SON DAKİKA

Kudret Uğurlu Eminsoy
Efe Batur Ilgın

Kızılderililer ve Bir Milletin İmhası

“Beyazlar bize birçok söz verdiler, hatırlayamadığım kadar çok; bir tekinin dışında hiçbirini tutmadılar. Toprağımızı alacaklarını söylediler ve aldılar” Kırmızı Bulut (Mahpiu Luta / Sioux)

Kızılderililer ve Bir Milletin İmhası
Bu haber 02 Şubat 2018 - 22:29 'de eklendi ve 170 views kez görüntülendi.

 Yazımıza başlarken Kızılderili Şeflerinin efsanevi sözlerini yazarak başlayalım:
“Beyazlar bize birçok söz verdiler, hatırlayamadığım kadar çok; bir tekinin dışında hiçbirini tutmadılar. Toprağımızı alacaklarını söylediler ve aldılar” Kırmızı Bulut (Mahpiu Luta / Sioux)
“Beyazların uyduğu hangi anlaşmayı Kızılderili bozdu? Hiç. Beyaz adam bizle yaptığı hangi anlaşmaya uydu? Hiç. Ben bir çocukken, dünya Siouxlarındı; güneş, onların topraklarında doğar ve batardı; savaşlara on bin kişi gönderirlerdi. Bugün savaşçılar neredeler? Onları kim katletti? Topraklarımız nerede? Onlara kim sahip? Hangi beyaz adam onun toprağını ya da parasını çaldığımı iddia edebilir? Yine de benim bir hırsız olduğumu söylüyorlar. Hangi beyaz kadın, ne kadar yalnız olursa olsun, benim tarafımdan esir alındı ya da onuru kırıldı? Yine de, benim kötü bir Kızılderili olduğumu söylüyorlar. Hangi beyaz adam beni sarhoş gördü? Kim benim yanıma aç geldi ve doyurulmadı? Kim beni karımı döverken ya da çocuklarıma kötü davranırken gördü? Hangi kanunu çiğnedim? Kendimi sevmem yanlış bir şey mi? Derimin renginin kırmızı olması çok mu kötü; ya da bir Sioux olmam; babamın yaşadığı yerde doğmuş olmam; halkım ve topraklarım için canımı verebilecek olmam?” Oturan Boğa (Tatanka Yotanka)
“Nerede bugün Pequotlar? Narragansettler, Mohawklar, Pokanoketler ve halkımın bir zamanlar güçlü olan diğer kabileleri nerede? Yaz güneşinin altında eriyip giden kar gibi, beyaz adamın aç gözlülüğü ve baskısıyla yok oldular” Tecumseh (Shawnee Reisi)
“Yalnızca bir kere de ağlatmadılar bizi. Mavi ceketli askerler ve Uteler, her yer karanlık ve her şey durgunken, gecenin içinden çıkageldiler ve kamp ateşi yerine bizim çadırlarımızı yaktılar. Av hayvanları yerine benim cesur savaşçılarımı öldürdüler. Kabilenin hayatta kalan savaşçıları, ölüler için saçlarını kestiler.” On Ayı (Parra-Wa-Samen / Comanche)
“Her şeyi açıkça bildikleri halde şimdi diyorlar ki, ben kötü biriymişim. Hatta oradakilerin en kötüsüymüşüm. Ben ne yaptım ki? Ağaçların gölgesinde ailemle birlikte yaşayıp gidiyordum.”
Geronimo (Goyathlay / Son Apache Reisi)
“Beyazlar hiçbir zaman toprağa ya da geyiklere ya da ayılara aldırmadılar. Biz Kızılderililer bir hayvanı öldürdüğümüz zaman, onun bütün etini yiyoruz. Kökleri kazdığımızda küçük çukurlar açıyoruz. Ev yaptığımızda, küçük çukurlar açıyoruz. Biz çekirgeler için otları yaktığımızda, hiçbir şeyi mahvetmiyoruz. Biz, meşe palamutlarını ve fıstıkları sallayarak düşürüyoruz. Ağaçları baltalayıp devirmiyoruz. Biz yalnızca kurumuş ağaçları kullanıyoruz. Ama beyazlar toprağı deşiyorlar, ağaçları söküyorlar, her şeyi öldürüyorlar. Ağaç diyor ki ‘Yapma. Acıyor. Canımı yakma.’ Ama onlar, onu baltalayıp kesiyorlar. Toprağın ruhu, onlardan nefret ediyor… Kızılderililer asla bir şeyin canını yakmaz, ama beyazlar her şeye zarar veriyorlar… Kaya diyor ki, ‘Yapma. Canımı yakıyorsun.’ Ama beyazlar hiç umursamıyor… Beyaz adamın ona dokunduğu her yer acıyor.”
Yaşlı bir Wintu kadını
“Büyük geniş ovaların, güzel tepelerin, kıvrılarak akan ırmakların vahşi olduğunu düşünmüyorduk biz. Yalnızca beyaz adama göre toprak, vahşi hayvanlarla vahşi insanlar tarafından istilâ edilmişti. Bizim için doğa vahşi değildi. Toprak cömertti, etrafımız Yüce Gizem’in bize verdiği nimetlerle doluydu. Bizim için doğa, ancak doğudan kıllı adamlar gelip de, gaddarca bir coşkuyla bize ve sevdiğimiz insanlara onca haksızlığı yaptığında vahşi oldu. Ormandaki bütün hayvanlar onun yayılmasından kaçmaya başladığında-işte ancak o zaman bizim için ‘Vahşi Batı’ başladı.”
Dinelen Ayı (Reis Luther / Sioux)
“Kadınlar ve çocuklar erkeklerden daha ürkek değil midirler? Cheyenne savaşçıları korkusuzdur, ama siz Kum Deresi’ni işittiniz mi hiç? Askerleriniz, orada kadınları ve çocukları boğazlayanların tıpkısı.”
Gaga Burun (Woquini / General W. Scott Hancock’a)

Standing Bear – Dinelen Ayı, karısı ve oğlu“Beyazlar olup biteni tek yanlış anlattı. Kendilerini tatmin etmek için böyle anlattılar. Beyaz adamın anlattığı, kendi yaptığı en iyi işlerle Kızılderililerin en kötü işleri oldu.”

Sarı Kurt (Nez Perce’lerden)
“O zaman kaç kişinin öldüğünü anlayamamıştım. Şimdi kocamışlığımın şu yüksek tepesinden gerilere baktığımda, yerde birbirleri üzerinde yığılı duran boğazlanmış kadınları ve çocukları, halâ o genç gözlerimle görebiliyorum. Ve orada, o kanlı çamurun içinde bir şeyin daha öldüğünü ve o kar fırtınasına gömüldüğünü görebiliyorum. Evet, bir halkın düşü öldü orada. Güzel bir düştü evet… sonra bir ulusun umudu kırılıp paramparça oldu. Artık yeryüzünün merkezi yok, ölüp gitti kutsal ağaç.”
Kara Geyik

Kızılderililer’in Kökeni:
Bilim adamları arasında, Kızılderililer’in Asya kökenli olduğuna ve 11.000 yıl önceki Buzul Çağı’nda donan Bering Boğazı’ndan Amerika kıtasına göç ettiklerine dair bir görüş birliği bulunuyor. Buna göre, göçebe Sibiryalı topluluklar av peşinde Alaska’ya ve ardından güneye yönelmişlerdi (ATLAS, sayı 99-Haziran 2001). Hattâ, M. K. Atatürk’ün okumuş olduğu kitaplardan olan ve T. C. Maarif Vekâleti tarafından 1927 yılında Devlet Matbaası’nda basılan “Cihan Tarihinin Umumi Hatları” adlı kitabın yazarı Herbert George Wells, şu yargıya varmıştır: “Amerikan yerli halkı Moğol ırkına mensuptur.”
1. cildin 116. sayfasında yer alan söz konusu tümce Atatürk tarafından önemsenmiş ve altı çizilmiştir (kız kulesi’ndeki kızılderili, Sunay Akın).
Ord. Prof. Dr. Reha Oğuz Türkan, Prof. Dr. Aldülmecit Doğru ve Doç. Dr. Ahmet Ali Arslan, yaptıkları araştırmalarda Amerikan yerlileri ile Türk Dünyası’nın kültürel özelliklerinin benzerlikleri üzerinde durmuşlardır. Özellikle Sibirya Türkleri olan Saha, Tuva, Hakas, Altay, Televit ve Şor Türkleri ile Kızılderililer arasında, dil de dahil olmak üzere birçok kültürel paralellikler  ulunmaktadır. Bundan dolayı bazı araştırma cılar Kızılderililerin Türk kökenli olduklarını iddia etmişlerdir.   Ord. Prof. Dr. Reha Oğuz Türkkan, 20 Şubat 1996 tarihli Hürriyet gazetesinde başlayıp iki gün süren yazı dizisinde Kızılderililer’in Türklerle akraba olduklarını belirtiyor. Türkkan, yazı dizisinde Kızılderili dillerinde 300-500 Türkçe sözcük olduğunu da belirtiyor ve bir de anısını anlatıyor: “New York’tayken televizyonda ‘Güller Resmi Geçidi’ni seyrediyordum; otomobil ve kamyonetler renk-renk desenler halinde güllerle donanmıştı. Çeşitli ülkelerin katıldığı bu şöleni televizyoncu Chet Huntley anlatıyordu. Bir takımı ‘Şimdi Meksika Kızılderililerinki geçiyor’ diye tanıtınca, yardımcısı elindeki kâğıdı işaret etti. Spiker de şöyle özür diledi: ‘Kızılderililer’in değil, Türkiye Konsolosluğu’nunmuş. Desenler o kadar benziyor ki şaşırdım’ ” (kız kulesi’ndeki kızılderili, Sunay Akın).
Kristof Kolomb:
Kristof Kolomb’un 1492’dekikeşfinden hemen sonra başlayan Amerika yerlilerini sindirme, topraklarına ve doğal kaynaklarına el koyma süreci, 1886’da son Kızılderili direnişçisi Apache Reisi Geronimo’nun teslim olmasıyla tamamlandı. Bütün Amerika kıtasında on milyonlarca yerli, Avrupalılar tarafından ortadan kaldırıldı, yüzlerce ulus, yüzlerce dil, yüzlerce kültür bir daha dönmemecesine yeryüzünden silindi.

Kolomb’un seyir günlüğünden bazı alıntılar: “… Onlara kılıçlarımızı gösterdik. Keskin demir silâhları ilk kez gördükleri belli. Kesmenin ne demek olduğunu bilmediklerinden, bazıları kılıçların keskin tarafını tutunca ellerini kestiler. Bu insanlar ne herhangi bir mezhebe bağlılar, ne de puta tapıyorlar. Kötülüğü tanımıyorlar, birbirlerini öldürmeyi bilmiyorlar. Hiç silâhları yok. Kızılderililer son derece sade, dürüst ve eli açık insanlar. Herhangi birinden sahip olduğu herhangi bir şey istenince hemen veriyorlar. Kötülüğün ne olduğunu hiç bilmiyorlar, çalmıyorlar, öldürmüyorlar. Komşularını kendileri kadar çok seviyorlar. Dünyada onlar kadar tatlı dilli insanlar yoktur. Her zaman gülüyorlar.”

Ama, Kızılderililer’in yüzlerindeki gülümseme çabuk kaybolur. Çünkü, Amerika Fatihi(!) yukarıdaki sözlerinin hemen ardından şunları yazar: “Elli adamla bu halkın hepsini boyunduruk altına alabilir ve onlara her istediğimizi yaptırabiliriz.” (kız kulesi’ndeki kızılderili, Sunay Akın)
Kolomb’un günlüğünden Kızılderililer’in dünyasını öğrenince, yapılan soykırımın korkunçluğu daha da ortaya çıkıyor.
İlk Katliamlar:
İlk katliamlardan birisi 1637’de Pequot kabilesinin aldığı askerî destekle İngiliz kolonici John Mason tarafından katledilmesidir. Mason hiç vicdan azabı duymadı, çünkü bu katliama Tanrı’nın aracı olduğunu düşünüyordu. Puritan inancına göre kâfirleri öldürmek bir cürüm değil, aksine iyi bir harekettir.
Amerika’nın bir çok bölgesinde Kızılderililer’in İncil’de yok edilmesi emredilen ırk olduğu iddiasıyla seri katliamlar işlendi. Kızılderililer, insan-altı yaratıklar olarak kabul edildiler; sömürülmeleri ve boğazlanmaları ilâhî bir etkinlikti. Hristiyanlığa geçmeye direnen Kızılderililer için kanunlar çıkartıldı, onlar için ölüm cezası uygun görüldü.
Altın ve ‘Gözyaşları Yolu’:
Kızılderililer topraklarında altın bulunmasına sevinemediler, çünkü bu onlar için sürgün ve katliam demekti. ABD ordusu, 1838’de Cherokee’leri esir kamplarına toplayarak yukarı Batı’ya doğru yürüyüşe geçirdiler. Zorlu ve çetin bir kış yolculuğu esnasında Cherokee kabilesinin üçte biri telef oldu. Zorla yaptırılan bu tehcir hareketi tarihe ‘Gözyaşları Yolu’ olarak geçti.
“En iyi Kızılderili, ölü bir Kızılderilidir” (!) / Pershing Füzeleri:
John Joseph Pershing, ardında çok ölü bırakması, kıyıcılığı, acımasızlığı ve toptan öldürme girişimleri nedeniyle kendisine ‘Black Jack’ (Kara Jack) adı verilmiştir. “En iyi Kızılderili, ölü bir Kızılderilidir” sözü Pershing tarafından tarihe kazınmıştır. Bu insan canavarının adı, Amerikan tarihine ‘kahraman’ olarak geçmiştir ve nükleer başlıklı Pershing füzelerinde yaşatılmaktadır.
Tarihçe ;
1492 _ Christoph Colomb yeni kıtaya, San Salvador Adası’na ayak basıyor. Daha on yıl geçmeden yüz binlerce Taino yok ediliyor.
1492-1800 _ Göçler sonucunda kıtanın neredeyse yarısı kızılderililerin elinden alınıyor.
1803 _ Louisiana Satışı. Başkan Jefferson 15 milyon dolar karşılığında Birleşik Devletler topraklarını iki katına çıkarıyor.
1803-6 _ Lewis ve Clark’ın keşif gezisi. Loisiana satışı ile batıda elde edilen yeni topraklar araştırılıyor.
1809-11 _ Shawnee Reisi Tecumseh Mississippi’nin batısındaki yerli kabilelerini birleştirerek, beyazları topraklarından atmaya çalışıyor. Sonuç yenilgi ve yıkım…
1813-14 _ Alabama’da Creeklere karşı savaş çıkan savaş iki taraf içinde kanlı sonuçlar veriyor.
1817-18 _ Geleceğin Başkanı Andrew Jackson, Florida’daki Seminolelerin çoğunu bölgeden sürüyor ve Keskin Bıçak lakabını alıyor.
1824 _ Sequoyah, Cherokee alfabesini geliştiriyor.
1827 _ Michigan’da Winnebago Reisi Kızıl Kuş teslim oluyor ve hemen ardından ölüyor.
1832 _ Mississippi’nin batısındaki tüm topraklar kongre tarafından Kızılderili Bölgesi ilan ediliyor.
1835 _ Samuel Colt revolver tabancanın patentini alıyor.
1837 _ Seminole Reisi Osceola ve diğer Kızılderili reisleri beyaz bayrak altında tutuklanıyorlar. Hemen ardından Okeechobee Gölü Savaşı’yla Seminole halkı tesli oluyor.
1838 _ Cherokee’ler gözyaşı ve ölüm dolu bir yolculukla eorgia’dan Mississippi’nin batısına sürülüyorlar.
1842 _ Doğudan batıya iki bin millik Oregon yolu açılıyor.
1844 _ Samuel morse telgrafı keşfediyor.
1845 _ John O’Sullivan Kader Bildirisini kaleme alıyor. Amerikan topraklarının zenginliklerini değerlendirmek ve yerli halkları uygarlaştırmak beyazların kaderi ilan ediliyor.
1847 _ Brigham Young ve Mormonlar Utah’ta Büyük Tuz Gölü bölgesine yerleşiyorlar.
1849 _ Altın bulunan Kaliforniya’ya büyük bir göç dalgası yaşanıyor.
1850 _ Kızılderili bölgesinde dört eyalet daha oluşturuluyor.
1860 _ Abraham Lincoln başkan seçiliyor.
1860-65 _ Kuzeylile ile Güneyliler arasında amerikan iç savaşı çıkıyor.
1862 _ Çiftçiler iskan yasasıyla bütün Amerika’da özellikle Büyük Ovalar’da binlerce küçük çiftlik kurulmasının önünü açıyor.
1864 _ Kum Deresi Katliamı. Albay Chivington, Cheyenne Reisi Kara Kazan’ın köyünü basıyor. 28’i erkek 133 Kızılderili öldürülüyor.
1866 _ Kızıl Bulut önderliğindeki Siouxlar topraklarından yol geçirip (Bozeman Yolu) kale yapmak isteyen askerlerle çatışıyor. 80 Asker ölüyor.
1867 _ ABD 7 milyon dolar karşılığında Alaska’yı satın alıyor.
1867 _ Texas’tan Abilen’e büyük sığır yolu açılıyor.
1868 _ Kızıl Bulut ve General Sherman anlaşıyor. Bozeman Yolu iptal ediliyor. Sioux ve Kuzeyli Cheyenne’lerin kendi topraklarının büyük bölümünde özgürce yaşamalarına karar veriliyor.
1868 _ Washita Kıyımı. Albay Custer komutasındaki Süvari Alayı suçsuz bir Cheyenne köyüne daha saldırıyor. Kara Kazan dahil 11’i savaşçı 103 kişi öldürülüyor.
1869 _ Güneyli Cheyenneler,Arapaho ve Comanche ittifakı yenilgiye uğruyor. Savaş reisleri Gaga Burun ve Uzun Boğa öldürülüyor. Tesli olan Comanche reisi Tosawi’ye ” EN İYİ KIZILDERİLİ ÖLÜ BİR KIZILDERİLİDİR!” sözü sarfediliyor.
1869 _ Union Pacific ve Central Pacific tren yollarının birleşmesiyle doğudan batıya kesintisiz tren yolculuğu dönemi başlıyor.
1871-75 _ Texas’ta yabansığırları alanında büyük savaş. Texas’lılar Kiowa-Comanche ittifakını çökertiyor. Bütün önemli liderler yakalanıyor.
1875-76 _ Ordunun beklediği madenciler Sioux’ların kutsal kabul ettiği Kara Tepeler bölgesine sızıyorlar. Gerilim artıyor ve çatışmalar başlıyor.
1876 _ Custer’in süvari alayı bu kez little Bighorn’da saldırıyor ancak Oturan Boğa ve çılgın At tarafından kaşılanıyor ve çarpışmada Amerikan askerlerinin tümü ölüyor.
1876 _ Silahsör, kumarbaz ve kanun adamı Vahşi bill Hickok öldürülüyor.
1877_ Çılgın At, Fort Robinson’da askerler teslim olduktan sonra öldürülüyor.
1877 _ Reis Joseph liderliğindeki Nez Perceler ordu önünde bin milden fazla kaçtıktan sonra teslim olmak zorunda kalıyorlar.
1878 _ Cheyenne sonbaharı. Sürgündeki 300 Cheyenne yurtlarına dönebilmek için son bir mücadeleye girişiyor. Büyük çoğunluğu açlık, soğuk ve kurşunlara yenik düşüyor.
1881 _ Oturan Boğa teslim oluyor.
1881 _ Wyatt Earp ve Doc Holliday düşmanları Clanton kardeşleri O.K.Corral’da yenilgiye uğratıyor.
1881 _ Silahşör Billy the Kid öldürülüyor.
1882 _ Banka ve tren soyguncusu Jesse James öldürülüyor.
1883 _ Buffalo Bill’in Vahşi Batı Gösterisi başlıyor.
1886 _ 15 yıldır ssavaşan Apache reisi Geronimo teslim oluyor.
1889-90 Beyazların kaybolup bufaloların geri döneceğini savlayan Hayalet Dansı yaygınlaşıyor.
1890 _ Hayalet Dansı’nı destekleyen Oturan Boğa öldürülüyor. Kabilesini sakin bir yere götürmek isteyen Koca Ayak, Yaralı Diz’de Yedinci Süvari Alayı’nın saldırısına uğruyor. 300 kızılderili öldürülüyor.
1909 _ Geronimo ölüyor.
Beyaz adamı anlamak ;
“Iyi bir Kizilderili, ölü bir Kizilderili’dir!” Amerika’daki isgalciler durumu o kadar vahsete dökmüslerdi ki bir Kizilderili kafa derisini getirene kafa derisi basina kirk sterlin ödül veriyorlardi.
Bu ödül bazi yerlerde yüz dolara kadar çikiyordu. Ancak kadin ya da çocuk kafa derisi bunun yarisi ediyordu. Isgalcilerin vahsiligi onlar için paradan baska kahramanlik demekti. Bu yüzden pek çok kafa derisi avcisinin bir Kizilderili kadininin kafa derisini yüzüp arkadaslarina nasil büyük bir Kizilderili savasçisiyla mücadele ettigi yalanini anlatirlardi.
Kuzey Amerika’daki Kizilderililerin sayisi kolonizasyon hareketine karsi zarar verecek denli kalabalik degildi. Ayrica onlarin beyaz adam gibi sinsi silahlari da yoktu. Beyaz adam her zaman yaptigi gibi onlari dost bilenlerin yüzüne gülmüs, sirtlarini çevirdiklerinde de hançerlemistir. Yine de Kizilderili direnisçileri mertlikleriyle bir destan yazmislardir.
Kuzey Amerika’ya ilk Avrupalilar geldiklerinde orada bulunan Kizilderililerin sayisinin toplam bir iki milyon oldugu söylenir (sadece o bölgede). Oysa o zamanda Amerika Kitasi’nda ortalama seksen milyon Kizilderili yasiyordu. Yasamlarini karada ve suda avlanmakla idame ettiren bu barisçil halk, ilk zamanlar beyazlarin saldirganliklarina ve tacizlerine sert bir karsilik vermedi. Fakat beyaz adamin niyeti soykirim yapmakti. Beyazlarin isledigi cinayetlerin artmasiyla birlikte bazi savasçi kabileler direnise geçti. Fakat Kizilderililerin isyaniyla beyaz adam gemi iyice aziya aldi.
1637 yilinda Connecticut Vadisi’nde yasayan Powhatan kabilesi üyeleri kadin ve çocuk demeden neredeyse tamamen katledilmistir. Bu savastan sonra aralarinda husumet olan bazi Kizilderili kabileleri bile göçmenlere karsi birlestiler. Daha sonra Kral Philip’in olusturdugu bir ordu irili ufakli birçok Kizilderili kabilesini iki yil süren bir savas sonucunda katletti.
Bir Kızılderili Atasözü
Bu dünya bize atalarimizdan miras kalmadi, biz onu çocuklarimizdan ödünç aldik”

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER