Kevkeb ve Necm nedir? Aralarında fark var mı?

Kevkeb ve necm kelimeleri yaygın olarak yıldız anlamında kullanılmaktadır. Ancak Kuran’da kullanımı ise bu iki kelimenin farklı manalara geldiğini göstermektedir. Aslında sorun Türkçe’den kaynaklanmıştır. Eskilerde gök cisimlerinin hepsine Türkçede yıldız denilmekteydi. Sonradan her gök cisminin yıldız olmadığı ortaya çıkınca TDK bu ihtiyaca binaen “gezegen” kelimesini yürürlüğe koydu. Arapçada ise kelimeler bir kök yapıdan değişik benzetmeler yapılarak üretilmektedir. Bu kapsamda kevkeb ve necm kelimeleri de kök yapı üzerine benzetme yapılarak türetilmiştir.

Kevkeb kelimesi “parıldamak” anlamına gelen “kevkebe” fiilinden türemiş isimdir. “Necm” ise “görünmek, belirmek” anlamındaki “neceme”‘den türemiş isimdir. Örneğin çocukların dişlerinin ilk belirmesi ya da topraktan bir nebatın ilk belirmesi bu fiille ifade edilir. Yani gök cisimlerinin isimlendirilmesinde teknik olarak bir düşünceye gidilmemiş sadece gök cisimlerinin bu fiillere benzer hareket etmesi göz önüne alınmıştır. Yani yıldızlar ve gezegenler görünür, belirir, parlar, parıldar. Bu sebeple onlara bu isimler verilmiştir.

Ancak yıldız denildiğinde biliyoruz ki ışık kaynağı olan gök cisimleri kastedilir. Kendisi ışık kaynağı olmayan ancak bir yıldızın ışığını yansıtan gök cisimleri de gezegen olmaktadır. Örneğin ay kendinden bir ışığı olmayıp, ancak güneşin ışıklarını yansıtmaktadır. Diğer gezegenlerde böyledir. Eskilerde bu bilinmediğinden gezegenlere yıldız denilmekteydi. Venüs gezegenine Zühre yıldızı veya Çoban yıldızı ve Satürn gezegenine Zuhal yıldızı denmesi buna örnek olarak verilebilir.

Kelimelerin kök anlamlarına baktığımızda anlıyoruz ki Kur’an’da “kevkeb” kelimesi, parıldayan, parlayan, ışığı kendisinden olmayan gezegen dediğimiz gök cisimleri için kullanılmıştır. “Necm” kelimesi ise ışık kaynağı olan yıldızlar içindir. Kısaca söylersek Kevkeb kelimesi “gezegen” “Necm” kelimesi de “yıldız” demektir.

En’am suresi 76. ayette de bu konu çok net bir şekilde beyan ediliyor. Ayette İbrahim aleyhisselam gökyüzüne bakıp gözlem yaparken “kevkeben” olarak ifade edilen gök cisminin battığını, görünmez olduğunu fark ediyor. Buradan “kevkeben”‘in gezegen olduğunu anlıyoruz ki gezegenler yıldız gibi görünmelerine rağmen dünyaya yakınlıkları ve hareket halinde olmaları nedeniyle belirli periyotlarda ortaya çıkıp, kaybolmaktadır. Yıldızlar ise çok uzak olmaları nedeniyle sabit olarak görünmektedir. Ay ve Güneş ise ayrı bir kategoride değerlendirildiğinden onlarla ilgili gözlem ise 77 ve 78. ayetlerde beyan olunmaktadır. 

76. Üzerine gece bastırınca parıldayan bir gök cismi gördü. Dedi ki: “Bu Rabbimdir.” Batınca / görünmez olunca dedi ki: “Ben batanları / görünmez olanları sevmem.” 

Bu durumu mucizevi bir şekilde açıklayan değişik ayetlerde (Furkan, 25/61; Yunus, 10/5; Nuh, 71/16) Güneş’in sirac ve ziya, Ay’ın nur kılındığı beyan edilir. 

Siraç: Çıra, kandil, lamba gibi yakıtı kendinden olup etrafı aydınla­tan alete denir. Bu ayetlerde, Güneş’in bir yıldız olduğu ve ışığın kaynağının kendisinden olduğu açıkça ifade edilir.

Nur: Etrafa yayılıp eşyayı görmemize yardımcı olan ışık demektir. Kaynağı kendinden değil de başka bir cisimden alıp yansıttığı için Ay’a “nur”denilmiştir. 

Sonuç olarak kevkeb gezegen, necm ise yıldız anlamına gelir. Sevgi ışığınız, kalbiniz rehberiniz olsun. Kalın sağlıcakla.

Kudret Uğurlu Eminsoy

Yönetici

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir