Mü’min Suresi

MÜ’MİN SURESİ

Resmi Mushaf: 40 / İniş Sırası: 60 / Mekke’de inmiştir. 85 ayettir.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

1. Ha, Mim

2. Kitab’ın indirilişi mutlak güç sahibi, hakkıyla bilen Allah’tandır.

3. Günâhı bağışlayan ve tevbeyi kabul eden, cezası şiddetli olan, lütuf sahibindendir. O’ndan başka ilâh yoktur. Dönüş O’nadır.

4. Allah’ın ayetleri hakkında inkâr edenlerden başkası mücadele etmez. Artık onların şehirlerde dolaşmaları seni yanıltmasın.

5. Onlardan önce Nuh kavmi ve onlardan sonraki fırkalar da yalanladı. Her ümmet peygamberlerini yakalamaya yeltendi. Hakkı ortadan kaldırmak için batıla dayanarak mücadele ettiler. Böylece ben de onları yakaladım. Cezalandırmam nasıldı?

6. Böylece Rabbinin inkâr edenler hakkındaki “Onlar ateş halkıdırlar.” sözü gerçekleşti.

7. Arş’ı taşıyanlar ve onun çevresindekiler, Rablerini hamd ile tesbih ederler ve O’na iman ederler ve iman edenler için mağfiret dilerler. “Rabbimiz! Rahmetle ve ilmen her şeyi kuşattın. Tevbe eden ve senin yoluna uyan kimseleri bağışla ve onları cehennem azabından koru!”

8. “Rabbimiz! Onları kendilerine vaadettiğin Adn cennetlerine sok ve babalarından ve eşlerinden ve soylarından salih olanları da! Şüphesiz sen mutlak güç sahibisin, hüküm ve hikmet sahibisin.”

9. “Onları kötülüklerden koru! O izin günü, kimi kötülüklerden korursan, ona rahmet etmişsindir. İşte bu, büyük kurtuluştur.”

10. Muhakkak ki inkâr edenler var ya, onlara da seslenilir ki: “Elbette Allah’ın öfkesi sizin kendi nefsinize olan öfkenizden daha büyüktür. Çünkü siz imana çağrılıyordunuz da inkâr ediyordunuz.”

11. Dediler ki: “Rabbimiz! Bizi iki kere öldürdün ve iki kere dirilttin. Artık günâhlarımızı itiraf ettik. Şimdi çıkışa bir yol var mı?”

12. “İşte bu sizin için! O sebepledir ki, Allah tek başına çağrıldığı (*) zaman inkâr ettiniz. Ona şirk koşulursa da iman edersiniz. Artık hüküm, çok yüce, çok büyük Allah’a aittir.”

(*) Müşrikler Allah yoktur demezlerdi. Allah ile birlikte O’nun dûnundan edindikleri putları O’na ortak koşarlardı. Kur’an’ın ana mesajı olan tevhit ile iman etmeye karşı çıkarlardı. Allah’a ortaklar, aracılar, şefaatçiler kılarlardı.Bunların bir kısmı önceden yaşamış topluma mal olmuş meşhur insanlar, bir kısmı ay, güneş, yıldızlar gibi gök cisimleri veya doğa olayları, bir kısmı da melekler, cinler, şeytanlar gibi görünmeyen yaratıklardı. Ayette belirtilen ifade “Hem Allah’a hem de Allah’tan başka edindiğiniz ilahlara, birlikte iman etmeyin, O’nu birleyerek, tek başına, yalnızca Allah’a iman edin!” demektir.

13. O ki size ayetlerini gösteriyor ve sizin için gökten rızık indiriyor. Yönelen kimseden başkası düşünüp öğüt almaz.

14. Kâfirler kötüleseler bile, siz dini yalnızca O’na mahsus kılan muhlisler olarak Allah’a dua edin!

15. Dereceleri yükselten, Arş’ın sahibi, buluşma günüyle uyarması için kullarından dilediğine emrinden olan Ruh’u indirir.

16. O gün onlar ortaya çıkanlardır. Onlardan olan hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz. Bugün hükümranlık kimindir? Tek ve mutlak üstünlük sahibi Allah’ındır.

17. Bugün her nefse kazandığı ile karşılığı verilir. Bugün zulüm yoktur. Şüphesiz Allah hesabı çabuk görendir.

18. Onları yaklaşan güne karşı uyar! O zaman kalpler tasalı bir halde boğazlara dayanır. Zalimler için şefkatli dost yoktur ve sözü dinlenir şefaatçi de yoktur.

19. O gözlerin hainliklerini ve göğüslerin gizlediklerini bilir.

20. Allah hak ile kaza eder / hükmeder. O’nun dûnundan taptıkları ise hiçbir şeye hükmedemezler. Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

21. Yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kuvvetce ve yeryüzündeki eserleri bakımından kendilerinden daha üstün idiler. Ama Allah onları günâhlarından dolayı yakaladı. Onları Allah’dan bir koruyan da olmadı.

22. İşte bu, resullerinin apaçık delillerle kendilerine gelmesi sonra da inkâr etmiş olmalarından dolayıdır. Bu yüzden Allah da onları yakaladı. Şüphesiz O, güçlüdür, cezası çok şiddetli olandır.

23. Andolsun ki biz Musa’yı ayetlerimizle / mucizelerimizle ve apaçık bir yetki ile gönderdik.

24. Firavun’a ve Haman’a ve Karun’a. Fakat dediler ki: “Sihirbaz, yalancı”

25. Böylece o, katımızdan hakkı / gerçeği kendilerine getirdiği zaman dediler ki: “Onunla birlikte iman edenlerin oğullarını öldürün ve onların kadınlarını sağ bırakın!” Oysa kâfirlerin hilesi delalette olmaktan başka bir şey değildir

26. Firavun dedi ki: “Bırakın beni! Musa’yı öldüreyim. O da Rabbini çağırıp dursun! Muhakkak ki ben, korkarım ki o, dininizi değiştirecek veya yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak.”

27. Musa dedi ki: “Muhakkak ki ben, hesap gününe inanmayan kibirlilerin hepsinden, benim de Rabbim ve sizin de Rabbiniz olana sığındım.”

28. İmanını, Firavun ailesinden gizleyen mü’min bir adam dedi ki: “ ‘Rabbim Allah’tır.’ diyen bir adamı öldürecek misiniz? Oysa size Rabbinizden apaçık deliller getirmiştir. Eğer yalancıysa, onun yalanı kendi aleyhinedir. Eğer doğru sözlüyse o zaman size vaadettiklerinin bir kısmı size isabet eder. Şüphesiz Allah aşırıya giden yalancı olan kimseyi doğru yola iletmez.”

29. “Ey kavmim! Bugün hükümranlık sizindir, bu toprakta hakim olanlarsınız. Fakat Allah’ın hışmı bize gelirse, bize kim yardım eder?” Firavun dedi ki: “Ben size gördüğümden başka bir şey göstermiyorum ve ben sizi doğru yoldan başkasına da iletmiyorum.”

30. İman eden kişi dedi ki: “Ey kavmim! Doğrusu ben, azaba uğramış o toplulukların (azap) gününün benzeri, sizin de üzerinizdedir diye korkuyorum.”

31. “Nuh kavminin ve Ad’ın ve Semud’un ve onlardan sonrakilerin durumu gibi. Allah kullar için zulüm istemez.”

32. “Ey kavmim! Doğrusu ben, o bağırış çağırış günü, sizin de üzerinizdedir diye korkuyorum.”

33. Arkanızı dönerek kaçıp gideceğiniz gün, sizi Allah’dan koruyan da olmaz. Allah kimi saptırırsa artık onun için hiçbir yol gösterici yoktur.

34. Andolsun ki Yusuf, önceden size apaçık deliller getirmişti. Onun getirdiklerinden de şüphe içinde olmaya devam etmiştiniz. Nihayet helak olunca / ölünce dediniz ki: “Allah bize, ondan sonra bir resul göndermeyecek.” İşte Allah aşırıya giden, şüpheci olan kimseyi böyle saptırır.

35. Kendilerine gelen açık bir delil olmaksızın, Allah’ın ayetleri hakkında tartışan / mücadele eden kimseler, Allah katında ve iman edenlerin yanında öfkeyi büyütür. İşte Allah her kibirli zorbanın kalbi üzerini böyle mühürler.

36. Firavun dedi ki: “Ey Hâmân! Benim için bir kule bina et! Belki ben, o yollara / sebeplere ulaşırım.”

37. “Göklerin yollarına / sebeplerine. Böylece Musa’nın ilâhına muttali olurum. Muhakkak ki ben onu yalancı sanıyorum.” İşte böyle, Firavun’a kötü işi süslü gösterildi ve yoldan alıkonuldu. Firavunun tuzağı hüsranda olmaktan başka bir şey değildir.

38. İman eden kişi dedi ki: “Ey kavmim! Bana uyun! Sizi doğru yola ileteyim.”

39. “Ey kavmim! Bu dünya hayatı ancak geçici bir faydalanmadır ve muhakkak ki ahiret, işte o kalınacak yurttur.”

40. “Kim bir kötülük işlerse, onun benzeri dışında bir şeyle karşılık verilmez ve kim de erkek veya kadın olsun, mü’min olduğu halde hayırlı bir iş yaparsa o takdirde işte onlar, cennete girerler ki orada hesapsızca rızıklandırılırlar.”

41. “Ey kavmim! Bana ne oluyor ki ben sizi kurtuluşa davet ediyorum, siz de beni ateşe davet ediyorsunuz.”

42. “Beni, Allah’ı inkâr etmeye ve hakkında ilim sahibi olmadığım şeyleri O’na ortak koşmaya çağırıyorsunuz. Ben ise sizi mutlak güç sahibine, çok bağışlayana çağırıyorum.”

43. “Şüphe yoktur ki, sizin beni kendisine çağırdığınız şey, dünyada ve ahirette bir davete sahip değildir ve dönüşümüz Allah’adır ve aşırı gidenler, işte onlar, ateş halkıdır.”

44. “Size söylemekte olduğum şeyleri yakında hatırlayacaksınız. İşimi Allah’a bırakıyorum. Şüphesiz Allah kullarını görendir.”

45. Sonunda Allah onu, kurdukları tuzakların kötülüklerinden korudu. Firavun ailesini de azabın en kötüsü kuşattı.

46. Ateş! Sabah ve akşam ona sunulurlar. Kıyametin koptuğu gün (denilir ki): “Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun!”

47. Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıflar büyüklük taslayanlara derler ki: “Doğrusu biz size uyanlardık. Şimdi, ateşten (bize düşen) payı bizden uzak tutacak olanlar siz misiniz?”

48. Büyüklük taslayanlar da dediler ki: “Biz hepimiz onun içindeyiz. Şüphesiz Allah kullar arasında hüküm vermiştir.”

49. Ateşte olanlar cehennemin bekçilerine dedi ki: “Rabbinize dua edin! Bir gün (de olsa) azabı, bizden hafifletsin.”

50. Onlar da dediler ki: “Resulleriniz size apaçık delillerle gelmiyorlar mıydı?” Dediler ki: “Evet.” Onlar da dediler ki: “Öyleyse siz dua edin!” Ancak inkar edenlerin duası dalalette / sapkınlıkta olmaktan başka bir şey değildir.

51. Şüphesiz biz resullerimize ve iman edenlere dünya hayatında ve şahitlerin duracakları günde elbette yardım ederiz.

52. O gün zalimlere mazeretleri yarar sağlamaz. Lanet onlaradır ve yurdun en kötüsü de onlaradır.

53. Andolsun ki Musa’ya Hidayeti verdik ve İsrailoğullarını Kitab’a varis kıldık.

54. Akıl ve gönül sahipleri için yol gösterici ve hatırlatıcı olarak

55. O halde sabret! Muhakkak ki Allah’ın vaadi gerçektir. Günahın için bağışlanma dile ve akşam ve sabah Rabbini hamd ile tesbih et!

56. Muhakkak ki kendilerine gelmiş açık bir delil / bir yetki olmaksızın, Allah’ın ayetleri hakkında mücadele edenler / tartışanlar var ya, onların göğüslerinde ulaşamayacak oldukları şeyin kibrinden başka bir şey yoktur. Artık sen Allah’a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

57. Elbette göklerin ve yerin yaratılması insanların yaratılmasından daha büyüktür. Fakat insanların çoğu bilmezler.

58. Kör ve gören eşit değildir. İman eden ve hayırlı işler yapan kimseler ve kötülük eden de (eşit) değildir. Ne az düşünüyorsunuz.

59. Muhakkak ki kıyamet saati elbette gelecektir, bunda şüphe yoktur. Ancak insanların çoğu iman etmezler.

60. Rabbiniz dedi ki: “Bana dua edin! Duanıza icabet edeyim. Bana kulluktan büyüklenenler, küçük düşürülmüş olarak cehenneme gireceklerdir.”

61. Allah, geceyi içinde dinlenirsiniz diye ve gündüzü de gösterici olarak sizin için yaratandır. Şüphesiz Allah, insanlara karşı elbette lütuf sahibidir. Fakat insanların çoğu şükretmezler.

62. İşte O, Allah’tır, Rabbinizdir, her şeyin yaratıcısıdır, O’ndan başka ilâh yoktur. O halde nasıl çevriliyorsunuz?

63. İşte Allah’ın ayetlerini bile bile inkar ediyor olanlar bunun gibi çevrilirler.

64. Allah ki sizin için yeri bir karargâh / bir yerleşim alanı ve göğü de bir bina kıldı ve sizi şekillendirdi de şekillerinizi güzel yaptı ve temiz şeylerle sizi rızıklandırdı. Alemlerin Rabbi olan Allah pek yücedir.

65. O diridir, O’ndan başka ilâh yoktur. Öyleyse dini yalnızca O’na mahsus kılan muhlisler olarak Allah’a dua edin! Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.

66. De ki: “Muhakkak ki ben, Rabbimden bana apaçık deliller geldiği zaman, sizin Allah’ın dûnundan / astlarından dua ettiklerinize kul olmaktan yasaklandım ve alemlerin Rabbine teslim olmakla emrolundum.”

67. O ki sizi topraktan yarattı. Sonra nutfeden, sonra alakadan, sonra da bebek olarak çıkarıyor ki sonra erginlik çağınıza ermeniz için, sonra yaşlılar olmanız için ki sizden kimi de önceden vefat ettirilir ve (bir de) belli bir süreye erişmeniz için. Umulur ki siz, akıl edersiniz.

68. O ki hayat verir ve öldürür. Bir işe kaza ettiği / hükmettiği zaman ona sadece “Ol!” der. Hemen olur.

69. Allah’ın ayetleri hakkında mücadele edenleri / tartışanları görmedin mi? Nasıl da döndürülüyorlar?

70. Onlar ki, Kitab’ı ve onunla resullerimize gönderdiğimiz şeyleri yalanladılar. Fakat onlar ilerde bilecekler.

71. O zaman, boyunlarında demir halkalar ve zincirler, sürüklenirler.

72. Kaynar suyun içinde. Sonra ateşte yakılırlar.

73. Sonra onlara denilir ki: “Ortak koşuyor olduğuklarınız nerede?”

74. “Allah’ın dûnundan.” Dediler ki: “Bizden saptılar / ayrıldılar. Hayır, zaten biz, önceden bir şeye hiç tapmıyormuşuz.” İşte Allah inkar edenleri böyle saptırır.

75. İşte bu, yeryüzünde haksız yere şımarıyor olmanızdan dolayıdır ve de böbürleniyor olmanızdan dolayıdır.

76. Onun içinde sürekli kalanlar olarak, cehennemin kapılarından girin! Kibirlenenlerin barınakları ne kadar da kötüdür!

77. Öyleyse sabret! Şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir. Onlara vaadettiklerimizin bazılarını sana göstersek de veya seni vefat ettirsek de zaten bize döndürülürler.

78. Andolsun senden önce de resuller gönderdik. Onlardan kimini sana anlattık ve onlardan kimini de sana anlatmadık. Allah’ın izni olmadan bir ayet / bir mucize getirmek bir resul için sözkonusu olmaz. Allah’ın emri geldiği zaman, hak ile kaza edilir / hükmedilir ve işte orada batıl yolda olanlar hüsrana uğrarlar.

79. Allah ki, kimine binersiniz ve kimini de yersiniz diye sizin için hayvanlar yarattı.

80. Sizin için onlarda menfaatler vardır. Onların üzerinde gönüllerinizdeki bir ihtiyaca ulaşmanız için. Onların üzerinde ve gemilerin üzerinde taşınırsınız.

81. O, size ayetlerini gösteriyor. Artık Allah’ın hangi ayetlerini inkâr ediyorsunuz?

82. Yeryüzünde dolaşmadılar mı? Sonra da kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Yeryüzünde, onlardan daha çok ve kuvvetçe ve eserleri bakımından daha üstün idiler. Fakat kazanmakta oldukları şeyler, kendileri hakkında fayda sağlamadı.

83.  Resulleri açık delillerle onlara geldiğinde, ilimden yanlarında olan şeyle sevinip şımardılar. Onunla alay ediyor oldukları şey, onları kuşatıverdi.

84. Hışmımızı gördükleri zaman dediler ki: “Allah’a, O’nun birliğine iman ettik ve O’na ortak koşanlar olduğumuz şeyleri inkar ettik.”

85. Hışmımızı gördükleri zaman ki imanları, onlara yarar sağlıyor olmadı. Allah’ın sünnetidir ki onun kulları hakkında uygulana gelmiştir ve inkâr edenler orada hüsrana uğramıştır.

Kudret Uğurlu Eminsoy

Yönetici

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir