Maltepe Escort alanya Escort kartal Escort Maltepe Escort manavgat Escort Hasret Yıldızı – kudretuğurlueminsoy

Hasret Yıldızı

HASRET YILDIZI

Gökyüzünde kendince parlayan bir yıldız varmış. Öylece yaşıyor ve uçsuz bucaksız göklerde deli divane gibi dolaşıyormuş. İçi öfke ve huzursuzluk doluymuş. Ne verilse bir türlü tatmin olamıyormuş. Sevmek, sevilmek, mutlu olmak istiyormuş ama bir türlü aradığını bulamıyormuş. Kalbi o kadar karışıkmış ki her önüne çıkanı, beklediği sanıp ona sımsıkı sarılıyormuş. Aradığı sevgilinin o olmadığını anlayınca hayal kırıklığı içinde ama pes etmeden yoluna devam ediyormuş. Günler günleri, aylar ayları birer birer kovalarken, oda karanlık boşlukta öylece aranıp durmuş.

Meğer her gördüğümü sen sanmışım, sen sanıp da boş hayallere kanmışım.

Günlerden bir gün, nihayet aradığı sevgiliyi görmüş. İşte orada, kalbinin her köşesini aydınlatan o nur, öylece karşısında duruyormuş. Olduğu yerde mıhlanıp kalmış. Elleri ayakları kilitlenmiş. Söz söyleyemez olmuş. Nurun aydınlığında kalbi felç geçiriyormuş. Böyle bir güzellik beklediğinden de fazlaymış. O, dünyanın etrafında dans eden Ay imiş.

O nur kendi yörüngesinde nazlı nazlı seyrediyor, şekilden şekle giriyormuş. Her hali güzelmiş. Bazen mehtap olup nuru ile göz kamaştırıyor, bazen de inceldikçe inceliyor sonra kaybolup tekrar geri geliyormuş. Evrenin esrarlı şarkısı eşliğinde, gökyüzündeki gizemli dansına devam ediyormuş.

Aşk, nur silahı ile öyle bir vurmuş ki yıldıza, ne yapacağını bilemez halde ayın çevresinde dolaşmaya başlamış. Âşık yıldız, güzelliğin en nazik halini ruhu ile izlemeye başlamış. Kendinden öyle geçmiş ki, ondan başka bir şey düşünemez olmuş. Her neyi varsa bırakıp Onun peşine düşmüş. Ne yazık ki yıldız, aşkın en hileli oyununa geldiğini bilmiyor, en acımasız kahkahaları duymuyormuş. Güzeller güzeli ay, gezgin yıldıza bakmıyormuş bile. Çünkü O, dünyanın elindeymiş.

Âşık Yıldız, aşk acılarının verdiği anlaşılmaz tadı, kalbinin derinliklerinde hissetmesine rağmen sevdiğine yaklaşıp aşkını dillendirmiş. Ay hiç cevap vermeden öylece ona bakmış. Gökkuşağı gözlerinden ıslak, pembe hüzün incileri süzülmeye başlamış. Sonra âşık yıldızın gönlüne, gitmenin en korkunç tohumlarını ekerek gözden kaybolmuş.

Yıldız yılmamış. Ay her mehtap halindeyken ona yaklaşıp elini uzatmış. O ise hüzün rengi gözlerinde, mahremi cilve ile uzaklaşmış. Yıldızın aşkından yerler sarsılıyor, gökler yarılıyor, her şey yıkılıyormuş. Bir gün Yıldız demiş ki:

“-Ey aradığım Sevgili! Bir sen varsın artık gönlümde, senden başkasını ardımda bıraktım. Seni aşkların en güzeliyle severken neden benden kaçıyorsun? Anlamaz mısın gönlümdeki bu aşkı, duyguları, nuru mehtabının gönlümde çıkardığı yangınları? ”

Nihayet Ay cevap vermiş:

“-Beni sevdiğini görmediğimi sanma. Ben de seni sevdim ama görmez misin dünyayı bırakamam.”

Âşık yıldız işte o zaman, ayrılığın ne yaman bir acı olduğunu anlamış. Aradığını bulmuş bulmasına ama bu ayrılık da neyin nesiymiş? Bir türlü anlayamamış. Garip olan ise, ayrılık gönlüne ne kadar acı verse bile aşkın gönlündeki ince hastalığı, bir o kadar da ona zevk veriyormuş. ”Aşk her şeye değer.” diye düşünmüş. Çok iyi anlamış ki ayrılık, aşkın yazgısındandır. Âşıklara düşense ayrılığın gizeminde vuslata ermektir.

Kavuşan etini, kendin diye hayal ederken, sen kendini kavuştun mu zannedersin?

Bir Ömür süreni, aşk diye hayal ederken, kendini bulamadan aşığım nasıl dersin?

Yıldız çaresiz kabullenmiş acı gerçeği ve susmuş. Boynunu bükmüş ve ne yapacağını bilemez haldeyken, dünya gülerek seslenmiş yıldıza:

“-Ey zavallı! Boşa dolaşırsın buralarda. Görmez misin? Ay benim tutsağımdır.”

“-Onu senin elinden kurtaracağım. Korkmuyorum senden.” Bunun üzerine dünya kahkaha atarak şöyle demiş:

“-Korkmuyorsun öyle mi? Gözün o kadar kör olmuş ki gördüğün nuru, aradığın zannediyorsun. Görmez misin onun kalbi taştır? Ben onu öyle bir çekerim ki benden kopamaz.” Yıldız gürleyerek cevap vermiş:

“-Sen aradığımı nereden bileceksin? Nuru aşkı tutsak ettiğini söylüyorsun. Asıl zavallı sensin. Hiç aşk esir edilebilir mi?” Dünya kıs kıs gülerek:

“-Sen ondaki nuru aşk mı sandın? Sen nasıl aydaki nuru, aşk sandıysan, o da bende ki nuru aşk sandı. Bana, Dünyaya köle oldu.”

Yıldız hayretler içinde dünyanın sözlerini anlamaya çalışırken kalbi, hasret ateşinin en derinlerinde aşk diye inliyormuş. O nur öyle gözünü kör etmiş ki ondan başka bir şey göremiyormuş. Ay’a seslenmiş:

“-Ey aradığım sevgili! Hasretine karşılık nefsimi sana sunuyorum. Kabul eder misin?”

“-Beni böylesine niye seversin, ey aşk arayıcısı?”

“-Nurundan gözlerimi alamıyorum.”

“-Var git yoluna! Senin aradığın aşk bende değil. Sendeki aşka ben layık değilim. Onu sahibine teslim et. Ben dünyanın kölesiyim. Seninle gelemem.”

Yıldızın şaşkın bakışları arasında kendisini dünyaya bir kez daha teslim edivermiş. O anda ne yapacağını bilemeyen âşık yıldızın aklı başından gidivermiş ve çaresizce, düşünmeden o da nefsini, sevdiğinin peşi sıra hasret ateşine ikram edivermiş.

Böylece dünyaya rağmen, gökyüzünde bir aşk masalı başlamış. Gökyüzünde güneye doğru baktığında, ayın etrafında dolaşan parlak bir yıldız görürsün. Ayın çevresinde bıkmadan usanmadan dolaşır. Ay en nurani halini alınca en yakınındadır. Ay kaybolunca o da kaybolur. Bir türlü bir araya gelemezler. Gönül gözü ile bakanlar gökyüzündeki aşk dansını seyrederler. Sen bu yıldıza çoban yıldızı dersin. Aşk dünyasında ise o yıldıza, hasret yıldızı derler.

Kudret Uğurlu Eminsoy

Yönetici

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.