Misyoner Faaliyetlere Dikkat!

Mardin’de misyonerlik yapılan kilise

Mardin’de, Diyarbakır’da son zamanlarda misyonerlik faaliyetleri arttı. Hatta bu konuda yeni kiliselerin açıldığını duymaktayız. İbadet özgürlüğü kapsamında, bu tarz işlere sözümüz yoktur ama ibadet yerlerin-de misyonerlik yapılmasını elbette ki onaylayamayız. Türk ve Kürt çocuklarının bu kiliselerde eğitildiği ve Hıristiyanlaştırıldığı görülmektedir. 3-6, 8-17, 18 ve üzeri yaş grupları oluşturulmakta ve beyinleri yıkana-rak dinleri değiştirilmektedir.

Ne acıdır ki bazı ailelere de çocuklarını kiliseye göndermelerine karşılık aylık olarak 100 dolar ücret ödenmektedir. Amerika, Kanada ve İngiltere’den gelen misyonerler ile İtalya’da eğitilen Kürt kökenli Hıristiyan misyoner eğitmenler tarafından yetiştirilen bu çocuklarımızın kaybı henüz fark edilmemektedir ama ilerleyen zamanlarda, hem dinimize hem de milletimize bu kişilerin zararlarını gördüğümüzde, maalesef iş işten geçmiş olacaktır.

Misyonerlere Karşı Ne Yapabiliriz?

Misyonerler, Amerika ve Avrupalı bazı ülkelerin perde arkasındaki kuklacılarının, bölge siyaseti üzerinde yüzyıllardır senarize ettiği bölücülük siyasetleri doğrul-tusunda hareket etmekte ve terörü el altından desteklemektedir. Ahlaki, siyasi, etnik yozlaştırma politikala-rına da hizmet eden bu misyonerlerin faaliyetlerine son verilmeli ve bu tarz kaynaklar sıkı denetim altında tutulmalıdır. Din özgürlüğü ile ülke siyasetine karışılması ve gizli kaynak oluşturulması arasındaki ince çizgi net olarak ortaya konulmalıdır. Din büyüklerimizin gayretleri yanında biz sokaktaki insanlarında âlimlerimize, din ve devlet büyüklerimize destek vermesi, gençlerimize, evlatlarımıza dinimizi, içinde bulundukları tehlikeleri anlatarak bilinçlendirmesi, hem ülkemizin bütünlüğü, hem halkımızın huzuru, hem de dinimizin sonraki nesillere aktarılması açısından çok önemlidir.
Günümüzde gelişen iletişim teknolojisi ile misyonerlik faaliyetleri öyle bir noktaya geldi ki internet, televizyon, radyo, gazeteler, dergiler v.b. vasıtasıyla da yürütülebilmektedir. Bu tehlikelere karşı çok duyarlı olunmalı ve sevgi, barış, insanlık gibi ilk bakışta bizi etkileyen vaazlara aldanmamalıdır. Her söylenene şüpheli yaklaşmalıdır.

Misyonerler Nereden Geliyorlar?

Amerikalı Smith amca (!) ‘nın Amerika’nın Montana şehrinden kalkıp, Diyarbakır’a, Mardin’e yalnızca Allah rızası için, Mardin’li Haso’yu okutup, insanlığa kazandırmak için mi gelip gelmediğini iyi düşünmek gerekir. Bu kadar parayı babasının hayrına dağıtmıyorlar herhalde. O halde uyanık olmalı, çok çalışmalı ve eğer yardım eli uzatılması gereken çocuklarımız varsa ki elbette var, bu çocuklarımıza uzanması gereken el, biz Müslümanların eli olmalıdır. Eğer bunu başaramıyorsak yazık bize ki gerçekten çok ciddi olarak bir köşeye oturup bunu düşünmeliyiz.
Jomo Kenyatta’nın misyonerlik hakkındaki tarihi sözü İlk misyoner olan Pavlus’tan günümüze misyonerler, hangi ülkeye sözde sevgi ve barışı götürmek üzere girmiş olsalar, orada muhakkak sömürü bir yapılanma kurdular ve halkın hem ekonomisini hem de dini inançlarını sömürerek yok ettiler. Bazıları bunu bilinçli, bazıları da saf bir duyguyla, senaristlerin oyuncusu olduğunu bilmeden yaptı.

Afrika Kenya’lı lider Jomo Kenyatta’nın sözü

Bu konuda Afrika Kenya’lı lider Jomo Kenyatta’nın sözü gerçeği tüm çıplaklığı ile gözler önüne sermektedir. Kaderin ilginç bir cilvesidir ki Doğu Afrika’nın en ünlü kabilesi Kikuyu’lardan olan Kenyatta, 10 yaşında öksüz bir çocukken, İskoç misyonerler onu himayelerine almış ve yetiştirmişti. İlerde başlarına iş açacağını elbette bilemezlerdi. 1963 yılında bağımsızlığına kavuşan Ken-ya’nın ilk Başkanı olan Jomo Kenyatta’nın ünlü sözleri tüm bu süreci çok güzel özetler:
“-Beyaz adam geldiğinde bizim topraklarımız, onların ise İncil’i vardı. Bize gözlerimizi kapayıp dua etmeyi öğrettiler. Gözlerimizi açtığımızda bizim elimizde İncil, onların ellerinde topraklarımız vardı.”

Misyonerliğin başlangıcı

Kısaca misyonerliğin başlangıcı İlk kez “misyon” kelimesi, Cizvitlerin 17.yüzyıl’da tarikat kuruluş tüzüğünde, Türkleri Hıristiyanlaştırmak üzere Papa III. Paul’dan özel izin ve görevlendirme istekleri ile ortaya çıkmıştır. Bu da Türkler’in Hıristi-yanlaştırılması projesinin, “misyonerlik” müessesesinin özel anlamda kurulmasının temelinde yer aldığını göstermektedir. (Doç.Dr. Mahmut Aydın) Kiliseye göre misyonerlik görevinin İsa aleyhisselam tarafından ilk olarak havarilere verildiği ileri sürülmektedir. Buna dayanak olarak da Matta İncil’i gösterilmektedir: “18. İsa yanlarına gelip kendilerine şunları söyledi; Gökte ve yeryüzüne bütün yetki bana verildi. 19. Bu nedenle gidin, bütün uluslar öğrencilerim olarak yetiştirin. Onları baba, oğul ve kutsal ruhun adıyla vaftiz edin. 20. Size buyurduğum her şeye uymayı onlara öğretin. İşte ben, dünyanın sonuna dek her an sizinle birlikteyim” (Matta İncili, 18-20) Böylece bu sözde ayetleri ileri sürerek Pavlus’un gittiği yerlerde kiliseler kurması ve bunları örgütlemesi ile organize yapılan misyonerlik hareketi başlamış oldu.
Her ne kadar böyle düşünmesek de, başlangıcın iyi niyetle olduğunu varsaysak bile, o günlerden günümüze tarihe şöyle bir baktığımızda, din kisvesi altında yapılan misyonerlik faaliyetleri aslında sömürgeci ülkelerin art niyetlerini gizleyen bir perde olmuş ve misyonerler de bu ehl-i batılın sinsi amaçlarına hizmet etmişlerdir. Din Ahlaktır Her yerde olduğu gibi Mersin’de de yürütülen misyonerlik faaliyetlerine karşı bilinçli olmak zorundayız. Eğer toplum olarak birlik, beraberlik ve huzur içinde yaşamak istiyorsak Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in “Din ahlaktır.” sözünün gereği olarak ahlakımıza sahip çıkmak, gençlerimizin bu tuzaklara kapılmalarını önlemek, ahlaklı hakiki birer Müslüman olarak yetişmelerini sağlamak mecburiyetindeyiz.
Ey Müslüman kardeşlerimiz, böylece deriz ki, özüne, sözüne, dinine, imanına sahip çık, yoksa halimiz vahimdir.
Sevgi ışığınız, kalbiniz rehberiniz olsun.

Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir