Bir yağmurun sesi vardı, bir de ağlayan sabahın

Bir yağmurun sesi vardı, bir de ağlayan sabahın

Genç kadın: -“Sensiz bir hayat yaşamak mı? Hayır, hayır, sensiz yaşamaktansa, seninle ölmek benim için bir şereftir.” diye haykırdı.

Saygı vardı gözlerinde, sevgi vardı. Tüm sadakatiyle teslim olduğu adama, gözyaşları içerisinde bakıyordu. Yorgun gözlerinden akan yaşlar, yağmurla birleşip, yüzündeki kan lekelerinin arasından yollar çizerek, yerdeki su birikintilerine düşüyordu. Yağmur durmaksızın yağmaya devam ediyordu. Karşıdaki gri tepelerin ardından sabahın ilk ışıkları savaş meydanını belli belirsiz aydınlatmaya başlamıştı.

Adam güçlü parmaklarıyla kavradığı kılıcını sert bir hamle ile çamurlaşmış yere sapladı. Ellerini uzattı. Karşısında duran kadının titreyen ellerini avucuna aldı. Minnet ve merhametle baktı. Almış olduğu yaralar canını ne kadar yaksa da kadının bakışlarında parlayan sakinlik ve huzur ona şifa gibi gelmişti. Gür ve çatallı sesiyle:

-“O halde ölümün olmadığı o yere gidelim.” dedi ve yerden kılıcını aldı. İkisi de son bir kez birbirlerine baktılar ve gülümsediler. Huzur vardı kalplerinde, sevgi vardı. İkisi de aslanlar gibi kükreyerek, karşı tepenin yamaçlarında dizilmiş, şaşkınlıkla onlara bakan, yüzlerce düşmana doğru koşmaya başladılar. Oklar yağmur gibi yağmaya başladı.

Meydanı sessizlik bürüdüğünde bir tek yağmurun sesi vardı, bir de ağlayan sabahın…

Kudret Uğurlu Eminsoy

Yönetici

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.