Duhan Suresi

DUHAN SURESİ

Resmi Mushaf: 44 / İniş Sırası: 64 / Mekke’de inmiştir. 59 ayettir.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Ha, Mim

2. Apaçık Kitap’a andolsun

3. Şüphesiz ki biz onu, mübarek bir gecede indirdik. Muhakkak ki biz, bizdik uyarıcılar.

4. Hikmetli her iş, onda ( o gecede) ayrılır.

5. Katımızdan bir emir olarak. Muhakkak ki biz, bizdik gönderenler.

6. Rabbinden bir rahmet olarak. Şüphesiz ki O, hakkıyla işiten, her şeyi bilendir.

7. Göklerin ve yeryüzünün ve ikisi arasındakilerin Rabbi’dir. Eğer kesin bir bilgiyle iman edenlerseniz.

8. Hayat veren ve öldüren O’ndan başka ilah yoktur. Sizin de Rabbinizdir ve önceki babalarınızın da Rabbidir.

9. Hayır, aksine! Onlar şüphe içinde oynuyorlar.

10. Artık sen, göğün apaçık bir duman getireceği günü gözetle!

11. O insanları bürür / sarar. Bu acıklı bir azaptır.

12. “Rabbimiz, azabı bizden kaldır! Muhakkak ki biz Mü’minleriz.”

13. Onlara apaçık bir resul gelmiş olduğu halde, onlar için öğüt almak nerede?

14. Sonra ondan yüz çevirdiler ve dediler ki: “Öğretilmiş biridir, delidir.”

15. Şüphesiz biz, azabı biraz açarız / kaldırırız, şüphesiz siz, (eski halinize) tekrar dönersiniz.

16. O gün, büyük vuruşla, şiddetle vururuz. Muhakkak ki biz, intikam alanlarız.

17. Andolsun ki, onlardan önce Firavun’un kavmini de imtihan etmiştik ve onlara şerefli bir resul gelmişti.

18. “Allah’ın kullarını bana teslim edin. Gerçekten ben sizin için güvenilir bir resulüm” diyen.

19. Ve: “Allah’a karşı büyüklenmeyin! Şüphesiz ben, size apaçık bir delil getiriyorum.” diyen.

20. “Ve muhakkak ki ben, recm etmenizden / taşlayıp öldürmenizden benim de Rabbime ve sizin de Rabbinize sığındım.”

21. “Eğer bana iman etmediyseniz, o zaman benden uzaklaşın!”

22. Derken “Bunlar suç işleyenler kavmidir.” diye Rabbine dua etti.

23. “O halde kullarımı geceleyin yürüt! Muhakkak ki siz, takip edileceksiniz.”

24. “Denizi açık / sakin bir halde bırak! Şüphesiz ki onlar boğulacak bir ordudur.”

25. Onlar nice bahçeler ve pınarlar bıraktılar.

26. Ve ekinler ve değerli makamlar!

27. İçinde zevk ve sefa sürenler oldukları nimetler!

28. İşte böyle! Biz onları başka bir topluluğa miras bıraktık.

29. Gök ve yer onların üzerine ağlamadı ve onlar, mühlet verilenler de olmadı.

30. Andolsun ki biz İsrailoğullarını o aşağılayıcı azaptan kurtarmıştık.

31. Firavun’dan. Şüphesiz o, haddi aşanlardan bir büyüklenendi.

32. Andolsun ki biz onları bir ilim üzere alemlere üstün kıldık.

33. Ve onlara ayetlerden / mucizelerden, her birinde apaçık bir imtihan bulunan şeyler verdik.

34. Muhakkak ki şunlar, elbette derler ki:

35. “O ilk ölümümüzden başka bir şey değildir ve biz yeniden diriltilecek de değiliz.”

36. “Eğer doğru söyleyenlerseniz, o halde babalarımızı getirin!”

37. Onlar mı hayırlıdır yoksa Tubbe’ kavmi ve onlardan öncekiler mi? Biz onları helak ettik. Muhakkak ki onlar suçlulardı.

38. Biz göğü ve yeri ve bu ikisinin arasındakileri oyuncular olarak yaratmadık.

39. Biz o ikisini haktan başka bir şeyle yaratmadık. Fakat onların çoğu bilmezler.

40. Şüphesiz o ayırım günü, topluca onların buluşma vaktidir.

41. O gün bir dost bir dostu hiçbir şeyden müstağni kılamaz ve onlara yardım da edilmez.

42. Allah’ın rahmet ettiği kimse hariç. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, çok merhamet edendir.

43. Muhakkak ki zakkum ağacı,

44. Günahkârın yiyeceğidir.

45. Erimiş maden gibi. Karınlarda kaynar.

46. Sıcak suyun kaynaması gibi.

47. “Yakalayın onu! Hemen cehennemin ortasına sürükleyin onu!”

48. “Sonra başının üstüne kaynar su azabından dökün.”

49. “Tat bakalım! Şüphesiz sen, sen güçlüsün, şereflisin ya!?”

50. “Şüphesiz bu, hakkında şüpheye düştüğünüz şeydir.”

51. Şüphesiz takva sahipleri güvenli bir makamdadır.

52. Bahçelerde ve pınarlardadır.

53. Karşılıklı (oturarak) ince ipekten ve atlastan elbiseler giyerler.

54. İşte böyle ve onları iri gözlü hurilerle evlendirdik.

55. Orada güvende olarak, her türlü meyveyi isterler.

56. Orada ilk ölümden başka ölüm tatmazlar. Ve (Allah) onları cehennem azabından korumuştur.

57. Rabbinden bir lütuf olarak. İşte bu, büyük kurtuluştur.

58. Belki düşünüp öğüt alırlar diye şüphesiz onu (Kur’an’ı) senin dilinle kolaylaştırdık.

59. Öyleyse gözleyip bekle! Şüphesiz onlar da gözleyip bekleyenlerdir.

Kudret Uğurlu Eminsoy

Yönetici

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir