Muhammed isminin önüne ve arkasına saygı ifadeleri koymak şart mıdır?

Saygı ifadelerinin hükmü nedir?

Saygı ifadeleri olarak kullanılan Hazreti, efendi, S.A.V. gibi metheden, öven ifadelerin ısrarla dinin bir şartı gibi kullanılması şart değildir. Hanefi mezhebine göre bir kişinin hayatında bir kere Resulullah’a salavat getirmesi farzdır. Bir mecliste Muhammed ismini ilk duyduğunda söylemesi vacip ve her duyduğunda söylemesi ise sünnettir.
Saygı, hürmet ve dua anlamı içeren sözler, sınırı aşmamak kaydıyla kullanılabilir. Bunun aksi ise yasaklanmıştır. Çünkü hükmü böyle olan saygı sözlerinin kullanımının, hükmün sınırları dışına çıkartılması iyi niyetle de olsa kişiyi ilerleyen zamanlarda şirke düşürebilir. Allah korusun! Şirkten aslandan kaçar gibi kaçmalıyız. Resulullah bizzat kendisi de bizleri bu konuda çok uyarmıştır. İşte bir örnek:
“Peygamberimiz bir gün Medine’de Mescid-i Nebevi’de namaz kıldırıyordu. Namazı bitirdikten sonra, namaz rekatlarını eksik bıraktığını veya fazlalaştırdığını cemaate sormuş, cemaat bu konuda kesin bir şey söylememişti. Bu durum Resûl-i Ekrem’e olan teslimiyet ve güvenden kaynaklanmış olabilir. Herkes namaz konusundaki düşüncelerini O’na aktarınca, O diz çökerek, kıbleye yöneldi, arka arkaya iki secde yaptı. Teşehhüde oturduktan sonra selamla namazı bitirdi. Sonra cemaate döndü ve şöyle dedi:
” Namaz içinde hatalı bir şey olursa, onu bildiriniz. Çünkü ben ancak bir beşerim. Sizin unuttuğunuz gibi unuturum.” Sonra sözlerine şunları da ekledi: “Sizden her kim namazında şekke düşerse, sevapta daha yakın tarafı tercih etsin, onun üzerine namazını bitirsin, selam verip arkasından iki secde yapsın.”
Sünenü İbn-i Mâce, I, 382, nr. 1211.
Allahu Teala’da bu hususta ayetler indirmiştir. Müslümanların peygamberleri hakkında şirke düşmemeleri için bizlere çok açık bir şekilde sınırlar öğretilmiştir.
FUSSİLET, 6
“De ki: “Ben sadece sizin gibi bir insanım. Bana sizin ilâhınızın, tek bir ilâh olduğu vahyediliyor. Öyleyse O’na yönelin ve O’ndan mağfiret dileyin. Ve müşriklerin vay haline!”

Haddi aşmamak lazımdır

Her şeyin bir sınırı vardır. Birisinin hakkının bittiği yerde diğerinin sınırı başlar. Had ifadesi sınır demektir. Haddi aşmak ise haddi aşılana ve haddine tecavüz edilene zulüm olur ki bunu yapanın nefsine de büyük bir zulüm olur. O halde her şeyi yerli yerine koymak, her Hak sahibine hakkını hakkı kadar vermek Hak’tır.
Allah için söylenmesi gereken sözü, Resulullah’a, Resulullah’a söylenmesi gereken sözü de başka bir insana söylemek bu kapsama girer. Övgü de sınırın aşılmaması çok mühimdir. Çünkü tüm övgüler ancak Allah’a mahsustur. Hele hele şeyh denilen kişilere karşı yapılan mübalağalı övgüler ise zinhar doğru değildir. Onlara karşı da hocalık hakkı gereği sevgi ve saygımızı ancak Allah rızası için göstermelidir.
Allah ismini kullanırken aynı hassasiyette olmayıp Allah ismini gelişi güzel kullandığımız halde Muhammed deyince veya denilince coşkun bir halde övgü sözleri sıralamak bir Müslüman’a yakışmaz. Çünkü Müslüman tevhit inancına dayalı Allah’ı birleyen ve yalnızca O’nu öven birisidir. Resulullah’a olan övgümüz ise beşer sınırlarında kalmalı ve ancak dua çerçevesi içinde olmalıdır. Şöyle de diyebiliriz salavat getirmek Resulullah’a dua etmek olmalıdır.
Ayrıca bir kişi bilerek veya bilmeyerek sadece Muhammed dese hemen galeyâna gelerek sözlü veya fiili bir taarruz da bulunmamalıdır. Zira karşıdaki kişi bu sözleri söylememekle dinine zarar vermiş olmaz. Aşırı sevgiden dolayı veya şefaat kazanmak isteği gibi menfaatçi yaklaşımlar ile Muhammed “Allah ona rahmet ve bereket eylesin” ismine aşırı hürmet haşa bizi Hıristiyanların İsa “Allah ondan razı olsun” hakkındaki düştükleri büyük şirk batağına düşürebilir. Bu sebeple Allah’ın hakkını Allah’a, Peygamberin hakkını da Peygambere vermek lazımdır.
Allah’ı bir kul olarak, Resulullah’ı bir ümmet olarak, eşimizi bir koca olarak, çocuklarımızı bir baba olarak, arkadaşlarımızı bir dost olarak sevmeli, saymalı ve hürmet etmeliyiz. Böylece sınırlara dikkat etmiş ve hiç birini birbirine karıştırmamış oluruz.
Sevgiyle ve sınırda kalın.

Sevgi Paylaştıkça Artar
Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir