Meryem aleyhisselam nasıl hamile kaldı?

MERYEM ALEYHİSSELAM NASIL HAMİLE KALDI?

Allahu Teâla’nın peygamberlerini doğrulamak ve desteklemek için yarattığı, insanların benzerini getirmekten aciz kaldığı olağanüstü olaylara mucize denilir. Mucize ile insanlara Allah’ın delilleri gösterilir ve imana davet edilirler. Mucizeler karşısından kişi, ibret almalı ve Allah’ın yoluna girmelidir. Mucizeler üzerinde derin düşünmeli, araştırma ve incelemeler yapılarak ardında saklı hikmete erişmelidir. Çünkü mucizeler aynı zamanda ilmi gerçekliğe dayanır. İlme dayanmayan mucize ve yaratış yoktur. Her mucize, erişilebilirliği olan ilmi bir neticenin müjdecisidir. Çünkü Allah, âlimdir, çok lütufkârdır.

Bu düşünceden hareketle, Meryem aleyhisselam’ın hamile kalması ve İsa aleyhisselam’ın babasız olarak doğması mucizesini de ilimin ışığında ele almak gereklidir. Öncelikle bu konuda Kur’an ayetlerine bir göz atalım.

KURAN’DA MERYEM ALEYHİSSELAM’IN DURUMU

Tahrim, 12’de Allahu Teâla şöyle buyurmaktadır: “Ve namusunu koruyan İmran kızı Meryem’i de (misal verdi). Böylece biz de onun içine ruhumuzdan üfledik. Rabbinin sözlerini ve O’nun kitaplarını tasdik etti ve gönülden taate devam eden itaat edenlerden oldu.”

Bu ayetin Arapça okunuşunu da yazmak lazımdır ki içinde geçen “o” zamirleri çok anlamlıdır.

“Ve meryeme-bnete ‘imrâne-lletî ahsanet fercehâ fe nefaḣnâ fîhi min rûhinâ ve saddekat bikelimâti rabbihâ ve kutubihi ve kânet mine-lkânitîn(e)”

Ferceha ifadesinde geçen “o” zamiri “ha” dişil çekimlidir. Buna karşın aynı ayetin devamındaki fe nefaḣnâ fîhi ifadesindeki “o” zamiri “hi” ise eril (erkek) çekimlidir. Meryem aleyhisselam için hem erkek hem de dişi ifadelerin yan yana kullanılmış olması da bize, Meryem aleyhisselam’ın erkek ve dişi özelliklere sahip olduğunu göstermektedir.

Yine Ali imran, 37’de “…onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi…” ifadesi de bunu desteklemektedir. Çünkü bazı bitkiler hem erkek hem de dişi özellikleri birlikte bulundurmaktadır.

Şunu belirtmek gerekir ki diğer ayetlerden de Meryem aleyhisselam’ın bir kadın olduğuna dair net ifadeler bulunmaktadır. O halde tüm bu bilgilerin ışığında şu sonuca varabiliriz. Demek ki Meryem aleyhisselam kadın olmasına rağmen, içinde hem kadın hem de erkek üreme özellikleri barındırmaktadır ve bu özelliği ile başlı başına bir mucizedir.

İLME GÖRE MERYEM ALEYHİSSELAM’IN DURUMU

Bu aşamada ilme bakalım. Böyle özellikler acaba ilim de mevcut mudur? Evet mevcuttur. Bu özelliklere sahip canlıların olduğu hatta insanların da bulunduğu tespit edilmiştir. Bu tıbbi buluşlar, özellikle son 40 yıl içerisinde gelişmiştir. Biyolojideki ilerlemeler de hayvan ve bitkilerde bu tarz vakaların varlığını ortaya koymuştur.

Bunları 2 başlıkta incelemek mümkündür. Birincisi “Partenogenez” üreme yöntemi, diğeri de “Hermafrodit” üreme yöntemidir.

PARTENOGENEZ ÜREME YÖNTEMİ

Döllenmemiş yumurtanın gelişerek yeni bir bireyi meydana getirmesine partenogenez denir. Partenogenez; arılarda, karıncalarda, yaprak bitlerinde, su pirelerinde, bazı çekirgelerde, bazı kelebeklerde ve bazı kertenkele türlerinde görüldüğü gibi pek çok bitkide de görülmektedir.

ARILARDA PARTENOGENEZ

Arılarda görülen partenogenez yukarıdaki gibi özetlenir. Kraliçe arı önce yumurtalarını daha sonrada sperm kesesinde önceki çiftleşmesinden kalan spermleri peteklere bırakır. Eğer yumurta ile sperm döllenemezse, döllenmemiş yumurtalar mitoz bölünme geçirerek gelişmeye başlar. Bu olaya haploid gelişme denir. Haploid gelişen yumurta hücrelerinden n kromozomlu erkek arılar oluşur. N kromozomlu erkek arıların üreme hücresiyse mayoz bölünme ile oluşmaz; mitoz bölünme ile oluşur.

Yani olayı kısaca özetlersek yumurta hücresi mitoz bölünme geçirerek erkek arıyı, erkek arı da mitoz bölünme geçirerek sperm hücresi oluşturur.

Döllenmiş yumurtalar ise dişi arı olurlar ancak yumurta üretemezler. Eğer dişi arılar petekte bir zigotken arı sütüyle beslenirse kraliçe arı oluşur. Arılarda yalnızca kraliçe arı yumurta üretebilir.

PARTENOGENEZ İNSANLARDA OLABİLİR Mİ?

Parenogenez bir eşeyli üreme çeşidi olmasına karşın eşeyli üremenin bir çok koşulunu sağlamaz. İnsanda tek bir kromozomun bile haploid olarak kalıtlanması, fizyolojik ve patolojik bazı sendromların hatta bazen de lethal (öldürücü) özelliklerin ortaya çıkmasına neden olduğu için, partenogenez bir üreme bizler için söz konusu değildir. Bu konuda bazı çalışmalar yapılmış olmasına karşın, henüz başarılı bir sonuç alınamamıştır.

HERMAFRODİT ÜREME YÖNTEMİ

Kadınlarda iki tane yumurtalık (over) bulunur. Erkeklerde de iki tane testis vardır. Bazen bu normalin dışında, karma yumurtalıklar (ovetestis) bulunabilir. İşte bu şekilde hem over hem testise (ovotestise) sahip olanlara “Hermafrodit” veya “True Hemaphrodite” denir.

Bu kişiler genelde kadınlardır. Hermafrodizm çift cinsiyetlilik veya eşcinsellik demek değildir. Cinsel organlarının hem erkek hem kadın cinsel organı gibi görülmesine ise “ambigus genitalia” denir. Ambigus genitalia’sı bulunan hermafroditlerde en sık görülen ambigus bulgusu klitoris hipertrofisi (büyümesi)’dir. Büyümüş klitoris penis gibi görünebilir. Ancak “True Hemaphrodite” vakasında ise dış görüntü normal olup, farklılık içeride yumurtalıklar bölgesindedir. Gerçek hermafroditler de diğer insanlar gibi ya dişi ya da erkek olurlar. Yani erkek ise erkek, dişi ise dişi anatomisine sahiptirler. Ayrıca, ambigus genitalia’sı bulunsun veya bulunmasın dişi hermafroditlerin vajen, rahim ve tüpleri de çoğunlukla normaldir. Dişi hermafroditlerin önemli bir bölümü diğer dişiler gibi beklenen yaşlarda ergenliğe girer ve düzenli olarak adet görürler.  Bunların bir bölümü ise evlenerek gebe kalabilir ve doğum yapabilirler.

HERMAFRODİT VAKALARI VE YAPILAN DENEYLER

Nitekim son 40 yılda tıbbi literatürde rapor edilen 14 hermafrodit gebe vakası olmuş ve bu vakalarda toplam 26 gebelik bildirilmiştir. Bu 26 gebeliğin biri isteğe bağlı kürtajla sonlandırılmıştır. Ama diğerleri normal (vajinal) veya sezaryen doğumla sonuçlanmıştır. Neticede yirmiden fazla sağlıklı bebek doğuran hermafrodit gebe olmuştur. İlginç olan husus şudur ki kürtaj yapılan fetüs dâhil bu gebeliklerde doğan bebeklerin tümü erkekti. Yani gebe hermafroditler daima erkek bebek doğurmuşlardır.

Bu vakalar evlilikle olmuştur. Peki dişi hermafroditler evlenmeksizin kendi kendilerine yani otofertilizasyonla gebe kalabilirler mi? Tıbbi literatürde insan için rapor edilen böyle bir vaka henüz olmamıştır. Ama hermafrodit memeli hayvanlarda otofertilizasyon gebelikleri olmuştur.

1990 yılında Hollanda’da yapılan bir araştırmada 250 civarında hermafrodit tavşan müstakil odalara alınarak bir sezon boyunca takip edilmiş ve bunların 7 tanesi bir sonraki üreme döneminde kendi kendine (otofertilizasyonla) gebe kalmıştır. Ve neticede 7 sağlıklı tavşan doğmuştur. Bu durum otofertilizasyonun insanlarda da mümkün olduğunu gösterir. Çünkü insanlar da tavşanlar gibi memeliler grubundandır.

DEĞERLENDİRME

Tahrim, 12’de Meryem aleyhisselam için hem dişi hem de erkek zamir kullanılmıştır. Buradan onda dişilik ve erkeklik üreme dokularının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu hususu Ali İmran, 37’de bahsedilen “…onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi…” ifadesi de desteklemektedir. Böyle bir görüşün mevcudiyetini, günümüz biliminde de görmekteyiz. Allahu Teâla’nın yaratması ilim ile olduğuna göre mucize denilen yaratışlarının da ilimle olduğu aşikârdır. Bütün bunlar göz önüne alındığında Meryem aleyhisselam’ın gebeliğinin de muhtemelen böyle gerçekleşmiş olduğu düşünülebilir. Yukarıda bahsettiğim üreme yöntemlerinden görülen örnekleri de değerlendirdiğimde ve doğan çocukların hepsinin erkek olduğu da göz önüne alındığında “True Hemaphrodite” yönteminin daha doğru olacağını değerlendirmekteyim.

Sonuç olarak Meryem aleyhisselam’ın hem dişi hem de erkek üreme içyapısına sahip “True Hemaphrodite” olduğunu ve diğer tüm anatomisinin de dişi anatomisi olduğunu düşünüyorum. Mevcut bilgilerimiz hala kısıtlıdır ama eminim ki ilerleyen ilim bizlere gelecekte daha pek çok düşünce kapıları açacaktır. İçinde bulunulan çağın en güncel bilgileri ışığında, çağının aydını olan her Müslüman’ın görevi olduğu gibi ben de sadece düşünüyorum. Elbette ki her şeyin en doğrusunu Allah bilir.

Faydalanılan kaynaklar: Doç. Dr. Zeki Bayraktar, İstanbul Medipol Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji AD Öğretim Üyesi

Kudret Uğurlu Eminsoy

Yönetici

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir