Mugayyebat-ı Hamse nedir? (Beş bilinmeyen şey)

Bir kardeşimiz soruyor “muğayyebât-ı hamse” nedir?

Mugayyebat-ı Hamse “beş bilinmeyen” demektir. Lokman suresinin 34. ayetinde geçen bu beş husus gaybi bilgilerdendir. Bazı kardeşlerimiz ayette geçen yağmur ve rahimlerdeki çocuğun cinsiyeti hususlarında çelişkiye düşüyorlar. “Bunlar gaybi olamaz çünkü bizler de artık bunları bilebiliyoruz” diyorlar. Şimdi bu kardeşlerimize cevap verelim.

Lokman 34 ayetinin meali

Öncelikle bahse konu ayetin mealini yazalım.
“Muhakkak ki o saatin (kıyâmetin) ilmi, Allah’ın katındadır. Ve yağmuru, (O) indirir ve rahimlerde olan şeyi (O) bilir. Kimse yarın ne kazanacağını bilemez (idrak edemez). Ve kimse arzın neresinde öleceğini bilemez (idrak edemez). Muhakkak ki Allah, Alîm’dir (en iyi bilen), Habîr’dir (haberdar olan).” (Lokman 34)
Ayette geçen beş husus görüldüğü gibi şunlardır:
1. Kıyametin ilmi
2. Yağmurun indirilmesi
3. Rahimlerdekinin bilinmesi
4. Kişinin yarın ne kazanacağı
5. Kişinin nerede öleceği
Genelde ateist düşüncesine sahip olanlar 2 nci ve 3 ncü madde de geçen hususlara itiraz ediyorlar. 1 nci, 4 ncü ve 5 nci madde de herhangi bir sorunumuz yok. Hem fikiriz. “Yağmuru O indirir” ve “Rahimlerde olanı bilir” hususları ise “Acaba bunları sadece Allah mı bilir? Yoksa insanlar da bilebilirler mi?” diye sorarak evet bunların cevaplarını günümüzde gelişen ilim ile bizlerde bilmekteyiz diyerek akıllarınca sanki Kuran’da bir açık bulmuş gibi çaresizce saldırmaktalar. Bu tartışmaların sebebi, günümüzde hayli gelişen hava tahmin aletleriyle, hava durumunun önceden az- çok tahmin edilmesi; röntgen ışını ve ultrason aletiyle, ana rahmindeki ceninin kız veya erkek olduğunun önceden bilinmesidir.

Bu tutarsız iddialara cevap aslında çok açıktır.

1- Ayette Allah hava durumundan, meteorolojik hava raporlarından bahsetmiyor ki, sizler nereden çıkardınız bu maddenin bilinmezliğini? Allah burada yağmuru kendisinin indirdiğini söylemekte ve dolaylı olarak bu nimetine karşı bizleri şükretmeye davet etmektedir. Elbette ki hava durumunu sende bilebilirsin. Bundan doğal ne olabilir? Çünkü hava durumu Allah’ın koymuş olduğu kader yasalarına göre işlemektedir. İnsan yine Allah’ın kendisine verdiği zeka ve ilim ile bazı cihazlar icat edip ve bunlar vasıtasıyla bu kaderi keşfedip insanlık yararına kullanabilir. Ayetin bu kısmından alınması gereken ders Allah’ın indirdiği yağmurun bir nimet olduğunu görmek ve yaratanına şükretmektir.
Bu arada belirtmek isteriz ki Allah yağmuru yani suyu indirir. İnsan sadece bunun yasalarını keşfedip, hava tahminlerinde bulunabilir. Yoksa ne suyu yaratmaya, ne de onu yağdırmaya güç yetirebilir. Haydi bakalım, doğru sözlü iseniz, çok meziyetliyseniz, siz de su yaratıp, yağmur halinde gökten indirsenize.
2-Gelelim Allah rahimlerdekini bilir hususuna. Ayette geçen ifadeler yine Allah’ın rahimlerdekini bildiğini belirtirken bunları insanların bilemeyeceğini söylemiyor. Allah’ın bize verdiği ilim sınırları içerisinde elbette tıp ilmi ile kadın doğum alanında pek çok keşifler yapılabilir ve insanların faydasına kullanılabilir.
Ayrıca ayette sadece çocuğun cinsiyetinin bilinmesiyle ilgili bir sınırlandırma yoktur. Allah rahimlerde olanı yalnızca cinsiyeti olarak değil her şeyiyle tamamen bilir. “Rahimlerde olanı bilir” ayeti “Rahimlerde olanın kız mı erkek mi olduğunu ancak Allah bilir” dememektedir. Fakat bazı müfessirler ayetin açıklanmasında bunu da kaydettiklerinden ayetin manası halk arasında “Ana rahmindeki ceninin kız veya erkek olduğunu ancak Allah bilir” şeklinde yerleşmiştir.
Oysa ki bu biliş, sadece erkeklik- dişilik açısından olmayıp “saîd mi şakî mi, tek mi çift mi, sağlam mı hasta mı, gelişimi uygun devam ediyor mu, bedenin inşaasının takibi ve insanın rahimde tüm yaratılma safhalarının icrası ile bunlar dışındaki diğer durumları Allah bilir” şeklindedir. Çünkü rahimdeki ceninin kız veya erkek oluşu, onun sadece bir özelliğidir. Hâlbuki onun kader programı milyarlarca ihtimali bünyesinde barındırmaktadır. Kaldı ki röntgen ve ultrasonla, ceninin siması bile hala bilinememektedir.
Bu ayetten bize düşen Allah’ın kullarının en gizli hallerine varıncaya kadar bildiğini bilmemiz, Rabbimize karşı gelmememiz, büyüklenmememiz, bir zamanlar rahimlerdeki hallerimizi dahi bildiğini ve bizim de bu hallerimizi hatırlayıp bizi yaratan Rabbimize karşı mütevazi ve şükredenlerden olmamız gerektiğidir.
Sonuç olarak ayete göre 5 değil 3 bilinmeyen vardır. Mugayyebat-ı Hamse yerine mugayyebat-ı Selâse denilmesi uygun olacaktır. Bu 3 bilinmeyenin ilmi de Allah’a aittir. Yine de deriz ki her şeyin en doğrusunu Allah bilir.

Sevgi Paylaştıkça Artar
Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir