Selamlaşmak

Konu 7 Hadis 7: Selamlaşmak hakkında

حَدَّثَنَا هَنَّادٌ حَدَّثَنَا أَبُومُعَاوِيَّةَ عَنْ اﻻ عْمَشِ عَنْ أَبِي صَالِحٍ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ قَالَ  رَسُولَ اللهِ صلَّى اللهُ عَلَيْهِ وسلَّمَ : وَالَّذِي نَفْسِي بِيَدِهِ ﻻ تَدْخُلُوا الجَنَّتَ حَتَّى تُؤْمِنُوا وَ ﻻ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَبُّوا أَ ﻻ أَذُلُّكُمْ عَلَى أَمْرٍ إِذَا أَنْتُمْ فَعَلْتُمُوهُ تَحَابَيْتُمْ أَفْشُوا السَّلَامَ بَيْنَكُمْ

Bize Hennad rivayet etti. Bize Ebu Muaviye, El A’meş’ten, o da Ebi Salih’ten, o da Ebi Hureyre’den rivayet etti. Dedi ki: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem dedi ki: “Canım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, iman etmeden cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmeden de iman etmiş olmazsınız. Size yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir işi göstereyim mi? Selamı aranızda yaygınlaştırınız.” Tirmizi, Sosyal hayattaki edep kuralları, 43, (2688)

Bir âyet-i kerîmede Allah Teâlâ, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e şöyle demesini emretmektedir: “Ayetlerimize inananlar sana geldiğinde onlara de ki: “Sizin üzerinize selam olsun!” En’âm suresi, 6:54

 Selam, Allah’ın isimlerindendir. “Es Selâmu aleykum” demek “Allah’ın selamı üzerine olsun!” demektir. Selam salim olmak, her türlü kötülükten uzak olarak, kendini emin hissetmek, selamette bulunmak anlamlarını içerir. Selâm emir halinde bulunduğu için de bu manalarda karşı tarafa dua etmek olur. Böylece karşılıklı dualaşmış olunur.

Selâm vermek sünnettir. Ancak selâm almak farzdır. Bu nedenle bize verilmiş bir selamı almak çok önemlidir. Kim olursa olsun, arada bir husumet bile olsa, eğer bir selam verilmişse muhakkak selamına icabet edilmelidir. Selamlaşmak bir barış çağrısıdır. Bu vesile ile ve Allah’ın izniyle barış olur da gönüller huzur bulur.

Selâm bir tanışma vasıtasıdır. Bilinmeyen bir yerde, kişinin kendisini tanıtmasına aracı olur. Selâm ile “Ey ahali, ben bir Müslümanım. Benden size bir fenalık dokunmaz. Size Allah’ın adıyla bir selam, bir barış getirdim. Benim elimden ve dilimden size zarar gelmez.” denilmektedir. Karşı tarafta gelenin hemen bir Müslüman olduğunu anlar ve “Mü’min mü’minin kardeşidir.” hadisi gereği selam veren kimseyi bağrına basar. Demek ki selâm Müslümanlığın bir şiarıdır. Müslümanları belli eden sözlü bir işaret, güzel bir alamettir.

Selamlaşmak şöyle yapılır. Selam verecek kişi “Es-Selamu aleykum.” der. Selamı alacak kişi de “Ve aleykumu’s-Selam.” diye karşılık verir. Bu lafızlar elif lamsız da söylenebilir. Şöyle ki: “Selâmun aleykum” ve “Aleykum selam.” Selâm kelimesinin sonuna “ve rahmetullahi” veya “ve rahmetullahi ve berekâtuhu” eklenebilir. Sadece “selam” denmez. Denilirse günah olmaz ama bir simge haline gelmiş selâmın genel söyleniş kalıbı bozulmuş olur. Ayrıca günümüzde din karşıtı bazı kesimlerin kullandığı selamlaşmaya benzemesinden dolayı da mahsurludur.

Müminlerin birbirleriyle karşılaştıklarında ve birbirlerinden ayrıldıklarında karşılıklı selamlaşmaları sünnettir. Selamlaşmak, bir sünneti yerine getirerek sevap kazanılmasına vesiledir. Elbette ki selâm, müminler arasındaki muhabbeti de artırır.

Bir zaman Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e, İslam’ın hangi ameli daha hayırlıdır diye sorulduğunda o da buyuruyor ki: “Yemek yedirmen, tanıdığına ve tanımadığın herkese selam vermendir.” Buhârî, Edebu’l-Müfred, 1013

Hele hele maddeleşen günümüzde, insanların robotlaşmış olarak yaşıyor oldukları hayatta, selamlaşmanın önemini söylemeye dahi hacet yoktur. Yoktur ama şeytan da boş durmuyor. Toplumda selamlaşmak sünnetinin yavaş yavaş ortadan kalktığı görülüyor. Tüm bu batıl gayretlere rağmen yine de Müslümanların, selâmlaşmayı toplumda yaymak için mücedele etmesi görevidir.

İşinden dönen bir koca, eşine selam vererek evine girmeli, eşi de onun selamını güleryüzle almalıdır. Yaşlılar gençlere selam vererek onların da selam vermeyi öğrenmesini sağlamalıdır. Modern olmak adına kültürümüzün bir parçası olan selam verme şeklinden asla vazgeçilmemelidir.

Sohbet meclisine sonradan gelen kişi eğer ders başlamışsa içeri girerken selam vermez. Hamamda veya tuvalette hacetini gidermekte olan kişiye selam verilmez. Binekteki yayaya, yürüyen oturana selam verir. Eve girerken evde kimse olmasa dahi, sağ ayakla içeri girerken melekler düşünülerek selam verilir.

Elbette ki selamın en güzeli de Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e verilen selamdır. Hayatında bir kez Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e selam vermek farzdır. (Vaciptir diyenler de oldu.) Bir mecliste ismi ilk anıldığında selam vermek vacip ve ismin her duyulmasında selam vermek ise sahabe sünnetidir ve müstehaptır. Salavat getirmenin içerisinde selam vermekte bulunmaktadır. Allahu Tealâ bu konu da şöyle buyuruyor:

“Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin ve içtenlikle selâm edin.” Ahzab, 7/56

Salavat getirmenin kademeleri vardır. Bunları belirtirsek sanırım ayet tam olarak anlaşılmış olacaktır. Aslında ayet gayet açıktır ama o dönemlerde kullanılan salavat kelimesinin günümüzde anlam değişikliğine uğramasından veya Arapça bilgimizin yetersiz olmasından dolayı anlayışımız yeterli olmamaktadır.

Şöyle ki Allah ve melekleri Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e nasıl salavat getirmektedir? Peki bizler nasıl salavat getireceğiz? Bunun şekilselliği nasıl olacak?

Öncelikle belirtelim ki salavat, salat’ın çoğuludur. Kelime olarak dua etmek, namaz kılmak ve destek olmak anlamlarına gelir. Sellim kelimesi ise islam olmak, selam vermek, teslim olmak demektir. Kur’an-ı Kerim’de bunların hepsi kullanılmaktadır. Bu ayette de salavat kelimesi destek olmak, sellim ise teslim olmak manasına gelmektedir. Öyleyse ayet şu şekilde meal edilebilir:

“Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e destek oluyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona destek olun ve tam bir teslimiyetle teslim olun!” Ahzab, 7/56

Böylece mesele anlaşılmış oldu. Diğer anlamı olan dua etmek ve selam vermek anlamlarında kullandığımızda da Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e dua etmemiz ve selam vermemiz gerekmektedir. Bu kapsamda orta yolu bulmak rahatlatıcı olacaktır. Şöyle ki:

Elinden gelen eliyle, dilinden gelen diliyle, kalbinden gelen kalbiyle  Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e destek olur. Bu onların salavatıdır. El ile destek bilfiil müdahale olup devlet emriyle yapılan askeri veya adli müdahalelerdir. El ile kapsamına maddi destek de girer. Kişilerin maddi yardımlar ile bu yolda mücadele edenlere yardımetmesi, onların salavatıdır. Dil ile destek alimlerin, öğretmenlerin tebliğ görevleridir. Yazı ile, söz ile kişilere dini anlatmak, hayırlı ilimler öğretmek de bunların salavatıdır. Kalp ile destek olmak ise bunlara güç yetiremeyen yaşlı, hasta ve fakir kimseler içindir ki bunlar dua ederler. İşte bu duaları da bunların salavatıdır. Zaten tesbihle çekilen bazı salavatlara baktığımızda içeriğinin dua olduğunu görüyoruz.

Ancak gücü yetenlerin köşe bucaklarda miskin miskin oturup, eline tesbih alıp, manasını dahi bilmediği, Arapça yazılmış bazı duaları, binlerce kere, saatlerce tesbih etmesi tevhit dini olan İslâm’ın tebliğ esaslarına ne kadar da ters olduğunu anlamak için alim olmaya da gerek yok, öğle değil mi? Beyninizi ve kalbinizi kimsenin uyuşturmasına izin vermeyin! İslâm akıl, düşünce dinidir. İlim dinidir. İslâm aydınlıktır. İslâm gündüzdür. İslâm şeffaftır. O halde eğer ilim yolunda emek veriyorsan, Allah rızası için infak ediyorsan, Allah yolunda cihat ediyorsan, tebliğ yolunda nice zorluklara rağmen, bir hanif, bir Müslüman olarak, tevhit inançını yaymak için uğraşıyorsan, yaşadığın çağın tağutlarına karşı fikren, zikren, kalben buğuz ediyorsan sen salavat getiriyorsun demektir.

Bunları söylerken sahabelerden radıyallahu anhum bize ulaşan, salavat (dua manasına) ve selam içeren duaları biz de etmeyelim demek istemiyorum. Anlamlarını bilerek ve içtenlikle başta Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem olmak üzere geçmişte yaşamış ve günümüzde yaşayan tüm Müslümanlara dua etmek bir vefa borcudur. O halde hem destek olalım hem de dua edelim. Çünkü ikisini birbirinden ayırmak, kuşu tek kanatlı bırakmaya benzer ki o zaman kuş nasıl uçar? Sağlıcakla kalın.

Sevgi ışığınız, kalbiniz rehberiniz olsun.

Kudret Uğurlu Eminsoy

Yönetici

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir