Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır

Konu 34 Hadis 34: “Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır.” hakkında

فَالأَوَّلُ : عن أَبِي رُقيَّةَ تَميمِ بنِ أَوْس الدَّارِيِّ رضي اللَّه عنه أَنَّ النَّبِيَّ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم قَالَ: الدِّينُ النَّصِيحَةُ قُلْنَا : لِمَنْ قَالَ للَّه وَلِكِتَابِهِ ولِرسُولِهِ وَلأَئمَّةِ المُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ

“Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır.” Tirmizî, Radâ’, 11; İbn Mâce, Nikâh, 50; Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66 ; Müslim, Birr 149

Günümüzde kadına şiddet, neredeyse her gün gördüğümüz, duyduğumuz bir olay oldu. İnsanlarımızda sevgi, saygı, anlayış, merhamet gibi güzel ahlakın hasletleri yok denecek kadar azaldı.

Oysa ki güler yüzlü, tatlı dilli olmak varken, bunca düşmanca davranışın sebebi nedir? Böylesi hareketler Müslüman olan bir kişiye yakışır mı? Huzur içerisinde yaşamak dururken, mutsuzluğu tercih etmek de neyin nesi? Bunların aksine eşlerin birbirlerine karşı yardımsever bir tutum içerisinde olması, sevgi, saygı ve güven duyguları içerisinde canı gönülden kucaklaşmaları ve zaten zor olan hayatın güçlüklerine birlikte göğüs germeleri ne kadar da güzel olur. Eşler karşılıklı olarak birbirlerine maddi veya manevi eziyet etmemelidir. Sakin bir şekilde geçimli olmalıdır.

Hanımına iyi davranmak, ona karşı güleryüzlü ve hoşgörülü olmak demektir. Onun insan olmasından kaynaklanan kusurlarını görmezden gelmeli veya tatlı dil ile ona nasihat edip dinimizin güzel ahlakına yönelmesine yardımcı olmalıdır. Elbette ki tüm bunları yaparken de sabırla eğitimini tamamlamasını beklemelidir. Zira bir insanın huyunu değiştirmesi çok zordur ve zaman alır. Buna benzer bir durumda olan kendimiz olsaydık, karşımızdaki nasihatçiden beklediğimiz zaman ve anlayışı, aynı şekilde eşimize de vermemiz lazımdır. Kusur sadece kadınlarda olmaz. Kusur eşlerden kimdeyse fark etmez. Karşılıklı sevgiyle ve yumuşaklıkla konuşarak mesele halledilmelidir.

Eşler birbirlerinin bazı huylarını beğenmiyor olabilirler. Yine de geçimli olmak lazımdır. Eşinin beğenmediği huylarının yanında güzel huyları da vardır. Bir bardak yarım doluysa, “Bardağın yarısı boş.” Dememelidir, “ Bardağın yarısı dolu.” demelidir.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ يَحِلُّ لَكُمْ أَن تَرِثُواْ النِّسَاء كَرْهًا وَلاَ تَعْضُلُوهُنَّ لِتَذْهَبُواْ بِبَعْضِ مَا آتَيْتُمُوهُنَّ إِلاَّ أَن يَأْتِينَ بِفَاحِشَةٍ مُّبَيِّنَةٍ وَعَاشِرُوهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ فَإِن كَرِهْتُمُوهُنَّ فَعَسَى أَن تَكْرَهُواْ شَيْئًا وَيَجْعَلَ اللّهُ فِيهِ خَيْرًا كَثِيرًا

“Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helâl değildir. Açık bir hayâsızlık yapmış olmaları dışında, kendilerine verdiklerinizin bir kısmını onlardan geri almak için onları sıkıştırmayın. Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur.” Nisâ, 19

 “Bir mü’min erkek, bir mü’min kadına buğzetmesin. Çünkü onun bir huyunu beğenmezse başka bir huyunu beğenir.” Müslim, Radâ’ 61, hadis no: 1469; Müsned II, 329

Hayırlı bir kadın, bir erkek için hem dünya hem de ahiret nimetidir. Hayırlı bir erkek de, bir kadın için hem dünya hem de ahiret nimetidir. Eşler birbirlerinin cenneti kazandıran vesileleridir. Onlar birbirlerinin, her türlü nefsani arzularını helal yoldan tatmin ettikleri, dünya hayatının geçim zorluklarını birlikte aştıkları, en yakın dostu, en güvenilir arkadaşıdırlar.

“Mümin, Allah korkusundan ve O’na itaatten sonra, iyi bir kadından yararlandığı kadar hiçbir şeyden yararlanmamıştır. Çünkü ona emretse sözünü dinler, yüzüne baksa kendisini sevindirir, üzerine yemin etse, yeminini doğru çıkarır, başka tarafa gitse, kendisinin bulunmadığı sırada namusunu ve malını korur.” İbn Mac’e, Nikâh, 5

Bir kadın evinde kulluk görevlerini yerine getirir, kocasıyla güzelce geçinir, eline, diline, beline sahip olur da kocasına samimi arkadaşlık ederse o ne güzel bir insandır. O ki Rabbinin rızasını kazanır ve cennete girer. “Yuvayı dişi kuş yapar.” derler. O halde kadın hem evinin, hem de kocasının sessiz ve gizli yöneticisi olmalı ve ailesini her türlü maddi ve manevi zarardan korumalıdır.

“Kadın, beş vakit namazını kılar, bir aylık orucunu tutar, namusunu korur ve kocasına itaat ederse ona: ‘Hangi kapıdan dilersen oradan cennete gir’ denilir.” Ahmed bin Hanbel, I/191

Allahu Tealâ, Kur’an-ı Kerim Nisa suresinin 4.ayetinde “Onlarla iyi geçinin.” diye buyurmaktadır. İyi geçinmek güzel ve tatlı söz söylemek, kibar ve nâzik davranmak demektir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’de bizzat davranışlarıyla bunu ortaya koymuş ve ailesine en iyi davranan bir kişi olarak bizlere örnek olmuştur. Çünkü o insanların en hayırlısıdır.

Kadınlara iyi davrananlar hayırlı kişilerdir. Zaman zaman hocalarımız “Evde kedi gibi, dışarıda da aslan gibi ol!” diye nasihat ederlerdi. Dışarıda aslan gibi ol demek insanlara karşı zalim ol demek değildir. Rızkının peşinde koş, işinde gücünde çalışkan ol, Allah’ın yolunda da gayretli ol demektir. Evde de kedi gibi olmak demekse idare etmekten aciz, sessiz bir zavallı olmak demek değildir. Eşinin her şeyine kızma, onu güzelce idare et, bazı söz ve davranışlarına karşı sessiz ol, dini emret ve yapılmasını iste ve evinin rızkını temin et ama rızkın Allah’tan olduğunu da unutma demektir.

Elbette ki erkek ve kadınlar insanlıkta eşittirler. Kim takva sahibiyse üstün olan odur. Eşler cinsiyet olarak birbirlerinden üstün veya aşağı değildir. İki tarafta evvel insan olmalı ve önce Rabbine kul sonra da kendilerine arkadaş olmalıdır. Bu kapsamda Allahu Teala, erkekle kadını yaratışını Kur’ân-ı Kerîm şöyle anlatmaktadır:

يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُواْ رَبَّكُمُ الَّذِي خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالاً كَثِيرًا وَنِسَاء وَاتَّقُواْ اللّهَ الَّذِي تَسَاءلُونَ بِهِ وَالأَرْحَامَ إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيبًا

“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadın (meydana getirip) yayan Rabbinize karşı gelmekten sakının. Kendisi adına birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah’a karşı gelmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının. Şüphesiz Allah, üzerinizde bir gözetleyicidir.” Nisâ, 1

Dövmekle sövmekle ne kadın, ne de başka birisi yola getirilmez. Aksine arsızlaşırlar. Dayak korkusundan belki ilk etapta söz dinlermiş gibi görünürler ama sonrasında da ilk fırsatta asileşirler. Şiddet yerine kalbe ve akla hitap eden bir yaklaşım sergilenirse gerçekten hayırlı bir sonuç elde edilebilir. Ne demişler “Tatlı dil, yılanı deliğinden çıkarır.” Elbette ki yapılmasını arzu ettiğimiz şeyler de dini maksatlı olmalı ve ahirete dönük işlerde emirler verilmelidir. Dünyevi işler için hiddet göstermek yanlıştır. Ancak ahiret işlerinde, Allah’ın emir ve yasaklarında emredici olmak lazımdır. Çünkü, Allahu Teâlâ, eşlerin ve arkadaşların birbirlerini uhrevi işlerde korumalarını tavsiye etmiştir.

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا قُوا أَنفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَارًا وَقُودُهَا النَّاسُ وَالْحِجَارَةُ عَلَيْهَا مَلَائِكَةٌ غِلَاظٌ شِدَادٌ لَا يَعْصُونَ اللَّهَ مَا أَمَرَهُمْ وَيَفْعَلُونَ مَا يُؤْمَرُونَ

“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun. O ateşin başında gayet katı, çetin, Allah’ın kendilerine verdiği emirlere karşı gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır.” Tahrim, 6

Aişe validemiz radıyallahu anha’dan gelen bir rivayete göre, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hayatı boyunca hiçbir hizmetçisini dövmemiş, hiçbir hanımına tokat atmamış, hiçbir kimseye eliyle vurmamıştır. İbni Mâce, Nikâh 51

Büyüklerimiz “Kusursuz dost arayan dostsuz kalır.” demişlerdir. Öyleyse dostumuzda kusur aramamalı ve eğer Allah’ın emir ve yasaklarına aykırı değilse sadece nefsimizden dolayı emredici olmamalı ve kusurlarını da görmezlikten gelmeliyiz. Nihayet “Her gülün bir dikeni olur.” derler de dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü görmemek yanlış olur. Çünkü hatasız kul olmaz. Hatasızlık ancak Allah Teâlâ’ya mahsustur. En ufacık meseleleri büyütmek, kendi hatalarını görmemek eşler arasında kavgalara sebebiyet verecektir. Bu sebeple iğneyi önce kendisine, çuvaldızı sonra ele batırmak lazımdır. Eşler arasında en güzel geçim metodu susmaktır. Her iki tarafta bağırırsa kavga çıkar ama birisi bağırırken diğeri susarsa sükunet olur ve az sonra bağıran taraf hatasını anlar da gelir özür diler. “Ben haklıyım.” diye düşünerek konuşmamalı ve insaflı olup, gerçek niyetin Hakkın doğruluğu olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır. Mühüm olan kimin haklı olduğu değildir, mühim olan Hakkın bulunmasıdır. Hakkı bulansa İslâm olur ve ortam barış ile dolar. Barış da sevgi ve huzur getirir. Ne güzel o İslâm olup da barış içinde sevgiyle yaşayan çiftlere! İşte onlar hakikate erenlerdir ve kurtuluşa kavuşanlardır.

Her ne kadar durum böyle de olsa muhakkak ki her toplumun bir emiri olduğu gibi, ailenin de bir emiri yani reisi olmalıdır ki son karar merciî olarak karışıklıklarda çözüm bulunsun. İşte ailenin reisi olarak erkek tayin edilmiştir. Bu kapsamda da kadının erkeğe ve çocukların da babaya itaat etmeleri şarttır. Elbette ki babaya da adaletli olmak ve Allah’ın emirleri doğrultusunda kararlar almak lazımdır. Ailesini korumaktan ve onların rızkını temin etmekten sorumludur.

الرِّجَالُ قَوَّامُونَ عَلَى النِّسَاء بِمَا فَضَّلَ اللّهُ بَعْضَهُمْ عَلَى بَعْضٍ وَبِمَا أَنفَقُواْ مِنْ أَمْوَالِهِمْ فَالصَّالِحَاتُ قَانِتَاتٌ حَافِظَاتٌ لِّلْغَيْبِ بِمَا حَفِظَ اللّهُ وَاللاَّتِي تَخَافُونَ نُشُوزَهُنَّ فَعِظُوهُنَّ وَاهْجُرُوهُنَّ فِي الْمَضَاجِعِ وَاضْرِبُوهُنَّ فَإِنْ أَطَعْنَكُمْ فَلاَ تَبْغُواْ عَلَيْهِنَّ سَبِيلاً إِنَّ اللّهَ كَانَ عَلِيًّا كَبِيرًا

“Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün. Eğer itaat ederlerse, artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah, çok yücedir, çok büyüktür.” Nisa, 34

Müslümanlığın en önemli şartı muhakkak ki Allah’ın emir ve yasaklarına boyun eğmektir. Kadın da Allah’ın emrine boyun eğerek, kocasına itaat eder.

Yazımızı Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bir hadisi ile bitirelim. Sağlıcakla kalın. Resulullah ışığınız, Kur’an rehberiniz olsun.

İbni Ömer radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Hepiniz çobansınız. Hepiniz güttüğünüz sürüden sorumlusunuz. Âmir memurlarının çobanıdır. Erkek ailesinin çobanıdır. Kadın da evinin ve çocuğunun çobanıdır. Netice itibariyle hepiniz çobansınız ve hepiniz idâre ettiklerinizden sorumlusunuz.”  Buhârî, Cum`a 11, İstikrâz 20, İtk 17, 19, Vesâyâ 9, Nikâh 81, 90, Ahkâm 1; Müslim, İmâre 20. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, İmâre 1, 13; Tirmizî, Cihâd 27

Kudret Uğurlu Eminsoy

Yönetici

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.