Kaza ve Kader nedir? Nasıl anlaşılmalıdır?

Kaza ve Kader nedir?

Kader kelime manası itibari ile ölçmek, ölçü, bir şeyi ölçü ile yaratmak anlamına gelir. Kelami ve tasavvufi manada ise Allah’ın her şeyi ilmiyle ezelden ebede bir anda bilmesi demektir. Kaza ise önceden bilinen bir şeyin belirlendiği anda bilgi seviyesinden varlık seviyesine tezahür etmesi, ortaya çıkıp görünmesi demektir.

Kaza ve Kader nasıl anlaşılmalıdır?

Klasik manada Kader anlayışı olmuş ve olacak her şeyin önceden belirlenmiş olduğudur. Bu düşünce düz ve yatay bir hayat çizgisini zemin alır. Oysa ki hayat ve üzerine kurulmuş olan zaman zemini, düz ve yatay bir çizgi gibi değildir. İç içe girmiş küresel bir yapılanması vardır. İşte bizler farklı alemlerdeki hayat ile içinde yaşadığımız kendi alemimizdeki hayatı karıştırmaktayız. Bu alemdeki fizik kuralları, diğer alemlerde geçerli değildir. Böylece kader ifadesini de bizler, ancak ve ancak kendi alemimiz için geçerli olan yansımasını anlayabiliriz. Eğer bize bahsedilen gaibi bilgileri maddi alem içinde değerlendirirsek yanlışa düşeriz. Yapılması gereken, mevcut hayattan, akli deliller ışığında, çıkarabileceğimiz örneklendirmeler ile kader meselesini, sadece idrak etmeye çalışmak olmalıdır.

Zaman nasıl bir yapıdadır?

Zaman mevhumu mekanda gerçekleşen hareketlerin fiziksel ifadesidir. Hız ile alakalıdır. Bizim fizik kurallarımıza göre zaman, mekanın hıza oranıdır. Örneğin “Bir araba 100 km/saat hız ile 100 km.lik bir mesafeyi 1 saatte kateder.” deriz. İşte bunun gibi biz, maddeye bağımlı varlıklar, bilgilerimizi maddi hayattan alıyoruz. Bu sebeple bizler de maalesef dün, bugün, yarın gibi zaman ifade eden kelimeler üretiyoruz. Bizim için yarın ne olacağımızı bilmek herhalde çok önemli bir psikolojik ihtiyaç olsa gerek ki, bu bilgi için falcılara, müneccimlere dahi gidip akıl dışı davranışlar sergileyebiliyoruz. Oysa ki birazcık düşünsek zamanın dünü, bugünü ve yarınının olmadığını idrak edeceğiz. Örneğin, kabullendiğimiz zaman çizelgeleri gün, ay, yıl tanımlamaları neye göre yapılmıştır? Kaç yaşındasın? sorusuna hangi takvime göre cevap vereceğiz? Güneş yılına göre mi, ay takvimine göre mi? Maya takvimini mi esas almalıyız yoksa Çin takvimini mi? Dünya’nın güneş etrafındaki dönüşünü mü yoksa güneşin Samanyolu galaksisindeki dönüşünü mü? Bunların hepsi insanların tarihsel süreç içinde ihtiyaçlarına göre belirledikleri ve kabullendikleri varsayımsal bilgilerdir. Gerçek zaman ise değişkendir. İç içe girmiş, küresel yapıdaki alemler arasında farklılık gösteren, yüce yaratıcının kanunlarından bir kanundur. Böylece diyebilir ki zaman, nereden baktığına göre değişen küresel bir yapıdadır.

Kaç tane alem vardır, nelerdir?

Mekanlar ve buna bağlı zaman üçe ayrılır. Birisi alemi şehadet içindir. Bu şehadet alemi hali hazırda içinde yaşadığımız, biz maddeden yaratılan varlıkların evrenidir. Diğeri ise alemi gaip içindir. Gaip alemi de madde olmayan bir hayatın hüküm sürdüğü, bizim bildiğimiz fizik kurallarının işlemediği, bize kapalı bir alandır. Üçüncüsü de bu iki alemin ötesi olan alemi mutlak içindir. Bu alem ise her iki aleme de gizlidir. Yaratanın hayatı, mutlak hayattır ve mutlak alem de bunun menşeidir. Şehadet aleminin ve gaibi alemin varlığı, bu mutlak hayatın varlığına bağlıdır. Her alem bir üst alemin zıllidir ve her alem bir alt alemin kaynağıdır.

Kaç çeşit kader vardır, nelerdir?

Bu durumda madem 3 alem vardır, o halde 3 çeşitte kader vardır. Kader ölçü, ölçülendirmek anlamına geldiğine göre her alemin ölçülendirilmesi o aleme özel kaderidir. Yani her aleme mahsus bilimsel, ilmi kanunlar o alemin kaderidir. Çünkü yüce yaratıcı her alemi yaratırken farklı kader belirlemiştir. Alemlere göre zamanın değişken olması da buna örnektir.
Biz madde varlıklarının alemi olan alemi şehadetin kanunları da bize özel kaderdir. Bu tarz kadere mutlak kader denilir. Örneğin su 100 derecede kaynar. Suyun ve havanın kaldırma gücü vardır. Bir cismi yukarıdan bırakınca yere düşer. İnsan suda nefes alamaz. Gökyüzü mavidir. Su 2 hidrojen ve 1 oksijenden meydana gelir. Elektrik, elektro manyetik, dinamik, termodinamik, fizik, kimya, matematik gibi daha pek çok ilim ile formüle edilen kanunlar, görünen şeyin ardındaki, o şeyin görünmesine sebep olan kaderidir.
Diğer alemlerin kaderi bize gizlidir. Bilinmesinin de zaten bize bir faydası yoktur. O halde biz sadece kendi alemimizin kaderine yönelmeliyiz. Kendimizi, Dünyamızı, evrenimizi tanımak, bunların yaratılışındaki kaderi bilmekle elde edilir. Şöyle de diyebiliriz, ilim kaderdir. İşte böylece “Allah ilmiyle her şeyi bilir” sözü de anlaşılmış olur. Evet, Allah her şeyi bilir, çünkü her şeyi bir kaderle, bir ölçüyle, bir ilimle yaratmıştır. Mutlak kader yani değişmeyen kader özel durumlar hariç değişmez. Bu özel durumlara da mucize diyoruz.
Bizim alemimize ait ilmi kanunlardan oluşan mutlak kaderin yanın da bir de muallak kader vardır. Değişkendir. İnsanın cüzi iradesine bağlı kılınmıştır. Cüzi irade insanın tercihleri demektir. Mutlak kader ile her köşesi detaylarıyla belirlenmiş olan hayat sahnesinde, baş rolü oynayan insan, bu ilmi kanunlara bağlı kalmak kaydıyla, kendisine lütfedilmiş cüzi iradesini kullanır. Allah da insanın tercih ettiği şeyi onun için yaratır. İnsan için hayat, işte bu tercihlerinin toplamından ibaret olur.
Konuyu insana özel indirgersek kısaca şöyle diyebiliriz. Kişinin cinsiyeti, saçının rengi, biçimi, göz rengi vb. fiziksel özellikleri Mutlak Kader dairesine girer. Yaptıkları işler ise tercihleri kapsamında muallak kader dairesine girer. Mutlak kader çok özel durumlar hariç değişmez ama muallak kader kişinin tercihlerine göre değişebilir.

Yarın ne yapacağımı Allah bilir mi?

Evet, bilir ama onu yarın değil, dünde değil, bu gün de değil bir anda bilir. Çünkü mutlak alem için zaman, bir andır. Ancak bizim için dün, bu gün ve yarın vardır. Madde varlıkların, mutlak var olan ve varlığı vacip olan yüce yaratıcının ilmi yanında, sahip oldukları bilgi seviyesi, ancak O’nun bahşettiği kadardır ve karşılaştırılması bile anlamsızdır.
Bu tarz düşünmekten kendini alamayan kardeşlerimize de şöyle bir tavsiyede bulunabiliriz. Yarın ne olacağını mı merak ediyorsun? O halde bu gün ne yaptığına bak! Bu gün ne üzereysen, yarın da senin için, inşaallah o olur. Buğday eken buğday biçer, arpa eken de boşuna buğday beklemesin. Kısaca ilmi bilen başı da sonu da bilir.

Sevgi Paylaştıkça Artar
Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir