Resulullah'ın Vefatı ve Hüzünlü Cenaze Töreni

Resulullah’ın Vefatı ve Cenaze Töreni

Acaba hiç düşündünüz mü? Resulullah aleyhisselam nasıl vefat etti ve nasıl defnedildi? Düşünmediyseniz şanslı kimselerdensiniz. Çünkü oldukça hüzünlü bir merasimle defnedildiğini şu ana kadar öğrenmediğinizden dolayı içiniz henüz burulmamış. Ancak hakikatleri öğrenmenizin zamanı gelmiş de geçiyor bile. Bu konuyu ne zaman anlatsam her seferinde içim cız eder ve dalar giderim. Fazla derin düşünmemeye çalışırım. Artık gerisini Allah bilir. O ne güzel bir dost ve ne güzel bir yardımcıdır.
Resulullah aleyhisselam’a yakışmayan ve o dönemin insanlarına bir imtihan vesilesi kılınan cenaze törenin de maalesef 16 kişi bulunuyordu. Sayısı 140 bini bulan nüfusun sadece 16 kişisi son vazifesini yerine getiriyordu. Resulullah’ın vefatının ardından halifelik sevdasına kapılanlar ne yazık ki bu imtihanı geçemediler.

Peygamberlerinin cenazesine Ömer ve Ebubekir de katılmamıştır

Muhammed aleyhisselam hicretin 11. yılında Rebiülevvel’in 12’sinde pazartesi günü, miladi takvime göre 8 Haziran 632 tarihinde akşam üzeri vefat etmiştir.
Günlerce süren hastalığının ne olduğu kesin olarak bilinmemekle beraber humma sebebiyle Hakkın rahmetine vasıl olmuştur. Ölüm sebebinin sırtındaki ur olduğunu söyleyenler olduğu gibi bazıları da yüksek tansiyon veya yıllar öncesinden zehirlenmesinin bu günkü etkileri olduğunu belirtir.
Hasta olmasına rağmen belki de Resulullah’ın ölümüne toplum kendisini hazırlayamamıştı. Örneğin ölüm haberini duyan Ömer buna inanmayıp kılıcını çeker ve “Kim Muhammed öldü derse başını vururum” diye haykırır. Ancak Ebubekir’in “Her kim Muhammed’e tapıyorsa, bilsin ki Muhammed ölmüştür. Her kim Allah’a tapınıyorsa bilsin ki Allah ölümsüzdür ve ebedidir. Her nefis ölümü tadacaktır. Muhammed de bir insan olarak ölmüştür. “diyerek yaptığı konuşma başta Ömer olmak üzere çırpınanları sakinleştirir. Peygamberimiz Ayşe’nin odasında öldüğü için defin hazırlıkları da orada yapılmaya başlanır.
Ali, Abbas, Evs, Usame gibi sahabeler Peygamber aleyhisselam’ın cenazesi ile meşgul olurken Ebu Bekir, Ömer, Sad b. Ubade, Ebu Ubeyde, Abdurrahman b. Avf, ibni Hişam gibi sahabeler de Saide oğullarının çardağında (Sakiyfe) yeni halifenin kim olacağına ilişkin giderler. Ünlü İslam tarihçisi Taberi böyle aktarıyor.
Evde cenaze hazırlıkları yapılırken, dışarıda bekleyen Müslümanlara bir haber gelir. Ensar’ın ileri gelenleri Beni Saide gölgeliği denilen çardakta toplanmışlar ve diğer Müslümanları da oraya çağırıyorlar. Başta Ebubekir, Ömer  ve Osman olmak üzere herkes toplantıya gider. Sadece Ali, Abbas, Evs ve Usame cenazeyi terk etmez. Toplantının konusu ise beklenen malum mesele: Halife kim olacak?
Belki devlet meselesi diyerek pek çok şey söylenebilir ama her ne söylenirse söylensin kalbim yine de bu tarz bir vefasızlığı hoş göremiyor. Böyle olmamalıydı. Binlerce insan gözyaşlarıyla, dualarla son görevini yapmalıydı. Sonra ne kozları varsa paylaşmalıydılar. En doğrusunu Allah bilir. Dedim ya bu konu açılınca duygusallaşıyorum.
Konumuzla ilgili birkaç hadisi örnek verelim.

Resulü Ekrem aleyhisselam, Ali ibni Ebu Talib, Abbas ve oğulları Fazl ve Kusem ve Peygamberimizin kölesi şükran tarafından defnedildiler. (Kenz’ul Ummal c4 s34,60)
Ebu Bekir b. Ebu Kuhafe ve Ömer ibni Hattab Peygamber efendimizin defninde bulunmamışlardı. (Kenz’ul Ummal c3 s140)
Aişe derki: ”Biz Resulullah’ın defninden Çarşamba gecesi, kürek seslerini duyarak haberdar olduk.”
(İbni Hişam c4 s342, Tabari c2 s452,485, ibni Kesir c5 s270)
Ahmed b. Hanbel’in Müsned’dinde de Çarşamba gecesi sabaha karşıdır. diye yazar. (c4 s62)
Aişe’den gelen diğer bir rivayette “Biz Resulullah’ın nereye defnedildiğinden haberdar değildik. Ancak kürek seslerini duyunca defnedilmekte olduğunu anladık” demektedir. (Ahmed b.Hanbel Müsned’de c6 s242 ve 274)

Resulullah’ın kızı Fatma’nın evinin yakılma teşebbüsü ve Ömer’in evi basması

Ebubekir halife seçildikten sonra biat ve miras çekişmeleri başlar. Çok büyük geliri olan Fedek hurmalığı arazisinden pay isteyen Fatma’nın talebi reddedilir. Daha sonra biat vermemiş olan Ali üzerinde baskı kurulur. Ebu Bekir halktan biat aldıktan sonra Ali ibni Ebu Talib ve yandaşlarından biat almak istemiş fakat Ali ibni Ebu Talib biat etmemiştir.
Bu yüzden de Ebu Bekir, Ömer’le birlikte bir gurup sahabeyi Ali ibni Ebu Talib’den biat almaları için evine gönderir. Bu grubun içinde Ömer, Kunfuz, Halid b.Velid, Ebu Ubeyde b.Cerrah vardır. Oraya vardıklarında Ömer şöyle seslenir:
”Dışarı çıkın! Çıkmadığınız taktirde evinizi yakacağım.”
Sonra da Fatıma-tüz Zehra’nın evinin kapısının önüne odun yığmaya başlar. Fatıma-tüz Zehra, Ömer’i ve yanındakileri evden uzaklaştırmak için kapının arkasına geldiğinde , Ömer bir omuz darbesiyle kapıyı açar ve Fatıma-tüz Zehra’yı kapıyla duvar arasına sıkıştırır. Fatma hamiledir. 6 aylık. Maalesef bebeğini düşürür ve kapının arkasındaki çivi de gövdesine saplanır. Fatıma acı içinde haykırır:
”Ey Allah’ın Peygamber’i! Ey babam! Gör ki senden sonra ibni Hattap ile ibni Kuhafe başımıza neler getirdiler.”
Bu olayı birçok Ehl-i Sünnet alimi uzun kısa farklılıklarla anlatmışlardır. Şerh-i Nehcül Belağa İbni Ebil Hadid c2,Tarihi Yakubi c2 c1 el ikd’ul Ferid c2 Tarihi Taberi c3,Tarihi Ebu’l Fida c1,E’lem’un Nisa c3,Kenz’ul Ummal c3 s129,Tarih-i ibni Esir c23 s124.

Çıkaracağımız ders, kadir kıymet bilmek ve vefalı olmak, Müslümanlığın şiarıdır. Her ne kazanacaksak veya her ne kaybedeceksek bile ahlaki değerlerden taviz verilmemelidir. Her şeyin en doğrusunu Allah bilir. Allah tüm Müslümanların günahlarını bağışlasın. Ey Gafur olan Alemlerin Rabbi Allah’ım, bilerek veya bilmeyerek işlediğimiz günahlarımızı bağışla, bizi affet. Çünkü sen bağışlamayı seversin, ey merhametliler merhametlisi yüce Allah’ım, senden mağfiret diliyorum.
Sevgiyle kalın.

Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir