İnsan eşref-i mahlûktur

İnsan eşref-i mahlûktur, İhsan bulan eşref-i halûktur.

Ey Âşık,

İnsan eşref-i mahlûktur, İhsan bulan eşref-i halûktur. Mademki eşref-i mahlûktur o halde sen de insan ol ki eşref-i mahlûk olasın. Her işine dikkat et. Hakk’a yakışır olsun. Hak yoluna layık bir soylulukla hareket et. Bu yolda başına ne gelirse gelsin, yine başın dik, gözün pek, gönlün emin olsun. Hak yolundan dönme ve sakın yürümekten vazgeçme. Çünkü bu yol Hak yoludur. Başı besmele, ortası sabır, sonu şükürdür. Başı Allah, ortası Rahman, sonu Rahim’dir. Bu yolda besmele karardır. Sabır, gayrettir. Şükür, aşktır. Sen de bu aşamalardan geç aşka kavuş. Mevlana gibi seni beklemekte Hamuş. Oturma öyle uyuşuk ve miskin. Kalk ve seni yaradan Rabbine layık işlerin peşine düş. Sabrın gayretin, gayretin sebatın, sebatın azmin olsun. Asla balon gibi olma. Bu yolda nice başlar gitmiştir de hesabı bile sorulmaz. Âşıkların dediği gibi sabır; “Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü hayal etmektir.”
Ey Âşık,
İçini temizle. Dıştaki her leke yıkanır. Yıkanmakla çıkmayan tek pislik gönüllerdeki pisliktir. Kalp sevgilinin nazargahıdır. O yar-i güzin’i pis bir evde ağırlamaya utanmıyor musun? En temiz gönül aşk ile dolu olandır. Aşk kalpteki tüm pislikleri temizler. Işığı ile nurlandırır. Geceyi gündüze, kederi neşeye çevirir. Eğer yoksa ezberinde Kur’an’dan bir ayet, söylemiyorsa dilin Resul’den bir hadis, duymamışsa kulağın atandan bir nasihat, hangi aşkı sorarsın bana, ne diyem? Eğer okumamışsan bir şiir, şakımamışsan bir şarkı en derinden, okşamamışsan bir ağacın tenini, koklamamışsan bir çiçeğin mis kokusunu, kaybolmamışsan gökkuşağı renkli bir çift gözde, hangi aşkı sorarsın bana, ne diyem?
Ey Âşık,
Farkında olduğun ama hep reddettiğin mutlak gerçek, öylesine aşikâr gözünün önünde duruyor ki perdeleri bir türlü yırtamıyorsun. Etrafına bak öyleyse, izle onları. Her şey onca hareketliliğine rağmen oldukça sessizdir. Çünkü kendilerine verilen görevi endişesizce ve sessizce yerine getiriyorlar. Gürültülü olan insanın kalbidir. Çünkü endişe içindedir. İşte seni kör eden bu endişelerindir. Her şeyin bir gayesi olduğunu gör. İnsan yapısı makinelere bak. Onlar da bir gaye için yapıldılar. Sen hiç arızalı makine satın almak ister misin? İnsanın da bir gayesi var. Gayeye hizmet etmeyen arızalı makinelere benzer. Gayen yaratan Rabbine kul olmandır. Kullukta da endişeye yer olmaz. Kendini Rabbine teslim et. İçindeki endişelerinden kaynaklanan umutsuzluğu dışarıda bırak. Sen üstün olarak yaratıldın. Bil ki insanı üstün kılan, onun sınırsız yaratılması ve bunu bilmek yeteneği ile donatılmış olmasındandır. Bilmek bir hediyedir. Bilmeğe önce kendinden başla. Kim olduğun pek çok sınavla öğretilir. Bu sınavlar ne olacağınla ilgili isteklerinden kaynaklanır. Yani ne olacağını bilmek istersen, ne istediğine bak. Kısacası ne istiyorsan, sen o’sun. Hal böyleyken, yaradan bile bize sınır koymazken, sana ne oluyor ki hayatına ve isteklerine sınır koyuyorsun? Kır çerçevelerini ve bırak âlemler sana aksın. Endişelerin korkularının yansımasıdır. Korkuların ise kontrol temellidir. Hayatını kontrol etmeyi bırak. Kontrol etmezsen her şeyin kötü gideceğini düşünme. Sadece Rabbine tevekkül et. Sana sunulan hayatın keyfini sür. Keyfi ise Rabbinin emirlerine uymakta ara. O keyif şeriattır ve şeriat aşkın görünmez direğidir.
Ey Âşık,
Yalnızlıktan kaçma. Her insan birazcık yalnızdır. Dal içinin derinlerine ve gönlündeki yalnızlıkta gerçek sevgiliyi ara. Her şeyin çift yaratıldığına şahit ol. Çiftler âlemindeki bu zıtlık, mutlak tek olana işaret ediyor. Ona giden yol, bu karmaşa içinde kendi tekliğini bulmandan geçiyor. O halde tekliğine ulaş. Ulaşmanın sırrıysa sevmektir. Sen sevmek için yaratıldın. Özgürce sev o zaman. Haykır sevgini gönülden. Sevgini söyleyemiyorsan ne anlamı kalır ki duygularının. Sonuçlarına katlanamayacaksan eğer girme bu işe. İnan ki bulacaksın. Çünkü “Men cale nale” yani arayan bulur. İşte o zaman yalnızlık kelimesi senin lügatinden silinecek ve sen her an o Yar-i Güzin ile birlikte olacaksın. İşte o zaman ateş elinde donar, su elinde yanar.
Ey Âşık,
Yalandan sakın. Her zaman doğruyu söyle. Böylece ne söylediğini hatırlamak zorunda kalmazsın. İyilikte, kötülükte bulaşıcıdır. Kötülük olan yerden kaç, iyilik olan yere git. Git ki sana iyilik bulaşsın. Başına gelen kötülüklerin temelinde nefsin yatıyor. Nefsini terbiye etmeye gayret et. Ancak dikkat et. Aynaya elmas şekil verir. Demirle yaparsan ya kırarsın ya da bozarsın. Aşk bulabileceğin en değerli elmastır. Aşk ile şekillendir nefsini. Ama unutma ki aşk elbisesine ne can dayanır ne de ten. Aşk öyle bir elbisedir ki kumaşı ateştendir. Onu ancak HİÇ’lik söndürür. Yine de umutsuzluğa kapılma ve gönlündeki umut çiçeğini gözyaşlarınla sula, büyüt. Umut çiçeğinle gel kapıya, hiçliğinle çal kapıyı. Bu kapı arayanın, aradığına açılan kapıdır. Bu kapı varlık ile yokluğun çift taraflı sınırıdır. Eğer var olarak bakarsan yoğu görürsün, eğer yok olarak bakarsan varı görürsün. Nasıl bakarsan öyle görürsün. İyi bakarsan iyi, kötü bakarsan da kötü görürsün.
Aşk gelmez nisaba, gülistanda bakılmaz günaha sevaba,
Et isteyen doğruca kasaba, can isteyen çekilmez hesaba.
 Sevgi ışığınız, kalbiniz rehberiniz olsun.
Sevgi Paylaştıkça Artar
Kudret Uğurlu Eminsoy

Kudret Uğurlu Eminsoy

Emekli Binbaşı İlahiyatçı Öğretmen Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir