Kara Çarşaf İslam Kıyafeti midir?

Örtünme ayetleri ve örtünmenin esasları

Bazı tarikatlar çarşafın Ahzap suresi 59. ayette geçen cilbab olduğunu öne sürmekte ve bu giysinin bir islam kıyafeti olduğunu söylemektedir. Bu anlayış hatalıdır. İster siyah olsun isterse başka bir renk çarşaf tarzı bir kıyafet islamın örtünme emrinin bir şartı değildir.
Tesettür yani hanımlar için örtünme farzdır ve özellikle dışarı çıkarken dış giysi denilen bir kıyafetin giyilmesi emredilmiştir. Ancak bu örtünme emrinde ne ile, ne renk, ne şekilde, nasıl bir modelde örtüneceği belirtilmez. Sosyal, kültürel ve coğrafik özelliklere göre her topluma serbestiyet verilmiştir. Örtünmenin aslını anladıktan sonra istediğiniz tarzda bir kıyafet seçilebilir.
Örtünmenin anlamı kadınların dışarıda zarar görmelerini engellemek, her hangi bir tacize ( kapkaç, hırsızlık, cinsel vb.) maruz kalmalarını önlemektir. Bu nedenle kadınlar da bir nişane olmak kaydıyla ziynetlerinin ( Bilezik, küpe, kolye, halhal vb.) olduğu yerlerin, nefsi cezbeden edep mahallerinin ahlaki bir mahiyette örtünmesi esastır.
AHZAP, 59
“Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış giysilerini üzerilerine alsınlar. Bu, onların tanınmaları ve incitilmemeleri için çok daha uygun bir yoldur. Allah Gafûr’dur, Rahîm’dir.”
Baş örtüsü islam ile gelen yeni bir emir değildir. Evvelce gönderilen kitaplarda da örtünme emirleri vardır. Dünya’nın her bölgesinde ve ülkesinde kadınların başlarını örtmeleri ve bu tarz kıyafetlerin kadınlara mahsus olması bunun en bariz delilidir. Örtünme emri sadece baş veya saçların örtünmesi ile ilgili değildir. Bir bütün halinde kadınsı bir giysi ile mahrem yerlerin kapatılmasıdır.
Kuran ile gönderilen emrin maksadı çok açıktır. Kuranın indiği dönemde zaten kadınlar hem başlarını hem de bedenlerini örtmekteydiler. Ayetlerden o toplumun yozlaşma sürecinde, bazı ahlaki değerlerin yitirmesi neticesinde kadınların haddi aşarak açık saçık giyindiklerini anlıyoruz. Aynı günümüzde olduğu gibi başörtülü olduğu halde açık saçık dekolte giysiler giyilmekteydi. İşte gelen emir aynen bu halin düzeltilmesine yöneliktir.
NUR, 31
“Mümin kadınlara da şöyle: Gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Zinet yerlerini açmasınlar. Bunlardan kendiliğinden görünen kısmı müstesnadır. Baş örtülerini yakalarının üstüne koysunlar. Zinet yerlerini kendi kocalarından, babalarından, kocalarının babalarından, oğullarından, kocalarının oğullarından, kendi erkek kardeşlerinden, kendi kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, kendi kadınlarından, kölelerinden, erkeklik duygusu kalmayan hizmetçilerden veya henüz kadınların gizli yerlerine muttali olmayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizleyecekleri zinetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz Allah’a tövbe edin. Böylece korktuğunuzdan emin umduğunuza nail olasınız.”
Demek ki o dönemde kadınlar genellikle giydikleri elbiselerinin yakalarını hem kolye, küpe gibi ziynetlerini hava atmak için göstermek ve hem de sinelerini sergilemek için açık yapıyordu. Bu haldeyken bir yandan da başlarını örtüyorlardı. Böylece yukarıda mealini verdiğimiz Nur, 31 ‘den anlıyoruz ki kadınlara, mevcut örtülerini düzgün kullanmaları, açık bıraktıkları yerleri de adamakıllı örtmeleri, ziynet eşyalarını açıktan, göstererek takmamaları emredilmiştir. Ancak yaşlı kadınlar müstesnadır. Yaşlı kadınların taciz edilmesi olasılığının bulunmaması nedeniyle onlara meşakkat olmaması için bazı şartların gözetilmesi kaydıyla bu emirden muaf tutulmuşlardır.
NUR, 60
“Ay halinden kesilmiş ve evlenme için ümidi kalmamış olan yaşlı kadınlar zinet yerlerini erkeklere göstermemek şartıyla dış elbiselerini bırakmalarında onlar için bir günah yoktur. Bununla birlikte yine de sakınmaları kendileri için daha hayırlıdır.”

Çarşaf nedir? Tarihçesi

Ayetlerde geçen “cilbab” ifadesinin çarşafla bir alakası yoktur. Cilbab o zamanlarda kadınların giydikleri dış kıyafete verilen isimdir. Uzun gömlek tarzı bir kıyafettir.  2 parça değil, tek parçadır. Arap toplumunda çarşaf giyildiğine dair hiçbir bilgi yoktur. Öyleyse İslam’a sonradan girdiği aşikardır.
Osmanlı’da da kadınlar ferace giyerlerdi.  Ferace, uzun, yakalı, saçları örtecek yaşmağı olan, eteğe kadar uzanan manto benzeri dış giysiydi. Osmanlı’da çarşafa 19. Yüzyılın sonlarında rastlamaktayız. Din çevrelerince bid’at olarak nitelenmesine rağmen 1879 yıllarında çarşaf kullananların sayısı epeyce artmıştır.
İran kökenlidir ve ilk gelişi hacılar vasıtasıyla olmuştur. Ancak bazı suçların işlenmesinde araç ta olmuştur. Gizlenmek için çarşaf giyen bazı erkekler değişik suçlar işlemiştir. Sultan 2. Abdülhamit tarafından da İslam’da yeri olmadığı ve çarşaf giyenin erkek mi kadın mı olduğunun anlaşılmadığı gerekçesiyle yasaklanmıştır. Ancak 1913’de Rumeli’deki Ortodoks ve Yahudilerin giyimlerinden alışkanlık kazanan muhacirlerin göçüyle yeniden yayılmaya başlamıştır. (Diyanet Vakfı İslam ansiklopedisi)
Aslında çarşaf 2 parça haliyle oldukça pratik, ucuz, kullanımı çok kolay ve giyimi de rahat bir dış kıyafettir. Bizim burada yazmaya çalıştığımız, reddettiğimiz çarşafın İslamın örtünme emrine esas kılınma çabalarıdır. Yoksa isteyen istediğini giyebilir. İstediğiyle tesettür edebilir. Bildiğimiz kadarıyla Doğu Anadolu bölgemizde de aynı çarşaf biçiminin mavi renginde olanı halen kullanılmaktadır. Diyeceğimiz odur ki illaki çarşafla örtünülecek diye bir kaide yoktur. Bu kıyafet geleneksel ve örfidir.  Çarşaf giymeyene giy demem, çarşaf giyene de giyme demem. İşte bütün mesele budur. Çarşaf İslamın şartı değildir.
Abdulhamit Han’ın kara çarşafı yasaklamasını gösteren emrinin belgesi için tıklayın
1913’de Balkan muhacirleri, Rumeli’nde Yahudi ve Ortodoks kadınlarının giydikleri siyah çarşaf ile gelmişlerdi. Zamanla bu İstanbul’a yayıldı.
 

Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir