Sureler, Ayetler, Esmalar bizi koruyabilir mi?

Bir vesile ile iman konularından pek önemli olan tevhid esaslarına ters düşmesi hasebiyle olası yanlış anlaşılmaları önlemek maksadıyla bu yazıyı kaleme alıyorum.
Ey Aşık,
İyice bil ki ne sure ne de ayet seni asla koruyamaz, ne olursa olsun ancak ve ancak koruyucu olan Allah’tır.
Sakın sureleri ve ayetleri putlar edinme. Sure ve ayetler ancak okunup anlaşılması ve yapılması için gönderilmiş öğütlerdir. Diyeceğim odur ki sureler ve ayetler okunacak, anlamı bilinecek, nasihat alınacak ve uygulanacaktır. Allah’ın nasihatleri öğütleri uygulanmak üzere indirilmiştir. Yapılmayan emirlerin, kaçınılmayan uyarıların, uyulmayan nasihatlerin yapılmadıkça sana ne faydası olabilir? Tüm bu dini uygulamaların özünü hayatına geçirmedikçe sana ne faydası olabilir?
Allahu Teala seni kötülüklerden arındırmak ve doğru yola yönlendirerek iyi bir insan haline getirmek için bu ayetleri, peygamberleri vasıtasıyla sana ulaştırıyor. Senden beklenen bunları okuman, dinlemen, anlaman ve yerine getirmendir. Eğer yaparsan sen fayda görürsün ve kötülüklerden de korunmuş olursun ama aksi davranırsan da aksini bulursun. Kuranı okumak demek onu anlamak demektir. Kuranı anlamak demek ise onu yaşamak demektir. Yaşanmayan ayetin ne faydası olabilir ki…
Bir misal ile konuyu aydınlatalım.
Annesi çocuğa der ki “Kızım sakın sobaya dokunma! Elin yanar.” Şimdi çocuk ne yapmalıdır? Tabi ki annesinin nasihatini ve uyarısını dikkate alarak sobaya dokunmamalıdır. İşte bu kadar basit. Böylece elinin yanmasından kurtulabilir. Bu misal nasihati yaşamaya karşılıktır.
Fakat çocuk bu nasihati bir kağıda yazsa, bu kağıdı katlasa ve üzerinde taşısa ne olur? Sobaya dokununca elinin yanmasından kurtulabilir mi? Bu nasihatin yazılı olduğu kağıt kızı koruyabilir mi? Elbetteki hayır.
Şimdi de çocuk annesinin nasihatini yine bir kağıda yazsa ve oradan da bu beni sobanın ateşinden korur diyerek ve bir şey de anlamadan yazılı nasihati 1000 kez okusa elinin yanmasından kurtulabilir mi? Elbette ki hayır.
Ey Aşık,
Misalde gördüğün gibi yapılmayan sözün bir kıymeti olmuyor. Yani lafla peynir gemisi yüzmüyor. Allah’a itaat O’nun emirlerini yapmaktır. Yoksa bir kağıdın, bir kaç damlalık mürekkepten oluşan yazıların seni koruyacağını düşünmek değildir. Koruyan Allah’tır. Vesilesi mesilesi de yoktur. Hepsi O’dur.
Ey Aşık,
Sonuçta bazı meseleler için bazı sure ve ayetleri vesile kılmak ayrıca diğer sure ve ayetlere haksızlık olmuyor mu? Haşa Allah bu faydalı ayetlerin yanında diğer faydasız olanları ne diye yollamış? Böyle şey olur mu? İşine geleni al diğerini kenara at. Yok artık!
Ayrıca Kuran bir ecza dolabı değildir. Hastalıklara şifa olsun diye mi indirilmiştir? Kuran bir tıp kitabı da değildir. Kuran temelde Allah’tan başka ilah olmadığını ve O’ndan başka tapınılan ne varsa hepsinin şirk olduğunu ısrarla anlatan böylece tevhidi emreden Allah’ın sözüdür. Bahse konu sure ve ayetlerin anlamlarına baktığında da zaten içeriğinde şifası aranılan konuyla ilgili sözlere rastlamazsın. Hani derler ya alakaya çay demle! Aynen öyle. Şimdi musaadenle ben de kendime bir çay demlemeye gidiyorum. Kalın Allah’ın ilmiyle! Kalın sağlıcakla!

Sevgi Paylaştıkça Artar
Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir