Ne yazık! Bir yıldız daha kaydı

NE YAZIK, BİR YILDIZ DAHA KAYDI
Kudret’in ışığı her an, ayrı bir şan olur, anda her can aşk ile hayat bulur,
Her dem sükûtu hayaldir, gayb olur, kim yare hemhal, nuru Hakkı bulur.
Eski mermer sütunların arasından çıktı ve kenarları aşınmış taş merdivenlerden aşağıya doğru inmeye başladı. Üzerindeki beyaz örtünün kenarını, buruşmuş elleriyle tutarak başına doğru fırlattı. Yorgun ve düşünceli hali yüzündeki keskin çizgilerden okunabiliyordu. O sırada ellerinde parşömen parçaları ve kalem olan genç bir adam koşarak yaşlı adama yanaştı. Her halinden heyecanlı olduğu belliydi. Utangaç ve sıkılgan bir halde söylemeye çalıştığı şeyleri toparlamaya çalışırken beyaz örtülü adam, gerisindeki sütunlu tapınağın gölgesinde durdu ve gelen yabancıya sert bir bakış fırlatarak:
-“Ne istiyorsun?” diye sordu.
-“Sizi tanımak benim için bir onurdur efendim.” diye karşılık verdi genç adam.
Elindeki asayı bir sonraki basamağa dayayıp yavaşça inmeye başlayan adam ise umarsızca şöyle dedi:
-“Ama ben sizin için aynı şeyi düşünmüyorum.”
Genç adamın pes etmeye niyeti yoktu. Israrlı takibine devam ederek:
-“Hocam, ben talebeniz olmak istiyorum. Lütfen beni kabul edin.”
Kare taşlarla özenerek döşenmiş meydana indiler. Meydanın ortasında sekiz köşeli bir havuz vardı. Çevresinde yer yer insan grupları birbirleriyle sohbet ediyor, gülüşüp konuşuyorlardı. Hoca birden durdu. Asasından güç alarak, peşi sıra gelen adama döndü. Gözlerinde belli belirsiz bir tebessüm ve saygı vardı. Sözler dudaklarından yavaş ve tane tane dökülmeye başladı:
-“Demek bu yolda yürümek istiyorsun? Âşıklardan olmayı, bilgiyle doymayı ve demek benim gibi olmayı arzuluyorsun? Bu işe kalkışarak başına ne işler açacağını düşün. Başkaları kadar yemeyeceksin, onlar kadar içemeyeceksin, diğerleri kadar uyumayacaksın. İstediğin buysa hayatın zevklerine veda et. İnsanlardan uzak olacak, yalnızlığı tercih edeceksin. Cahiller tarafından alay edilecek, hor görüleceksin. Sana deli diyecekler. Şan, şöhret, mevki ve makam sahibi olamayacaksın. Bu yolun dikenleri çoktur. Taşları ayağını kanatır. İyice düşün ve kararını ver. Bu yola girmekle kaybedeceğin bunca şeyin, bu yoldaki oldukça çetin mücadelenin hepsini iyice düşün ve huzurun, özgürlüğün ve hakikate ulaşmanın bedeli olup olmayacaklarına karar ver. Yoksa var git başka yollara, hayatını çocukça bir heves uğruna harcama. Evvela kendinin kim olduğunu bilmek lazımdır. İyi düşün. Bütün bu yolun sonunda da seni bekleyen ancak yine sensin. Öyleyse sen, bütün bunlara değer misin?”
Bir an durup öylece birbirlerine baktılar. Sessizlik, genç adamın kalbine saplanan, aslan armalı çelik kılıç gibiydi. Derken Hoca yoluna ağır adımlarla devam etti. Genç ise ne yapacağını bilemez halde, tüm tutku, heves ve korkularının çarmıhında mıhlanmış, Hoca’nın ardından öylece bakıyordu. Yaşlı âşık giderken homurdandı:
-“Ne yazık! Bir yıldız daha kaydı.”

Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir