İslam'da sünnet olmak var mı? Kadınlar da sünnet olur mu? +18

Sünnet nedir?

Sünnet kelimesi, “âdet, yol, davranış” anlamlarına gelen Arapça kökenli bir sözcüktür. Erkek üreme organının uç kısmında bulunan deri parçasının bir kısmının kesilmesine ise hıtan denir. Hıtan’ın fıkhi hükmü sünnet olduğundan, halk arasında sünnet ismi ile meşhur olmuştur.

Kuran’da hıtan var mı? Hıtan’ın sebebi nedir?

Kur’ân’da sünnet (hıtan) ile ilgili bir âyet bulunmamaktadır. Hitan farz değildir. Hükmü sünnettir. Resulullah aleyhisselam’dan gelen bir uygulama olduğundan dolayı sünnet olmuştur. Din tarihine göre de bu sünnet İbrahim aleyhisselam’a dayanmaktadır. Resulullah döneminde Arap toplumuna ait örfi bir uygulama olup geleneksel Arap kültürüne de Yahudilikten geçmiştir. Sünnet olmak imanın şartı değildir. Sünnet olmayan kişi zorlanmaz ve sünnet olmak isteyen de engellenmez. Kişinin keyfi ve iradi bir tercihidir. Ancak çok yaygın bir sünnet olduğundan toplumsal bir baskı haline getirilmiştir. [Sabah namazını farz olduğu halde kılmayan kişi Müslümanlığın şanı diyerek anlı şanlı düğünlerle sünnet merasimleri düzenleyebilmektedir.]
Araplarda hem kadın hem de erkekler sünnet edilirdi. Erkeğin sünnetine “hıtan” kadınların sünnetine de “hafd” veya “hafz” denilir. Ancak “el-hıtanan” ifadesi sünnet edilen yer anlamına hem kadın hem erkek için müşterek kullanılır. (Buhârî, Gusl, 28; Müslim, Hayz, 8; Ebu Davud Tahare, 81, 83).
Rivâyete göre sünnet, İbrahim aleyhisselam’ın seksen yaşlarında kendine tatbikiyle, temizliğe yönelik bir uygulama olarak başlamıştır. Temizlik uygulamalarının sünnetlerinden olan sünnet olmak, koltuk altı ve kasık kıllarının kesilmesi, su ile istinca [Tuvalet ihtiyacından sonraki temizlik] ve tırnakların kesilmesi gibi hususlar İbrahim aleyhisseam’dan geleneksel yol ile bize kadar ulaşan sünnetlerdir. Bir hadis’te de bu hususlar dile getirilmektedir.
“Ağzı su ile yıkayıp çalkalamak, buruna su çekmek ve temizlemek, bıyıkları kesmek (saç sakal ve bıyığı tıraş ile düzeltmek), tırnakları kesmek, koltuk altının kıllarını gidermek, etekteki kılları gidermek ve sünnet olmak.” (Buhâri, Libas, 51, 63, 64; Müslim, Tahare, 49; Ebu Davud, Tereccül, 16; Tirmizi, Edeb, 14).
Yine başka bir hadis’te de Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır:
“Dört şey var ki, bunlar peygamberlerin sünnetlerindendir. Sünnet olmak, güzel koku sürünmek, misvak kullanmak ve evlenmek.” (Tirmizî, Ahmed b. Hanbel, Müsned).
Tüm bunlardan anlıyoruz ki sünnet bir hijyen tedbiri olarak düşünülmüştür. (M. Hamidullah, İslâm Peygamberi, çev. Salih Tuğ, İstanbul 1973, s. 291). Araplarda sünnet bir temizlik ve güzelleşme operasyonu olarak kabul edilirdi. Bundan dolayı sünnet karşılığında “taharet” kelimesi de kullanılmaktadır. (Karslızade Cemalettin, Me’debetül-Hıtân, İstanbul 1252 H., s. 7). Dini bir farziyetten ziyade toplumsal adet haline gelmiş temizlik ve estetik bir uygulamadır.
Günümüzde de hijyenik tıp açısından ortaya çıkmıştır ki sünnet sağlık açısından da kişiye özel faydalı bir uygulamadır. Zira şahıs hijyen ortamlarını temin edebilecek bir hayat yaşıyorsa sünnete ihtiyaç hasıl olmaz. Ancak bazı hallerde temizlik yerine getirilemeyecekse o zaman sünnet olmak icap eder. Erkeklerin saçlarını kısa kesmeleri de buna benzer. Erkek dışarıda rızkı peşinde koşuştururken saç bakımına özen gösteremeyeceğinden saçlarını kesmek adet olmuştur. Eskiden askerlik yapanlar iyi bilir ki askerlerin başları 0 veya 3 numaraya vurulurdu. Bitli piyade esprisi de eskilerden kalmadır. Ancak şimdilerde erlere saç uzatmaları izni verildi. Çünkü kışla şartları çok daha güzel, modern bir seviyeye getirildi. Beden bakımları, yıkanma ve çamaşır temizliği gibi hususlar medeni bir düzeye çıkarıldı.
Evvelce yeterli su, temizlik malzemeleri, fayans kaplamalı banyo ve tuvaletler, her an doğal gazlı veya güneş enerjili sıcak su akan duşlar, duşa kabinler, seramik klozetler, havlular, bornozlar, hijyenik terlikler, tuvalet kağıtları, diş bakım setleri, kolonya türleri, çeşit çeşit güzel kokulu sabunlar, şampuanlar ve daha bilmem ne çeşit temizlik malzemeleri bulunmadığından veya yeterli olmadığından sağlığın korunmasına yönelik bedenin kir tutabilecek bölgelerindeki fazlalıklardan kurtulmak doğal bir uygulamaydı. Bu şartlara sahip kesimlerin ve temizliğe yönelik hijyene dikkat eden kimselerin, adet haline gelmiş estetik kaygıları hariç, elbette bir faydaya binaen yaratılmış bedenin bazı parçalarını kesmeleri gerekmez. Yine de günümüzde bile bu şartlara kavuşmamış yerlerde aynen eski uygulamaların devam ettirilmesi sağlık açısından uygun olacaktır.

Sünnet ne zaman yaptırılır?

Sünnetin yapılması gereken bir yaş sınırı yoktur. Ancak sünnet olan sünnet, çocukların buluğa ermesinden önce yapılmasıdır. Sonra da yaptırılabilir. Çok çok ileri ki yaşlarda da yapılabilir. Ancak kişi çok yaşlıysa sünnet olmayabilir.

Sünnet olmak Müslüman olmanın şartı mıdır?

Hayır, şartı değildir. Sünnet olmak veya olmamak kişiyi ne Müslüman yapar ne de dinden çıkarır. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi sağlık ve estetik maksatlarıyla yapılmaktadır.
Yeni doğan bazı bebeklerde zeker örtüsünün (prepus) açık kısmının dar olması nedeniyle ciddi sağlık sorunları oluşabilmektedir. Doktorlar bu bebeği hemen sünnet ederek tedavi etmektedirler. Bebeklerin alt temizliği esnasında idrar yolunun açık olması ve zeker kabuğunun (prepus) yapışmaması için kabuk içi temizlenir ve ince bir yağ ile de yağlanır. [zeytin yağı olabilir]
İleri ki yaşlarda erken ereksiyon sorununun tedavisinde de sünnet uygulanmaktadır. Çok faydalı olduğu yönünde geri dönüş aldıklarını belirten doktorlarımız, kabuk alanının temizlenmemesi halinde de zekerin enfeksiyon kaptığını, iltihaplı hastalıkların oluştuğunu, hanımların dış rahim ağzında kanser vakalarına sebebiyet verdiğini belirtmektedir. Zeker temizliğinin her gün ve hatta her küçük abdestten sonra su ile yıkanarak yapılmasını önermektedir.
Toparlarsak sünnetsizlerde sünnet derisi ile kamış başı arasında ‘smegna’ ismi verilen bir salgı birikir. Bu birikim ise mikropların da işe karışmasıyla çok acı veren iltihaplara yol açabilmektedir. Ayrıca, sünnet olmuş erkeklerin hemen hiçbirinin penis kanserine yakalanmadıkları kanıtlanmıştır.
Bazen de sünnet derilerinde darlık olur. Bu durum, ameliyatla giderilmediği, yani bildiğimiz ‘sünnet’ ameliyesi gerçekleşmediği takdirde, peniste ‘fimosiz’ dediğimiz bir rahatsızlık ortaya çıkarır. Bu da penis sertleşmesi veya idrar boşalımı esnasında acı duyulmasına sebep olur.
Diğer taraftan, sünnetli erkeklerde penisin kıyafetlere sürtünmesi sonucunda hassasiyetinin giderek azaldığı, böylece sünnetin erkeklerin korkulu rüyası olan erken boşalma gibi bir problemin de ortadan kalkmasını sağladığı bilinmektedir.
Demek ki temiz olmazsak hastalanırız. İşin aslı ve hakiki sünneti temiz olmaktır. Bu açıdan bakarsak da temizlik farz olduğundan temizliğe yönelik her uygulamada sünnet olur. Kuranda sünnet geçmiyormuş diyerek sünneti küçümsememelidir. Temiz olmak için elimizden geleni yapmalıdır. Sünnetlerin esası bizi sağlıklı kılmaktır. Biz sünnete karşı değiliz ama sünnet denilen hıtan’ın da dinimizin hatta imanımızın şartı olmadığının bilinmesini istiyoruz. Zorunludur diyerek insanlara eziyet edilmesi ve dinimizden soğutulması  hiç de hoş değildir.
Hasan Basrî “Resûlullah Efendimize uyarak bir çok kimseler İslam’a girdi. Siyahı, beyazı, Romalısı, İranlısı, Habeşlisi… Ama bunlardan hiç birinin sünnet olup olmadıkları araştırılmadı. Şayet sünnet olmak vacib olsaydı, sözü edilenler sünnet olmadan İslam dinine kabul edilmezlerdi.” demiştir.

Allah’ın yaratmasında eksik veya fazlalık yoktur

Sünnetin vacip olduğunun düşünülmesi Allah’ın yarattığı insan kullarında fazlalık olduğunu ve bunun da yararsız olması nedeniyle düzeltilmesi gerektiğini belirtmek demektir. Böyle bir şey söz konusu olamaz. Allah her yarattığını en mükemmel biçimde yaratmıştır. Bazı organların düzeltilmesi konu edilemez. Ancak kişisel tercih neticesinde estetik maksatlarla sadece organa şekil vermek için cerrahi müdahaleler yapılabilir. Bu işlemlerde dahi sınırlara dikkat etmek haddi aşmamak gerekir.
Douglas Gairdner’in prepusun işlevlerini açıkladığı 1949 yılına ait makalesi büyük ses getirmişti. Douglas Gairdner’e göre sünnet derisi erkek genital sisteminin bir parçasıdır ve üç fonksiyonu vardır: koruyucu, immünolojik ve cinsel. Her ne kadar böyle de olsa yine de prepus temiz tutulmalı ve sağlıklı kalması için hijyenik aktivasyonlara önem verilmelidir.
Saçımızı kesmemiz, uzatmamız, boyamamız, perma veya fön yapmamız gibi işler bu kapsama girer. İşte sünnet işlemi de bu çerçevede değerlendirilmelidir.  Zeker örtüsü (prepus) faydasız ve fazlalık bir organ değildir. Her türlü dış etkiye karşı koruma sağlayan bir dış deridir. Bu deri örtüsü iç yapıyı güvenli bir şekilde korur ve idrar kanalını kapatarak içeriye necis maddelerin girmesine engel dahi olur. Tıbbi olarak pek çok başka faydası olabilen prepus elbetteki yaratılış kılavuzuna uygun kullanılmadığında her yanlış kullanılan şey gibi faydasının yanında bize zarar veren bir konuma düşer. Hastalıklara sebebiyet verir. Bu durum onun yaratılışından değil yanlış kullanılması ve bakımının yapılmamasındandır. Temiz tutulmamasından dolayı aşırı kirlenen prepus bölgede enfeksiyonlara, mantarlara vb. hastalıklara neden olur. Bu tarz davranılması bazen bizim ihmalimizden bazen de şartların olmamasından kaynaklanır. İşte ancak böyle durumlarda tedavi maksatlı çareler aranabilir. Zarardan kurtulmak için faydadan vazgeçmek amaç olur. Kendimizin sebebiyet verdiği yanlışlıkları Allah’tan bilmek ne kadar da zavallı bir davranış biçimidir. Oysa ki Allah her şeyi bir kaderle yaratmıştır. Bizler bu kaderin (ölçünün / kanunların) dışına çıkarsak işin sonunda ne bulacağımızı sanıyoruz ki?
Bir de sünnetin menfaatler doğrultusunda kullanıldığı toplumlar vardır. Bu toplumlarda siyasi güçler, sünneti cinsel bir kontrol aracı olarak kullanmışlardır. Bu duruma en güzel örnek Yahudi asıllı düşünür İbn Meymun’un 1190 yılına ait sözleridir.
“Söz konusu sünnet olduğunda, öyle sanıyorum ki amaçlanan cinsel ilişkiyi azaltmak, cinsel organı zayıflatmak, ve bu şekilde erkeğin mutedil olmasını sağlamaktır. Bazı insanlar sanır ki, sünnet erkeğin yapısındaki bir bozukluğu gidermek içindir, ama buna herkes kolaylıkla cevap verebilir: Özellikle üst deri gibi işlevi açık seçik belli olduğu halde nasıl olur da doğadaki canlılar dışarıdan düzeltmeyi gerektirecek kadar eksik yaratılmış olabilirler?  Gerçek şu ki, bu emir, eksik yaratılışlı bir yapıyı düzeltmek için değil, insanın ahlaki yetersizliklerini tamamlamak içindir. Bu organda açılan yara tam da istendiği gibidir; ne gerekli işlevlere zarar verir, ne de çoğalma yeteneğine. Sünnet basitçe aşırı isteği dengeler, çünkü sünnetin cinsel heyecanı azalttığına dair şüphe yoktur. Organ daha başlangıçtan kan kaybederek ve koruyucu tabakasını yitirerek güçsüz hale gelir……” (49. Bölüm, s.609) Şaşırmışlara Rehber, İbn Meymun

Kadınlar da sünnet olur mu?

Bazı toplumlarda, kızlarda erkekler gibi sünnet edilirler. Daha çok gizli olarak icra edilen bu sünnet Mısır, Arabistan ve Cava’da yaşayan Müslümanların bir kısmında halen mevcuttur. Bu toplumlarda İslamiyet öncesi de sünnetin varlığı bilinmektedir. İslâmiyetin zuhuruyla İslâmi bir anlam kazanmıştır. Bütün İslam dünyası dikkate alınırsa azınlıkta kalan yerel bir âdet olarak görülür (A.J. Wensinck, Hiton, IA, VlI, s. 543).
Klitoris üzerindeki küçük bir parçanın kesilmesi olan, kadınların sünneti rivayete göre İbrahim zamanından kalmıştır ve ilk sünnet olan hanım Hacer’dir. (Taberi, Milletler ve Hükümdarlar Tarihi, çev. Z. K. Uğan, Ankara 1954, I, 371).
Çoğunluğu Hanefi olan Türklerde kadınlar sünnet edilmezler. Ebu’s-Suud Efendi kendisine yöneltilen; “Diyar-ı Arap’da avratları sünnet ederler. Bu fiil sünnet midir?” sorusuna “el-Cevap: Müstehaptır.” şeklinde cevap vermiştir (M. Ertuğrul Düzdağ, Şerhul-İslam Ebu’s-Suud Efendi Fetvaları, İstanbul 1972, s. 35).
UNICEF’in 2016 yılı tahminlerine göre 27 Afrika ülkesi, Endonezya, Irak Kürdistan Bölgesi ve Yemen olmak üzere 30 ülkede üreme organlarını sakatlayan bu uygulama yapılmış 200 milyon kadın yaşamaktadır. Bu uygulama tipik olarak geleneksel sünnetçiler tarafından ustura kullanılarak doğumdan birkaç gün sonra ile ergenliğe kadar olan dönem arasında ve hatta ergenlik sonrasında gerçekleştirilir.
Uygulamanın neden olduğu sağlık sorunları tipine göre değişir; tekrarlayan enfeksiyonlar, idrara çıkmada ve âdet akıntısında zorluk, kronik ağrı, kist oluşumu, hâmile kalamama, çocuk doğumu sırasında karşılaşılan komplikasyonlar ve ölüme sebebiyet veren kanamalar, karşılaşılan sorunlardan bazılarıdır. Uygulamanın sağlık açısından bilinen hiçbir yararı yoktur.
İslamiyette bu tarz bir uygulama yoktur. Bazı islam ülkelerinde uygulanmasının İslamiyette olduğu anlamına gelmeyeceği açıktır. Daha çok Afrika gelenekleri kaynaklıdır. İslamiyette olduğunu savunanlar Ebu Davud‘da yer alan bir hadisi delil getirirler. Halbuki Ebu Davud kitabında bu hadisin rivayet zincirinde kopukluklar olduğunu ve zayıf olduğunu da belirtmiştir. İyice bilinsin ki klitoris kesiminin İslam da yeri yoktur ve zayıf bir hadise dayanarak hüküm verilemeyeceği de çok açıktır.

Genital sakatlama denilen klitoris kesimi, kadının kendisi ve doğacak çocuklarının sağlığı açısından son derece tehlikelidir. Bu uygulamaların ivedilikle sonlandırılması gereklidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir