin başlangıçtaki tevhid inancının yok olması ve yerine çok tanrılı bir sistemin veya aracıların olduğu aracılı bir sistemin kurulması demektir. İşte o dönemlerde de böyle bir bozulma vardı.
İSLAM NEDİR? İBADETLERİN ÖZÜ; TEVHİT’TİR
İslâm kelimesi barış, güvenlik, teslimiyet demektir. Müslüman ise Allah’a teslim olmuş kul anlamına gelir. Daha dini bir anlatımla söylersek Allah’tan başka ilah olmadığına inanan ve dini yalnızca Allah’a mahsus kılan kişi demektir. Demek istediğimiz şudur ki namaz kılmak, oruç tutmak, Hac etmek kişiyi Müslüman yapmaz. Müslüman olmak için bu ibadetlerin yalnızca Allah için yapılması ve yalnızca O’nun adına tüm dini faaliyetlerin icra edilmesi gerekmektedir. Eğer ibadet Allah dışında başka bir ilah’a yapılır veya Allah’ın yanında başka aracılar kabul edilirse bu ibadetlerin kıymeti olmaz.
MEKKE HALKININ DİNDARLIĞI
İşte tam bu noktada Mekke halkına tarihsel bir gözle bakarsak, onların da namaz kılan, oruç tutan, hacca giden kişiler olduklarını göreceğiz. Bu kişiler sakallı, sarıklı, cübbeli idiler ve kadınları da başörtülü dindar kimselerdi. Allah ismini bilirler ve tapındıkları putlarının en tepesinde O’nu görürlerdi. Onlar: “Biz bu taşa tapmıyoruz. Bu heykelin temsil ettiği ruhani zata tapınıyoruz ki Allah ile bizim aramızda aracı olsunlar, bize şefaat etsinler” derlerdi. Mekke’de çok tanrıcılıktan ziyade aracılı bir inanç sistemi vardı.
İslam Muhammed aleyhisselam ile birlikte gelmiş daha önceki dinlere göre yeni ve sıfır bir din değildir. İslâm Adem aleyhisselam ile başlayan ve Muhammed aleyhisselam ile zirveye varan ve kıyamete kadar da devam edecek olan bir tevhit dinidir. Peygamberden peygambere nakledilerek günümüze kadar gelmiştir. Tevhit inancı asla değişmemiş ve tüm semavi dinlerin özünü teşkil etmiştir. Tevhit birleme demektir. Allah’tan başka bir ilah olmadığına ve Allah’ın yanında başka ilah veya ilahların bulunmadığına iman etmektir. Allah’a rağmen aracı ruhlar, mübarekler, melekler, gaybi yaratıklar edinilmemesi de tevhit inancının esaslarındandır. İşte Kuran böyle bir ortamda insanları tevhide davet etmek üzere gönderilmiştir. Muhammed aleyhisselam çevresinden başlayıp, evvela Mekkelileri, sonrasında da Arabistan ve komşu ülkeleri bu konuda uyarmıştır. Sonraki gelenler de bu mesajı tüm Dünya’ya yaymıştır.
KURAN’IN MESAJI VE PEYGAMBERİMİZİN MİRASI
Muhammed aleyhisselam özü bozulmuş imanı aslına kavuşturmak, niyeti kaybolmuş ibadetleri yalnızca Allah’a yönelik halis bir niyetle başlayan kulluk haline getirmek, kişisel ve toplumsal ahlakı yeniden tesis etmek üzere vazifelendirilmiştir. Vazifesini bi hakkın layıkıyla yerine getiren Resulullah aleyhisselam’dan bize kalan tevhit mirasını da bugünün Müslümanları olarak bizler, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmeli ve de o günkü Mekkeliler gibi aynı hatalara düşerek, tevhit inancının bozulmasına izin vermemeliyiz.
Bu sebeple yalnızca Allah’a kulluk eden ve yalnızca Allah’tan isteyen, dini yalnızca Allah’a mahsus kılan hakiki Müslümanlardan olmaya gayret etmeliyiz. Hakiki Müslüman yalnızca Allah’a teslim olan kişidir. İbadetlerini yalnızca Allah’a dönük yapan ve yüzünü Allah’a çevirmiş kimsedir. “O Allah Birdir. Allah Samet’tir. O ne doğurdu, ne de doğuruldu. Hiç bir şey asla O’na denk olmadı” diyen ve “Allah’tan başka ilah yoktur ve Muhammed O’nun kulu ve elçisidir” diye haykırandır.
Sevgi ışığınız, kalbiniz rehberiniz olsun.

Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir